11 Ağustos 2010 Çarşamba
İşim çok...
İşim çok benim lütfen meşgul etmeyin beni.
3 tane çekmecem var.
O an için nereye konulacağı bilinmeyen, çöpe atmaya da kıyılamayan
Bir telaş, bir acele eldekilerin tıkıştırıldığı çekmecelerden.
Biri yatak odasındaki tuvalet masasının üst çekmecesi
Biri girişte yer alan dolabın çekmecesi
Biri de konsolun üst çekmecesi
Aaa durun durun birde yemek takımının parçası kaşıklık var onunda çekmecesi dolu
Şimdi ortaya bir örtü serilecek ilk çekmece boşaltılacak
İşe yarar olanlar ayrılacak
sokaktaki çoluk çocuğu mutlu edecek cinsten oyuncaklar varsa bir poşete konulacak
Bazıları içinde hiç düşünülmeden, kıyas yapılmadan, yorum yapmadan çöp poşetine atılacak.
İşim çok benim dedim ya,
Meşgul etmeyin beni lütfen...
Not: Resim pek sevdiğim 10marifet sitesinden....
10 Ağustos 2010 Salı
Hoşgeldin Ramazan
Şimdi her sene Ramazan ayı geldiğinde sanki ilk defa oruç tutuluyormuş gibi sanılarak oruç nasıl tutulur, orucu bozanlar nelerdir diye yazılır, çizilir...
Geleneği bozmayayım, benimde çorbada biraz tuzum bulunsun istedim.
İşte oruçla ilgili bilinmesi gerekenler....
Soru: "Makyaj yapmak orucu bozar mı?".
Cevap: "Makyaj sadece deri üzerine temas ettiğinden ve yenilip içilmediğinden orucu bozmaz."
Soru: "Oruçluyken unutarak yemek yedim, daha sonra hatırladım, fakat yine de yemeye devam ettim. Acaba orucum bozulur mu?".
Cevap: "Evet, bozulur."
Soru: "Sabah imsak vaktinden sonra uyandım, yemek yedim ve oruç tutmak için niyet ederek tekrar uyudum. Acaba tutacağım oruç kabul olur mu?".
Cevap: "Hayır, kabul olmaz."
Soru: "Göz damlası orucu bozar mı?".
Cevap: "Bozmaz."
Cevap: "Bozmaz."
Soru : "Kıza laf atarsam orucum bozulurmu acaba hocam ?"
Cevap : "Laf yemediğin sürece bozulmaz kardeşim"
Cevap : "Laf yemediğin sürece bozulmaz kardeşim"
Soru : "Hocam öpüşmek orucu bozar mı?"
Beyaz hoca: "Uzun sürerse bozar ; öpüşmenin arkasında bi art niyet yoksa bozmaz.
Beyaz hoca: "Uzun sürerse bozar ; öpüşmenin arkasında bi art niyet yoksa bozmaz.
Soru : "Hocam denize girmek orucu bozar mı?"
Beyaz hoca: "Hayır denize girmekle banyo yapmakla oruç bozulmaz."
Beyaz hoca: "Hayır denize girmekle banyo yapmakla oruç bozulmaz."
Soru: "Peki denizde bikinili bayanlara bakmak orucu bozar mı?"
Beyaz hoca: "Önemli olan nasıl baktığınızdır , boş boş bakarsanız bozulmaz"
Beyaz hoca: "Önemli olan nasıl baktığınızdır , boş boş bakarsanız bozulmaz"
Elbette bunlar işin şakası, Hayırlı Ramazanlar..
9 Ağustos 2010 Pazartesi
Diş ağrısı...
Aslında kendimi bugüne daha başka hazırlamıştım. Öyle kalkayım dolanayım biraz ne zamandır yıkanmış ama sıcaktan bir iki tanesi katlanmış sonra da sıcaktan bunalınca atılmış vaziyette bekleyen çamaşırları katlamak. Yatıp uzanıp yarım kalmış bir kitap okumak ya da öylee tembellik etmek falan.
Sabah teyzemin kızı uyandırdı beni "Hadi bugün dişlerimizin dolgusunu yaptıralım" dedi.
Haydaa dedim..
Ama ben kendimi bugüne böyle hazırlamadım ki?
Yaptırmaya karar verdik, kalktım erkenden...
Ama ben yıllardan beri sabah birdenbire kalktığımda vücudumun pusulası şaşar.
Afedersiniz bir mide bulantısı, öğürme peşi sıra bu sıkıntılı süreci atlatmaya çalışırken gözlerden gelen yaşlar.
Yine peşi sıra yaşandı bu anlatılanlar.
Biraz kahvaltı yapıldı zar zor Teyzemin kızı zoruyla.
Bindik otobüse Eşrefpaşa'ya teyzeme gittik.
Teyzem biz gelmeden numara almış, bizde saat 1'de poliklinikte sıramızı beklemeye başladık.
Önce teyzemin kızı girdi 10 dakika sonra çıktı dolgu yaptırmış.
Aaa dedim bu kadar mı? Ne kolay oldu.
Sıra bana geldi. Girdim içeri. Doktor bey önce 2 tane iğne vurdu.
Ve birden garip bir şekilde dudaklarımı hissetmemeye başladım, ağzımın içinde bişiler oldu, sağ gözüm küçüldü sanki. Bir bayan daha vardı. Onada dolgu yapıldı 5 dakika bile sürmedi sanırım. Hah dedim benimde böyle olacak. Doktor geldi oturdu başıma. Bir makina ile dişime bişiler yaptı duman çıktı, kötü bi koku yayıldı. Sonra da dolgu yapıldı bir kıskaç gibi bişeyle dişim vidalanarak kıstırıldı. tak tak bişeyle vuruldu. 10 dakika sonra dolgu bitti. Ama dudağımı hissedemedim daha yeni yeni açıldı. Biraz ağrı var ama umarım geçicidir...
Evde yokuz
Bu gün biz evde yoktuk.
Hemde eve önemli bir misafir geleceği gün
Biz evden kaçtıkkk....
Aman dedik bize ne.
Şimdi bir sürü tantana yapacak, atacak tutacak,
Ona sataşacak, buna heybetlenecek...
Hiçç çekemeyiz zaten hava da sıcak
Çay ister misin diye sorucaz evet diyecek,
Daha ikram alır mısın dicez evet diyecek,
Gitme otur dicez evet hatta yatıya da kalayım diyecek.
Türlü istekleri var, olucakta daha
Aman "HAYIR" dicez,
Anlamayacak...
Eşrefpaşalıyım ben,
Anlamam İstanbul'un bi ilçesinden...
Kaçtık gittik bizde...
Eskiden çocukluğumuzun geçtiği mandalina bahçeleriyle dolu olan,
Ne yazık ki şimdi o bahçelerin yerini villaların aldığı
Öğleden sonra çıkan dalgarıyla pek bi meşhur
Uçsuz bucaksız bir sahile sahip olan
Gümüldür'e...
Yolda dua ettik yine dalga olsun diye...
Tavşan Adası'nı sol tarafımıza çarpraz alıp
Dalgalarla oynadık,
Dalgalar bizi yendi,
Kimilerinin şortunu çekti,
Kimilerinin bikinilerini çıkarmaya çalıştı,
Gülmekten ağzımız tuzlu suyla doldu,
Bu sıcakta çok iyi geldi....
Hemde eve önemli bir misafir geleceği gün
Biz evden kaçtıkkk....
Aman dedik bize ne.
Şimdi bir sürü tantana yapacak, atacak tutacak,
Ona sataşacak, buna heybetlenecek...
Hiçç çekemeyiz zaten hava da sıcak
Çay ister misin diye sorucaz evet diyecek,
Daha ikram alır mısın dicez evet diyecek,
Gitme otur dicez evet hatta yatıya da kalayım diyecek.
Türlü istekleri var, olucakta daha
Aman "HAYIR" dicez,
Anlamayacak...
Eşrefpaşalıyım ben,
Anlamam İstanbul'un bi ilçesinden...
Kaçtık gittik bizde...
Eskiden çocukluğumuzun geçtiği mandalina bahçeleriyle dolu olan,
Ne yazık ki şimdi o bahçelerin yerini villaların aldığı
Öğleden sonra çıkan dalgarıyla pek bi meşhur
Uçsuz bucaksız bir sahile sahip olan
Gümüldür'e...
Yolda dua ettik yine dalga olsun diye...
Tavşan Adası'nı sol tarafımıza çarpraz alıp
Dalgalarla oynadık,
Dalgalar bizi yendi,
Kimilerinin şortunu çekti,
Kimilerinin bikinilerini çıkarmaya çalıştı,
Gülmekten ağzımız tuzlu suyla doldu,
Bu sıcakta çok iyi geldi....
6 Ağustos 2010 Cuma
Tozlu albümlerden..
Valla bu resimleri koyma nedenim şu,
Hava sıcak malum ve bu sıcaktan bişi yapasım yok.
Bari dedim eskileri karıştırayım
Sözler değil resimler konuşsun.
İşte benim küçüklükten bir iki resmim.
1.yaşgünümde bu resim...
Yine aynı gün Cumhuriyet Meydanında
Eski Efes Oteli'nin önünde
Bu resimde elbiseli kısa saçlı kız çocuğu benim.
Bu elbisemi çok severdim her gün giymek isterdim.
İlkokul son sınıf mezuniyette..
Hadi bakalım hangisi benim?
Teyzemin oğlunun düğünü için annem dikmişti bu tuvaleti !
Tafta kumaştandı...
Bu resimde 11 yaşındayım.
15 yaşındayım bu resimde..
Bu da lisede bi şiir yarışmasında 1.olmuştum.
Müdür yardımcımızdan hediyemi alırken...
3 Ağustos 2010 Salı
Beni hatırla
Youtube açılmayanlar için link; Ayşegül Aldinç "Beni hatırla"
http://fizy.com/#s/1airpn
Bunca yıldan sonra hala her çaldığında
Beni her defasında vuran acımasız...
Elim ayağım hatta beynim bile bağlıdır karşısında
Hükmü geçmez hiçbir zaman kalbime
Söz geçmez, kelime haznesi sıfırdır.
Tek bildiği,
Her telefon çalışında
Güm eden yüreğimde duyduğum ses
Bir iki damla gözyaşım
İçimden gelerek akıttığım...
Bitmeyen lanetim, sönmeyen sızım kalbimde
Tekrar o yollardan geçerken,
Son dönemeçte kalan şehir tabelası
Ne kadar yakınlaşsam da sana uzaklaştığım
O bembeyaz tepeli şehrinden...
Mavi Balon...
2 Ağustos 2010 Pazartesi
Pazar...
Dışarıda sıcaklığın 35 olduğu,
Klima sayesinde içeride bir serinlik,Ve buna rağmen büyük bardaklarda tüketilen su, limonata, kola gibi içecekler..
Ve böyle bir günde tam 4 tane film izlemek...
Tek kelime ile harikaydı...
İlk film

The Duchess !
18. yüzyıl İngiliz aristokratlarından Devonshire Düşesi Georgiana Cavendish hakkındaki biyografisinden uyarlanan 2008 yapımı film. Başrollerde Keira Knightley, Ralph Fiennes...
Çok beğendim, çok romantik harika bir aşk öyküsü...

Kitabını okumuştum daha önce ama pek de hoşlanmamıştım sıkıcı gelmişti. Ama filmini sevdim.

The x flıes - Gizli dosyalar Bir seri film ve daha sonrasında da dizisi olan bir yapımın ilk halkası. Sinemada izlemiştim ilk çok beğenmiştim. Daha sonra yayınlanan filmi ise izlemedim. Hele dizisini hiç. ama eşim severek izlerdi... Beni çekmemişti..
Bir alışverişkoliğin itirafları, bu kadar eğlenceli bir filmle günü kapamak çok güzel oldu doğrusu. Rebecca'nın halleri harikaydı..
Not: ne kadar uğraşsam da bazı yerlerdeki hataları düzeltemedim, sıcakta var sıkıldım öyle bıraktım..
30 Temmuz 2010 Cuma
Buz gibi limonata olmalı
İşte şimdi şöyle en büyük bardağından içinde de Reyhan otu, buzlu ev yapımı limonata....
Eh her isteğimiz madem olamıyor bir burun oynatmamızla,
Bana limonata tadı veren sevdiklerimi yayınlayayım dedim...
http://feiticeiradasagulhas.blogspot.com/
Bu sayfayı seviyorum, içlerinden beğendiklerimi kaydedip masa üstündeki elişi dosyama...
http://www.kirikplaklar.com/
Bu adresteki müzikleri dinlemeyi çok seviyorum. Eskilerden çalıyorlar...
http://www.10marifet.org/
İşte bir el işi sitesi adresi daha....
http://endiseliperi.blogspot.com/
Yazılarını okumayı sevdiğim bir blogcu, Endişeli peri...
http://www.canliradyolar.gen.tr/klasik-muzik-dinle.html
Bu klasik müzik adreslerinin olduğu site beni her zaman dinlendiriyor...
http://fizy.com/
Bu adreste de sevdiğim müzikleri buluyorum..
http://portakalagaci.com/
Her daim tariflerinin tam tuttuğu, açık anlaşılır olduğu çok sevdiğim bir yer..
Eh her isteğimiz madem olamıyor bir burun oynatmamızla,
Bana limonata tadı veren sevdiklerimi yayınlayayım dedim...
http://feiticeiradasagulhas.blogspot.com/
Bu sayfayı seviyorum, içlerinden beğendiklerimi kaydedip masa üstündeki elişi dosyama...
http://www.kirikplaklar.com/
Bu adresteki müzikleri dinlemeyi çok seviyorum. Eskilerden çalıyorlar...
http://www.10marifet.org/
İşte bir el işi sitesi adresi daha....
http://endiseliperi.blogspot.com/
Yazılarını okumayı sevdiğim bir blogcu, Endişeli peri...
http://www.canliradyolar.gen.tr/klasik-muzik-dinle.html
Bu klasik müzik adreslerinin olduğu site beni her zaman dinlendiriyor...
http://fizy.com/
Bu adreste de sevdiğim müzikleri buluyorum..
http://portakalagaci.com/
Her daim tariflerinin tam tuttuğu, açık anlaşılır olduğu çok sevdiğim bir yer..
29 Temmuz 2010 Perşembe
Güzel bir gün
Eğer gece rüzgar fırtına varsa dışarıda bir de pencerede açıksa biliyorum ki uyuyamaz...
O esen rüzgarın havalandırıp pencereden dışarı uçmasını sağladığı perdeyi hayalet de sanmaz ama kornişin çıkardığı sesten, arka bahçedeki kavak ağacının yapraklarının sesinden etkilenir karışık kuruşuk rüyalar görür. bunun sonunda da ertesi güne taş ocağındaki mahkumlar gibi yorgun uyanır. Bir de misafirde gelecekse tamam işte hiç yaklaşmayın yanına saatli bir bomba gibidir.
Neyse ki açılır daha sonra, içtiği bir bardak süt ve çukulatalı bisküvilerle. Misafir geleceği için bir telaş dolanır evin içinde, o odaya girer, mutfağa dalar, öğleden sonra gölge olan bahçede oturulur düşüncesiyle bahçeyi süpürür. İkram konusunda sıkıntısı yoktur, Allah ne verdiyse yeriz diye düşünür. Zaten gelecek misafirde yakın akraba olunca salça ekmek ikindi kahvaltısı bile iş görür. Yine de bu yazı bittikten sonra bir koşu mutfağa gidip milföyleri buzluktan çıkarıp tepsilere dizecek, maydanozla peyniri ezip iç hazırlayacak. Ocağa da tencerede su koyup makarna salatası için hazırlık yapacak.
Yalnız şu karşıda ki evin tadilatı keşke dün bitmiş olsaydı car car makina sesi pek iç açmıyor doğrusu....
Not: Hava sıcak olabilir ama olsun bir hortum tutup bahçeye birazda havaya sıkıp suni yağmur yapıp ıslanmak harika oluyor...
28 Temmuz 2010 Çarşamba
Bazen
Gece başımı yastığa koyunca gün içinde yaşadıklarımın, düşüncelerimin muhasebesini yapıyorum.
Ve fark ediyorum ki,
Bazen, birilerinin kalbini kırmamak için uğraşırken, 36 yıldır bir kere bile teklemeden çalışan kendi kalbimi kırıyorum.
Ona çok iyi davranmalıyım, ne mesai için bana surat yapıyor, ne zam istiyor, ne de yıllık izin.
Bazen çok büyük sözler ediyorum hem de yediğim kuş kadar lokmaları bile öğütemezken ağzımda.
Sonra da yutup bu lokmaları mideme zarardan başka bir şey vermiyorum.
Bazen, olur olmaz sözler veriyorum kendime.
Uygulayamıyacamı bile bile...
Hani diyorum belki yapabilirim diye...
Bazen, değiştirmek istiyorum bazı şeyleri
-en başta şu "şey" kelimesini kullanmayı-
Değiştirmek istediklerim için, en uygun zamanın sabah olduğunun kanaatine varıp dalıyorum uykuya
"Bugün ki kasa hesabını tutturdum" diye sevinerek.
Bişiler olucak biliyorum, değişecek...
Yıl sonu defteri alacaklı - borçlu hanesi tutmuş olarak....
27 Temmuz 2010 Salı
Sıcak !
Hava zaten sıcak, yaz mevsimin en sıcak günlerini yaşıyoruz.
Ama sağolsun gündem daha da sıcak.
Kazanın altına habire odun atıyor birileri.
Gün geçmiyor ki, şehit haberi, karakollara yapılan baskınlar...
Ama şunu biliyorum ki,
İsrail'e helal olsun kardeşim!
Adamlar iki tane askerleri için yerle bir ettiler Filistin'i.
Peki bizimkiler ne yapıyor?
Referandum öncesi şu sıcak gündemi yaratan olayların olması normal miş!
O zaman çekin şu referandum tarihini öne,
Olsun bitsin bu iş!
Ama sağolsun gündem daha da sıcak.
Kazanın altına habire odun atıyor birileri.
Gün geçmiyor ki, şehit haberi, karakollara yapılan baskınlar...
Ama şunu biliyorum ki,
İsrail'e helal olsun kardeşim!
Adamlar iki tane askerleri için yerle bir ettiler Filistin'i.
Peki bizimkiler ne yapıyor?
Referandum öncesi şu sıcak gündemi yaratan olayların olması normal miş!
O zaman çekin şu referandum tarihini öne,
Olsun bitsin bu iş!
Erimeden yazabildim...
Parov Stelar-Lost in Amsterdam
Yükleyen manfromcydonia. - Öne çıkan müzik videolarını izleyin.
Sıcaktan yazamıyorum bişiler.
Serinlemek için dinliyorum bu parçayı...
Hoşcakalın...
24 Temmuz 2010 Cumartesi
Yaz tatili
|
Şu sıcak yaz günlerinde hepimizin isteği tatile çıkmak değil mi?
MFÖ şarkısında çok güzel anlatmış yaz tatilini şarkıyı bulamadım
Sizin için seçtiğim bir MFÖ şarkısıyla idare edin artık....
İyi tatillerr...
Yaz tatili
Paranın katili
Biraz serinlemeye
Kafamı dinlemeye
Giderim ben tatile
Ellibini, yüzbini
Bikinisi, bluzu
Pantolonu, mayosu
para kalmaz
Yaz tatili
Paranın katili
Bu şapka enfes
Şu eteklik harika
İpekli, çok güzel
Ah bu şal
Papeller eridikçe eridi
Dilim damağım kurudu
Beşyüzbini versene
Milyonları versene
Yaz tatili
Paranın katili
Mayomuzu giyelim
Lokantaya gidelim
Yedikçe kazığı eğlenelim
Onbeş günlük dinlenme
Birkaç kadeh demlenme
Şarabı da kebabı da
Kol gibi kazığı da
Yaz tatili
16 Temmuz 2010 Cuma
Dayanamıyorum...
|
Dayanamıyorum,
Sabah ekşi bir suratla kalkıp daha yüzünü yıkamadan fırça atanlara,
Dayanamıyorum,
Sabah sabah hayattan feleğin sillesini yemiş mutlu olmayı dahi beceremeyen kadınların feryat figan söyledikleri şarkılarıyla yataktan zıplamaya,
Dayanamıyorum,
Yolda terliğini yere sürüyerek yürüyenlere,
Dayanamıyorum,
Kendisi uyanacak diye tüm sokağı acayip seslere sahip alarmla uyandıranlara,
Dayanamıyorum,
Sabah işe giderken dünden kalma tişörtle ter kokulu bir vaziyette tüm otobüse koku salan kokarcalara,
Dayanamıyorum,
Bir de otobüslerde deodorantı geçtim hadi su ve sabun görmemiş koltuk altlarıyla yukarıdaki demiri tutup beni bayılmalardan bayılma beğendirenlere,
Dayanamıyorum,
Müzik zevki bi bokmuş gibi milleti cıstak cıstak sesleriyle daha afyonları patlamadan zıvanadan çıkartanlara,
Dayanamıyorum kardeşim napayım.
Şu eli yüzü düzgün, mis gibi parfüm kokulu insanlar saat kaçta işe giderler ?
14 Temmuz 2010 Çarşamba

Küçüklüğüm, İzmir Eşrafpaşa'da Yapıcıoğlu semtinde geçti.
Rakım Elkutlu Caddesi, eski Çiçek sineması karşısı
Sokakta oynamaya bayılırdık kardeşimle. Evimizin önü cadde üzeriydi. Bizde evimizin arka tarafındaki boş arsada oynardık. Acıkınca da evin arka bahçesinden Annem'e görünmeden eve girip mutfaktan domat ve ekmek alıp kaçardık. Mazallah yakalanırsak dışarı çıkamıyacağımız gibi uyumaya da zorlanırdık. Şayet yakalanmışsak da akşam üstü 5 gibi kalkıp gevrek alıp Annem'in demlediği çayla tarasamızda ikindi kahvaltısı yapmak süper olurdu.
Evimizin önü cadde demiştim ya. İşte o cadde Kadifekale'ye giden yol üstündeydi. Evimizin yanında bulunan caminin önündeki duvara oturup o yoldan Kadifekale'ye turist götüren otobüsleri beklerdik. Otobüsler geçerken el sallayıp arkadaşlarla birbirimize hava atardık.
Kime daha fazla el sallanmış muhabbeti yapardık. Aslında hepimize el sallardı turistler neyin kavgasını yapıyorsak ?
Akşam ezanı okunduğunda evde olman gerekirdi yoksa çok kızarlardı.
Gece vakti sokağa çıkmak mı ? Oda ne demek hayatta olmazdı yasaktı. Zaten bütün gün sokaklardasın. Hem evimiz cadde üstü nereye gideceksin derlerdi. O yüzden çocukluğumda evimizin sokak arasında olmasını çok isterdim.
Ama sokağa çıktığımız tek gece Hıdrellez akşamı olurdu. Yani 5 mayıs akşamı.
Zaten tüm İzmir sokakta olur o akşam. Ateşler yakılır, üstünden atlanır, gezilirdi.
Biz gündüzden hazırlanırdık arkadaşlarla Hıdrellez'e. Boş arsadan kopardığımız dikenleri uzun bir ipe bağlar sonrada arka sokakta yoldan geçecek arabaları beklemeye başlardık. İpi sokakta bir arkadaş ucundan diğer ucunuda ben tutardım bir araba göründümü ipi gerdirip arabayı durdurmaya çalışırdık. Ve arabayı süren kişiden yakılacak ateş için gaz parası isterdik. Eğer şoför para vermezse dikenlerin üstünden geçerken lastiğine dikenlerin batıp lastiğini patlatabileceğini iddia ederdik. Ne çocuk aklı be. Bir de o akşam en güzeli evlerin zillerini çalıp kaçma oyunu varki en güzelide oydu işte, bayılırdık.
Gece sokağa çıkışımız izinsiz de olurdu. O zamanlar Ramazan ayı yaz mevsimine denk geliyordu. Annemle babam camiye teraviye gittiklerinde bizide götürürlerdi. Biz çocuklar en arkada olurduk ve nedense hep kıkırdardık. Ara verildiğinde önce annelerimiz tarafından şöyleee bi güzel kaba etlerimizden çimdiklenir sonrada caminin bahçesine çıkmamız için yaşlı teyzelerden azar işitirdik. Tabii bizde ordan doğruca sokağa fırlardık. Gece saklambaç oynamak harika bir duyguydu. Şimdiki gibi korkularımız yoktu o zamanlar ya da çocuk aklı işte.
Şimdiki zamane çocuklarına bakıyorum da.
Bilgisayar başında o oyundan o oyuna geçiyorlar. Ya da televizyonda kendilerine yönelik bir kanalda çizgi film izlemekten sıkılmıyorlarmı diye düşünüyorum.
En dipteki not: Resimdekiler : Gelinlikli olan ben damat ise kuzenim. O resimde 5 yaşındaydık.
Sana
|
Gerçekten aradım durdum küçük bir armağan için
Ne sever biliyorum ama
Bakalım benim bulduğumu beğenecek mi korkusu
Biraz aksidir kendisi çünki
Ama yakışıyorda yaa...
O kendini beğenmişlik içindeki dudak büküşü
Aslında içinde bir yerlerde bastırdığı
O saf hali yok mu hele?
Yeminler eder inanırım çünki samimidir
İsimleri karıştırır dedim ya saftır.
Ama yine de korkuyorum ondan,
Nedenini de biliyorum ama itiraf edemiyorum.
Bu şarkı sana olsun.....
13 Temmuz 2010 Salı
Sevgili ADSIZ,
Şimdi sinirlendim mi gözüm hiç bişi görmez,
Ağzım bi açıldı mı susmak bilmez
Küfür etmem ama ağzımdan çıkan cümlelere ben bile şaşırırım
Küfür etmem için çok ama çok zorlanmam lazım.
Zaten o küfrü de bana o küfürü ettirenin yüzüne edemem
Ama gel gör ki ettiğim küfürlere de şaşırırım
Ben bunu nerden duydum ki derim.
Sevgili ADSIZ,
Kalkmış sayfamı okumuş sonra da yorum bırakmışsın
Ve yayınlayıp yayınlamamak bana kalmış
Yayınlamıycam tamam mı?
Bu sayfa benim
Git başka sayfada at, tut benim için.
Bu sayfada sana prim yapmıycam.
Sevgili ADSIZ,
Sana sadece acıyorum....
Kıskanç,
İçi haset dolu,
Ne yaptığını bilmeyen
Zavallı birisin sen...
Not; Benim Adım ŞENİZ.
Senin Adın ne ?
Ağzım bi açıldı mı susmak bilmez
Küfür etmem ama ağzımdan çıkan cümlelere ben bile şaşırırım
Küfür etmem için çok ama çok zorlanmam lazım.
Zaten o küfrü de bana o küfürü ettirenin yüzüne edemem
Ama gel gör ki ettiğim küfürlere de şaşırırım
Ben bunu nerden duydum ki derim.
Sevgili ADSIZ,
Kalkmış sayfamı okumuş sonra da yorum bırakmışsın
Ve yayınlayıp yayınlamamak bana kalmış
Yayınlamıycam tamam mı?
Bu sayfa benim
Git başka sayfada at, tut benim için.
Bu sayfada sana prim yapmıycam.
Sevgili ADSIZ,
Sana sadece acıyorum....
Kıskanç,
İçi haset dolu,
Ne yaptığını bilmeyen
Zavallı birisin sen...
Not; Benim Adım ŞENİZ.
Senin Adın ne ?
12 Temmuz 2010 Pazartesi
Beyoğlu hatırası
Güzel geçen bir hafta sonundan geriye neler kaldı diye sorsanız,
Yorgunluk demem merak etmeyin.
Dinlendim gece geçti yorgunluğum.
Ama çok hoş bir hafta sonu yaşadım o anların tadı kaldı hafızamda.
Cumartesi sabahı uçağımız rötar yapınca hava muhalefetinden dolayı
Saat 12,00- de Kadıköy evlendirmedeki belediye nikahını kaçırdık.
Rötar olmasaydı vaktinde orda olurduk ama üzülmedik...
Çünki kilise nikahına yetiştik...
Kadıköy'den Karaköy'e giden vapurlara atlayıp geçtik karşıya
İyi de oldu aslında vapur sefası yaptık.
Bi yandan gevrek, çayla karnımızı doyurduk bi yandan da yağmurdan ıslandık
Karaköy'de inip Taksim'e çıktık yürüyerek.
Bana aynı Konak'tan Damlacık'tan Bayramyeri'ne yürümek gibi geldi bu...
İstiklal caddesinde yürüdük Eşimin tarafı arabayla karşıdan gelmişler ama kiliseden çıkmamışlar
İyi oldu aslında eğer nikaha yetişseydik onlara takılıp bu güzel gezintiyi yaşayamıyacaktık.
İstiklal'de eşimin en büyük abisiyle buluştuk onlar takılıp bişiler içerken ben caddedeki mehter sesine koştum.
Folklor gösterisi varmış bir çok yabancı folklorcü vardı yürüyüşte onları izledim.
Bu arada bişi yapmışlar Atm makinası gibi belediye hizmetlerini haber veren makina sandık önce birileri resim çekilince olayı anladık.
Bizde foto makinası resmine basıp pozumuzu verdik, sonra da mail adresimize yolladık.
Ve sonra koşar adım Kiliseye koştuk.
Nikah çok güzel oldu...
Akşamada eğlence...
Hiç ama hiç oturmadık...
Giderken valiz beklemeyelim diye çantamızı abimlerin arabasına koymuştuk.
Gecede çanta onların arabada kalınca gelinin annesindeki kıyafetlerden giyip yattık.
Ertesi günde abimler bizden önce dönüşe geçince çantamızı alamadık yine.
Ve İzmir'den İstanbul'a giderken giydiğimiz kıyafetle yine İzmir'e döndük...
9 Temmuz 2010 Cuma
Gün'ü kap!
Ayaklarım sızlıyorrr,
Şimdi sabah eşim kapıdan ben bacadan misali çıktım evden.
İstikamet Torbalı.
Gün var malum liseden arkadaşlarla.
Hırslıyım bu defa önümüzdeki günü ben kapmalıyım.
Hazırlanmışım bulaşıkları makinaya yerleştirirken
Size de olur mu?
O an üstünde ince bir oya işçiliğinde düşünemediğim, yorumlayamadığım bi takım olayları arka bahçedeki limon ve mandalin ağaçlarına bakan lavabonun önünde bi yandan bulaşıkları yıkarken bi yandan da düşünürüm, yorumlarım.
Yine dün akşam böyle ama bu sefer bulaşıkları makinaya yerleştirirken sonradan yorumlamak üzere beynimin bi köşelerine tıkıştırdığım bu olayı aldım çıkardım..
Kaçtır almaya çalışıyorum günü ama bi türlü alamıyorum.
"Kızım dedim bu senin beceriksizliğin, ağlanıp sızlanmıyorsun, yok okul taksidimiz eksik kaldı, yok baza aldım ödeme yapıcam gibi sağlam bahanelerin, ödenmemiş senetlerin yok."
Aslında birazda belamı mı arıyorum ne ?
Şimdi kaç kişiyiz bi sayayım,
En az gelen gelmeyenle 15 kişiyiz eh bide 5 tanede çocuk say ettimi 20.
Kahvaltı yapıyoruz dayarım önlerine zeytin, peynir, domat, salatalık, gevrek ve çayı.
Tamam kızım oldu işte.
Bide tatlı yapıveririrm şöyle en hafifinden.
Ama bunu yapabilmek için günü almam şart.
Neyse yine bir sonraki günün nerede olması konusunda anlaşıldı.
Mesela bugünkü günü hazırlayan arkadaşım parayı başka bi arkadaşın sırasını alarak yaptığından para ev sahibinin değildi. Ama yine asıl kişi alamadı, önümüzdeki günü
ne yazık ki KAPAN arkadaş aldı.
Evinde yapılan günde de parayı asıl kişiye verecek.
Amaaa bi durum daha çıktı, belkide yeni doğum yapan arkadaşa oturmaya gidilip gün parasıda orda toplansın diyenlerde olmadı değil.
Karar 6 Ağustos'a kaldı.
Ramazan ayında ara veriliyor denirken ben çıktım ortaya herkesi susturdum veee
Ramazan bayramından sonraki ilk gün benim günüde yaparım, parasını da alırım kimseye de vermem bilginiz ola diyerek birazda anarşistlikle günü kaptım !
Not: Günde toplam 450,00- Lira toplanıyor....
Şimdi sabah eşim kapıdan ben bacadan misali çıktım evden.
İstikamet Torbalı.
Gün var malum liseden arkadaşlarla.
Hırslıyım bu defa önümüzdeki günü ben kapmalıyım.
Hazırlanmışım bulaşıkları makinaya yerleştirirken
Size de olur mu?
O an üstünde ince bir oya işçiliğinde düşünemediğim, yorumlayamadığım bi takım olayları arka bahçedeki limon ve mandalin ağaçlarına bakan lavabonun önünde bi yandan bulaşıkları yıkarken bi yandan da düşünürüm, yorumlarım.
Yine dün akşam böyle ama bu sefer bulaşıkları makinaya yerleştirirken sonradan yorumlamak üzere beynimin bi köşelerine tıkıştırdığım bu olayı aldım çıkardım..
Kaçtır almaya çalışıyorum günü ama bi türlü alamıyorum.
"Kızım dedim bu senin beceriksizliğin, ağlanıp sızlanmıyorsun, yok okul taksidimiz eksik kaldı, yok baza aldım ödeme yapıcam gibi sağlam bahanelerin, ödenmemiş senetlerin yok."
Aslında birazda belamı mı arıyorum ne ?
Şimdi kaç kişiyiz bi sayayım,
En az gelen gelmeyenle 15 kişiyiz eh bide 5 tanede çocuk say ettimi 20.
Kahvaltı yapıyoruz dayarım önlerine zeytin, peynir, domat, salatalık, gevrek ve çayı.
Tamam kızım oldu işte.
Bide tatlı yapıveririrm şöyle en hafifinden.
Ama bunu yapabilmek için günü almam şart.
Neyse yine bir sonraki günün nerede olması konusunda anlaşıldı.
Mesela bugünkü günü hazırlayan arkadaşım parayı başka bi arkadaşın sırasını alarak yaptığından para ev sahibinin değildi. Ama yine asıl kişi alamadı, önümüzdeki günü
ne yazık ki KAPAN arkadaş aldı.
Evinde yapılan günde de parayı asıl kişiye verecek.
Amaaa bi durum daha çıktı, belkide yeni doğum yapan arkadaşa oturmaya gidilip gün parasıda orda toplansın diyenlerde olmadı değil.
Karar 6 Ağustos'a kaldı.
Ramazan ayında ara veriliyor denirken ben çıktım ortaya herkesi susturdum veee
Ramazan bayramından sonraki ilk gün benim günüde yaparım, parasını da alırım kimseye de vermem bilginiz ola diyerek birazda anarşistlikle günü kaptım !
Not: Günde toplam 450,00- Lira toplanıyor....
6 Temmuz 2010 Salı
Düğün...
İşim çokk !
Cumartesi günü eşimin kuzenin düğünü için İstanbul'a uçuyoruz.
Program yoğun o gün.
Önce Anadolu yakasında Kadıköy Evlendirme Dairesinde nikah,
Ardından hopp Harbiye'ye Avrupa yakasına Notre Dame de Sion'a kiliseye
Akşama da eğlenceye..
İyi de öncesinde de var hazırlık,
Ne giyeyim telaşı..
Nikah ve akşam için ayrı kıyafetler seçildi oylama yapıldı
Sonra kuaföre gidilip saçlar boyanacak, kaş falan alınacak.
Ertesi günü döneceğimiz için yükümüz hafif olucak.
Belkide Eşimin abileri arabayla dönecekleri için valizi onlara paslayabiliriz.
En azından pazar günü uçak saatine kadar dolaşmayı düşündüğümüzden elimizde fazlalık olmaz...
İşim çok daha kuaföre gidicem...
Ayrıntılar nasipse dönünce...
Cumartesi günü eşimin kuzenin düğünü için İstanbul'a uçuyoruz.
Program yoğun o gün.
Önce Anadolu yakasında Kadıköy Evlendirme Dairesinde nikah,
Ardından hopp Harbiye'ye Avrupa yakasına Notre Dame de Sion'a kiliseye
Akşama da eğlenceye..
İyi de öncesinde de var hazırlık,
Ne giyeyim telaşı..
Nikah ve akşam için ayrı kıyafetler seçildi oylama yapıldı
Sonra kuaföre gidilip saçlar boyanacak, kaş falan alınacak.
Ertesi günü döneceğimiz için yükümüz hafif olucak.
Belkide Eşimin abileri arabayla dönecekleri için valizi onlara paslayabiliriz.
En azından pazar günü uçak saatine kadar dolaşmayı düşündüğümüzden elimizde fazlalık olmaz...
İşim çok daha kuaföre gidicem...
Ayrıntılar nasipse dönünce...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









