16 Mayıs 2011 Pazartesi
İç dökme
Lanet olsun demeliyim ama diyemiyorum.
Sebebini sormayın.
Hiç lugatımda yoktur bu kelime ve benzerleri
Mesela,
Lanet olsun ve Allah belanı versin,
Bu kelimeleri bir cümle içinde kullanmam,
Kullanmayı da sevmem..
Çok sinirlendiğimde,
Tahammül sınırımı aştığım da dahi savurabileceğim küfürler
Belli başlı bir iki kelimedir.
Arkasından da zaten tövbe tövbe derdim.
Ama Lanet olsun ve Allah belanı versin...
İşte bu iki cümleyi kullanmam
Aklıma bile gelmez...
Şimdi de aklıma gelmedi gerçi
Sadece tahammülümü zorlayan bir iki şey var
Bunun da bir sınav olduğunu,
Büyümem, kimi insanların nasıl bir insan olduğunu öğrenmek
Böyle karakterlere sahip insanlar da olduğunu öğrenmem için
Bana verilen bir rol gibi düşünüyorum.
O iki kelimeyi cümle içinde kullanmıycam
İlahi adalete inanan biri olarak
Elbet bir gün ayaklarına, ellerine dolanacağını bilerek
Dünyanın küçük olduğunu elbet bir gün bir yerde karşılaşılabileceğini düşünerek
Neyse...
Bu kadar...
Olur bazen şen şakrak, daldan dala konan mavi balonunda
Atlarken düşebileceği,
Balonunun patlayabileceği
Mavi renginin sinirinden mor renge dönüşebileceği,
Her daim güler yüzünün
Dünyaya gülümser gibi bakan gözlerinin de
Bazen değişebileceği.
Açıklasam inanıyorum ki,
"Amann mavişş bumuyduu boşverrr"
Diyebileceğinizi bunun bile idrakinde olabiliyorsam
Ben güçlüyüm,
Ben de ara sıra insanlar hakkında yanılabilirim
ancak böyle büyüyebilirim,
Falan filan işte...
........
Saat:22,45 notum,
sıkıldığım durum geçti.
Demek ki evrene mesaj göndermek lazım
Bana sıkıntı veren olay çözümlendi..
Yuppii....
Çok şükür Allah'ım....
Adı pazar olmasın
Pazar günlerini sevmiyorum arkadaş
Ertesi gün okul, iş, hafta başı yapılacaklar
Yıkanacaklar, katlanacaklar, ütülenecekler, yerleştirilecekler
Dolu iş yani.
Evin içinde saat 14,00-'de başladı
Bangır bangır bir spiker maç anlatıyor dersin dünya kupası finalini sunuyor
Zaten ev küçük nereye kaçabilirim ki?
Üst kata çıkmakta işime gelmedi doğrusu
Üst katın temizlenip, mutfağın silinmesi falan lazım yaz geldi taşınma mevzularımız malum
Ama üst katta temizlik yapmaktan kaçan ben alt katta bir ara mutfak kapısını ovarken buldum kendimi
Başa gelen çekilir dedim daldım işe
Mutfak, yatak odası, banyo, koridor, bahçe ve kapı önü derken
Artık kaç maç bitti ve başladı takip edemedim
Çamaşırlar yıkandı, asıldı, kuruyanlar toplandı ütü falan derken
İyi de sorabilirsiniz sen çalışmıyorsun ki nedir derdin bir güne sığdırmaya bunları
Şimdi bu haftam yoğun geçecek gibi mesela yarın gün var sabahtan düşücem yollara
Arkadaşım gelicek yakın bi ilden onunla buluşucaz
Çarşamba kayınvalideme gidicem
Perşembe sakatta biraz karşı komşum mevlüde çağırdı annesinin sene devriyesi
Ama ogün 19 mayıs bayram, yeğenlerin gösterisi var
Ne yapıcam bilemedim şaştım kaldım...
Unutmadan,
Yalnız deniz börülcesini ayıklarken radyodan dinlediğim Müslüm Gürses'e bir kere daha hayran oldum şarkı için Müslüm Gürses "Tutamıyorum zamanı"
14 Mayıs 2011 Cumartesi
Seçmece bunlar
Tamam kabul bazen yörüngeden çıktığım oluyor,
İyi de dünyanın ekseni çıkmış 12 cm. Ben biraz çıkmışım çok mu?
Eve gelen uzaylılara terlik uzatan kadın, o evin annesidir...
İlkokuldayken Yeni Asır gazetesindeki iş ilanlarını telefonla arayıp dalga geçerdik.
Dün Chp'den iki bayan geldi evime,
"Söyleyin dedim Kemal'e muhatap olmadan kimselerle dosdoğru gitsin bildiği yoldan, çok seviyoruz kendisini"
Kimi kocalar çiçek alıp giderler evlerine benimki midye almış gelmiş...
Yalnız nası yaptım bilmiyorum sokak terliğimle gayet rahat ev terliğim varmış gibi duruyormuşum evde yarım saattir ....
Söke ovasını geçince Dalyan'dan sağa dönmelisiniz o yolun sonu Didim.
Neden ayakkabı almadın diye soran eşime;
"30 Liralık kot pantolonun altına, 100-Liralık ayakkabıyı giymeye kıyamadım " dedim.
Eli kalbinde kendine gelmeye çalışıyor hala :)
Bugün ters giydiğim ceketimi, yarın doğru giyeceğimden eminim.
Gün'de "Ten uyumu önemli" dedi bi arkadaş.
Başka bi arkadaş bana baktı sessizce;
"Ten uyumu zenci zenciyle, beyaz beyazla mı yani "dedi.
"Sus sus sakın yüksek sesle söyleme " dedim arkadaşa..
Sustu..
Asıl çılgın proce, mağmaya inip, oradanda dünyanın dibine çıkmaktır.
Var mı yiyen....
Kabul ediyorum, esnediğim de çıkardığım sesten bazen kendim bile korkuyorum..
Twitter'i burnu büyük, kendini beğenmiş,
Facebook'u yalaka,
FF'i ise samimi birazda iki yüzlü buluyorum...
Gezmeye gittiğin evde WC den twit atıyorsan,sen bağımlısın arkadaş :)
Mavi Balon
Sabah sabah
Sabah gözümü açtım
Dışarıda yağmur yağıyor olmasını dilerdim aslında
Şöyle yavaş yavaş insanı üşütmeyen
İnsanın kapı, pencereyi açası gelicek şekilde
Hani içeriye toprak,hanımeli, iğde kokuları getirecek cinsten.
Sevgilimle uzanıp kanapeye
Gözlerimiz kapalı şu şarkıyı dinlemek
Lütfen bir tık
11 Mayıs 2011 Çarşamba
Burası İZMİR
Burası İZMİR
İzmir'li kızlar İZMİR tişörtü giyer...
Tişört aldıydım geçen gün Şirinyer pazarından
Facete yayınladım
Sağolsun bir arkadaşım istedi
Gittim pazara bugün 5 tane aldım.
Oradan da atladım İzban'a Karşıyaka'ya gittim
Arkadaşıma tişörtleri verdim bide kahve içtik en köpüklüsünden
Biraz sıkılan içimize ferahlık gelsin ağzımız tatlansın diyede en şekerlisinden
Döndüm sonra
Yolda Dostoyevski'nin Beyaz Geceler kitabını bitirdim
Zaten 95 sayfa bişidi.
Ama sonu fena vurdu beni yaa....
Ağzım açık kalakaldım öyle durakta otobüs beklerken
Tavsiye ederim.
Bir kaç sene sonra tekrar okunulası bir kitap işte...
Bişi daha sol kolumun dirsek içi fena sızlıyorrrrr
Yağmur yağacak sanırım yağsa da benimde kolumdaki sızı dinse....
Evet yaşlı ve romatizması olan biriyim :))
10 Mayıs 2011 Salı
kısa kısa
Yok yaz evlere gelmedi daha sanırım
Evin içindeyim, üzerimde kazak ve ceket
Hani utanmasam eldiven takıcam mouse kullandığım elime
Bu ne serinliktir böyle?
İçerisi ısınsın diye camı açtım harbi...
Evde yemekte yok,
Yemeklik var da yapılıp ta beraber yiyebileceğim biri yok
Eşim mesai kalıyor ohh yiyor yemeğini
Bende bi üşengeçlik,
Karnım resmen zil çalıyor ama gidipte bişi yiyesim yok.
Aslında dışarı çıkıcaktım bugün
Fırsat35 isimli İzmir'e özel bi fırsatlar sitesine üyeyim
Yapılan çekilişte öğle yemeği kazandım 2 kişilik
Eltimle gidecektik lakin avon kolim gelicekmiş
Kargoyu beklemeye kaldım gidemedik
Artık yarın nasipse bakalım.
Bu arada aklıma gelmişken tekrar ekliyim dedim,
Sufi-saja blog sayfasının değerli yazarı rahatsız biraz
Dualarımızı, iyi dileklerimizi esirgemeyelim derim...
Rabbim tez zamanda sağlık sıhhat verir inşallah tekrar yazılarına döner....
Gereksiz kapris
Gereksiz bir kapris yapmak
Şımartılmış bir çocuk gibi ortalıkta dolanmak
İsteklerimizin yerine gelmeyişi
Ne feci ne fena bişimiş be.
Bir an için kendimize verilen değerin,
Şımartılma hissi içinde belkide
Kendi kendimizi kandırma çabasından başka bişi değil sanırım.
Ona göre dersimi aldım ben açıkçası
Yok artık yemezsem ölürüm gibi bir his içinde
Lolipop, çikolata, naneli şeker, patlamış mısır isteme halleri
Varsın istediği kadar alsın karşımdaki
Açarsam o paketi
Tükürdüğümü yalamaktan başka bişeye benzemez
Alırım kendi lolipopumu, çikolatamı, nane şekerimi, patlamış mısırımı
Hah birde zafer edasıyla üzerine de içerim colamı...
8 Mayıs 2011 Pazar
Çantamdakiler
Bazı bloglarda yayınlarlar çok hoşuma gider
Önce çantamı bi güzel temizledim
Bayağı bişiler çıktı :)
Kağıt mendiller, bir iki alışveriş fişi falan...
Çantamdakiler bunlar efendim,
Okuduğum kitap değişiyor tabii,
Bir de Avon kataloğu müşterinin ne zaman çıkacağı belli olmuyor
Bozuk para cüzdanımı annem verdi, cüzdanımda avondan hediye
Mutlaka unuturum o yüzden not defterim vardır
O aynalı mor renk kalemi Ankara'dan aldım
Sevgili Leylak dalı ve Bilgenin annesi hatırlarlar :)
Diş fırçam mutlaka durur çantamda
Birde fa rolon ve sprey yıllardan beri değiştirmediğim markadır.
Perceive sprey avondan çok hoş bi kokusu var çiçek kokuları
Cep telefonum ve kulaklığı
Kırmızı anahtarlık evimin Mevlanalı olansa Didimdeki annemlerin evin
Kesme şekerde olur mutlaka
Ha birde makyaj çantam eksik olmaz
Bazen ceket, çamaşır, çorap da olduğu oluyor tabii :))
2 Mayıs 2011 Pazartesi
Leylek leylek havada
Leyleği havada gördüm tamam da
24 saat geçmeden yollara düşmek, gezmek
Bu kadar mı çabuk çıkar ortaya yaaa...
Cumartesi Didim'e giderken eşim gösterdi
Önümüzden uçarak sazlıklar arasına daldı bir leylek
"Hah tam da havada gördüm" dedim.
Eşim de "Daha havada görmeden bu kadar geziyon gördün ya bakalım neler olucak" dedi.
Dün de dönerken yine geçti önümüzden bir leylek
Ve ben bugün Didim'e geri gidiyorum.
Eşim arama anneni gelme der şimdi dedi.
Dayanamadım aradım,
Annem "Ay hadi gel yol paranı ben vericem, babanda sabah kahvaltıda seni çok zayıflamış bulduğundan dert yanıyordu"" dedi
Hadi bakalım size kolay gelsin buralara size emanet....
1 Mayıs 2011 Pazar
Akılsız başın cezasını...
Ya sanırım ben bi yanlış yaptım.
Hafta sonu Didim'e gittik Annem'le Babamın yanına.
Pek özlemiş Annem beni, babamda tabii :)
Pazar günü dönücem Eşimle dedim
Annem kalıcak mı kızın diyen komşulara
"Günü var mış kalamaz mış" dedi hep
Biraz burktum sanki onları :(
Yola çıktık bu akşam
Annecimin bi el sallayışı vardı kiiiiii
Yol boyunca içim acıdı
Acısı da İzmir'e girince arttı.
Ve bi karara vardım yarın atlıycam otobüse
Geri gidicem hafta sonuna kadar kalıcam.
Hay kafama benim dicem ama geç olmadan da dank etti ya
Hadi bakalım
Annem'le Babam çok şaşıracaklar beni görünce :)))
Resim; Didim Taşburun - Aydın
30 Nisan 2011 Cumartesi
Dile geldi mektup...
Şöyle izah edeyim ki en kalın kafalınız da anlasın.
Bir mektup diyeceğini yalnız yazıyla demez.
Mektup tıpkı kitap gibi, koklayarak, dokunarak, elleyerek de okunur.
Bu yüzden akıllı olanlar, oku bakalım, mektup ne diyor, derler.
Aptallar da, oku bakalım ne yazıyor, derler.
Hüner yalnız yazıyı değil, mektubun tümünü okumakta.
Benim Adım Kırmızı, syf;47-48 Orhan Pamuk
.................
Bir mektup aldım,
Topu topu iki satırlık bişi.
Önce bir acele okudu gözlerim,
Bir iki damla düştü.
Sonra tekrar okudum dilimle,
Sus pus oldu.
Kalbim okudu sonra çarpa çarpa,
Kırıldı.
En sona kalan beynim okudu,
Kelimeleri teker teker, üstünden tekrar tekrar geçerek.
Aceleyle başlamış yazmaya dedi,
Cümleyi tam kuramamış baştaki kelime sona konmuş
Yetişme telaşında, belki de birileri kovalıyor belli mi olur?
Noktalama işaretine bak dedi,
İki tane,
Biri sen diğeri de kendisi ayıramamış birbirinizi.
Sonuna da eklemiş işte,
"Ben haber vericem"
Merakta kalma iki gözüm, izle beni unutma, kopma benden.
Bu acele gidişim nasıl seninle benim içinse
Haber vericem sen haber kuşlarını dinle...
.........
Şimdi marifet buysa bende öyle yorumladım,
Lakin kalbime söz geçirmek ne mümkün
O'nun lisanı bambaşka,
Çözebilene aşkolsun
29 Nisan 2011 Cuma
Gelemeyen bahara...
Gök sanki eriyecek maviliktenÇimenler uykulu ve sıcakBir kadın geçiyorÇıplak ayaklarını kalbime basarak
Ataol Behramoğlu / 1972
27 Nisan 2011 Çarşamba
Yassah hemşehrim yassah
Adrianne, animal, baldiz, ciplak, erotic, escort, fire, firikik, free, gerdek, girl, gizli, haydar, hayvan, hikaye, homemade, hot, itiraf, kalca, nefes, olgun, sarisin, sicak, turbanli,
Kelimelerini anlamlı bir cümle içinde kullanınız....
*Adrianne baldiz, ciplak bir şekilde erotic firikik veriyordu.
*Gerdek, herkesten gizli olandır.
*Adrianne girl, free, turbanli, erotic escort hikaye ediyordu.
*İtiraf ediyorum, olgun armut her zaman için en iyi meyvedir.
*Hayvan hikaye edilecek olsaydı bunun gizli olmasını sağlardım.
*Kalca, sarisin, hot, escort gerdek sicak bastı de mi?
Aman sakın kullanırsanız yanarsınız internette bu kelimelerle domain almak, kullanmak yasaklanmış.
Yetmez ama EVET'çilere çok güzel cümleler kuruyorum içimden bu kelimelerle....
Haberin ayrıntısı için lütfen bir tık;
İşte Haber
Kapı önü muhabbeti
Nerenden uyduruyorsun kız sen bunları diye
Beni yerme çabasına girişmişken
Aslında için için
"Ben niye yaşamıyorum ki bunları" dercesine
Bir kıskançlık, bir üzülmüşlük içinde gidip geliyordu.
Yüzüne baktım, omuzumu silktim
"Uyduruyorum işte,
Ben senin içindeki yaşamayamadıklarını, kaçırdıklarını,
Düşünmeye bile korktuklarını dile getiriyorum
Fena mı işte, sende sebepleniyorsun
Gününü geçiriyor yaşama olan umudunu güçlendiriyorsun"
Dedim.
Yere baktı, elini kaldırdı, bişiler söyleyecek oldu
Tam o sırada çocuğu geldi ağlıyarak,
Düşmüş dizinde biraz kan,
Uzaklaştı evrenden....
23 Nisan 2011 Cumartesi
Yoruldum gezmekten...
Evet bugünde gezdim
Kıskanıyorsunuz biliyorum ama napayım
Bazen böyle denk gelir işte
Haa siz etmeden ben nazar edeyim kendime
Haftaya kıçımı kırıp oturucam evde
Hatta oturmuycam üst katı temizliycem
Malum yaz geliyor gibi olsa da artık üst kata çıkma vakti geldi..
Neyse Efendim bugünde kahretsin Ada'daydım namı diğer Kuşadası
Ada deriz ya biz ondan
Arkadaşımla beraber gittik
Bir arkadaşına gittik aslında biz ama evine gideceğimiz kişinin cebi kapalı olunca
Bize önceden denilen yere geldik ama ileriye gidecek adres olmadığından
Evin sahibinin de cebi kapalı olduğundan
Yol kenarında başladık beklemeye
Evin sahibi fark edipte bunlar nerede kaldı deyip cebini açıncaya kadar
Nerdeyse 45 dakika bekledik arabada ama nasıl
Arkadaşım direksiyona uzandı bende öndeki yere
Bir muhabbet bir muhabbet sanırsınız 40 yıldır görüşmüyoruz
Oysa en son bir gece öncesi görüşmüştük telefonda
Derin mevzular içinde çoğunlukla da bol kahkahalı
Ev sahibi fark etmiş olayı ve telefon çaldı
Bizimde muhabbetin en derin yeri kesildi kaldı
Neyse gittik oturduk yedik içtik muhabbet ettik
Dönüşte de tekrar derin mevzulara döndük.
Deniz kıyısında, kırlarda durup fotolar çekildik..
21 Nisan 2011 Perşembe
Müze bahane...
Ödev vermiş hoca yeğenime
İzmir'deki müzeleri fotoğraflaması için.
Bir iki arkadaşa sordum biri "Atatürk stadyumu" dedi...
Hadi ordan dedim...
Bugün yeğenimle çıktık,
Eşrefpaşa'da indik Varyant'tan aşağıya doğru yürüdük.
Çocuk müzesini görüntüledik
Hemen aşağıdaki Arkeoloji Müzesine girdik.
Müze 18 yaşa kadar olanlara bedava
18 yaş sonrasına ise 8-Lira
Müzenin en alt katını gezemedik tadilat vardı sanırım
Aslında orası daha güzeldi.
Oradan aynı bahçe içindeki etnografya müzesine girdik
Orası ücretsizdi
Yalnız biraz üzüldüm çünki çok bakımsız buldum ben
Vitrin içinde sergilenen eserlerde çok toz vardı
Genel bi temizlik şart bence.
Oradan Kemeraltı'na girdik yürüyerek Çankaya'ya çıktık.
Agora'ya gittik
Orada yine 18 yaş altı ücretsiz bize 3-Lira.
Bayağı bi resim çektik,
Yazıları okuduk
Yalnız kimsecikler yoktu diyebilirim
Toplam 7-8 kişi falandık.
Bir de işçiler çay molasına çıkınca aşağıdaki çarşıda gezmek çok güzeldi
Yapayalnız, kimseler olmadan...
16.İzmir Tüyap Kitap Fuarı
16.İzmir Kitap Fuarındaydım ben
Poşetteki 9.Bursa kitap fuarı reklamı yanıltmasın sizi
Ben de resme bakınca fark ettim...
Hahahaha
Salı günü sayer gün sakin olur dedim ama
Nerdeee...
İlkokul çocuklarıyla doluydu..
Gezdim tozdum,
Kimi eski kitapları kokladım
Sayfalarını çevirdim
Kimler çevirdi yapraklarını
Nasıl bi heyecanla okudular acaba dedim?
Yalnız anladım ki kitap fuarına önceden not alıp gidin,
Fuarın orta yerinde dikilip cepten nete girdim
Gogıl amcaya sordum kimi yazarların yayınevlerini
Ya da bir arkadaşımı aradım
Bir kitap adı içinde Sevgili Leylak Dalı'nı aradım
Sağolsun yardımcı oldu...
Teşekkür ederim..
Aslında fuarlarda kitapların daha ucuz olması taraftarıyım ben
Kimi kitaplar ucuzdu ama kimilerinin de
Fiyat yüksekliğinden, burnu büyüklüğünden sadece bakmakla
Ve yutkunmakla geçtim yanlarından...
Neler aldım peki,
Daha önce bir kitabını okuduğum -Nü peride-
Hakan Akdoğan'ın "Struma karanlıkta bir ninni"
Leylak Dalından bolca işittiğim
Haruki Murakami'nin "Sınırın güneyinde, güneşin batısında"
Hikmetleriyle Mesnevî'de geçen hikayeler
Henry James Hayalet hikayeleri
Japon yazarları severim
Kazuo İşiguro'nun "Değişen dünyada bir sanatçı"
Ve bir arkadaşım tarafından ısrarla okumam tavsiye edilen
Dostoyevski'nin "Beyaz geceler"
Bir de daha önce bahsettiğim
Yaprak sanatı ile ilgilenen ve stant açan
Ömür Köroğlu'nun yanına uğradım.
Fuar alanında 1A 222 nolu stantta
Kurumuş yaprak ve çiçeklerden oluşan eserlerini sergiliyor
Facebookta da sayfası var
Çalışmaları hakkında bilgiler vermekte,
Bu arada yine gidesim var fuara bakalım ....
19 Nisan 2011 Salı
Ordan oraya burdan nereye
Aman işte deriz ya hani,
Ortaya karışık...
Ne kadar alışmışız, kanıksamışız aslında karışık kuruşuk olmayı
Üzerine ölü toprağı sermiş, kapatmış yaşayıp gitmişiz işte
Sen osun ben buyum demezdik
Bu kadar kirlenmemişti mesela göz zevkimiz,
Şimdi nereye baksam
İç çamaşırı belli,
Yüzü bi kilo makyajlı
Ama Allah için kapalı !
Mesela bazende gözümüzün önünde olmuş bişiler
Aklımızın ucundan dahi geçmeyecek ken
Biri gelmiş kör gözün parmağına sokarak
Aklınca uyandırmaya,
Beynimizdeki ışığı çakmaya çalışmış...
Hatırlıyorum eskiden yaşadığım şehrin apartmanlarının arka cephesinde
Reklam amaçlı boydan boya ilanı olurdu...
Şimdiyse yavaş yavaş eski günlerde kalmış gibi yad edilir oluyo azar azar..
İki genç aşık otobüse bin MİŞ,
Elele, gözgöze belkide sınırını biraz aşmışlar MIŞ
Gözümle görmedim bilemiycem
Ama şöförün gözünden dersin porno oynuyor MUŞ
Hard MIŞ, soft MUŞ...
Kırmızı noktayı basMIŞ...
Mahalle baskısı denen bişi var MIŞ..
Ama gider dini nikahı basarsan
İstediğini kaldırabilirsin diye de bişi var MIŞ!
MIŞ, MİŞ, MUŞ muş....
Kitabına uydurusan heryer, herşey senin MİŞ!
Sen bunları boşver, kafanı karıştırma
Rabbim sana ne emretmiş,
5 tanecik şart bunları yerine getir önce sen
Bunları yaptıkça şekillenirsin
İnsan olursun
İnanan olursun
Müslüman olursun
Hemde çakma olmayanlarından...
18 Nisan 2011 Pazartesi
Foursqizmir
Foursqizmir dediler
Nedir o dedim ?
Mavi balon,
"Gel çamaşır makinası çıkacak çekilişle"
Dediler
Gittim...
Pek güzeldi...
firsat35.com teşekkürler
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
























