Motora, kasksız binmenin cezası 60,00-lira
Tatil dönüşü en sevmediğim son gün tıkış tepiş dolan çantanın açılması.
O yüzden hemen banyoya götürüp ne varsa çıkarıp ki malum bir çoğu giyilmediği halde makinayı boyluyor.
Bir de eğer Anababa motelinde kaldıysanız mutlaka ama mutlaka bir bagaj dolusu yiyecekti falan oluyor.
Yok zeytinyağı, salça, sebze meyve, bir de benim gibi çiçek aşığı iseniz oralardan getirilmiş gübreli toprak ve dikilecek çiçekler.
Haa bu toprak falan gizliden konulur ki bagaja yoksa koca Koca'a anlatma meramından kurtulursunuz.
Denize girdin mi diye sormayın. Sizin oralara yağan yağmur ziyadesiyle bizim oralarada yağdı, deniz kenarına gittiğimiz halde karpuz kabuğunuda göremediğim için girmedim denize. Gerçi en azından güneşlenebilirdim dicem ama yağan yağmurdan burnumuzu çıkartamadık dışarı.
Yine de, güzeldi herşey.
En güzeli, anne baba yanında olmak.
Bir akşam yürüyüşünde annenin babanı sana çekiştirmesi,
"hadi seni gezdireyim motorla" diyen babanın deniz kenarında bir sigara içimlik zamanda anneyi sana çekiştirmesi. Üst katta kitap okurken alt kattan gelen mis kokulu anne yemekleri.
Hala 12 yaşındaymışsın gibi o serinlikte giydiklerinden dolayı azarlanmak,
Gece yatarken sütünü içtin mi hatırlatmasının hala tedavülden kalkmadığını işitmek,
Babanın hala her takımın her türlü sporunu izlediğini en çok da futbol,
Ve ikisininde eskilerden aynı olayları sanki sana ilk defa anlatıyorlarmış heyecanıyla anlatıp seninde ilk defa dinliyormuşsun gibi davranıp her zaman aynı yerde aynı heyecanla aynı tepkiyi vermek.
İşte en güzeli buydu...
Yine gidermiyim elbette, yaz geliyor....




















