12 Kasım 2011 Cumartesi

Ben çayı iki şekerli içerim.




Bir dostla sohbet esnasında konu dönüp dolaşıp,

Hayatta yenilen darbelere, kazıklara, tekmelere ve bunun sonunda edinilen kazançlara, kayıplara, vicdan denilen mahkemenin adaletinden emin olup olmamaya varınca,  bi kıyas, bi mahkeme yaptım içimde,
Sonra derin bir nefes alıp,  şunları geçirdim beynimden, gönlümden sonra da dillendirdim karşımdakine, 
Soğuk bir gecede sıcak bir sobanın başında çayımdan aldığım yudumla;


Hayat bu yediğin darbelerle geçiyor işte.. 


Hala ayakta mısın herşeye rağmen vicdanın rahat mı ? Başını yastığa koyduğunda uyuyabiliyor musun ? Bunların cevabını bana değil en azından kendine verebiliyorsan at gitsin arkana. 
İnan bunlar hep ileride ya bedensel ya da ruhsal sıkıntı olarak dönüyor insana. 
Elbette hepimizin bilerek, bilmeyerek, isteyerek, istemeyerek te olsa yaptığımız hatalarımız mevcut. 
Kimini bilmeden yapmışızdır sebep olmuşuzdur bi şekilde kimini de bilerek canımızın acısını hafifletmek için bir an da olsa.

Kimini isteyerek yapmışızdır "ben çektim sende çek" hesabına. Kimini de istemeyerek belkide farkında bile olmadan. Kiminin sonuçlarına biz mahkum olmuşuzdur çekeriz bir ömür boyu. En azından cesaretli olup "yaptım evet suçluyum pişman değilim" der sonucuna katlanırız. 
Kiminin sonuçlarından kaçmışızdır ağır gelmiştir yükü taşımak, bu dünyada yerçekimiyle ağırlaşmış sırtımızda kamburlaşmış öte dünyada sırattan bu yükle nasıl geçeceğimizi düşünür hesap ederiz.

Kabul ederiz, kimi sırattan geçerken cehennem çukuruna düşmeye. Hani bilmeden cehennemde neler olduğunu kabul ederek. 
Kimi de hafifletmeye çalışırız olanca gücümüzle gözyaşlarımıza veririz akıp gitsin diye, dilimizde yer ederiz tövbe eder af dileniriz her mübarek gecede, her secde de...


Sonra,

Şeker atmadığımı fark edip hem sözlerimden hem de dilimdeki acılıktan şekere uzandı elim,

"Ben çayı iki şekerli içerim" dedim.



Kayıp



Mağlubiyet tatmak,
Herşeyin en güzelini hak ettiğini düşünüp bir çırpıda yitirivermek.
Hani nasıl bir şımarıklıksa hepsine sahip olma isteği.
Olmayınca olmuyor işte.
Hani yere oturup tepinsen de, ellerini vursan da yerlere 
Geri gelmiyor gidenler, yitenler..
Bir acı kalıyor geriye boğazında, göz kapaklarında şişlikler.
Geriye kalan anılar hafızalardan silinmesin istenen
Dünya gözüyle gördüklerini kıskanmak
Göz kapayınca kavuşabilmek sevdiğine...

Fakirsem sevemez miyim



Herşey zenginlere mi mahsus?
Yaşamdan zevk almak, hayatı dolu dolu yaşamak
Hiç hasta olmamak olunsa da hastalığının hemen duyulması,
Giyim, kuşam, yemek, içmek en güzelleri
Donatılmış sofralar, aydınlanmış şakır şakır geniş salonlar
Kış gününde kısa kollularla terleyip camları açmak
ellerde kadehler neşeli bi sesle "Şerefe" kalkan eller.
En son model arabalar altlarında yollar onlara mahsus
Son hızla giden arabanın arkasından bakarsın anca.
En güzel aşklar onların dersin,
Güzel kızlar,  yakışıklı erkekler
Güzel mekanlar, hediyeler..
İyi de fakirsem sevemez miyim?
Bişiler yaşamak isteyip fakirlikten bükülmüş boynumu 
Daha da yerin dibine batırmanın gereği ne?

10 Kasım 2011 Perşembe

Kelimeler yetersiz


Üretememenin verdiği sıkıntıyı yaşamışsınızdır az buçuk
Her şey olabilir bu,
Hani öyle bir ressam, şair, yazar, heykeltraş, besteci
Gelmesin aklınıza
Gündelik yaşamda bile yanıbaşımızda...
Aslında neler saçmalıyorum ki şu anda yaa...
Saat olmuş gecenin 1'i..
Birileri enkaz altında Van'da deprem olmuş
Bense bişiler üretememenin sıkıntısı içinde
Hay böyle hayatın 
Neresine, ne koysam ki?
6 kişi daha enkaz altında
Aklım, yüreğim onlarda
Ne kim olduklarını bilirim ne de neci olduklarını
Değilmi ki şu anda bi sınavdan geçiyorlar
Can pazarlığı içinde
Değeri yok şu an bişeyin
Dua ediyorum sadece
Bir an önce sağ salim kurtulmaları için.






5 Kasım 2011 Cumartesi

Kurban bayramı geldi, hepimiz koyunuz !



Sayın sevgili kasap,
Kurban keserken dikkat edin
Lütfen,
Dinimize göre kurban için uygun olan
Koyundur, keçidir, sığırdır, mandadır, devedir
İnsan değildir.

Sayın sevgili kasap,
Kurbanlıklara da iyi davranın.
Sonuç kesmek, doğramak değil,
Dinen gerekeni yapmaktır.
Dinimiz böyle,
Bir matador gibi
Kurban peşinden koşulmayı,
Hayvana ölürken acı çektirmeyi emretmemiştir.

Sayın sevgili  kasap,
Seni öyle al aşağı edip,
Zorbaca kesseler istermisin?
"Hayır"
Demi cevabın.
Ona göre dikkatli ol anlıyacağın.

Hadi bakalım şimdi
İyi bayramlar...





4 Kasım 2011 Cuma

Gece gece nerden geldiyse aklıma






Tıpır tıpır  otobüsün camlarına vuru yağmur damlaları 
Başını cama dayar hem o yağmuru görürken hemde yüzüne vurmaması 
Islanmamış olmak ne tezattır oysa.

Severim otobüs yolculuklarını 
Hele hele varacağım şehirde  varsa beni bir bekleyen, 
Otobüsten iner inmez alır bavulumu bagaja koyar,
Arabanın içini ısıtmıştır, 
"emniyet kemerini tak" der seni düşünür sever seni. 
Eve gidersiniz çayı demlemiştir, 
Soyulmuş salatalık, haşlanmış yumurta kokar mutfak.
Ekmekler, gevrekler çıkar ortaya... 
Yolculuk anlatılır 
Nerede yol kötüydü, yağmur nerde bastırdı paylaşılır. 
Uzar kahvaltı hasretlikle doğru orantılı..







Otobüs gecenin karanlığında birden bire çıkan bir dinlenme tesisine tıslayarak yaklaşır. Otobüsün ışıkları açılır uyuyan yüzler değişir, 
muavin mikrofonda tok bi sesle
 "Sayın yolcularımız ..dinlenme tesisinde mola vermiş bulunmaktayız, mola süremiz 20 dakikadır." der. 
Kapı açılır aşağıya inersin,
 tutulan ayaklarını açmaya çalışırken 
Gecenin soğuk rüzgarı, ayazı çarpar yüzüne. 
Yaşlı, kirli sakallı, ağzında sigarası, ayağında çizmeleri biri yaklaşır 
Elinde hortum ve fırça otobüsün camlarını yıkamaya başlar. 
Kimi sigara içer, kimi çay,  bir anne çocuğuyla tuvaletlere koşturur..







Sıcaktır, bozkırdır, ıssızdır 
Anadolu şehirlerine, kasabalarına, köylerine giden yollar.
Kimi uzundur sevgilin saçları gibi 
Kimi kıvrım kıvrım bükülerek gider. 
Bazen bir dönemeçten uçurum çıkar sağ tarafında. 
Kimi kurumuş bir derenin yanından geçer 
Simli çakıl taşları çıkmış ortaya kumu, çakılı kalmış bir ot bitmemiş. 
Kimi zaman birhayrat belirir 
Yyanında da kendi gibi yalnız bir ağaç 
Belki yaban armudu belki badem ağacı. 
Hayratın üzerindeki ruhuna fatiha okusan isim silinmiştir. 
Tek tük evler görünür uzaklardan 
bir iki kavak ağacı etrafında kuzular. 
Yere çömelmiş bir adam kasketi arkaya yatmış 
cigara sarar o kocaman nasırlı ellerine rağmen narince 
Bir tükürükle kağıdı yapıştırıp cigaradan sararmış bıyıklarının altına yerleştiriverir 
Bir duman savurur havaya 
Belkide boşa geçen hayatına küfürdür, 
O giden otobüste olamamanın verdiği üzüntü, pişmanlıkla.











1 Kasım 2011 Salı

Coca Cola Kırmızı kasa

                             

Şu sayfadaki kız kadar mutluyum.
Coca Cola'nın Kırmızı kasa amblemli kutu kolalarda başlattığı 
Açma halkalarındaki şifre hediye kampanyasından dolayı.
Bir arkadaşımın kızı için bizden kutu kolalardaki açma halkalarının şifrelerini istediydi
Eşimle Ekim ayının başında Didim'e gittiğimizde 
Biraz can sıkıntımızdan, birazdan da dolaşıp hava almak için
Didim'de sahil kenarlarında yürümeye her çıkışımızda 
Yol kenarındaki çalılıklarda falan gözümüze çarpmaya başladı
Başladık toplamaya
Hem gezmek bahanesiyle hemde toplama işiyle
Her bulduğumuzda eşimizle kapma yarışı yaparcasına eğlenmesi de cabası
Derken işi büyüttük ve eve her dönüşümüzde neredeyse
20-25 açma halkası oluyordu yanımızda.
İnternet sayfasına girip hediyeleri görünce
Arkadaşın kızını hatırlayan kim akan ağzımın suyuyla
Her açma halkası 3 puan
150 puan toplamışız biz.
Bu arada sağolsun internetten bir kaç arkadaşımında faydası olmadı değil
İçtikleri kutu kolaların şifrelerini yolladılar.
Bugün reklamdaki kızın kulağındaki kulaklık evime ulaştı.
Şu anda bilgisayara taktım güzel güzel dinliyorum.



Sallayın senora !









Son hızla giden hatta okul önlerindeki banketlerden 
O hızla geçerken kafamızın neredeyse tavana çarpmasına sebep olan 
Bi dolmuş şoförünün dikiz aynasındaki gözleriyle buluşup 
Bir anda yüzüne çemkirebilme gücüm var benim. 

Ama bunca hıza rağmen sesini çıkarmayıp tarafımdan 
"Rallidemisiniz be, hani biriniz maykıl şumayer, raikonen, alonsomusunuz" 
Diyebilecek kadar da yalnız 
Ve bu espriyi anlayamayacak bir dolmuş dolusu da 
Öküz, koyun karışımı mahlukatlarla yol alma cesaretiyle  de dolu.

Hani  şoförün olası bi cinnetinde, dolmuşu sağa çekse 
Eline oturduğu yaylı koltuğunun altından aldığı demir parçasıyla 
Beni indirip dövse sağ şeritte 
Hani bunu kavrayamayıp seyredecek kadar 
Moron, gerizekalı karışımı zeka seviyesi düşük insancık!larla 
Yolculuk edebilecek kadar şanslı.

Yine bir ordu dolusu insan dolmuşun içinde, 
Kulaklığını takıp üçyüzbeşyüz mübarek diskoda 
Bu hayattan kopmuşlarla dolu, 
Dolmuşa bindiğinde 
Alacağın ve seçeceğin yeri pozisyonun çok önemli 
Çünki inene kadar öyle kalacaksın. 
Parayı binmeden hazırlarsan şayet en azından 
Şoföre ulaştırıp bedava gitmeye çalışan kaçak, acınası yolcu olarak 
Spot ışığı altında kalmaktan kurtulursun. 
Onca erkeğin içinde bir bayan olarak şahsına yer verilmesini geçtim, 
Bunu akıl edemeyen moron hani bi ani bir frende 
Üzerine düşecek birinin fizik kurallarına göre hesaplama yetisine de sahiptirler. 

Beyin işte nerede, nasıl çalıştığı hala çözülemedi. 





31 Ekim 2011 Pazartesi

Kütüphaneden alınan kitaplar 8



Pazar günleri bi garip geçer bizim evimizde
Zaten öğlene kadar yatmaktan 
Geriye alınan saatlerin de etkisiyle kalkınca 5'te kararan havanında etkisiyle
Topu topu 5 saat geçmek bilmez.
Zaten geç edilen kahvaltıdan dolayı akşam yemeği şaşar saati.
Yapıla da yemek illaki pazartesiye kalır.
Güneş vardı biraz kapı önünde oturdum rüzgar var diye arabanın arkasına geçtim.



Kucağıma da şu fotodaki bahçemizin yeni sahibesi 
Boncuk Hanım'ı aldım
Mır mır sesler çıkardı uyudu, ben ısındım 
Pek güzeldi.
Bu kadar yeter dedim yukarı çıktım mutfağa daldım
Hani sadece bulaşık makinasını boşaltıcaktım 
Lâkin 
Kendimi kaybettim 
O plastik, bu tencere tava, ocak falan derken.



Kısır yapayım dedim
Yeşillikleri yıkadım süzülmeye bıraktım.
Bir tarif buldum yapayım dedim
Gerçi içine konulacak çikolatadan biraz tırtıklamıştım dün gece
Ama yinede tarifi tutturdum
Gayet de güzel oldu
Bir bardak sütle pek iyi gitti.



Sonra
Sonrası malum, 
İlkokul yıllarından kalan bi alışkanlıkla
Yeşil Hamdi Dalan sabunuyla bir banyo
Sanki ertesi gün okula gidilecek miş gibi bi telaşla
Yeni bir işe başlıyacak olan eş için 
Gömlek, pantolon ütüsü
Gezmeye gidecek olan evin hanımı için gömlek, pantolon ütüsü derken 
Hani dedim birazda dinleneyim,
Geçtim elektrikli sobanın karşısına bir yumuk oluverdim
Açtım kitabımı okumaya daldım.

Kitap; 

Jules Verne - İnatçı Keraban
Konusu Osmanlı zamanında geçen
Eskiye sıkı sıkıya bağlı, kendi bildiğinden şaşmaz
Yenilikleri kabul etmeyen bir Osmanlı beyzadesi.
Hollanda'dan gelmiş müşterisiyle
Tophane'den Üsküdar'daki evine gideceği bir akşam
Yeni konulmuş olan karşı kıyıya geliş ve gidişlerde alınacak vergiyi vermemek için
Tüm Karadeniz'i karadan geçerek evine varma ! fikrine kapılmış bir çılgın.











29 Ekim 2011 Cumartesi



Aman bitmeden, ortadan kalkmadan, tarih olmadan
Deyivereyim;

29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız 
Kutlu olsun, mutlu olsun, daim olsun.

Fotoğraf; alıntı
29 ekim 2011 Cumartesi İzmir Cumhuriyet Meydanı


27 Ekim 2011 Perşembe

Gizemli kelimeler


Böyle de bişi var sosyal medyada şu anda.
Takıldığım sayfada ingilizce olarak başladı
Sonra da Türkçesi geldi
Yazıya bakıyorsunuz ve gördüğünüz ilk beş kelime 
Sizi ifade ediyor muş!
Benim ilk 5 kelimem; 

Sebep, zevk, mucize, kahve ve yaz.

Bir cümle içinde kullandım;

Sebepsiz zevklerim var mucize kahvede mi saklı yoksa yaz mevsiminde mi?

Hadi sizde katılın :)







Kütüphaneden alınan kitaplar 7


İçimizdeki şeytan
Sabahattin Ali.

Sabahattin Ali serisine devam ettim bu kitapla
Genelde ruh tahlilleri yapan Sabahattin Ali bu kitapta da ödün vermemiş.
İlk başta sıkıcı gibi gelse de zamanla değişti.
Gerçi tam veremesem de bu sefer kendimi
Yurt ve ev gündemimin getirdiği
O 
Üzüntülü, acılı, kederli, bol dualı, gözyaşlı
Ruh hallerimden dolayı bitirmeyi görev bildim kendime.
Hani tabakta yarım bırakılmaması gereken yemek gibi.
Sonuçta bir insan düşünmüş, yazmış emek vermiş falan.


25 Ekim 2011 Salı

Bişi sorucam

Bizi her dakika uyardılar deprem konusunda, 
Bu kadarrr yardım toplanıyor herkes bi koşuşturmaca içinde de 
Peki  durup niye sormuyoruz;


" İyi de sayın devletlûm bu kadarrrrrr  deprem vergisi toplandı nerede bu para?
Ak akçe kara gün için değil miydi ? " 


Ne salak milletiz biz yaa...
Allah rahmet eylesin pek haklı Aziz Nesin....

24 Ekim 2011 Pazartesi

Deprem

Hani her deprem ve sonrasın da yaşanan o 
Kargaşa, 
Cahillik, 
Organize olamama, 
Depreme karşı neler yapılır, neler yapılmaz bilmezlik, 
Can kurtarırken insanlığını yitirmek, 
Birilerini, kendini, birbirlerini, doğayı suçlamak, 
Kaos, 
Toz duman ortalıklar, 
Karaborsa, 
Adaletsiz yardımlar, 
Kesilen vergilerden bile nemalanamamak 
Falan filan uzar gider.


Bunların hepsi ne yazık ki benim ülkemde yaşanıyor.
Karar verdim yine bizim gibi 1.derecenin de 1.derecesi deprem kuşağı Japonya'ya taşınmaya...
Hani en azından depremde ölsem de!
İnsanlığımdan ve yukarıda saydıklarımdan ölmemeye !

22 Ekim 2011 Cumartesi

Hallettim

Dünkü yaptığım işin bokunu temizledim
Sifonu çekmeye karar verdim.
Akıp giden suyun temizlediklerine baktım
Nasıl da suyun gücüne, akışına kapılıp gittiler
Anladım ki yapmam gereken bu
Akışına bırakmak....


O uçurumun kenarında durup atlasakta
O eli sıkı sıkı tutmaya karar verdim.

Sabah ola hayrola

Ben bir insanım benimde aptallıklarım oluyor hani olmazsa her daim hani Fuar'da ki Kaskatlı havuz başındaki yatan taş gibi hatunlardan değilim ki, tek derdim güneş, sıcak, soğuk, yağmur, üzerime pisleyen kuşlar, memelerimi tutmaya çalışan ergenlerle uğraşmak olsun. 

Dert çok ama derdimi bana dert edinen de tek kişi yine ben. Hani düşünürdüm hep ulen madem sıkıntıyla oluyo bu kanser illeti sıkmayıver canım sende kendini demi ama yaa demekle olmuyor muş olmuyor muş. Ağacı yiyip bitiren kurtlar misali girmeyiversin bi tane hani ha on tane ha bin tane hepsi bedelmiş yüzbinlere... Bi eşiğin kıyısından dönmek zehrini boşaltmak sonrasın da kendini kurtarmak isterken bir başkasını kötü bi hâl içinde bırakmak. Beraber atlamak lazım mış uçurumdan elele tutuşup 3'e kadar sayıp hop aşağıya bırakmak kendini elini sımsıkı tutan kişinin bırakmıyacağını bilmek içinden bırakmak gelse de senin yapmamak lazım mış. 

Sabah ola hayrola demiş atalarımız bişileri bok ettim şu akşam vaktinde, şimdi ben diyorum sabah ola hayrola düzeltmem lazım yaptığım hatayı, kan tükürüp kızılcık şerbeti içtim deme pahasına.

20 Ekim 2011 Perşembe

Dünden bugüne değişen bişi yok

Oh be hava bugün biraz ısındı sanki
Damarlarımdaki donan kanım akmaya başladı 
Ve ben buruk bir pür neşe ile işlere koyuldum.
Elektrik süpürgemin fişi koptuğundan yapılamayan temizlik
Yeni alınan fişin tarafımdan takılıp tamir edilmesi suretiyle başladı
Yalnız şanslıyım ki,
Eşim evde hani bi kerede karışsa ne bu temizlik, işler falan dese
Çayı demlendiği, çiğdemini de yediği sürece
Bide üstüne bal kaymak gibi gelen Bank Asya maçları olunca
Hani biz kadınların hevesle izlediği Müge Anlı, evlilik programları tadından yanına varılmıyor
Hak veriyorum biz nasıl sevdiğimiz, izlediğimiz dizilerimiz varsa onlarında futbolu var, basketleri var.
Gerçi sıkılmaya da başladı koltuğu işgal etmekten yavaş yavaş
Ama malum iş yok sabır diyoruz, geçicek diyoruz, selamet diyoruz bakalım.
Onun dışında yeni bişi yok rutin devam 
Ev için gelenler, ciddi olanlar, pazarlık yapanlar, 
Biri çok ciddi yalnız hani içimden bi ses bu sefer satılıyor ev diyor ya bakalım
Artık işin ucunu da bıraktık doğrusu
Hani deprem olucak olucak diye tellalık yaparlar da 
"Ulen olucaksa olsun da hani bizde bakalım işimize, böyle her an eğreti yaşamaktansa"
Der gibiyiz.
Olacak olan neyse olsun da hani bizde bakalım artık önümüze ona göre...
Tekrar işlere dönmek lazım yıkanan çamaşırlar asılacak, 
Kapı önü süpürülecek nedense namussuz bi rüzgar var sokakta ne çöp varsa
Getirip benim evin önüne yığmakta...

19 Ekim 2011 Çarşamba



Elbette bu ülkede yaşıyorum,
Hani ütü yapıp ısınmaya çalışıyorsam bil ki insani ihtiyacımdan dolayı.
Sayfamı bayraklarla donatmıyor, 
Facede profil resmimi siyah kurdele, bayrak yapmıyorsam
Yine sırf bu yöntemi sevmememden dolayı.
Neler yapıldı ne oldu sonuç?
26 şehit...
Belki de daha fazla saklananlar var.
Bunun konuşmasını dahi yaparken tv'de 
Bambaşka konulardan bahsedenler varsa 
Ben bayrak asmışım, fotoğrafımı paylaşmışım kim anlar ki?
Sen anlarsın bak beni okuyan benim gibi düşünen
İyi de anlamayan kim? Kimler ?
Hala işin boyutu başka diyip onlara açık aleni destek verenler mi?
Ütü yaptım, ortalığı toparladım, kapımın önünü süpürdüm
Hani sırf ısınmak için, unutmak başka şeylerle kafamı meşgul etmek için.
Olmadı tabii olmuyor insanın düşünmeden unutmak istediklerini kalp unutmuyor kahretsin.

17 Ekim 2011 Pazartesi

Bir iç dökme bu

Bir iç dökme bu hani şikayet değil. Şikayet etmek istesem de aslında nereye, kime ? 
Kaşılığı olur mu ? Hani çok üzüldün sen , içini yaktın yıktın bunun son bulması için en fazla.
Yaşanılması kuvvetli sıkıntıları nasıl çevirebilmeli ki insan hani bi de gülen tarafından ?

Emek harcayıp, terleyip icabında üşüyüp kazanılmadan, sıkıntı çekmeden mesela hiç ama hiç bir şey insanın kendinin olamıyor muş anladığım bu. Gecenin bir yarısı davetsiz misafir gibi gelip kapımı çalmadan hani Tanrı Misafiri bereketine bile girmeden başımın üstünde yerleri olmadığı halde çöreklenen bi takım düşünceler, daha gerçekleşmeden sıkıntısı basan senaryolar. Yazması ne de kolay aslında bi bilseniz oradan oraya uçan ama ağırlığı içimi yakan. Hani geçmişe bakıyorum da okuduklarımdan, işittiklerimden, gördüklerimden hep var be bu sıkıntı. Ne olabilir ki geçim sıkıntısı. Ülkenin aylık ekonomi verilerine göre yoksulluk sınırının altında yaşayanlardan değil miyiz hepimiz hani bi şekilde ucundan, kıyısından olmadı ta içinden göbeğinden. Buna rağmen yaşamaya çalışanlardan değil miyiz bi şekilde. Yaşamın her döneminde hemen herkes yaşamış bu sıkıntıları. Her dönemde var olmuş bi şekilde. Yaşamışlar, çekmişler bitmiş sonra. Ne kalmış peki geriye yeni sıkıntıları çekeceklere hani en azından bi örnek bunlar da yaşandı bi şekilde diyişler mi?

Neyse çok döktüm içimi geçicek bu günlerde ve ben geriye dönüp ne günler geçirmişim üzülmeye, sıkılmaya değmedi bak işte yine yolun sonu yaşadın, çektin, sıkıldın bitti ne içindi ki?





16 Ekim 2011 Pazar

Sansür ettim kendime

Her boku yazanın blog sayfası kapanacaksa 10binyüzkere  bok derim ben be.. 
Kapansın yenilerini açarız 
Mesela bok kelimesi yerine gül deriz 
Sevişmek kelimesi yerine de yemek yemek falan 
Türk'üz biz bize bişi olmaz en fazla güncelleniriz..





15 Ekim 2011 Cumartesi

Küfür edersem çimdik atın

Şu anda gerçekten sinirliyim bi takım ali cengiz oyunlarından elim ayağım titriyo ne yazdığımı, ne demek istediğimi sizler anlarsınız bu yazımı yazıcam okumadan, düzeltmeden yolluycam evrene hani birine çarpıverirde meteor şiddetinde bi işe yara uyanıverir birileri silkelenir kalkar. 
Hayat hep lay lay lom geçmiyor ki efendim hani nerede abuk sabuk lüzumsuz işler varsa halletmek isteyen gönüllü çok oluyor. Bu işe gerçekten gönül vererek, huşu içinde hani bi bok becermişler edasıyla geri çekilip sanırsın ki leonardo da Vinci, Picassa gibi ben neler yaparmışım be diyerek bakan çok. Hem de kalp gözleriyle kimide afedersin götüyle. İşte ondan sebep yaptıkları hep bok gibi kokuyor. Bi ben miyim bu kokuyu alan dicem ama anasını satiim çevremde de var ama yine de bunlara oy veren 3 kişiden 2'si onlardan. 
Konuyu dağitmiyim sinirliyim dedim ya beynim başka düşünüyo elim başka yazıyo ağzımı hiç sormayın küfürler içinde.
Güncelleme yapıyoruz şu anda. Herşeyimiz de hayatımızda, kendimizde, evimizde, sağımızda, solumuzda.
Ona buna zam artık elimize nereye çarparsa. Hani  pişkin ekmek olur fırında rafta sırıtır ilk onu görürsün aynı öyle. Sigarayı ayda yılda bir içen biriyim ki buna rağmen vücudumda oluşan nikotin seviyesi eksiye inmeye başladığında tiryakinin halinden anlıyorum. Tamam "SİGARA SAĞLIĞA ZARARLI" buna diyecek tek bir lafım yok hatta sigara reklamında oynayan makinalara bağımlı amca ve teyzelerime "az içseydin aklın neredeydi" demiyor değilim her çıktıklarında da hani bu kadar da olmaz ki kardeşim. Bir şehidin bir sigara kadar değeri yok mu? Onlara yapılanlara karşı kalınan bu sessiz tutum neden ? İyi de sigaraya zam sigara kaçakçılığına meydan açmak değil de ne? Bu kadarrrr sağlığını düşünen bir iktidar neden şeker hastaları için gerekli olan şeker ölçümdeki iğneyi sınırlar ?Bir hastanın günde bir kaç yerden randevu alıp bakılmasını engeller ?
Güncelleme varsa birbirine bağlı bi şekilde etkiler bu. Bugün sigara, içki yarın diğer şeyler. Hayır yakında kıçımızdan çıkanlar içinde bi sınırlama getirirp lağım vergisi, sıçma vergisi de alınır. Absürt demeyin neler oldu alışmadık buna da alışırız. 
Dedimya yavaş yavaş alıştıra alıştıra önce el yazısıyla başladı ilkokullarda yazma öğrenme sonrası Arapça dili seçmeli ders oldu daha liselerde bile müfredata konulmazken. 
Hafta tatili de yakında cuma olur haydi buyrun cuma namazına..
Güncelleme bu sakin olun tekrar eski hayatlarımıza dönücez yine şeht haberleri, yine karışmış arap saçına dönmüş bir güneydoğu....
Son olarak diyeceğim şu;
ÖTV = Öpülesi Türk Vatandaşı :)) Ortadirek vatandaş vardı eskiden, genelevdeki en şaşalı günlerinden tuvalet bekçiliğine düşmüş eski bi yosmanın kırışık yüzünde kolonya dökerken tuvaletten yeni çıkmış erkeklere bir içlenişle bakar gibi arkalarından ah vatandaşım benim ah...




Sonbahar klasiği

Bir sonbahar klasiği bu efendim
Önce beden başlıyor üşümeye
Ayaklara sokulan çoraplar 
Yaz gecelerinde sırtlara atılan ince şalların yerini hırkalar almaya başladı
Yaz mevsimine özgü uçuşan etekleri, elbiseleri giymek cesaret istiyor 
Kapılar, camlarda kapatılmaya başladı
İnce Sümerbank markalı çizgili çarşafların yerini
Pikeler, battaniyeler almaya başladı...


Yaz mevsiminin o cıvıl cıvıl kalabalıkları
Bir bir kapanırken evlerine, odalarına
Bir iç hesaplaşma başlar son yaprak düşmeden..


Bir sonbahar klasiği bu efendim
Yine aynı ağlak ağlak dolaşmalar içindeyim ortalıklarda
Gerçi bu seferki ağlayışlarım daha çok canlılar için
Kendim için,
Yaşayamadığımı, yaşayamıyacağımı düşündüklerim
Kaçırdıklarım, yakalayamadıklarım için.
Neden ? 
Sorusu hep beynimde şu günlerde
Yerleşti bir tahta kurdu gibi kemiriyor beynimi
Hani korkum sonu isyankârlığa varır mı olayı.