İnanıyorum ki ben yemek yerken ölücem
Çoğunlukla ve sıklıkla yemekte boğazımda kalanlarla uğraşıyorum.
Çok hızlı yemek yediğim söylenemez
Ama mutlaka bi lokmayı soluk boruma kaçırıyorum
Yamuk oturmam dik otururum mesela yemekte
Sonra da yanımdakinden sırtıma vurması için yaptığım garip hareketler
Öksürmeler, öğürmeler, boğazda accayip yanmalar
Yutulan lokmanın geriye çıkışı
Eşim alıştı ama eğer yabancı bi yerdeysem ve eşim yoksa
Yanımdakini uyarırım ben boğulursam sırtıma hızlıca vurun diye.
Biraz önce yine yaşadım mesela
Pek sevdiğim peynirden bir parça kesip yiyesim geldi
Koltuğa oturdum daha ikinci lokmada
Hızla ayağa kalktığımda eşim yetişti ve sırtıma kuvvetlice vurdu.
Yalnız olsaydım ne yapardım acaba ?
27 Ocak 2011 Perşembe
26 Ocak 2011 Çarşamba
Oh be !
Oh beee!
Fazlalıkları atınca insan üstünden
Nasıl da rahatlarmış.
Kuş gibi hafiflermiş.
Hani saçını kestirdiğinde bi hafifleme hissedersin
Yaz gelir kışlıkları atarsın omuzlarından
Evde fazla eşya vardır atarsın ev hafifler
Bi güzel keselenirsin hamamda kirlerini atarsın
Oh be!
25 Ocak 2011 Salı
Ben bilirim arkadaş !
Ben bilirim arkadaş !
Mesela nerede duracağımı
Ayağımı tüm olan kuvvetimle bassam da gaz pedalına.
Ben bilirim arkadaş !
Mini etek de giysem nasıl oturacağımı
Frikik vermeden,
V yaka tshırt de giysem
Hangi açıyla eğileceğimi,
Elimle yakamı kapatmaya gerek duymadan.
Ben bilirim arkadaş !
Neyi duymamam gerektiğini
Başımın belaya girmemesi için.
Ben bilirim arkadaş !
Nerde gözümü kapatmam gerektiğini
Nerede sonuna kadar açıp görmem gerektiğini....
Ben bilirim arkadaş !
Toplumda nasıl davranacağımı
Osurmamam gereken yeri,
"Bok" "Çiş" "Kaka" "....." "....."
Gibi laflar etmemem gereken yerleri.
Her ne kadar bu kelimelerin eylem karşılığını
Yapsam da, yapsan da, yapsak ta !
Eğer yapamazsak vücudumuza nasıl bir zarar vereceğini bile bile...
Neden ayıptır ki mesela de mi ?
Ben bilirim arkadaş !
Nerede nasıl konuşacağımı.
Yaşım değil başımdan geçenler kadar konuşacağımı.
Üst kattaki komşunun dediği alt kattaki komşuya ayıp geliyorsa
Bi zahmet tıkayıversin kulağını.
İşaret parmağını da ağzına götürüp
"Cıks cıks" sesiyle....
Hadi şimdi dağılabilirsiniz...
Mesela nerede duracağımı
Ayağımı tüm olan kuvvetimle bassam da gaz pedalına.
Ben bilirim arkadaş !
Mini etek de giysem nasıl oturacağımı
Frikik vermeden,
V yaka tshırt de giysem
Hangi açıyla eğileceğimi,
Elimle yakamı kapatmaya gerek duymadan.
Ben bilirim arkadaş !
Neyi duymamam gerektiğini
Başımın belaya girmemesi için.
Ben bilirim arkadaş !
Nerde gözümü kapatmam gerektiğini
Nerede sonuna kadar açıp görmem gerektiğini....
Ben bilirim arkadaş !
Toplumda nasıl davranacağımı
Osurmamam gereken yeri,
"Bok" "Çiş" "Kaka" "....." "....."
Gibi laflar etmemem gereken yerleri.
Her ne kadar bu kelimelerin eylem karşılığını
Yapsam da, yapsan da, yapsak ta !
Eğer yapamazsak vücudumuza nasıl bir zarar vereceğini bile bile...
Neden ayıptır ki mesela de mi ?
Ben bilirim arkadaş !
Nerede nasıl konuşacağımı.
Yaşım değil başımdan geçenler kadar konuşacağımı.
Üst kattaki komşunun dediği alt kattaki komşuya ayıp geliyorsa
Bi zahmet tıkayıversin kulağını.
İşaret parmağını da ağzına götürüp
"Cıks cıks" sesiyle....
Hadi şimdi dağılabilirsiniz...
Sigara içen kadınlar
Erkekleri yayınlamıştım
Kadınlar kusur kalmasın istedim
Bazı kadınlara da pek yakışır sigara...
İşte yakıştırdıklarım..
24 Ocak 2011 Pazartesi
Benim bi arkadaş,
Benim bi arkadaş, sürekli hasta oluyor demir eksikliği varmış.
Benim bi arkadaş, bazen beni zıvanadan çıkartıyor yaptığı cahilliklerle.
Benim bi arkadaş, kaç yaşında hala söze "abi" diyerek başlıyor.
Benim bi arkadaş, misafirlikte ne ikram yiyeceğini çok merak ediyor.
Benim bi arkadaş, nerelere gitti geldi ama şivesini bozmadı.
Benim bi arkadaş, habire erkek arkadaşlarını anlatır.
Benim bi arkadaş, çok zengin ama çok ağlaşıyor.
Benim bi arkadaş, çok kısık sesle konuşuyor anlamıyorum bazen kafa sallıyorum.
Benim bi arkadaş, sana başka ona başka bana başka anlatıyor hep atıyor biraz.
Benim bi arkadaş, ne zaman görse avon satmaya çalışıyor bana.
Benim bi arkadaş, telefonda hep görüşelim diyor randevu verince de yan çiziyor.
Benim bi arkadaş, adımla seslenmez hep "şekerûm" der bana.
Not: Yanlarına parantez içinde isimlerinin baş harfini koymayı düşündüm ama sonra okurlar da bu özelliklerinden men ederler beni diye vazgeçtim...
23 Ocak 2011 Pazar
Haydi bakalım...
Hop dingala dingala
Makinaya da attım perdeleri
Salıya da günüm var benim
Ütüle de ütüle durmadan....
Hop dingala dingala
Her yeri de temizledim ne güzel
Salıya da günüm var benim
Hadi yapalım bakalım börekleri, tatlıları...
Pazar pazar
Bazen semt pazarımızın evimize bu kadar yakın olduğuna sevinmiyor değilim.
Mesela üç kere gittim pazara bugün.
İlk gittiğimde bayağı yüklendiğimi düşünüp bir de elimde o poşetlerle ayva tatlısı için orta boy ayva aramak zor geldiğinden bi koşu eve gidip bahçede kapı önüne bırakıverdim herşeyi. Eşimi uyandırmak istemedim zaten gripten kırılıyor bide uykusuna kıymayayım dedim. Tekrar koştum pazara bu sefer ayva aramaya ne yazık ki pek de istediğim gibi değildi ayvalar. Topu topu üç yerde gördüm ayva satılan tezgahları ve oradakiler de ya çok küçük ya da çok serttiler. Ayva tatlısı yerine şekerpare yapayım bari diyerek zeytin tezgahlarına yanaştım. Öyle her zeytini tadanları hiç haz etmediğimden birini gözüme kestirdim ve tattım. Tam da benim aradığım zeytin çıktı. Tekrar eve koştum kapı önündeki poşetlerin yanına koyuverdim zeytinleri. Sobanın kovasını hazırladım, üst kattaki eve çıkıp makinaya çamaşır attım daha bir üst kata çıkıp banyo ışıklığına nereden su sızıyor diye araştırma yaptım. Yukarıdaki su borusunu bi şekilde kaplamam gerektiğine karar verdim yoksa ilk soğuklarda donup patlayabilir. Tekrar aşağıya inip kapıyı çaldım eşim kalktı ve pazar torbalarıyla beni görünce pek şaşırdı. Kahvaltıyı hazırladım yedik, bulaşık makinasını çalıştırdım sonra falan yukarıda makinadan çamaşırları alıp bahçeye asıverdim yağmurun dinip güneşin açtığı bi anda. Tekrar pazara çıktım bu sefer patates, yeşillik almak için. Tekrar eve koşturdum. Eşim rahatsız diye mercimek koydum düdüklüye pişince de süzgüden geçiriverdim.
Bir ara dışarı kaydı gözüm yağmur başlamış bi koşu bahçeye astığım çamaşırları toplayıp balkon altına çamaşırlığa astım. Pazarda cibez görmüştüm bi yerlerde aklımda kaldı gidip almak niyetim ama bu kadar işten sonra yoruldum artık Çarşamba günü Şirinyer pazarından alırım. Şimdi dinleneyim biraz, sobayı yakayım, kitap okuyayım...
22 Ocak 2011 Cumartesi
Bakiye hep sıfır...
Sen kalk süslen püslen tak takıştır
Çık dışarıya sokakta hava at
"Gezmeye gidiyom" diye
Kapı önünde çömeşmiş, yemeni kenarı yapan varoş karılarına,
Sonra da otobüse bin
Kentkartın ötsün!
Bişi değil bide o cadaloz karı bağrınsın otobüste
"BAKİYENİZ YETERSİZDİR" diye...
Süklüm püklüm geri döndüm eve sokağın diğer ucundan...
Bir hayalin peşinde
Dün (Perşembe) belkide evvelki gün demeliyim aslında Kemeraltı'na indim.
Konak Pier'e uğradım Remzi Kitabevine. Kitapların kokusu ve dünyası arasında dolaşmak çok hoşuma gidiyor. Almak istediğim kitaplar vardı ne yazık ki üçünü de bulamadım. Yokmuş ellerinde...
Kitaplar şunlardı,
Sardunya'nın sayfasında görüp bir bölümünü okuduğum ve pek etkilendiğim
Etgar Keret'in Tanrı olmak isteyen otobüs şoförü kitabı
Sonraa bir tavsiye üstüne okumaya niyetlendiğim
Amen Maalouf'un Semerkant'ı ki
Orada görünce hatırladım ki Afrikalı Leo adlı kitabını okumuşum ben
Ama çok oluyor 1997 belki...
Bir de yine bi tavsiye üzerine Emrah Serbes Erken kaybedenler
Elim boş döndüm...
Yolda sözleşsek olmaz eltimle karşılaştım. Dolandık çarşıda sonrada akşama onlara gittim. Eşimde geldi kitaplıklarını karıştırdım biraz neler var neler yok diye,
Efendi kitabı vardı yarıya kadar okumuştum çok fazla isim ve daldan dala atlanılan konulara dayanamayınca bırakmıştım. Sonra Kelebek vardı hani ilkokuldayken okuduğum çok eskiydi hatta ilk 15 sayfası yoktu tekrar alıp okumayı düşünüyorum. Bir iki kitap önerdi yeğenim ama beni sarmadı Alacakaranlık vari konuları olan. Bir de Olasılıksız'ı okumamı istedi bakalım dedim. Abimin kitapları arasında bi kitap dikkatimi çekti izin isteyip aldım onu okuyorum şimdi. Sadun Boro'nun Bir hayalin peşinde kitabı. 1952 yılında Ling adlı teknenin sahibiyle yaptığı Atlantik okyanusunu geçişini anlatıyor. O zamanlar Cumhuriyet Gazetesinde yayınlanmış işte o yazıları içeren bi kitap...
21 Ocak 2011 Cuma
Rüyalar....
Çok karışık rüyalar görmekteyim 2 gündür.
Birinde bir evin altındaki su birikintisindeki envai çeşit balıklar
Renkli pulları, beyaz renk olanları bir de timsah
Timsahın üstüne binmiş yeğenim...
Birinde de bir sokak kavgası içinde kalmışız
Eşimi arıyorum bulamıyorum
Ve o kavganın ortasında üzerine doğrultulan silahı fark ediyorum
Sonrasın da uyandığım anda hala devam eden bi bağırma..
Hemen kalkıp işe yolcu ettiğim kalkıp eşimi aradım nasılsın diye
Sesini işitmek, iyi olduğunu anlamak içimi ferahlattı..
Gittikçe anneme daha çok benzediğimi düşünüyorum
Annemde böyleydi böyle kötü kâbuslar gördüğünde
İş yerimizden arardı bizi aman iyi misin, dikkat et kötü rüya gördüm gibi..
Hayır olsun bakalım...
20 Ocak 2011 Perşembe
Ölüm ve yaşam
Bugünlerde
Kendimden hiç de beklenmeyen,
Kendime yakıştıramadığım
Bi takım davranışlar görmekteyim.
Bugünlerde
Kendimden beklenmeyen sözcükleri cümle içinde
Hem de o anın içinden kurtulmak istercesine
Anlamlı bir dizi haline getirmeye çalışırken yakalıyorum.
Bi takım sözler veriyorum oysa tutmayacağımı bile bile
Kafa sallıyorum verilen nasihatlara uymayacağımı bile bile
Uymadı demi şimdiye kadar aklınızda şekillendirmeye çalıştığınız kişiye,
Hoşunuza da gitmedi mesela bunca zamandır tanıdığım sen miydin diye,
Diyebilirsiniz ilk başta niye göstermedin bu yönünü diye ?
Ben de bilmiyordum ki....
Diyorum ya bugünlerde oldu bu
Verdiğim bi takım sözlerim vardı benim
İçimdekini acıtanlara karşı batan kıymıkları temizleyeceğim diye
Verdiğim sözlerim vardı benim kendime değil daha büyük birine.
Peşimi hiç bırakmayan bi düşünce var aklımda
Sürekli dönüp dolaşıp bir yerde çıkıveriyor karşıma
En kalabalık içinde,
En yalnız kaldığım da...
Biraz önce yine geldi o düşünce aklıma.
Dışarıdaydık eve geldik bahçe dolunayın etkisiyle sanki ışıklar içinde
Arka bahçeye yürüdüm
Kurumuş kavak ağacı ona inat yemyeşil mandalin ve limon ağacı
İşte bu olsa gerek dedim bana yaşamı hatırlatan
4 metrekarelik bir toprakta
Yan yana duruyor kurumuş ve yemyeşil kalmış iki ağaç...
19 Ocak 2011 Çarşamba
Pişmedi yemek ben piştim
Şu kış gününde birazda baharı hatırlatsın diye bana
Bakla aldım marketten.
Bir boyda olmalarına dikkat ettiysem de ayıklarken
Bir de baktım ki tanelerini çıkardığımda olmuş.
Attım bir tencereye hepsini tarifte ki gibi
Bir kaşık un bir bardak ta su ekledim
Kapattım tencerenin kapağını kıstım ateşi en yavaşa
Yemeğin kısık ateşte pişeni mâkbuldur diye salık veren
Komşu teyzenin nasihatiyle...
Gel gör ki pişmedi bi türlü...
Sobanın kovasını değiştirdim doldurdum
Tüm evi süpürdüm elektrikli süpürgeyle
Yolluk vardı bir iki çırpıverdim
Makinaya çamaşır attım
Bu dünya işi yaptım
O bakla pişmedi hala...
Tarifteki bir bardak su oldu 5 bardak
Tam iki kulpundan tutup karşı duvara atmayı düşündüğüm sırada
Düdüklü tencere geldi aklıma
Koydum içine 3 dakika sonra dumanı çıktı kapattım düdüğünü
Pişiverdi yemeğim bileydim önceden koyardım...
Bu son olsun...
Şu saatte aklıma geldi bu şarkı
Dinlemeye başladım.
Ve ne zaman dinlesem
Gerek ezgisiyle gerek sözleriyle olsun
Öyle bir UMUT dolar ki içime
Yüzüme bir gülümseme yayılır
Hala bir şeylerin bitmediğini, yitmediğini
Hatırlatır bana...
18 Ocak 2011 Salı
Facebook hesabımı kapattım. Hükümsüzdür !
Facebook hesabımı dondurdum.
Hep aynı videolar, muhabbetler dönmeye başlayınca...
Eski arkadaşlarımın arkadaşlık onayı yollayıp
Daha sonra da bi selam vermemesi
Bu videoyu paylaşmayan şu olsun, bu olsunların alıp yürümesi
Falan filan..
Ohh be...
Şşşttt; bakmayın yukarıda atıp tuttuklarına siz
Ahanda şuraya yazıyom
Açar yeniden hesabını.....
Aaa de bakayım...
Aile hekimliği çıktı hatta pilot illerden biriydik
Ama sevmedim ben bu uygulamayı.
Ben sandım ki aile hekimime gidince
Bana hoş geldin diyecek, halimi hatırımı sorucak
Annen, baban nasıl eşin nasıl, işleriniz nasıl diyecek ?
Yüzüme bile bakmadan
Midemle ilgili yaptığım uyarılara bile aldırmadan
Faranjit için verdiği gargaranın sesimi tamamen kıstığını iletmeme
Yazdığı 1000 miligramlık antibiyotiklerin
Beni daha beter hasta ettiğini dememe rağmen
Kendi bildiğini okuyor.
Yazıyor bir iki ilaç haydi güle güle...
( Güle güle'yi ben yazdım burada onun dediği yok bile... )
Senede bir iki kere gitmeme rağmen her gidişimde
Değiştiricem seni, diyerek çıkıyorum
Verdiği ilaçları da çöpe atıp bir hafta sonra iyileşiyorum...
İç sigarayı geber !
Üst katta sigara var.
Masus oraya koydum ki,
İçmek istediğim zaman diyorum ki kendime,
Bu kışta evden çıkacaksın,
Terliği giyeceksin,
Yukarı çıkıp evin kapısını açacaksın
Tabureyi koyup mutfak dolabının gizli bölmesinden
Sigarayı alacaksın,
Bir üst kattaki çatıya çıkacaksın
O anda çakmağı almayı unuttuğunu fark edeceksin
Okkalı bi küfür savuracaksın
Önce unuttuğuna, sonra da unutan o kafana
İçmiyom lan...
İçmiycem hay kafama ettiğimin...
17 Ocak 2011 Pazartesi
Kıymalı börek not: tarif değil...
Hava durumuna bakmadan yola çıkmam.
Her akşam haberlerin sonunda yayınlanan hava durumu başladı mı
Pür dikkat izlerim.
Sanki bağım, bahçem var mübarek
Ama illa ki öğrenmeliyim.
Gerçi evden çıkışım bazen
Bakkala ekmek almaya gidecek kadar olsa da...
Yarın bi planım yoktu aslında
Tek isteğim eşimin babaannesinden kalma konsola
Tıktığım kitap ve dergileri, ördüğüm bebek yeleklerini
Elime geçeni attığım çekmecelerini yerleştirmekti
Ama işim çıktı Asansör'e gidicem ziyarete
Gitmişken de çekerim bir iki foto...
Kıymalı, patatesli böörek yapmak istiyom
Sodalı olanı deniycem bu sefer
Sabahtan hazırlayıp çıkarım akşama kadar gelir tava...
Yukarıda ki video DijiTürk'te Showmax kanalında saat başlarına 2 dakika kala yayınlanırdı.
Dünyadaki çeşitli ülkelerin şehirlerinden o saat canlı yayın ve hava durumunu bildiren bi program. İzmir'de çıkardı ama bulamadım...
15 Ocak 2011 Cumartesi
Bekliyorum İlham-i beyi
Bazen sıksam kendimi çıkmıyo yazacak bişi.
Hani taş gibi limonu alıyon da biraz eziyon elinin altında
O zaman sıkınca çıkıyo suyu
Ama ben de değişen bişi olmuyo.
Mecbur muyum peki yazmaya ?
Evet'dir buna cevabım.
Yazmayınca birikiyo kafamda konular
Öyle de bi rahatsız ediyo ki bi aman sonra
Böyle bi huyum vardır mesela
Yapılacak bişi varsa onu yapmadan kesinlikle atamam kafamdan
Yapıncaya kadar didikler durur beynimi
Eşeler de eşeler.
Unutsam bile durup düşünürüm bişi vardı yapıcaktım neydi diye
Sonra da bulur çıkarır getiririm düşünme merkezime..
13 Ocak 2011 Perşembe
Sayfamda bir konuk yazar
Bugün odam yine sisli. En yakın arkadaşımın hünerlerinden sadece biri bu. Gözünü kırpmadan insan öldürebiliyor mesela. Büyük bir sabırla yapıyor bunu. İnce ince işliyor zehrini.
Bir yerlerden alışığım ben buna. O yüzden samimiyet kurmamız pek uzun sürmedi kendisiyle.
Başı yanmış onunda aşktan. En çok bu yönünden dolayı iyi anlaşıyoruz zaten.
Yanyana geldiğimiz günleri anlatıyorum ona ve aklıma bir düşüyorsun, bir daha kaldıramıyorum oradan seni. Yanına her geldiğimde gözümü alanın sabah buluşmalarımızda ki
Yeni doğan güneşin ışığı olduğuna inanmıştım hep. Seni daha iyi tanıdıktan sonra anladım ki. Işık sendin doğan bizdik. Hani derler ya insan hata yapar. Bu tam olarak böyle değil diye düşünmediğim hiç olmuyor değil. Çünkü insan hata yapmaya mecbur bırakılır bazen. Babasının hesap sorduğu küçük bir çocuk gibi hayatta hesabını sorar sizden. Ben bilerek yapmadım dersin çocuk saflığıyla, ağlamaklı... Lakin hayat size babanızdan daha acı bir şekilde ödetir her zaman bedelini.
Hayat bize hep x'i bulmayı öğretti bu yüzden verilenlerin değerini hiç kimse anlayamadı. Benim eşitliğim sendin derdim, gülerdin. Kullanmayı sevmedim hiçbir zaman bilirdim ki bugün sana eşitini veren yarın seni birçok bilinmeyenin arasına sokabilir. Bunları anlayabilseydin, anlatabilseydim kim bilir ilerde bizim formüllerimiz okutulabilirdi okullarda.
Hep ben anlattım sen dinledin. Şimdi bende susuyorum belki bu şekilde anlayabilirim acılarımın nedenini. Senden sonra çok şeyi değiştirdim hayatımda.Ve hiç kimseye bir daha hayat diyemedim. Işığın tutukladığı güçsüz gözlere göre değildi benim karanlık şölenim. Bir tek sana gösterdim hünerimi. Seninle kapattım ben hayat şölenimi.
İyi günler yaşadık biz. Ben yaşattım sen yaşadın. Sen yaşattın ben yaşlandım...
......................................
Teşekkürler Hopeless...
Ne edersem kendime ederim
Bu bir iç dökme belkide
Vardır bazen anlayamadığım, çözemediğim bi takım şeyler.
Karşımda bir adem oğlu, havva kızı durur
Gayet mazbut, ağır başlı, sıkma başlı
Bir ağzını açsa iki kelam etse mesela
Tüm hücrelerim "Allah Allah" diyerek aşka gelicek
Sırrına ericem dünya yüzünde,
Yükselicem arşu alâya.
Başlıyor konuşmaya sadece konuşuyor.
Ettiği ilk kelâmı yorumlamaya kalkıyom diğerlerini kaçırıyom.
Yakalamakta zorlanıyorum.
Çünki beynimde o ilk kelimenin anlamını çözmeye çalışırken
Karşımdakinin bu eylemleri gerçekten yapıp yapmadığının
Yaptıysa da şaşırma eylemini devreye sokmam gerekliliği bocalamasıyla uğraşırken buluyorum kendimi.
Yakıştıramıyom kendime bu durumu.
Niye buradayım ben ?
Neden dinliyorum ?
Kızmam gerekirken neden susuyorum ?
12 Ocak 2011 Çarşamba
Gün bitmedi hala...
Bir geldi mi üst üste geliyo her şey.
Dün akşam mutfakta yemek hazırlarken
Anneme başka bir bıçak vereyim diye adım adınca
Başımın sol tarafından bir ses yayıldı mutfağa
Küttt ! diye
Açık mutfak penceresine çarptım.
Bir an için gözüm önünden bişiler geçti ama seçemedim.
Hemen buzluktan buz aradım bulamayınca
42 gramlık bir paket Yuvam marka yaş mayayı dayadım kaşımın üstüne
Baktım erimeye başladı bu seferde bir pişirimlik kıyma poşetini aldım.
Gece yatınca her sola dönüşümde acıyı hissettim...
Sabaha karşı tak tuk sesleriyle uyandım
Evimizin yan tarafına ev yapılıyor
İşçiler geldi diye düşündüm
Saate baktım saat 06,30-
Kalktım kapı önüne çıktım
Sokağın ortasında at arabası ve çingene bi kadın
"Heyy noluyoooo" diye bağırdım
İnşaattan bi adam çıktı kucağında bi dolu demir
Bense hala orada duruyorum
Annem, eşim kalktı geldi karşı komşu yan komşu çıktı
Yan komşu "Polis çağırmıştım ben niye bağırdın ki" dedi
Nerden bileyim ki ?
Eşim bana kızdı niye dışarı çıktığıma değilde
Ya o adam sana bişi atsaydı diye.
Aklıma bile gelmedi oysa...
Sonra annem geldiği için misafirlerimiz geldi
Dün akşam mutfakta yemek hazırlarken
Anneme başka bir bıçak vereyim diye adım adınca
Başımın sol tarafından bir ses yayıldı mutfağa
Küttt ! diye
Açık mutfak penceresine çarptım.
Bir an için gözüm önünden bişiler geçti ama seçemedim.
Hemen buzluktan buz aradım bulamayınca
42 gramlık bir paket Yuvam marka yaş mayayı dayadım kaşımın üstüne
Baktım erimeye başladı bu seferde bir pişirimlik kıyma poşetini aldım.
Gece yatınca her sola dönüşümde acıyı hissettim...
Sabaha karşı tak tuk sesleriyle uyandım
Evimizin yan tarafına ev yapılıyor
İşçiler geldi diye düşündüm
Saate baktım saat 06,30-
Kalktım kapı önüne çıktım
Sokağın ortasında at arabası ve çingene bi kadın
"Heyy noluyoooo" diye bağırdım
İnşaattan bi adam çıktı kucağında bi dolu demir
Bense hala orada duruyorum
Annem, eşim kalktı geldi karşı komşu yan komşu çıktı
Yan komşu "Polis çağırmıştım ben niye bağırdın ki" dedi
Nerden bileyim ki ?
Eşim bana kızdı niye dışarı çıktığıma değilde
Ya o adam sana bişi atsaydı diye.
Aklıma bile gelmedi oysa...
Sonra annem geldiği için misafirlerimiz geldi
Kuzenler eşleri, çocuklar derken curcunaydı ev
Tavuk pilav ve aşure yaptık.
Akşama da kayınvalidem, teyzem geldi...
Yorgunum, uykum var ve
Güldükçe sol kaşım kasıyor ve acıyor...
Güldürmeyin beni...
Akşama da kayınvalidem, teyzem geldi...
Yorgunum, uykum var ve
Güldükçe sol kaşım kasıyor ve acıyor...
Güldürmeyin beni...
10 Ocak 2011 Pazartesi
Pazar kokuları
Çocukluğumun geçtiği cadde, ve yeşil boyalı ev
Yanında ki cami Yapıcıoğlu Camii...
Yeşil Hamdi Dalan sabunu kokar bana pazarları
Eskiden hiç sevmezdim banyo olayını
Evimiz eski banyo ve mutfak alt katta
Banyo sıcak olurdu da sonrası...
Havluya sarınıp üst kata çıkıp
Gaz sobasının yanında ısınmak...
Kadifekale yolu üzerinde
İtfaiyenin yanından bi manzara
Bir de balık kokardı pazarları bana
Eşrefpaşa pazarına giderdik
Öğretmenevi'nin karşısından meşhur 40 merdiveni çıkıp
Yapıcıoğlu'nda ki eve gelmek ölümdü bizim için.
Bu gün Annemi teyzeme bırakırken eski Şenocak sineması sokağının başına
Arabayla devam ettik Kale'ye doğru.
Oraların harap olmuş haline acıdık,
Böyle güzel manzaranın nasıl ellerde olduğunu görüp içlendik.
8 Ocak 2011 Cumartesi
Öylesine...
Bazı zamanlar söylemek istemediğim sözleri yutarım ben.
Sonrada o söz yemek borumdan süzülüp mideme ulaşır
Her tür yediğim abur cuburu öğüten zehre sahip midem
O sözü evirir çevirir ama öğütemez.
Sonra da alır o sözü bir damara koyar kanla karışık yollar beynime
Al işte belayı o zaman başına.
Hadi bakalım....
Bol fırfırlı bi etek istiyorum.
Altında kat kat astarı olsun
Bir de Flo'daki o mor ayakkabıyı..
Yağmur yağsın istiyorum.
Eteğimi giyeyim mor ayakkabıları da
Yağmurda koşayım ama eteklerimi toplayıp
Ayakkabılarımı ıslatmamaya özen göstererek...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)































