30 Aralık 2010 Perşembe
Akşama ne yemek yapsam ?
Şimdi oturup 2010'un son yazısını yazmak istiyorum
Ama ne yazacağımı da bi türlü bulamıyorum.
Başımın içinde dolanan "blog sayfama ne yazsam" sorusu
"Akşama ne yemek yapsam" sorusu gibi kabus oldu bana.
Hadi akşam yemeğini ayarlıyorum bi şekilde
Olmadı kahvaltı yapıveririz diyerek geçiştirsem de
Blog yazısı öyle olmuyo
Neler geçiyo aslında aklımdan
Yerleri süpürürken,
Bulaşık makinasını yerleştirirken
Ya da toz alırken çamaşır katlarken
Bazen duygusal,
Bazen acımasız
Bazen de hınzırca şeyler
Hani bazı içimden, aklımdan geçenlere sansür uygulamasam
Sanırım çok daha rahat olucam
Amaaaa
Neyse 2010 için kararlarım arasında olucak
Yazacaklarıma sansür uygulamamak !
Hadi şimdi 10 yıl öncesi aldığım bi ceketimi sökücem
Kendime kazak örücem.
Akşama yemek ne mi yaptım
Tabii ki kahvaltı yapıcaz.
Şöyle en sucuklu, en zeytinli, en mıhlamalısından..
29 Aralık 2010 Çarşamba
kısa kısa
Bir iki defa verdiği hediyeye
Al benisine kapılarak
Bloglardaki hediye çekilişi etkinliklerine katıldım
Tabii sonuç = Hüsran !
Yok yok bende şans yok
Ama AŞK var
Basit mantıkta züğürt tesellisi işte.
Ama Aşk bir piyangoysa şayet
Demek ki numaraları doğru seçmişim.
Hemde ıslanmış bi halde
Evet yoruyorum biraz kendisini
Allah'tan zarflarımı güzel muhafaza etmiş kupkuruydular
Allah'tan zarflarımı güzel muhafaza etmiş kupkuruydular
Kokladım yine hafif bi parfüm kokusu duydum
Hani şu çam ağaçlı, fresh traş sonrası losyonlarından
Alkolü az ama etkisi hoş
Kart gönderen blogdaşlarıma teşekkür ediyorum
Çok ama çok mutlu oldum
Kimlerde mi geldi?
Şu ana kadar tüm gelenleri ekleyerek belirteyim
*Leylak Dalı
*Sabunlarım
*Sanat kadınları
*Nazpek
*Lâle'nin Bahçesi
*Kara kitap
*Hepsüslü
*Kelebekana
*Lezzetli somunlar
Ben de dün hazırladıklarımı bugün o yağmura rağmen yolladım
Aman ne yağmurdu öyle
Eteklerim, saçlarım ıslandı
Baktım postaneye girince daha da bastırdı yağmur
Yer: İzmir Cumhuriyet Meydanındaki büyük postane
Ben de postaneden çıkmayıp hem aldığım kumruyu yedim
Hemde denizi izledim.
Sonra da sulardan atlaya atlaya, seke seke eve döndüm
28 Aralık 2010 Salı
Dizi dizi kadınlar...
Sevgili aydan Atlayan Kedi,
Sayfasında her akşam dizilerle evlerimize konuk olan bazı bayanları yorumlamış.
Sonunda da soru sormuş "Bu kadınlar hangisi sizsiniz ?" diye.
Kendi sayfamda cevaplayayım dedim.
Eyşan,
Her ne kadar diziyi çok fazla izlemesem de
Eyşan'ın çift karakterli olduğunu düşünüyorum.
Ne yazık ki genelde dominat olan tarafı ne yazık ki
Kurnaz, ikiyüzlü aklı sadece oyuna, dalavereye çalışan tarafı.
Attım bi çizik üzerine.
Cemile'ye kızıyorum bazı
"Hadi be kızım diyorum git çalış para kazan
Kaldır şu başını yerden bi tek AAAliimi var hayatta,
Sen ki Caroline taş çıkarırsın"
Ama nerdee Cemile aynı Cemile
Tam bizim varoş kadın tipi
Koca parasına bağımlı,
Boşansa da "çocuklarımın nafakası" diye dolanıp duruyor ortada.
Cemile'ye biraz Mukaddes'ten karıştırmalı
Var ya alır o Caroline üzerine kuma getirir sonrada yerleri sildirir, yemekleri yaptırırdı.
Güllü;
Hırs bürümüş gözünü bana göre değil.
İçinde bi yerlerde ara sıra geriye dönüp hüzünlense de
Para adamı bozuyor sözüne verilebilecek en büyük örnek.
Mukaddes ah sen mukaddes nası bişisin öyle ?
Mahallemizin Fahriye Abla'sı.
Hani geriye sarsalar diziyi
"Aman der bi yandan yarım akıllı kocam,
Bi yandan Fatmagül ne yaparım ben durun
Fatmagül'ün yerine ben geçeyim bi gün yüzü göreyim"
Der atardı kendini amaç aile dağılmasın..
Üzülüyor, acıyorum da kendisine
Tam adamına düşememiş garibim
Onada hak vermek lazım
Kadın hoyratça sevilmek, hırlanmak istiyor
Vahşi duygular içinde bastıramıyor
Onun gibi biri var çevremde hatta tip olarak da benzetiyorum ben.
Bir kelimemizden, cümlemizden o kadar ince fikirler bulup çıkarıp sonra da ortaya koyuyor ki
Aman Allah'ım neye uğradığımızı şaşırıyoruz
Bu tipteki kadınlardan olmalı 3-5 tane meclis içinde
Varya 24 saat canlı yayın olur oradan rayting kırar.
Meltem,
Durup düşünüyorum da Allah aşkına
Bu kadının hiç mi muayyen gün sancısı olmaz yaa
Hiç mi osurmaz, hiç mi geğirmez, hiç mi gaz yapıcı yemekler yemez
Pasaklı pasaklı dolanmaz ortada,
Hiç mi tırnağı kırılmaz, ojesi çıkmaz yaaa..
Üstüne başına hiç mi klorak, domat suyu sıçratmaz
Her daim "Hadi kalk gidelim discoya" vari nası dolaşılabilir ki?
Aklım hafsalam almıyo ?
Ben dayanamıyorum Haluk nasıl dayanıyor ?
Simge,
Deyince ağzıma kocaman bir gülücük yerleşiyor.
Bir kadın bu kadar mı aptal sarışın ama bir o kadar da tatlı mı olur yaa?
Dizi camiamıza ve evlerimize böyle kadınlar lazım bence.
İşte insanı yaşatacak tip bu..
O uçarılığı falan benzeriz bu konuda.
Ama şu da var yorar bu kadın adamı, başını döndürür
Yatağa nasıl atacağını bilemez o adam kendini.
Cemile'nin yaşam koçu olmalı
Varya Cemile o zaman Caroline 10 basar....
Kim kaldı haa Asmin,
Onun hakkında edebileceğim bi çift değil tek dahi cümlem yok
İzlemeyi bırak ucundan dahi göz attığım yok
Hatta hangi kanalda hangi dizide oynar hiç bilgim yok...
Sayfasında her akşam dizilerle evlerimize konuk olan bazı bayanları yorumlamış.
Sonunda da soru sormuş "Bu kadınlar hangisi sizsiniz ?" diye.
Kendi sayfamda cevaplayayım dedim.
Eyşan,
Her ne kadar diziyi çok fazla izlemesem de
Eyşan'ın çift karakterli olduğunu düşünüyorum.
Ne yazık ki genelde dominat olan tarafı ne yazık ki
Kurnaz, ikiyüzlü aklı sadece oyuna, dalavereye çalışan tarafı.
Attım bi çizik üzerine.
Cemile'ye kızıyorum bazı
"Hadi be kızım diyorum git çalış para kazan
Kaldır şu başını yerden bi tek AAAliimi var hayatta,
Sen ki Caroline taş çıkarırsın"
Ama nerdee Cemile aynı Cemile
Tam bizim varoş kadın tipi
Koca parasına bağımlı,
Boşansa da "çocuklarımın nafakası" diye dolanıp duruyor ortada.
Cemile'ye biraz Mukaddes'ten karıştırmalı
Var ya alır o Caroline üzerine kuma getirir sonrada yerleri sildirir, yemekleri yaptırırdı.
Güllü;
Hırs bürümüş gözünü bana göre değil.
İçinde bi yerlerde ara sıra geriye dönüp hüzünlense de
Para adamı bozuyor sözüne verilebilecek en büyük örnek.
Mukaddes ah sen mukaddes nası bişisin öyle ?
Mahallemizin Fahriye Abla'sı.
Hani geriye sarsalar diziyi
"Aman der bi yandan yarım akıllı kocam,
Bi yandan Fatmagül ne yaparım ben durun
Fatmagül'ün yerine ben geçeyim bi gün yüzü göreyim"
Der atardı kendini amaç aile dağılmasın..
Üzülüyor, acıyorum da kendisine
Tam adamına düşememiş garibim
Onada hak vermek lazım
Kadın hoyratça sevilmek, hırlanmak istiyor
Vahşi duygular içinde bastıramıyor
Onun gibi biri var çevremde hatta tip olarak da benzetiyorum ben.
Bir kelimemizden, cümlemizden o kadar ince fikirler bulup çıkarıp sonra da ortaya koyuyor ki
Aman Allah'ım neye uğradığımızı şaşırıyoruz
Bu tipteki kadınlardan olmalı 3-5 tane meclis içinde
Varya 24 saat canlı yayın olur oradan rayting kırar.
Meltem,
Durup düşünüyorum da Allah aşkına
Bu kadının hiç mi muayyen gün sancısı olmaz yaa
Hiç mi osurmaz, hiç mi geğirmez, hiç mi gaz yapıcı yemekler yemez
Pasaklı pasaklı dolanmaz ortada,
Hiç mi tırnağı kırılmaz, ojesi çıkmaz yaaa..
Üstüne başına hiç mi klorak, domat suyu sıçratmaz
Her daim "Hadi kalk gidelim discoya" vari nası dolaşılabilir ki?
Aklım hafsalam almıyo ?
Ben dayanamıyorum Haluk nasıl dayanıyor ?
Simge,
Deyince ağzıma kocaman bir gülücük yerleşiyor.
Bir kadın bu kadar mı aptal sarışın ama bir o kadar da tatlı mı olur yaa?
Dizi camiamıza ve evlerimize böyle kadınlar lazım bence.
İşte insanı yaşatacak tip bu..
O uçarılığı falan benzeriz bu konuda.
Ama şu da var yorar bu kadın adamı, başını döndürür
Yatağa nasıl atacağını bilemez o adam kendini.
Cemile'nin yaşam koçu olmalı
Varya Cemile o zaman Caroline 10 basar....
Kim kaldı haa Asmin,
Onun hakkında edebileceğim bi çift değil tek dahi cümlem yok
İzlemeyi bırak ucundan dahi göz attığım yok
Hatta hangi kanalda hangi dizide oynar hiç bilgim yok...
27 Aralık 2010 Pazartesi
Kitap, kitap, kitap
Sevgili Creep yazmış kitaplar hakkında
Yorum bıraktım
"Sende yaz" dedi.
Yazayım dedim
Amma velakin şu var
Bir kere ben testleri hiç sevmem
4 cevaplık sorular sıkar beni
Sen bana anlat de ben anlatırım sana uzun uzun
Anketler de öyledir benim için.
Orada kalıplaşmış sorular sorulmuş
Ama ben onlara bağımlı kalamam ki
Mesela bir kitap beni hüzünlendirirken şaşırtabilir de sonuyla
O yüzden kendim gibi yazdım bende...
Şimdi Cin Ali serisiyle başlarsam bitmez bu yazı biliyorum
O yüzden biraz okuduğum kitaplardan
Ve bana hissettirdiklerinden yazmaya karar verdim.
...
9 yaşındaydım evde bi kitap buldum biraz eskiydi ama iyiydi yine de
Kelebek -Papillon- ( Henri Charriere)
Bazı anlattıklarını o an anlayamasam da sevmiştim.
Onun dışında jules Verne, La fontain masalları, Ömer Seyfettin, Kemalettin Tuğcu, Kerime Nadir okuduklarım arasındadır.
Lisede son 2 yıl çok kitap okudum
Derslerde bile okuduğum İki Esir ( Lajos Zilahy) sonu beni çok kötü etmişti
1.dünya savaşı sırasında geçen bir aşk öyküsü
O zamanlar yazarını değil de içindeki Bay Darcy'i sevdiğim aşık olduğum
Aşk ve Gurur (Jane Austin)
Sonra yeğenim Doğuş'u ayağımda sallarken Eniştemin kitaplığından okuduğum
Gülünün solduğu akşam (Erdal Öz) Aziz Nesin kitapları, Muzaffer İzgü serileri
Daha sonra ki yıllarda arka arkaya geldi kahvaltıda olsun, yollarda olsun hep okudum
Adı Aylin kitabı ile Ayşe Kulin'le tanıştım
Tüm kitaplarını gözüm kapalı aldım ve hala alıyorum okuyorum hemde severek beğenerek
Bir de yazın Didim'e gidince deniz kenarında okunacak en güzel kitapları keşfettim
Bir tanıdığımızın evinde hemde bir sandık dolusu Beyaz Dizi-Pembe Dizi serileri
Şatolarda geçen konularıyla Barbara Cartland
Bir de hala ara ara okuduğum Agatha Christie romanları
Kitaplarıma baktım da ben konusu Osmanlı zamanında geçen kitapları seviyormuşum
İşte o zamanlarda geçen kitaplarım
Ahmet Altan Kılıç Yarası Gibi
Zülfü Livaneli Engereğin Gözündeki Kamaşma
Burada bir parantez açmak isterim Zülfü Livaneli'nin başka kitaplarını da çok beğenerek okudum
Hakan Akdoğan Nü Peride
Geçen günlerde okuduğum İskender Pala Katre-i Matem
Orhan Pamuk Benim Adım Kırmızı ki bu kitabı hala okurum ara ara Kara ile Şekûre'nin aşkı
İzmir'i anlattığı için bir heves alıp okuduğum beğendiğim İzmir Büyücüleri ( Mara Meimaridi)
Bir Geyşanın anıları (Arthur Golden) kitabını zevkle okuduğum ama filmini hayal kırıklığı yaşamamak için izleyemediğimdir.
Mesela Da Vinci şifresi böyle benim için.
Kitap harika, sürükleyici ama filmi bana göre fos! hiç beğenmedim biraz izleyip bıraktım
Bir de Şirket diye bir kitap var yazarını hatırlayamadım şimdi o kitabı kısa sürede bitirmiştim
Hata Tom Cruise oynamıştı film olarak yapıldığında beğenmiştim
Bir de yine yazarını hatırlayamadığım ama okumaktan çok zevk aldığım Nirengi noktası diye bir kitap
Bunun filmi yapılmasını beklerim gerçekten güzeldi.
Yüzüklerin Efendisi serisini almıştım ama nedense bi türlü anlayamamıştım
Hayal gücüm yetmedi :))
Bir de hala açıp açıp okuduğum Simyacı ( Paulo Coelho ) var
Benim için bir sığınma, yön bulma gibi oldu.
Sonra Leo Buscaglia'nın tüm kitapları ve Türkiye şubesi dediğim pek sevgili Üstün Dökmen'in kitapları..
Aklıma gelenler bunlar okuduklarımdan
daha aralarda okuduğum kitaplar olsa da sanmayın
Bana bişi öğretmediler
Bişi katmadılar, zevk vermediler
Hiç birine kıyamam
Kitaba verilen emeğin büyüklüğü ve benim o kitaplara verdiğim paralar
Hiç bir zaman üzülmemişimdir...
Bu arada biraz uzun oldu belki ama yinede
Okuduğunuz için teşekkür ederim...
24 Aralık 2010 Cuma
Doğan Şener'le plakların savaşı
Şimdi şu vakitte nereden aklıma gelmişse
1994 yılı sanırım
Eski bir radyomuz vardı dikdörtgen
Koridorda bulunan çeyizim bulaşık makinasının üzerinde dururdu
İstasyon bulma düğmesi bozuktu ama müthiş bir ses düzeni vardı
Radyonun istasyon düğmesi bozuk olduğundan
O zaman meşhur radyolardan Show Radyo'ya ayarlamıştım
Pazar günüydü hava sıcaktı koridor serin olurdu
Orada yerde oturmuş kitap okuyordum
Saat 23,00'te yukarıda videosu bulunan şarkı çalmaya başladı
(Youtube açılmayanlar için şarkının adı Timur Selçuk Sıla güneşi )
Ve bir anons girdi
"Merhaba sevgili dinliciyiciler, ben Doğan Şener, Show Radyoda yine Zaman Tünelinde birlikteyiz'
Okuduğum kitaptan kafamı kaldırdım kaldırış o kaldırış
Sanki karşımda tv varmış gibi ayrılamadım bir saat boyunca
Doğan Şener'in sesi hala kulağımdadır.
25 yıl önce piyasaya sunulan plakları çalar,
O hafta müzik piyasasında ki dedikoduları,
Sanatçıların atışmalarını, dayanışmalarını iletirdi.
Şimdi doğduğum zamanları anlatan
Küçükte olsa biliyorum ben bu şarkıyı diyebiliyorsam
Bu programla oluşmuştur bu bilgilerim
Hani Sevgili Yaşamın Kıyısında,
Bi şarkı yayınlamıştım facebookta Adamo "Karlar düşer"
Sen nerden biliyorsun bu şarkıyı demiştin
İşte bu programla duydum ilk ve dinledim.
Daha sonra müzik seti aldım kendime
Eğer pazar günleri işim varsa, misafir geldiyse
Ayarlardım program saatine kasete çekerdim
Sonra da dinlerdim
Uzun yıllar sürdü bu program
Ve bittiğinde çok üzülmüştüm.
Çünki gerçekten o zamanki şarkıları, olayları anlatan
Tam bir meydan larousse gibiydi.
Var mı hatırlayanınız ? Duyanınız ?
İşler bitti
En nihayet bitti badana bugün.
Havada iyiydi ama kuruması için değil.
Hal böyle olunca demir kepenkler kapatıldı pencereler açıldı
Gecede annede kalındı
Sabah erkenden kalkıldı eve gelindi boyacı tekrar gelip son katı yaptı ve gitti
İş bana düştü
Diz üstünde elde spatula süpürgelikteki, yerdeki kurumuş boyalar temizlendi
Dışarı çıkılıp kepenkler klorakla yıkandı durulandı camlar silindi
Oda temizlendi koltuklar çekildi halı serildi soba kuruldu, yakıldı
Allahtan yemeğim vardı
Kuru fasülye, domatlı bulgur pilavı, turşu, yoğurt falan
İşin %75'i bitti geri kalanı için hafta sonu erkek gücü lazım
Eh bundan sonra kış buyursun gelsin
Yağmur yağsın soba yakılsın çıtır çıtır yansın,çaydanlık ötsün
Ben de uzanıp koltuğa kitap okuyayım...
Şu anda okumak için bir kitap var elimde
İskender Pala Şah ve sultan
20 Aralık 2010 Pazartesi
Günlük işler
Sabah kalktığımda evin tüm pencerelerini açtım
Yüzümü yaladı bugün yağmur dolu rüzgarlar
Bahçede eski koltukta yatan kedicik bir gözünü açıp kapadı bana
Akşamdan kalan makarnayı koydum afiyetle yedi
Badana için koşuşturdum ve buldum abimizi
Kahvehaneye gitmiş gittim bende bir er kişiye seslendim
Aradılar buldular içeriden Çarşamba gelicek
Sonra da halı, giysi ıvır zıvırla dolu olan yatak odasını düzenledim
Hava güzel di ya benimde moralim iyiydi
Akşama yemek düşünürken
Eşimin sürekli istediği mercimek köftesine karar kıldım
Yanına da mayalı poğaça yaptım
Bayağı yapmışım yarın teyzemin günü var giderken götüreyim bari.
Not: video" Öyle bir geçer zaman ki" dizisinin bu haftaki tanıtım fragmanında
yangın sahnesinde çalan şarkı Spy Game filminden
Not: video" Öyle bir geçer zaman ki" dizisinin bu haftaki tanıtım fragmanında
yangın sahnesinde çalan şarkı Spy Game filminden
İşler, işler, işler
Bende bir rahatsızlık başladı
Buz gibi hava dışarıdayım ama yanıyorum, başım dönüyor
Boynumun arkasından boncuk boncuk ter akıyor soğuk soğuk
Ayran söyledim bol tuzla içtim
Ama yok gözlerim berbat oldu insanlar geçiyor önümden
Ben onlara bakarken başım dönüyor
Yukarı lavaboya çıktım
Üzerimde mont, ceket, şal, kolye ne varsa çıkarıp attım dışarıda sedirin üstüne
Bir girdim içimdekileri afedersiniz çıkardım
Ve açıldım, rahatladım, kendime geldim.
Bugün pazar,
Evden çıkmak istedim ama yağmur, pazar olayı olunca olmadı
Yalnız bir ara dayanamayıp attık kendimizi sokağa
O sokak bu sokak gezdik dolandık
Eve girmek istemedim
Ama üşüyüp ıslanınca biraz döndük
Sıcak sobanın yanında
Çiğdem yiyip dün aldığım
İskender Pala'nın "Şah ve sultan" kitabını okudum.
Yarın pazartesi,
İşim çok !
Önce badana yaptırabilmek için oturduğumuz odayı
Boya yapan abimizi bulup odaya ne kadar boya alacağımızı konuşucam
Sonra da yaş günü olan yeğenim için hediye bakıcam ve yolluycam Ankara'ya.
19 Aralık 2010 Pazar
İsterdim
İsterdim,
Karanlık çökmüş dağılırken sinemadan kızlarla
Bir kahkaha, bir gırgır içinde
Köşede bekliyor olsun
El örgüsü kaşkol boynunda
Bir eli cebinde
Bir elinde bir kesekağıdı içinde
Sıcacık kestaneler...
İsterdim,
Dışarıda yağmur yağsın
İçeride sobanın üstünde kaynayan çayın tiz ıslığı
Hafif dalmış olayım yastığım lavanta kokulu
Üzerime battaniye atsın el örgüsü
Sonra eğilip usulca öpsün yanağımdan
Uyandırmaya korkarcasına...
İsterdim,
Bir kabustan uyandığımda
Bir tıkırtı mutfakta
Açık buzdolabının ışığında
Süt şişesini almış
Bardağa dolduruyorken
Gündüz pişen kurabiyeleri çıkarıp
Eşlik etmek
Hiç konuşmadan...
17 Aralık 2010 Cuma
Bak postacı geldiiii
Postacı sabah sabah geldi
Ne yüzümü yıkamışım
Ne de kahvaltı yapmışım
Sarı bir zarf değil paket-cik !
İmza istedi benden
Aman nasılda güzel bi koku geliyor
Postacıdan mı geliyor acaba diye geçiriyorum içimden
Çaktırmadan yüzüne bakıyorum ama
Gençten bişi dudak büküyorum
Paketi alıp hemen açmaya uğraşıyorum
O güzel koku daha da yoğunlaşıyor bu arada
Önce ben peçete koleksiyonu yapıyorum
Lisedeyken yapardım nasılda özenle saklardım
Ne yazık ki bi gün annecim sağolsun
Gelen misafirlerine dağıtmış ikramlarla beraber
Çıldırdım, sinir oldum, üzüldüm
Sonra yeniden başladım biriktirmeye
Her peçetenin bir öyküsü var
Buda onların arasında yerini aldı
Ya o
Mavi Balon'cuk !
Kokunun kaynağıymış meğer
Lavanta kokulu
El işi, el emeği, göz nuru
Yaka iğnesi olmuş
Uçmuş kendisini yapan maharetli elden
Yakaladım bende ;)
Kartpostalın seçimi harika
(19.yy. Peşkir)
Anneannem peşkir derdi havluya
Ben de kullanırım bu kelimeyi bazen
Ve içindeki özenli, güzel yazıyla yazılmış
Şu güzel dize
Sevilen Kadına
"Ay var gökte,
Senin yüzünde ağız
Gökte nice yıldızlar var
Senin yüzünde iki güzel göz"
-Talât Halman-
Çok ama çokkkk teşekkür ederim
Sevgili Leylak Dalı'ım
16 Aralık 2010 Perşembe
Durma yürü
İleri marşı
Yok yok böyle olmayacak
Şurama kadar geldi
Hani çocukları salsanız
Oynarlar, kavga ederler
Ammaaa
Bi süre sonra orada ya uyurlar
Ya da kavgayı unutup yeniden oynamaya başlarlar
Ama büyükleri saldık oraya neler oldu?
Sıkıldım da artık
İzmir'liyim
Biri İzmir'liyim dedi mi
Az buçuk nasıl bir siyasi görüşe sahip olduğunu çakarsınız.
Ama gelin görün ki artık
UTANIR oldum onlardan !
Sana ne kardeşim
Bi takım olimpiyat oyunları,
.......................................................................'larından !
Vallaha acıdım dün haberleri izlerken
Neye biliyor musunuz?
Onca tomar kağıt konuldu kürsüye
O kadar kağıt o kadar yok edilmiş AĞAÇ demek.
ODUN demiyorum
Zaten dolu her taraf.
Yok yok böyle olmayacak
Şurama kadar geldi
Hani çocukları salsanız
Oynarlar, kavga ederler
Ammaaa
Bi süre sonra orada ya uyurlar
Ya da kavgayı unutup yeniden oynamaya başlarlar
Ama büyükleri saldık oraya neler oldu?
Sıkıldım da artık
İzmir'liyim
Biri İzmir'liyim dedi mi
Az buçuk nasıl bir siyasi görüşe sahip olduğunu çakarsınız.
Ama gelin görün ki artık
UTANIR oldum onlardan !
Sana ne kardeşim
Bi takım olimpiyat oyunları,
.......................................................................'larından !
Vallaha acıdım dün haberleri izlerken
Neye biliyor musunuz?
Onca tomar kağıt konuldu kürsüye
O kadar kağıt o kadar yok edilmiş AĞAÇ demek.
ODUN demiyorum
Zaten dolu her taraf.
Kısa kısa
Kıskandım,
Sevgili Leylak Dalı,
Pino'suyla, Şuşu'suyla buluşmuş,
Çay içmiş, sergi gezmiş - gezememiş muhabbetten -
Hani İzmir'li blogcular neredesiniz ya...
Aaa okumuyom, görmüyom sanmayın
Buluşmuşsunuz Carte dor yemek için Asansör'de
Tatlı yemek içinde Özsüt'te
Bende blogcuyum benim ne eksiğim var ?
Bayıldım,
Portekizli Ören Bayan
Ne de güzel bir yelek o öyle ?
Şeker pembesi o yeleği örmeliyim
Ama o portekizce tarifi sökmem lazım önce.
Hüzünlendim,
Mutlaka dinleyin
Yunanca parçalar bana hep
Güneşli sıcak yaz günlerini,
Deniz kenarında rakı-balık gecelerini
Ve şunu hatırlatır;
Camları dövüyor yağmur damlaları,
Kayalara çarpıyor denizin dalgaları
Bir ıslıkla camları yalıyor hırçın rüzgar
Bense senin koynunda
Bir tek ses işitiyorum
Kalp atışlarını...
Şarkı; Notis Sfakianakis "Akou bre file"
Yönümü buldum,
Kaybolmayın,
Cep aynası sayesinde
İçim açıldı
Ne yapsam, ne etsem diyordum
Hangi yol çıkar hangisi beni sürükler
Kaybolmayın.
15 Aralık 2010 Çarşamba
Bir sigara içimi
Bir evin merdivenine oturmuş
Manzaraya karşı bi sigara yakmak için
Çantamdaki çakmağı bulmak için eşelenirken
"Çakmak mı arıyorsun" dedi bir ses.
Başımı kaldırdım
En fazla 19'unda hani yeni yetme çakmalardan
Normalde durup muhatab bile olmam
Ama söz konusu ihtiyaç gidermek olunca
Aldım çakmağı tam yakacakken
"Bırak boşver al benimkinden yak " dedi
Hadi dedim
Yaktık sigaralarımızı
Çokk uzun zamandır ilk defa içermiş gibi çekip içimize
Uzun uzun, düşünceli düşünceli savurduk sonra dışarıya
Kelam edecek bişiler ararken
Yüzüme baktı ve şunu sordu ?
"Birine ne kadar şans verirsiniz?"
Ben daha düşünme payı isteyecekken gerisini getirdi
"Sizi
Yıkıp geçmiş,
Silindir makinası gibi asfalta yapıştırmış olabilir mesela
Kimselere açamadığınız yüreğinizi eliyle sıkmış olabilir
Tırnaklarını hissetmiştinizdir
Beyin hücrelerinizi tek tek ele geçirip
Her damarınıza ulaşmışken
Nedir vereceğiniz şans oranı
Yüzde kaç?"
Tebessüm ettim, omuzlarımı silkittim ama O devam etti,
"%90 mı? %50 mi?
Yada o yüzdeye bile gerek duymayabilir misiniz ?
Hadi be ordan deyip ayağınızın altında
Bir kuru yaprak gibi ezer misiniz ?
Pekii verdiğiniz her şans yüzdesinde
Ona sizi ezmesi için yine şans vermiş
Olmaz mısınız mesela ?"
Cevap vereyim dedim bari
Bişiler sıralayayım
"Cevap vermenize gerek yok" dedi,
"Sigaramı içerken sesli düşünürüm
En azından deli denmesin diye oturdum yanınıza
Eşlik ettiğiniz için teşekkürler
Hoşcakalın"
Son bir nefes çekip sigarasını attı yere
Ve gitti...
13 Aralık 2010 Pazartesi
Şok olma durumları
Garip bir duygudur
Yaşarız hepimiz zaman zaman
Dolaylı yollardan olsa da
Mesela yaz sonu yaşatırım ben
Ayıklanmış bezelyeleri atarım kaynamakta olan suya
3 Dakika sonra alırım hepsini buzlu soğuk suya salarım
Şok ederim onları
Bu şokla buzdolabına girerler.
Kimi zaman hiç olmayacak bi anda mesela
Kendimden beklenen hareketin aksi yönde bir hareket ederim
Bir söz ederim
Şok ederim meclisteki herkesi
Gerçi ilk şoktan sonra edilen laf genelde şu olur;
"İlahi Şeniz senden de başka bişi beklenmez"
Kahkahalar atılır gerilmiş sinirler yumuşar.
Bazen de ben şok olurum.
Bir hızla giderken mesela hayatımda
Küttt diye bi ses duyarım
Anlarım ki o zaman
Çok farklı bi ortamdan,
Çok farklı birinden
Çok başka, olmayacak, duyulmayacak sözler
İşitmişimdir
Ağzım açık kalır sinek kaçsa yeridir.
Edilmeyecek hareket görmüşümdür
Geri çekim ararım, Erman Toroğlu'nu ararım bana yorum yapsın diye
Çarparım resmen düz duvara
Şok olurum.
10 Aralık 2010 Cuma
kızarmış ekmek
Bu saatte bir rüzgar ki dışarıda
Balkondaki saksıları indirdim aşağıya
Ne olur ne olmaz uçar falan
Bilgisayarın başında oradan oraya dolanıyorum
Ve burnuma gelen bir koku
Hem de bu saatte
Kızarmış ekmek kokusu.
Çıtır çıtır yanık olucak yağ sürücem üstüne
Eriyecek yağlar bir de krem peynir üzerine
Yağda ekmeğin yağ sürdüğüm bıçaktan siyahlıkları kalıyor ama olsun.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















