26 Ocak 2011 Çarşamba

Oh be !



Oh beee!
Fazlalıkları atınca insan üstünden 
Nasıl da rahatlarmış.
Kuş gibi hafiflermiş.
Hani saçını kestirdiğinde bi hafifleme hissedersin
Yaz gelir kışlıkları atarsın omuzlarından
Evde fazla eşya vardır atarsın ev hafifler
Bi güzel keselenirsin hamamda kirlerini atarsın
Oh be!











25 Ocak 2011 Salı

Ben bilirim arkadaş !

Ben bilirim arkadaş !
Mesela nerede duracağımı
Ayağımı tüm olan kuvvetimle bassam da gaz pedalına.


Ben bilirim arkadaş !
Mini etek de giysem nasıl oturacağımı
Frikik vermeden,
V yaka tshırt de giysem
Hangi açıyla eğileceğimi,
Elimle yakamı kapatmaya gerek duymadan.


Ben bilirim arkadaş !
Neyi duymamam gerektiğini
Başımın belaya girmemesi için.


Ben bilirim arkadaş !
Nerde gözümü kapatmam gerektiğini
Nerede sonuna kadar açıp görmem gerektiğini.... 


Ben bilirim arkadaş !
Toplumda nasıl davranacağımı
Osurmamam gereken yeri,
"Bok" "Çiş" "Kaka" "....." "....."
Gibi laflar etmemem gereken yerleri.
Her ne kadar bu kelimelerin eylem karşılığını
Yapsam da, yapsan da, yapsak ta !
Eğer yapamazsak vücudumuza nasıl bir zarar vereceğini bile bile...
Neden ayıptır ki mesela de mi ?


Ben bilirim arkadaş !
Nerede nasıl konuşacağımı.
Yaşım değil başımdan geçenler kadar konuşacağımı.
Üst kattaki komşunun dediği alt kattaki komşuya ayıp geliyorsa
Bi zahmet tıkayıversin kulağını.
İşaret parmağını da ağzına götürüp
"Cıks cıks" sesiyle....

Hadi şimdi dağılabilirsiniz...







Sigara içen kadınlar


Erkekleri yayınlamıştım
Kadınlar kusur kalmasın istedim 
Bazı kadınlara da pek yakışır sigara...
İşte yakıştırdıklarım..


























24 Ocak 2011 Pazartesi

Adına da derler seks




Youtube'de  
Taş plaklar arasında gezinirken tesadüfen
Dinledim.
Harikaaaaa.






Benim bi arkadaş,





Benim bi arkadaş, sürekli hasta oluyor demir eksikliği varmış.
Benim bi arkadaş, bazen beni zıvanadan çıkartıyor yaptığı cahilliklerle.
Benim bi arkadaş, kaç yaşında hala söze "abi" diyerek başlıyor.
Benim bi arkadaş, misafirlikte ne ikram yiyeceğini çok merak ediyor.
Benim bi arkadaş, nerelere gitti geldi ama şivesini bozmadı.
Benim bi arkadaş, habire erkek arkadaşlarını anlatır.
Benim bi arkadaş, çok zengin ama çok ağlaşıyor.
Benim bi arkadaş, çok kısık sesle konuşuyor anlamıyorum bazen kafa sallıyorum.
Benim bi arkadaş, sana başka ona başka bana başka anlatıyor hep atıyor biraz.
Benim bi arkadaş, ne zaman görse avon satmaya çalışıyor bana.
Benim bi arkadaş, telefonda hep görüşelim diyor randevu verince de yan çiziyor.
Benim bi arkadaş, adımla seslenmez hep "şekerûm" der bana.




Not: Yanlarına parantez içinde isimlerinin baş harfini koymayı düşündüm ama sonra okurlar da bu özelliklerinden men ederler beni diye vazgeçtim...











23 Ocak 2011 Pazar

Haydi bakalım...






Hop dingala dingala
Makinaya da attım perdeleri
Salıya da günüm var benim
Ütüle de ütüle durmadan....


Hop dingala dingala
Her yeri de temizledim ne güzel
Salıya da günüm var benim
Hadi yapalım bakalım börekleri, tatlıları...









Pazar pazar



Bazen semt pazarımızın evimize bu kadar yakın olduğuna sevinmiyor değilim.
Mesela üç kere gittim pazara bugün.
İlk gittiğimde bayağı yüklendiğimi düşünüp bir de elimde o poşetlerle ayva tatlısı için orta boy ayva aramak zor geldiğinden bi koşu eve gidip bahçede kapı önüne bırakıverdim herşeyi. Eşimi uyandırmak istemedim zaten gripten kırılıyor bide uykusuna kıymayayım dedim. Tekrar koştum pazara bu sefer ayva aramaya ne yazık ki pek de istediğim gibi değildi ayvalar. Topu topu üç yerde gördüm ayva satılan tezgahları ve oradakiler de ya çok küçük ya da çok serttiler. Ayva tatlısı yerine şekerpare yapayım bari diyerek zeytin tezgahlarına yanaştım. Öyle her zeytini tadanları hiç haz etmediğimden birini gözüme kestirdim ve tattım. Tam da benim aradığım zeytin çıktı. Tekrar eve koştum kapı önündeki poşetlerin yanına koyuverdim zeytinleri. Sobanın kovasını hazırladım, üst kattaki eve  çıkıp makinaya çamaşır attım daha bir üst kata çıkıp banyo ışıklığına nereden su sızıyor diye araştırma yaptım. Yukarıdaki su borusunu bi şekilde kaplamam gerektiğine karar verdim yoksa ilk soğuklarda donup patlayabilir. Tekrar aşağıya inip kapıyı çaldım eşim kalktı ve pazar torbalarıyla beni görünce pek şaşırdı. Kahvaltıyı hazırladım yedik, bulaşık makinasını çalıştırdım sonra  falan yukarıda makinadan çamaşırları alıp bahçeye asıverdim yağmurun dinip güneşin açtığı bi anda. Tekrar pazara çıktım bu sefer patates, yeşillik almak için. Tekrar eve koşturdum. Eşim rahatsız diye mercimek koydum düdüklüye pişince de süzgüden geçiriverdim. 
Bir ara dışarı kaydı gözüm yağmur başlamış bi koşu bahçeye astığım çamaşırları toplayıp balkon altına çamaşırlığa astım. Pazarda cibez görmüştüm bi yerlerde aklımda kaldı gidip almak niyetim ama bu kadar işten sonra yoruldum artık Çarşamba günü Şirinyer pazarından alırım. Şimdi dinleneyim biraz, sobayı yakayım, kitap okuyayım...









22 Ocak 2011 Cumartesi

Bakiye hep sıfır...





Sen kalk süslen püslen tak takıştır 
Çık dışarıya sokakta hava at 
"Gezmeye gidiyom"  diye 
Kapı önünde çömeşmiş, yemeni kenarı yapan varoş karılarına, 
Sonra da otobüse bin 
Kentkartın ötsün! 
Bişi değil bide o cadaloz karı bağrınsın otobüste 
"BAKİYENİZ YETERSİZDİR" diye...
Süklüm püklüm geri döndüm eve sokağın diğer ucundan...









Bir hayalin peşinde



Dün (Perşembe) belkide evvelki gün demeliyim aslında Kemeraltı'na indim.
Konak Pier'e uğradım Remzi Kitabevine. Kitapların kokusu ve dünyası arasında dolaşmak çok hoşuma gidiyor. Almak istediğim kitaplar vardı ne yazık ki üçünü de bulamadım. Yokmuş ellerinde... 
Kitaplar şunlardı,
Sardunya'nın sayfasında görüp bir bölümünü okuduğum ve pek etkilendiğim
Etgar Keret'in Tanrı olmak isteyen otobüs şoförü kitabı
Sonraa bir tavsiye üstüne okumaya niyetlendiğim
Amen Maalouf'un Semerkant'ı ki
Orada görünce hatırladım ki Afrikalı Leo adlı kitabını okumuşum ben
Ama çok oluyor 1997 belki...
Bir de yine bi tavsiye üzerine Emrah Serbes Erken kaybedenler 
Elim boş döndüm...
Yolda sözleşsek olmaz eltimle karşılaştım. Dolandık çarşıda sonrada akşama onlara gittim. Eşimde geldi kitaplıklarını karıştırdım biraz neler var neler yok diye,
Efendi kitabı vardı yarıya kadar okumuştum çok fazla isim ve daldan dala atlanılan konulara dayanamayınca bırakmıştım. Sonra Kelebek vardı hani ilkokuldayken okuduğum çok eskiydi hatta ilk 15 sayfası yoktu tekrar alıp okumayı düşünüyorum. Bir iki kitap önerdi yeğenim ama beni sarmadı Alacakaranlık vari konuları olan. Bir de Olasılıksız'ı okumamı istedi bakalım dedim. Abimin kitapları arasında bi kitap dikkatimi çekti izin isteyip aldım onu okuyorum şimdi. Sadun Boro'nun Bir hayalin peşinde kitabı. 1952 yılında Ling adlı teknenin sahibiyle yaptığı Atlantik okyanusunu geçişini anlatıyor. O zamanlar Cumhuriyet Gazetesinde yayınlanmış işte o yazıları içeren bi kitap...

21 Ocak 2011 Cuma

Rüyalar....



Çok karışık rüyalar görmekteyim 2 gündür.
Birinde bir evin altındaki su birikintisindeki envai çeşit balıklar
Renkli pulları, beyaz renk olanları bir de timsah
Timsahın üstüne binmiş yeğenim...
Birinde de bir sokak kavgası içinde kalmışız
Eşimi arıyorum bulamıyorum
Ve o kavganın ortasında üzerine doğrultulan silahı fark ediyorum
Sonrasın da uyandığım anda hala devam eden bi bağırma..
Hemen kalkıp işe yolcu ettiğim  kalkıp eşimi aradım nasılsın diye
Sesini işitmek, iyi olduğunu anlamak içimi ferahlattı..
Gittikçe anneme daha çok benzediğimi düşünüyorum
Annemde böyleydi böyle kötü kâbuslar gördüğünde
İş yerimizden arardı bizi aman iyi misin, dikkat et kötü rüya gördüm gibi..
Hayır olsun bakalım...





















20 Ocak 2011 Perşembe

Ölüm ve yaşam



Bugünlerde 
Kendimden hiç de beklenmeyen, 
Kendime yakıştıramadığım
Bi takım davranışlar görmekteyim.


Bugünlerde 
Kendimden beklenmeyen sözcükleri cümle içinde
Hem de o anın içinden kurtulmak istercesine
Anlamlı bir dizi haline getirmeye çalışırken yakalıyorum.
Bi takım sözler veriyorum oysa tutmayacağımı bile bile
Kafa sallıyorum verilen nasihatlara uymayacağımı bile bile


Uymadı demi şimdiye kadar aklınızda şekillendirmeye çalıştığınız kişiye,
Hoşunuza da gitmedi mesela bunca zamandır tanıdığım sen miydin diye,
Diyebilirsiniz ilk başta niye göstermedin bu yönünü diye ?
Ben de bilmiyordum ki....
Diyorum ya bugünlerde oldu bu
Verdiğim bi takım sözlerim vardı benim
İçimdekini acıtanlara karşı batan kıymıkları temizleyeceğim diye
Verdiğim sözlerim vardı benim kendime değil daha büyük birine.


Peşimi hiç bırakmayan bi düşünce var aklımda
Sürekli dönüp dolaşıp bir yerde çıkıveriyor karşıma
En kalabalık içinde, 
En yalnız kaldığım da...
Biraz önce yine geldi o düşünce aklıma.
Dışarıdaydık eve geldik bahçe dolunayın etkisiyle sanki ışıklar içinde
Arka bahçeye yürüdüm 
Kurumuş kavak ağacı ona inat yemyeşil mandalin ve limon ağacı
İşte bu olsa gerek dedim bana yaşamı hatırlatan
4 metrekarelik bir toprakta
Yan yana duruyor kurumuş ve yemyeşil kalmış iki ağaç...

19 Ocak 2011 Çarşamba

Pişmedi yemek ben piştim





Şu kış gününde birazda baharı hatırlatsın diye bana
Bakla aldım marketten.
Bir boyda olmalarına dikkat ettiysem de ayıklarken
Bir de baktım ki tanelerini çıkardığımda olmuş.
Attım bir tencereye hepsini tarifte ki gibi
Bir kaşık un bir bardak ta su ekledim
Kapattım tencerenin kapağını kıstım ateşi en yavaşa
Yemeğin kısık ateşte pişeni mâkbuldur diye salık veren 
Komşu  teyzenin nasihatiyle...


Gel gör ki pişmedi bi türlü...
Sobanın kovasını değiştirdim doldurdum
Tüm evi süpürdüm elektrikli süpürgeyle
Yolluk vardı bir iki çırpıverdim
Makinaya çamaşır attım
Bu dünya işi yaptım
O bakla pişmedi hala...
Tarifteki bir bardak su oldu 5 bardak
Tam iki kulpundan tutup karşı duvara atmayı düşündüğüm sırada
Düdüklü tencere geldi aklıma
Koydum içine 3 dakika sonra dumanı çıktı kapattım düdüğünü
Pişiverdi yemeğim bileydim önceden koyardım...

Bu son olsun...







Şu saatte aklıma geldi bu şarkı
Dinlemeye başladım.
Ve ne zaman dinlesem
Gerek ezgisiyle gerek sözleriyle olsun
Öyle bir UMUT dolar ki içime
Yüzüme bir gülümseme yayılır
Hala bir şeylerin bitmediğini, yitmediğini
Hatırlatır bana...















18 Ocak 2011 Salı

Facebook hesabımı kapattım. Hükümsüzdür !



Facebook hesabımı dondurdum.
Hep aynı videolar, muhabbetler dönmeye başlayınca...
Eski arkadaşlarımın arkadaşlık onayı yollayıp
Daha sonra da bi selam vermemesi
Bu videoyu paylaşmayan şu olsun, bu olsunların alıp yürümesi
Falan filan..
Ohh be...


















Şşşttt; bakmayın yukarıda atıp tuttuklarına siz
Ahanda şuraya yazıyom
Açar yeniden hesabını.....









Aaa de bakayım...





Aile hekimliği çıktı hatta pilot illerden biriydik
Ama sevmedim ben bu uygulamayı.
Ben sandım ki aile hekimime gidince
Bana hoş geldin diyecek, halimi hatırımı sorucak
Annen, baban nasıl eşin nasıl, işleriniz nasıl diyecek ?
Yüzüme bile bakmadan 
Midemle ilgili yaptığım uyarılara bile aldırmadan
Faranjit için verdiği gargaranın sesimi tamamen kıstığını iletmeme
Yazdığı 1000 miligramlık antibiyotiklerin
Beni daha beter hasta ettiğini dememe rağmen
Kendi bildiğini okuyor.
Yazıyor bir iki ilaç haydi güle güle...
( Güle güle'yi ben yazdım burada onun dediği yok bile... )
Senede bir iki kere gitmeme rağmen her gidişimde
Değiştiricem seni, diyerek çıkıyorum
Verdiği ilaçları da çöpe atıp bir hafta sonra iyileşiyorum...





İç sigarayı geber !





Üst katta sigara var.
Masus oraya koydum ki, 
İçmek istediğim zaman diyorum ki kendime,
Bu kışta evden çıkacaksın, 
Terliği giyeceksin, 
Yukarı çıkıp evin kapısını açacaksın 
Tabureyi koyup mutfak dolabının gizli bölmesinden 
Sigarayı alacaksın,
Bir üst kattaki çatıya çıkacaksın 
O anda çakmağı almayı unuttuğunu fark  edeceksin
Okkalı bi küfür savuracaksın
Önce unuttuğuna, sonra da unutan o kafana
İçmiyom lan...
İçmiycem hay kafama ettiğimin...













17 Ocak 2011 Pazartesi

Kıymalı börek not: tarif değil...




Hava durumuna bakmadan yola çıkmam.
Her akşam haberlerin sonunda yayınlanan hava durumu başladı mı
Pür dikkat izlerim.
Sanki bağım, bahçem var mübarek
Ama illa ki öğrenmeliyim.
Gerçi evden çıkışım bazen 
Bakkala ekmek almaya gidecek kadar olsa da...


Yarın bi planım yoktu aslında
Tek isteğim eşimin babaannesinden kalma konsola
Tıktığım kitap ve dergileri, ördüğüm bebek yeleklerini
Elime geçeni attığım çekmecelerini yerleştirmekti
Ama işim çıktı Asansör'e gidicem ziyarete
Gitmişken de çekerim bir iki foto...


Kıymalı, patatesli böörek yapmak istiyom
Sodalı olanı deniycem bu sefer
Sabahtan hazırlayıp çıkarım akşama kadar gelir tava...


Yukarıda ki video DijiTürk'te Showmax kanalında saat başlarına 2 dakika kala yayınlanırdı.
Dünyadaki çeşitli ülkelerin şehirlerinden o saat canlı yayın ve hava durumunu bildiren bi program. İzmir'de çıkardı ama bulamadım...









15 Ocak 2011 Cumartesi

Bekliyorum İlham-i beyi



Bazen sıksam kendimi çıkmıyo yazacak bişi.
Hani taş gibi limonu alıyon da biraz eziyon elinin altında
O zaman sıkınca çıkıyo suyu
Ama ben de değişen bişi olmuyo.
Mecbur muyum peki yazmaya ?
Evet'dir buna cevabım.
Yazmayınca birikiyo kafamda konular
Öyle de bi rahatsız ediyo ki bi aman sonra
Böyle bi huyum vardır mesela
Yapılacak bişi varsa onu yapmadan kesinlikle atamam kafamdan
Yapıncaya kadar didikler durur beynimi
Eşeler de eşeler.
Unutsam bile durup düşünürüm bişi vardı yapıcaktım neydi diye
Sonra da bulur çıkarır getiririm düşünme merkezime..

13 Ocak 2011 Perşembe

Sayfamda bir konuk yazar






Bugün odam yine sisli. En yakın arkadaşımın hünerlerinden sadece biri bu. Gözünü kırpmadan insan öldürebiliyor mesela. Büyük bir sabırla yapıyor bunu. İnce ince işliyor zehrini.

Bir yerlerden alışığım ben buna. O yüzden samimiyet kurmamız pek uzun sürmedi kendisiyle.
Başı yanmış onunda aşktan. En çok bu yönünden dolayı iyi anlaşıyoruz zaten.


Yanyana geldiğimiz günleri anlatıyorum ona ve aklıma bir düşüyorsun, bir daha kaldıramıyorum oradan seni. Yanına her geldiğimde gözümü alanın sabah buluşmalarımızda ki 

Yeni doğan güneşin ışığı olduğuna inanmıştım hep. Seni daha iyi tanıdıktan sonra anladım ki. Işık sendin doğan bizdik. Hani derler ya insan hata yapar. Bu tam olarak böyle değil diye düşünmediğim hiç olmuyor değil. Çünkü insan hata yapmaya mecbur bırakılır bazen. Babasının hesap sorduğu küçük bir çocuk gibi hayatta hesabını sorar sizden. Ben bilerek yapmadım dersin çocuk saflığıyla, ağlamaklı... Lakin hayat size babanızdan daha acı bir şekilde ödetir her zaman bedelini. 

Hayat bize hep x'i bulmayı öğretti bu yüzden verilenlerin değerini hiç kimse anlayamadı. Benim eşitliğim sendin derdim, gülerdin. Kullanmayı sevmedim hiçbir zaman bilirdim ki bugün sana eşitini veren yarın seni birçok bilinmeyenin arasına sokabilir. Bunları anlayabilseydin, anlatabilseydim kim bilir ilerde bizim formüllerimiz okutulabilirdi okullarda. 

Hep ben anlattım sen dinledin. Şimdi bende susuyorum belki bu şekilde anlayabilirim acılarımın nedenini. Senden sonra çok şeyi değiştirdim hayatımda.Ve hiç kimseye bir daha hayat diyemedim. Işığın tutukladığı güçsüz gözlere göre değildi benim karanlık şölenim. Bir tek sana gösterdim hünerimi. Seninle kapattım ben hayat şölenimi.


İyi günler yaşadık biz. Ben yaşattım sen yaşadın. Sen yaşattın ben yaşlandım...


......................................


Teşekkürler Hopeless...





Ne edersem kendime ederim





Bu bir iç dökme belkide 
Vardır bazen anlayamadığım, çözemediğim bi takım şeyler.
Karşımda bir adem oğlu, havva kızı durur 
Gayet mazbut, ağır başlı, sıkma başlı
Bir ağzını açsa iki kelam etse mesela 
Tüm hücrelerim "Allah Allah" diyerek aşka gelicek
Sırrına ericem dünya yüzünde, 
Yükselicem arşu alâya.
Başlıyor konuşmaya sadece konuşuyor. 
Ettiği ilk kelâmı yorumlamaya kalkıyom diğerlerini kaçırıyom. 
Yakalamakta zorlanıyorum. 
Çünki beynimde o ilk kelimenin anlamını çözmeye çalışırken 
Karşımdakinin bu eylemleri gerçekten yapıp yapmadığının 
Yaptıysa da şaşırma eylemini devreye sokmam gerekliliği bocalamasıyla uğraşırken buluyorum kendimi. 
Yakıştıramıyom kendime bu durumu. 
Niye buradayım ben ? 
Neden dinliyorum ?
Kızmam gerekirken neden susuyorum ? 

Beni Küba'ya bi götüren olsa keşke ?







12 Ocak 2011 Çarşamba

Gün bitmedi hala...

Bir geldi mi üst üste geliyo her şey.
Dün akşam mutfakta yemek hazırlarken
Anneme başka bir bıçak vereyim diye adım adınca
Başımın sol tarafından bir ses yayıldı mutfağa 
Küttt ! diye
Açık mutfak penceresine çarptım.
Bir an için gözüm önünden bişiler geçti ama seçemedim.
Hemen buzluktan buz aradım bulamayınca
42 gramlık bir paket Yuvam marka yaş mayayı dayadım kaşımın üstüne
Baktım erimeye başladı bu seferde bir pişirimlik kıyma poşetini aldım.
Gece yatınca her sola dönüşümde acıyı hissettim...


Sabaha karşı tak tuk sesleriyle uyandım
Evimizin yan tarafına ev yapılıyor
İşçiler geldi diye düşündüm
Saate baktım saat 06,30-
Kalktım kapı önüne çıktım
Sokağın ortasında at arabası ve çingene bi kadın
"Heyy noluyoooo" diye bağırdım
İnşaattan bi adam çıktı kucağında bi dolu demir
Bense hala orada duruyorum
Annem, eşim kalktı geldi karşı komşu yan komşu çıktı
Yan komşu "Polis çağırmıştım ben niye bağırdın ki" dedi
Nerden bileyim ki ?
Eşim bana kızdı niye dışarı çıktığıma değilde
Ya o adam sana bişi atsaydı diye.
Aklıma bile gelmedi oysa...


Sonra annem geldiği için misafirlerimiz geldi
Kuzenler eşleri, çocuklar derken curcunaydı ev
Tavuk pilav ve aşure yaptık.
Akşama da kayınvalidem, teyzem geldi...


Yorgunum, uykum var ve
Güldükçe sol kaşım kasıyor ve acıyor...
Güldürmeyin beni...

10 Ocak 2011 Pazartesi

Sigara ve erkekler


Seviyorum sigara içen erkekleri
Tütün kokar elleri
Ne yapayım ?









Resimdekileri tanıdınız mı?

Pazar kokuları



Çocukluğumun geçtiği cadde, ve yeşil boyalı ev 
Yanında ki cami Yapıcıoğlu Camii...


Yeşil Hamdi Dalan sabunu kokar bana pazarları
Eskiden hiç sevmezdim banyo olayını
Evimiz eski banyo ve mutfak alt katta 
Banyo sıcak olurdu da sonrası...
Havluya sarınıp üst kata çıkıp 
Gaz sobasının yanında ısınmak...





Kadifekale yolu üzerinde 
İtfaiyenin yanından bi manzara




Bir de balık kokardı pazarları bana
Eşrefpaşa pazarına giderdik
Öğretmenevi'nin karşısından meşhur 40 merdiveni çıkıp 
Yapıcıoğlu'nda ki eve gelmek ölümdü bizim için.
Bu gün Annemi teyzeme bırakırken eski Şenocak sineması sokağının başına
Arabayla devam ettik Kale'ye doğru.
Oraların harap olmuş haline acıdık,
Böyle güzel manzaranın nasıl ellerde olduğunu görüp içlendik.

8 Ocak 2011 Cumartesi

Öylesine...






Bazı zamanlar söylemek istemediğim sözleri yutarım ben. 
Sonrada o söz yemek borumdan süzülüp mideme ulaşır
Her tür yediğim abur cuburu öğüten zehre sahip midem
O sözü evirir çevirir ama öğütemez.
Sonra da alır o sözü bir damara koyar kanla karışık yollar beynime
Al işte belayı o zaman başına.
Hadi bakalım....






Bol fırfırlı bi etek istiyorum.
Altında kat kat astarı olsun
Bir de Flo'daki o mor ayakkabıyı..
Yağmur yağsın istiyorum. 
Eteğimi giyeyim mor ayakkabıları da
Yağmurda koşayım ama eteklerimi toplayıp
Ayakkabılarımı ıslatmamaya özen göstererek...







7 Ocak 2011 Cuma

Olsun !






Bu ne soğuk yaa
Güneş var ama sadece adı hani düşününce ısıtıyo
O da yaz zamanında düşünürsen şayet
Şimdi kış ya alt kattayız
Alt katta da hat çekmiyo
Konuşmak için bahçeye çıkıyom
Ondan sonra da  kendimi sokağın köşesinde buluyom
Evin üstüne baz istasyonu taktırcam
Kanser falan yapıyo diyolar amann alırım parasını
Kiraya çıkarım bu sokakta oturanlar düşünsün artık.
Şimdi gezmeye gidicem ne güzel elbise giyeyim diyodum ama
Yeni yıla girerken kırmızı don almayıp ta donsuz girerim diye ahkam kesiyodum
Kalsın...
Yok yok yaz gibisi yok !
Donsuz da çıksan bi zarar gelmez
Püfür püfür....


Geçen seneden en sevdiğim şarkılar içinde olan bi şarkıyı yolluyom sizlere...
Pilli Bebek'ten Olsun!