13 Ocak 2011 Perşembe

Sayfamda bir konuk yazar






Bugün odam yine sisli. En yakın arkadaşımın hünerlerinden sadece biri bu. Gözünü kırpmadan insan öldürebiliyor mesela. Büyük bir sabırla yapıyor bunu. İnce ince işliyor zehrini.

Bir yerlerden alışığım ben buna. O yüzden samimiyet kurmamız pek uzun sürmedi kendisiyle.
Başı yanmış onunda aşktan. En çok bu yönünden dolayı iyi anlaşıyoruz zaten.


Yanyana geldiğimiz günleri anlatıyorum ona ve aklıma bir düşüyorsun, bir daha kaldıramıyorum oradan seni. Yanına her geldiğimde gözümü alanın sabah buluşmalarımızda ki 

Yeni doğan güneşin ışığı olduğuna inanmıştım hep. Seni daha iyi tanıdıktan sonra anladım ki. Işık sendin doğan bizdik. Hani derler ya insan hata yapar. Bu tam olarak böyle değil diye düşünmediğim hiç olmuyor değil. Çünkü insan hata yapmaya mecbur bırakılır bazen. Babasının hesap sorduğu küçük bir çocuk gibi hayatta hesabını sorar sizden. Ben bilerek yapmadım dersin çocuk saflığıyla, ağlamaklı... Lakin hayat size babanızdan daha acı bir şekilde ödetir her zaman bedelini. 

Hayat bize hep x'i bulmayı öğretti bu yüzden verilenlerin değerini hiç kimse anlayamadı. Benim eşitliğim sendin derdim, gülerdin. Kullanmayı sevmedim hiçbir zaman bilirdim ki bugün sana eşitini veren yarın seni birçok bilinmeyenin arasına sokabilir. Bunları anlayabilseydin, anlatabilseydim kim bilir ilerde bizim formüllerimiz okutulabilirdi okullarda. 

Hep ben anlattım sen dinledin. Şimdi bende susuyorum belki bu şekilde anlayabilirim acılarımın nedenini. Senden sonra çok şeyi değiştirdim hayatımda.Ve hiç kimseye bir daha hayat diyemedim. Işığın tutukladığı güçsüz gözlere göre değildi benim karanlık şölenim. Bir tek sana gösterdim hünerimi. Seninle kapattım ben hayat şölenimi.


İyi günler yaşadık biz. Ben yaşattım sen yaşadın. Sen yaşattın ben yaşlandım...


......................................


Teşekkürler Hopeless...





Ne edersem kendime ederim





Bu bir iç dökme belkide 
Vardır bazen anlayamadığım, çözemediğim bi takım şeyler.
Karşımda bir adem oğlu, havva kızı durur 
Gayet mazbut, ağır başlı, sıkma başlı
Bir ağzını açsa iki kelam etse mesela 
Tüm hücrelerim "Allah Allah" diyerek aşka gelicek
Sırrına ericem dünya yüzünde, 
Yükselicem arşu alâya.
Başlıyor konuşmaya sadece konuşuyor. 
Ettiği ilk kelâmı yorumlamaya kalkıyom diğerlerini kaçırıyom. 
Yakalamakta zorlanıyorum. 
Çünki beynimde o ilk kelimenin anlamını çözmeye çalışırken 
Karşımdakinin bu eylemleri gerçekten yapıp yapmadığının 
Yaptıysa da şaşırma eylemini devreye sokmam gerekliliği bocalamasıyla uğraşırken buluyorum kendimi. 
Yakıştıramıyom kendime bu durumu. 
Niye buradayım ben ? 
Neden dinliyorum ?
Kızmam gerekirken neden susuyorum ? 

Beni Küba'ya bi götüren olsa keşke ?







12 Ocak 2011 Çarşamba

Gün bitmedi hala...

Bir geldi mi üst üste geliyo her şey.
Dün akşam mutfakta yemek hazırlarken
Anneme başka bir bıçak vereyim diye adım adınca
Başımın sol tarafından bir ses yayıldı mutfağa 
Küttt ! diye
Açık mutfak penceresine çarptım.
Bir an için gözüm önünden bişiler geçti ama seçemedim.
Hemen buzluktan buz aradım bulamayınca
42 gramlık bir paket Yuvam marka yaş mayayı dayadım kaşımın üstüne
Baktım erimeye başladı bu seferde bir pişirimlik kıyma poşetini aldım.
Gece yatınca her sola dönüşümde acıyı hissettim...


Sabaha karşı tak tuk sesleriyle uyandım
Evimizin yan tarafına ev yapılıyor
İşçiler geldi diye düşündüm
Saate baktım saat 06,30-
Kalktım kapı önüne çıktım
Sokağın ortasında at arabası ve çingene bi kadın
"Heyy noluyoooo" diye bağırdım
İnşaattan bi adam çıktı kucağında bi dolu demir
Bense hala orada duruyorum
Annem, eşim kalktı geldi karşı komşu yan komşu çıktı
Yan komşu "Polis çağırmıştım ben niye bağırdın ki" dedi
Nerden bileyim ki ?
Eşim bana kızdı niye dışarı çıktığıma değilde
Ya o adam sana bişi atsaydı diye.
Aklıma bile gelmedi oysa...


Sonra annem geldiği için misafirlerimiz geldi
Kuzenler eşleri, çocuklar derken curcunaydı ev
Tavuk pilav ve aşure yaptık.
Akşama da kayınvalidem, teyzem geldi...


Yorgunum, uykum var ve
Güldükçe sol kaşım kasıyor ve acıyor...
Güldürmeyin beni...

10 Ocak 2011 Pazartesi

Sigara ve erkekler


Seviyorum sigara içen erkekleri
Tütün kokar elleri
Ne yapayım ?









Resimdekileri tanıdınız mı?

Pazar kokuları



Çocukluğumun geçtiği cadde, ve yeşil boyalı ev 
Yanında ki cami Yapıcıoğlu Camii...


Yeşil Hamdi Dalan sabunu kokar bana pazarları
Eskiden hiç sevmezdim banyo olayını
Evimiz eski banyo ve mutfak alt katta 
Banyo sıcak olurdu da sonrası...
Havluya sarınıp üst kata çıkıp 
Gaz sobasının yanında ısınmak...





Kadifekale yolu üzerinde 
İtfaiyenin yanından bi manzara




Bir de balık kokardı pazarları bana
Eşrefpaşa pazarına giderdik
Öğretmenevi'nin karşısından meşhur 40 merdiveni çıkıp 
Yapıcıoğlu'nda ki eve gelmek ölümdü bizim için.
Bu gün Annemi teyzeme bırakırken eski Şenocak sineması sokağının başına
Arabayla devam ettik Kale'ye doğru.
Oraların harap olmuş haline acıdık,
Böyle güzel manzaranın nasıl ellerde olduğunu görüp içlendik.

8 Ocak 2011 Cumartesi

Öylesine...






Bazı zamanlar söylemek istemediğim sözleri yutarım ben. 
Sonrada o söz yemek borumdan süzülüp mideme ulaşır
Her tür yediğim abur cuburu öğüten zehre sahip midem
O sözü evirir çevirir ama öğütemez.
Sonra da alır o sözü bir damara koyar kanla karışık yollar beynime
Al işte belayı o zaman başına.
Hadi bakalım....






Bol fırfırlı bi etek istiyorum.
Altında kat kat astarı olsun
Bir de Flo'daki o mor ayakkabıyı..
Yağmur yağsın istiyorum. 
Eteğimi giyeyim mor ayakkabıları da
Yağmurda koşayım ama eteklerimi toplayıp
Ayakkabılarımı ıslatmamaya özen göstererek...







7 Ocak 2011 Cuma

Olsun !






Bu ne soğuk yaa
Güneş var ama sadece adı hani düşününce ısıtıyo
O da yaz zamanında düşünürsen şayet
Şimdi kış ya alt kattayız
Alt katta da hat çekmiyo
Konuşmak için bahçeye çıkıyom
Ondan sonra da  kendimi sokağın köşesinde buluyom
Evin üstüne baz istasyonu taktırcam
Kanser falan yapıyo diyolar amann alırım parasını
Kiraya çıkarım bu sokakta oturanlar düşünsün artık.
Şimdi gezmeye gidicem ne güzel elbise giyeyim diyodum ama
Yeni yıla girerken kırmızı don almayıp ta donsuz girerim diye ahkam kesiyodum
Kalsın...
Yok yok yaz gibisi yok !
Donsuz da çıksan bi zarar gelmez
Püfür püfür....


Geçen seneden en sevdiğim şarkılar içinde olan bi şarkıyı yolluyom sizlere...
Pilli Bebek'ten Olsun!

6 Ocak 2011 Perşembe

Esneme ödülü


Sevgili Esmir bir ödül vermiş bana 
Çok teşekkür ediyorum kendisine...
Şimdi benim de yeni bir ödülüm var
Sayfamı ziyaret eden herkeslere...



İnsan karşısında yapılan bir harekete 
Aynı şekilde karşılık verirmiş
Esnemek !


Eğer şu resimlere bakıp 
ESNEDİYSENİZ şayet !
Hadi bakalım iyi esnemeler.

5 Ocak 2011 Çarşamba

Başlık bile yok.







Bir şey yazasım yok aslında
Çok düşünce var kafamda.
Birbirini takip eden vagonlar gibiler
Bağlı bulundukları halde bir sıra halinde geçiyorlar
Ve sürekli olarak meşgul ediyorlar kafamı
Aslında düşünmek istediklerim bunlar değil.
Mesela,


Pilav için ölçü 1 e 1 mi olsun ?
Ekşili terbiyeli köfte çorbasına yanına makarna gider mi ?
Pazarda brokolinin kilosu 1,5-Lira daha ucuzunu bulabilir miyim ?
Mudo'da gördüğüm yeşil kazağı almalı mıydım ?
Daha önce yarısını örüp bi kenarıya attığım bolero hangi cehennemde ?
Saçlarıma dip boyası yapmasam ne olur ki ?
Flo'daki o mor ayakkabı indirime girdiğinde kaç Lira'ya düşer ?
Eşimin kahverengi pantolunu için aldığım düğmeyi nereye koymuştum ?


Keşke keşke bunların cevabını düşünmek olsaydı işim sadece...











3 Ocak 2011 Pazartesi

Kaç gram ki?




Bekarlık yıllarımdan kalan bir anıdır.
En yakın arkadaş diyoruz o zamanlar şimdilerde ise hani kanka,
Bir terk edilmişliğin ardından  
90'lık kasete çekilmiş seçilen en sert şarkılarla
Ellerimiz de bira ve sigara ağzımızda ise bol küfür 
Sabahın 4'ü olmuş kafalar iyice bunalmış
Artık terk edilmenin nedeni bile unutulmuş
Ağzımızdan çıkanlar karışsa da bol dumana, alkole
Bi şekilde açılıyor zihinler ve sonrası akan gözyaşları
Karışır belli belirsiz bir suçluluğa hüküm verilir
Bir anda dökülüveren felsefi konuşmalara döner sohbet,
Konunun ana fikri ne kadar ağır gelebilir ki idi ?




Topu topu kaç gram, kilodur ki?
Sabah gözünü açmak mesela,
Yorganı atıp üzerinden musluğu açmak için harcadığın güç.
Açlığını gidermek için ağzına attığın lokma 
Bir de üzerine içtiğin bir yudum çay?


Ağır gelir bazen bana,
Nefes alışverişi karşılıklı
"Hayır" diyebilmek bazı şeylere
Bir ele uzanabilmek serçe kanatlarda
Bir yüreği taşıyabilmek kaç kiloluk bedenlerde


Ağır gelir bazen,
Başı öne düşmüş birinin yüzünü kaldırabilmek
Kötülük ettiğin birine pişmanlığını kanıtlayabilmek 
Durmadan iyilik yapabilme gücüne sahip olma duygusu
Bir de haset ve kin duygularını bastırabilmek
En ulaşılmaz bi yere koyup onu taşıyabilmek.


Topu topu kaç gram, kilodur ki?
Var mı bir ölçü gösterge tablosu
Kaç gramdan sonrası geçerlidir,
Ne kadarı uygulanabilir yaşadığımız şu kısacık hayata ?



2 Ocak 2011 Pazar

Hoşgelişler olaa 2011 iyi ola....





Bir adımı mı geri atmak istedim 2010'a
2011'e girerken buruk olsam da biraz
Sevmiştim ben 2010 yılını be.
Bundan daha güzelini yaşatır umarım 2011 !
Didim'deydik AnaBaba Motel'de ayırtmıştık yerimizi
İkram, hizmet süperdi doğrusu.
Bir de sürpriz olarak teyzemi götürdük ki anneme
Anneme en iyi yılbaşı hediyesi buydu sanırım.
Kutlamalarımız gece 10'da Didim'e varışla başladı,
Ertesi gün sahilde bir tur derken
Pazar günü mutfaktan gelen pişi kokularıyla kalktık
Bol bol yiyip yola çıktık...
Yeni yılda isteklerim çok,
Umarım aklında kalmıştır 2011'in.
Haydi geri kalan günleri kutlayalım...











30 Aralık 2010 Perşembe

2010 kırmızı don



Ha bu arada dün hediyelik eşya fuarındaydık
O kırmızı donların fiyatı da ne öyle  yaa?
Alt tarafı penyeden pamuklu bildiğin kırmızı don
Hani normal zamanda 1-Lira eder ken olmuş şimdi 5-Lira
Hayır biz yeni yıla girerken  kırmızı don giyip donanalım derken
Firmaları donatıyoruz farkında olmadan.
Donsuz girerim daha iyi...















Akşama ne yemek yapsam ?



Şimdi oturup 2010'un son yazısını yazmak istiyorum
Ama ne yazacağımı da bi türlü bulamıyorum.
Başımın içinde dolanan "blog sayfama ne yazsam" sorusu
"Akşama ne yemek yapsam" sorusu gibi kabus oldu bana.
Hadi akşam yemeğini ayarlıyorum bi şekilde
Olmadı kahvaltı yapıveririz diyerek geçiştirsem de
Blog yazısı öyle olmuyo
Neler geçiyo aslında aklımdan
Yerleri süpürürken,
Bulaşık makinasını yerleştirirken
Ya da toz alırken çamaşır katlarken
Bazen duygusal,
Bazen acımasız
Bazen de hınzırca şeyler
Hani bazı içimden, aklımdan geçenlere sansür uygulamasam
Sanırım çok daha rahat olucam
Amaaaa
Neyse 2010 için kararlarım arasında olucak
Yazacaklarıma sansür  uygulamamak !
Hadi şimdi 10 yıl öncesi aldığım bi ceketimi sökücem
Kendime kazak örücem.
Akşama yemek ne mi yaptım
Tabii ki kahvaltı yapıcaz.
Şöyle en sucuklu, en zeytinli, en mıhlamalısından..



29 Aralık 2010 Çarşamba

kısa kısa




Bir iki defa verdiği hediyeye
Al benisine kapılarak
Bloglardaki hediye çekilişi etkinliklerine katıldım
Tabii sonuç = Hüsran !
Yok yok bende şans yok
Ama AŞK var
Basit mantıkta züğürt tesellisi işte.
Ama Aşk bir piyangoysa şayet
Demek ki numaraları doğru seçmişim.

Dün postacım geldi yine
Hemde ıslanmış bi halde 
Evet yoruyorum biraz kendisini
Allah'tan zarflarımı güzel muhafaza etmiş kupkuruydular
Kokladım yine hafif bi parfüm kokusu duydum
Hani şu çam ağaçlı, fresh traş sonrası losyonlarından
Alkolü az ama etkisi hoş

Kart gönderen blogdaşlarıma teşekkür ediyorum
Çok ama çok mutlu oldum 
Kimlerde mi geldi?
Şu ana kadar tüm gelenleri ekleyerek belirteyim

*Leylak Dalı
*Sabunlarım
*Sanat kadınları
*Nazpek
*Lâle'nin Bahçesi
*Kara kitap
*Hepsüslü
*Kelebekana
*Lezzetli somunlar

Ben de dün hazırladıklarımı bugün o yağmura rağmen yolladım
Aman ne yağmurdu öyle
Eteklerim, saçlarım ıslandı
Baktım postaneye girince daha da bastırdı yağmur
Yer: İzmir Cumhuriyet Meydanındaki büyük postane
Ben de postaneden çıkmayıp hem aldığım kumruyu yedim
Hemde denizi izledim.
Sonra da sulardan atlaya atlaya, seke seke eve döndüm




28 Aralık 2010 Salı

Dizi dizi kadınlar...

Sevgili aydan Atlayan Kedi,
Sayfasında her akşam dizilerle evlerimize konuk olan bazı bayanları yorumlamış.
Sonunda da soru sormuş "Bu kadınlar hangisi sizsiniz ?" diye.
Kendi sayfamda cevaplayayım dedim.




Eyşan,
Her ne kadar diziyi çok fazla izlemesem de 
Eyşan'ın çift karakterli olduğunu düşünüyorum. 
Ne yazık ki genelde dominat olan tarafı ne yazık ki
Kurnaz, ikiyüzlü aklı sadece oyuna, dalavereye çalışan tarafı. 
Attım bi çizik üzerine.




Cemile'ye kızıyorum bazı
"Hadi be kızım diyorum git çalış para kazan 
Kaldır şu başını yerden bi tek AAAliimi var hayatta, 
Sen ki Caroline taş çıkarırsın" 
Ama nerdee Cemile aynı Cemile 
Tam bizim varoş kadın tipi 
Koca parasına bağımlı, 
Boşansa da "çocuklarımın nafakası" diye dolanıp duruyor ortada. 
Cemile'ye biraz Mukaddes'ten karıştırmalı 
Var ya alır o Caroline üzerine kuma getirir sonrada yerleri sildirir, yemekleri yaptırırdı.




Güllü; 
Hırs bürümüş gözünü bana göre değil. 
İçinde bi yerlerde ara sıra geriye dönüp hüzünlense de 
Para adamı bozuyor sözüne verilebilecek en büyük örnek. 




Mukaddes ah sen mukaddes nası bişisin öyle ?
Mahallemizin Fahriye Abla'sı.
Hani geriye sarsalar diziyi 
"Aman der bi yandan yarım akıllı kocam,
Bi yandan Fatmagül ne yaparım ben durun 
Fatmagül'ün  yerine ben geçeyim bi gün yüzü göreyim"
Der atardı kendini amaç aile dağılmasın..
Üzülüyor, acıyorum da kendisine 
Tam adamına düşememiş garibim
Onada hak vermek lazım
Kadın hoyratça sevilmek, hırlanmak istiyor
Vahşi duygular içinde bastıramıyor
Onun gibi biri var çevremde hatta tip olarak da benzetiyorum ben.
Bir kelimemizden, cümlemizden o kadar ince fikirler bulup çıkarıp sonra da ortaya koyuyor ki
Aman Allah'ım neye uğradığımızı şaşırıyoruz
Bu tipteki kadınlardan olmalı 3-5 tane meclis içinde 
Varya 24 saat canlı yayın olur oradan rayting kırar.






Meltem,
Durup düşünüyorum da Allah aşkına 
Bu kadının hiç mi muayyen gün sancısı olmaz yaa
Hiç mi osurmaz, hiç mi geğirmez, hiç mi gaz yapıcı yemekler yemez 
Pasaklı pasaklı dolanmaz ortada,
Hiç mi tırnağı kırılmaz, ojesi çıkmaz yaaa.. 
Üstüne başına hiç mi klorak, domat suyu sıçratmaz 
Her daim  "Hadi kalk gidelim discoya" vari nası dolaşılabilir ki?
Aklım hafsalam almıyo ?
Ben dayanamıyorum Haluk nasıl dayanıyor ?




Simge,
Deyince ağzıma kocaman bir gülücük yerleşiyor.
Bir kadın bu kadar mı aptal sarışın ama bir o kadar da tatlı mı olur yaa?
Dizi camiamıza ve evlerimize böyle kadınlar lazım bence.
İşte insanı yaşatacak tip bu..
O uçarılığı falan benzeriz bu konuda.
Ama şu da var yorar bu kadın adamı, başını döndürür
Yatağa nasıl atacağını bilemez o adam kendini.
Cemile'nin yaşam koçu olmalı
Varya Cemile o zaman Caroline 10 basar....


Kim kaldı haa Asmin,
Onun hakkında edebileceğim bi çift değil tek dahi cümlem yok
İzlemeyi bırak ucundan dahi göz attığım yok
Hatta hangi kanalda hangi dizide oynar hiç bilgim yok...

27 Aralık 2010 Pazartesi

Kitap, kitap, kitap


Sevgili Creep yazmış kitaplar hakkında 
Yorum bıraktım
"Sende yaz" dedi.
Yazayım dedim 
Amma velakin şu var
Bir kere ben testleri hiç sevmem
4 cevaplık sorular sıkar beni
Sen bana anlat de ben anlatırım sana uzun uzun
Anketler de öyledir benim için.
Orada kalıplaşmış sorular sorulmuş
Ama ben onlara bağımlı kalamam ki
Mesela bir kitap beni hüzünlendirirken şaşırtabilir de sonuyla
O yüzden kendim gibi yazdım bende...
Şimdi Cin Ali serisiyle başlarsam bitmez bu yazı biliyorum

O yüzden biraz okuduğum kitaplardan 
Ve bana hissettirdiklerinden yazmaya karar verdim.

...

9 yaşındaydım evde bi kitap buldum biraz eskiydi ama iyiydi yine de
Kelebek -Papillon- ( Henri Charriere) 
Bazı anlattıklarını o an anlayamasam da sevmiştim.
Onun dışında jules Verne, La fontain masalları, Ömer Seyfettin, Kemalettin Tuğcu, Kerime Nadir okuduklarım arasındadır.
Lisede son 2 yıl çok kitap okudum
Derslerde bile okuduğum İki Esir ( Lajos Zilahy) sonu beni çok kötü etmişti
1.dünya savaşı sırasında geçen bir aşk öyküsü
O zamanlar yazarını değil de içindeki Bay Darcy'i sevdiğim aşık olduğum 
Aşk ve Gurur (Jane Austin)
Sonra yeğenim Doğuş'u ayağımda sallarken Eniştemin kitaplığından okuduğum
Gülünün solduğu akşam (Erdal Öz) Aziz Nesin kitapları, Muzaffer İzgü serileri
Daha sonra ki yıllarda arka arkaya geldi kahvaltıda olsun, yollarda olsun hep okudum
Adı Aylin kitabı ile Ayşe Kulin'le tanıştım
Tüm kitaplarını gözüm kapalı aldım ve hala alıyorum okuyorum hemde severek beğenerek
Bir de yazın Didim'e gidince deniz kenarında okunacak en güzel kitapları keşfettim
Bir tanıdığımızın evinde hemde bir sandık dolusu Beyaz Dizi-Pembe Dizi serileri
Şatolarda geçen konularıyla Barbara Cartland
Bir de hala ara ara okuduğum Agatha Christie romanları
Kitaplarıma baktım da ben konusu Osmanlı zamanında geçen kitapları seviyormuşum
İşte o zamanlarda geçen kitaplarım
Ahmet Altan Kılıç Yarası Gibi
Zülfü Livaneli Engereğin Gözündeki Kamaşma
Burada bir parantez açmak isterim Zülfü Livaneli'nin başka kitaplarını da çok beğenerek okudum
Hakan Akdoğan Nü Peride
Geçen günlerde okuduğum İskender Pala Katre-i Matem
Orhan Pamuk Benim Adım Kırmızı ki bu kitabı hala okurum ara ara Kara ile Şekûre'nin aşkı
İzmir'i anlattığı için bir heves alıp okuduğum beğendiğim İzmir Büyücüleri ( Mara Meimaridi)
Bir Geyşanın anıları (Arthur Golden) kitabını zevkle okuduğum ama filmini hayal kırıklığı yaşamamak için izleyemediğimdir.
Mesela Da Vinci şifresi böyle benim için. 
Kitap harika, sürükleyici ama filmi bana göre fos! hiç beğenmedim biraz izleyip bıraktım
Bir de Şirket diye bir kitap var yazarını hatırlayamadım şimdi o kitabı kısa sürede bitirmiştim
Hata Tom Cruise oynamıştı film olarak yapıldığında beğenmiştim
Bir de yine yazarını hatırlayamadığım ama okumaktan çok zevk aldığım Nirengi noktası diye bir kitap 
Bunun filmi yapılmasını beklerim gerçekten güzeldi.
Yüzüklerin Efendisi serisini almıştım ama nedense bi türlü anlayamamıştım
Hayal gücüm yetmedi :))
Bir de hala açıp açıp okuduğum Simyacı ( Paulo Coelho ) var 
Benim için bir sığınma, yön bulma gibi oldu.
Sonra Leo Buscaglia'nın tüm kitapları ve Türkiye şubesi dediğim  pek sevgili Üstün Dökmen'in kitapları..

Aklıma gelenler bunlar okuduklarımdan
daha aralarda okuduğum kitaplar olsa da sanmayın
Bana bişi öğretmediler
Bişi katmadılar, zevk vermediler
Hiç birine kıyamam
Kitaba verilen emeğin büyüklüğü ve benim o kitaplara verdiğim paralar
Hiç bir zaman üzülmemişimdir...

Bu arada biraz uzun oldu belki ama yinede
Okuduğunuz için teşekkür ederim...