Bir düğün;
Her havadan çalan orkestraya bayılmak
Hiç oturmadan
Yorulana dek,
Oynamak ta oynamak...
Gece eve gelindiğinde tüm kıyafetlerin terden sırılsıklam olduğunu fark etmek,
Ağrıyan ayaklara masaj yapmak...
Mavişim balonum, tüm gece hiç oturmadan oynarsan finalde çalan topal havasına en iyi oynayan sen olursun.
Bir düğün,
Onca zaman sonra uzaktan gelen
Hala, enişte ve kuzenlerle bir masada oturup
Tüm gece muhabbet etmek,
Gülmek,
Fotoğraf çektirmek,
Kuzenlere takılmak,
Büyüklere laf etmek...
Düğün nasıl olsa oluyor kendi kendine bi şekilde...
Bir düğün,
Ortamı püfür püfür esen bir rüzgarın bile kurtaramadığı,
Sıkıntıdan esneme yarışı yapılan,
Bir kere oturulup hiç kalkılmayan,
Bitse de gitsek modunda....
Püff.....
Üç akşam aynı bu şekilde geçti gitti...
İlk düğünden dökülen kurtların güzelliği
İkinci düğünden akrabalarla yapılan muhabbetin tadı,
Üçüncü düğünden de pastanın nefis tadı kaldı....
4 Temmuz 2011 Pazartesi
30 Haziran 2011 Perşembe
Delilik sınırlarında
Hiç bir şey karşılıksız olmaz mış
Al gülüm ver gülüm dünyasıymış
Ben veriyorsam karşılığını da almalıymışım
Ya da ben alıyorsam karşılığını vermeliymişim
Kimse kimseyi oturduğu yerde besleyemezmiş
İllaki bi bedeli olmalıymış
Bu böyle sürüp gidermiş
Sen iyiysen herkes iyiymiş.
Sen alıyorsan herkese de vermeliymişsin bi şekilde
Bişi bişi bişi bişiler işte.
Yiyip bitirdi beynimi gece gece
Var mı okuyunca anlayacak
Ne anlatmak istedi ki bu kız şimdi demeden
Ya da birine bok attığımı anlamadan belkide
Hata ettim diyecek biri
Yok.
Ben kurdum içimde, düzenledim yedim bitirdim kendimi
Ben deli miyim ?
Ya da deliliğin ilk basamaklarında daha yorulup oturmuş birimiyim ?
Ben salak mıyım peki
Evet hani anlatsam birine
Kurduklarımı, düzenlediklerimi
Bırak salaklığımı, manyaklığımı,
Hatta bok yediğinden başın ağrıyora kadar götürür olayı.
Hadi kızım hadi işine milletin derdi kendine
Ev, aş, iş, çoluk, çocuk, eş, sevgili
Kim ne yapsın senin abidik gubidikleri....
29 Haziran 2011 Çarşamba
Can sıkıntısı
Off ne de zor muş be canı sıkılması insanın
Akşamdan beri ne yapacağımı bilemedim
Bi dişe dokunur bi program yoktu mesela tv'de
Star Akademi vardı ama ne yazık ki jürinin beğenip seçtiklerini görünce
Aman saçım gitmesin dedim film kanallarını açtım
Orda da ne kadar döküntü film varsa yayında sanki
Bi tanede hoşuma gitse.
Hadi müzik dinliyim dedim
O daha beter di
Bi kanımı kaynatacak, sıkıntımı alacak şarkı çıkmadı
Elim kumandanın tuşlarına basmaktan yoruldu.
Oje sürdüm tırnaklarıma gazete kağıdının yazılı tarafını
Kolonya ile ıslatıp bastırdım tırnaklarıma süsü olsun diye
Onuda beceremedim...
Gerçi kolonya yoktu parfümle denedim ondan mı olmadı acaba?
Netin başına geçtim bi sigara yaktım gelgelelim
Sigaraya alışık olmayan bünyem odaya dolan dumandan
Tütsülendi....
Saat 23,00 oldu bari sakız alayım diye bakkala attım kendimi
Sokakta bizim çocuklar toplanmış
Akşamüstü komşu kızı cepten attığım hızlı bi şarkıyı açmış
Kendilerince parti yapıyor, tepiniyorlar sokakta
Önce onlara "hadi artık evinize" dicem diye korksalar da
Komşu kızı teşekkür etti şarkı için
Bana da bi sakinlik gelmiş ki sigaradan belki öyle baktım onlara
Gülümsedim hatta..
Döndüm eve yarın yeni şarkılar yollamak için onlara
Netten bir iki hızlı şarkı daha indirdim....
Sonra facede biraz takılıp bir dostla yapılan din, iman, dedikodu sohbetinden sonra
Daha da dayanamıyorum artık
Yatma vakti geldi...
Ama can sıkıntım geçti şükür
Uzun geçen bir günün en güzel yanı da bu sanırım....
28 Haziran 2011 Salı
Şans talih kader kısmet
Bir çekiliş varmış,
Katılayım dedim,
Önce Facebook sayfasını beğendim,
Sonra da burada paylaştım,
Şimdi birazdan bu yazıyı yayınlayıp,
Yorum sayfasına link atıcam.
Hadi bakalım...
Bol şanslar...
27 Haziran 2011 Pazartesi
Tezat
Biraz bişiler var içimde böyle beni sıkan, üzen, her an beynimin bi köşesinde uyusam da ben, uyumayan hala tarlada su çeken motor gibi çalışan beni bıcır bıcır sesiyle deli eden.
Biraz bişiler var olması muhtemel, konuşulan ama lafta olan daha, gerçekleşmesi zamana kalmış ama o gelmeyen, oluşamayan zamana içimden küfürler savuruyorum ben. Bir an önce olsun isterken aslında dua ediyorum daha küçük zaman dilimlerinde olmasa mı acaba diye. Aslında sabırlı bir insanımdır ben her ne kadar yapılacak bi iş varsa hemen yapmak isteyen tez canlılığıma rağmen. Mesela rötar yapmışsa uçak ya da gelmemişse beklenen doktor daha sızlanmam hiç oturur beklerim usulca şikayet etmeden etrafımda şikayet edenlere kızarcasına. Ama bir ev işi yapılacaksa illa hemen yapmalıyım yoksa rahat oturamam ben.
Biraz bişiler var birilerine demem gereken, her an aklıma geldiğinde güzel bir konuşma şekliyle hazırladığım, kelimeleri yerleştirip, hani karşımdakini üzmeden, kırmadan nasıl desem diye uğraştığım. Hani belki yüz konuşma hazırladıysam her seferinde bi tanesini kabul ettiğim ama kalkıpta karşımdakine anlatamayıp kaçtığım, o kişiden gelen telefonlara çıkmadan, görünmeden hatta öyle ki telefon numaramı değiştirmeyi, ev adresimi değiştirmeyi düşündüğüm bile oluyor. Hani her zaman yaşamadan ölümü seçmek en kolayı yüz kere ölmektense bir kere ölürüm mantığıyla ne saçma değil mi?
Aslında çok daha önemli olaylara enerjisini, gücünü, aklını, bilgisini harcamayıp boş veren incir çekirdeğini bile doldurmayacak şeyler için işte böyle üzerim kendimi...
26 Haziran 2011 Pazar
Kapari
Kapari,
Şifalı bir bitkinin çiçek olmadan önceki hali
Toplanıp turşusu yapılıp satılıyor marketlerde.
Bizde topluyoruz Didim'de
Yalnız çok dikenli
Envai çeşit böcek üzerinde...
Çiçeklenmiş hali ve dikenleriyle
Yaprağı ve küçük tohum halinde bulunan kapari
Bizde elimizde poşet gördüğümüz yerde toplayıp
Bi 15 gün tuzlu su içerisinde bekletip acılığını alıyoruz
Sonrada kavanozlarda limon tozu, tuz, su ile turşusunu yapıp
Salataların, makarna salatalarının üzerine serpip yiyoruz..
21 Haziran 2011 Salı
Eşlik edenler
Yemek yaparken,
Ya da kitap okurken balkonda
Dinliyorum ben.
Naçizane kendi beğendiğim, seçtiğim müzikler
Umarım açılır,
Keyifli dinlemeler...
19 Haziran 2011 Pazar
Bir yol hikayesi
Öğlenin kavurucu sıcağı yayılmış asfalt yollara
Arabada klima ?
Aç camları standart
Püfür püfür essin..
Tahtalı Barajı - İzmir
Şimdi oraları eskiden köydü desem
Çeşmemizden akan su,
Ali Baba'nın ahırından,
Ayşe teyzenin kümesinden geçip geliyor bizlere..
Biraz daha yukarılara çıktık
O baygın baygın kokan
Orman, çam ağacı kokan
Ağustos böcekleri sesleriyle dopdolu
Yaklaştık sanki
Tepeyi döndük mü vuruverir yüzümüze
İyot kokusu, güneş losyonu kokusu
İşte mutlu son !
Gümüldür - İzmir
Evimizin önünden tam 50 km.sonra
Uçsuz bucaksız bir kumsal
Öğleden sonraları çıkan dalgasıyla pek bi meşhur.
Oynamaktan dalgalarla
Kimi zaman bizi denize batırsa da
Kimi zaman sessizce gelip kulaklarımızda patlasa da
İçinden geçip suya atsak ta kendimizi
Sormayın anlamamışız
Pek yanmışız bugün,
Yorulmuşuz,
Ama çok ama çok eğlenmişiz....
18 Haziran 2011 Cumartesi
İçimi dökmek istedim sadece
Bir hafta geçti seçim telaşından, Biraz bekliyeyim en azından ondan sonra yazayım dedim. Ortadaki pastanın yarısını "aa havaya bak fare var" diyerek bizi kandırıp lüp lüp mideye indirip onun şişkinliği ile ortalıklarda dolananlara karşı içimde hala bir umut var benim o pastanın diğer yarısını en azından çok da hoşlanmadığım kişilerle birbirimize dirsek ata ata paylaşacağım için.
Aslında çok isterdim %50'yi yapan kişilerin gözlerine sahip olmayı, takıldığım bi yer var orada şu deyiş pek meşhur "Ya size ne içirdiler ?" Gerçekten merak ediyorum. Ama ara ara çevremden de bu şekilde davrananları görüp gözümün pört pört açılmasına dur diyemiyorum. Hani başkası anlatsa derim ki, kardeşim bana anlatıncaya kadar sen buna neler katmışsındır. Ya dirseğini, varlığını, nefesini yanımda hissettiğim biri dedi, "O şerefsizlere vereceğin oyun hesabını ahirette nasıl vereceksin ?" Oha dedim yuh dedim kendi kendime hani bu ayet Kuran-ı Kerim'in hangi ayetinde ? Cevap yok ya da kendilerince var verdikleri sadece bu ama gerisi yok. Bir de kalkıp şunu da diyorlar ya iyice büyüyor gözlerim "Eh tamam adam iyi olabilir ama çevresi kötü, yada nefis denen bişi var genelde bakarsak bizim için çalışıyor" Ulen senin için çalıştığını düşündüğün tek şey, başındaki Kuran-ı Kerim de belirtilen şekilde bile bağlamadığın değil mi? Sanki senin partin gelmeden önce, cahiliye devrindeydik biz, ezan okunmuyor topraklarımızda, ibadetini yapamıyor, haccına gidemiyor, zekatını veremiyordun ?
Ne değişti şimdi ? 28 Şubattan önce balta gibi yapılmak istenenleri şimdi azar azar yapmak değil mi bu?
Hani nerede peki, tarım bitti, hayvancılık bitti, ithal et geldi, ithal öğretmenler, satılan devlet işletmeleri, yerle bir olan sağlık sistemi-ki burada durup sakın demeyin istediğimiz hastaneye gidiyoruz diye paran varsa gidersin elbette- ticari bir mal gibi görülüp topraklarımız pazara çıkarılmak falan filan. hani çok yazmama da gerek yok hepimiz biliyoruz neler döndüğünü. Nerede öyle şikayet edenler yine tıpış tıpış gittiniz sandığa.
Kendi inandığım partimede lafım var bir iki çift aslında, hani çok renkli olucaz her kesimin oyunu alıcaz diye yapılan seçim taktikleri, oyunları çok çocukçaydı aslında.
Önce benim inandığım parti nasıl olur da pkk ile işbirlikçileri ile bir arada olabilir ? El cevap; oy toplamak için... Hadi canım saçma bence.
Benim inandığım adamında tutarsız, birbirini tutmayan söylemleri oldu olmadı mı? Ne yazık ki karşıdakinin lafına çok kandı oyununa geldi.
Keşke kendi inandıklarını anlatsaydı, keşke bilinenlerini seçimden sonra değil öncesinde dile getirebilseydi yüreklilikle.
İzmir'de seçim öncesi yapılanlar hakkında hiç bir bilgim yok mesela, bir Kılıçdaroğlunun geliş tarihini duydum o kadar. Bir de bir keresinde kapımı çaldı Chp'li bayanlar broşür sıkıştırdılar elime orada da dile getirdim iletilmeyeceğini bile bile içimdekileri partime karşı olanları....
Seçim öncesi harıl harıl çalışırken birileri, yapılacak kurultay için karşı imza toplayanlar oldu buralarda.
Seçimin hemen ertesinde yeni bir kurultaya ne gerek var oysa ?
Demek iktidara gelsek daha yemin etmeden dağılacak her şey.
Bundan sonrasını büyük harfle yazıcam gerçekten çok sitemliyim bu konuda....
HER SEÇİM ÖNCESİ OLDUĞU GİBİ CHP, İZMİR'İ CEPTE SAYDIĞI, KALESİ OLARAK GÖRDÜĞÜ İÇİN HİÇ ÇALIŞMADI !
TEK YAPTIKLARI BİZ İZMİR'DE ALIRSAK TÜM TÜRKİYE'Yİ ALMIŞ GİBİ OLURUZ, TEK AMACIMIZ KALEMİZİ KAPTIRMAMAK DEYİŞİYLE DOLANDILAR.
GAZETİCİLER KARŞISINDA KÜFÜRE VARAN KAVGAYLA NE YAZIK Kİ ONLARIN GÖZÜNDE BU PARTİYİ KURAN ATATÜRK'Ü VE BU PARTİYİ ATATÜRK KURDUĞU İÇİN, ONUN VİZYONUYLA DOLU OLDUĞUNA İNAN BİZLERİ HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATTINIZ.
AMA GERÇEKTEN BU KAFAYLA DEVAM ETTİĞİ SÜRECE BÜYÜK DİLİM OLMASA DA Kİ ASLA O BÜYÜK DİLİMDEN YEMEM, DİĞER DİLİMDEKİ PAYLARDAN YEMEYE ÇALIŞICAM.
ZATEN ÇOĞU KİŞİ MHP'YE DOĞRU KAYMA DÜŞÜNCESİNDEYDİ BURALARDA BİLE.
TEKRARDAN ŞAPKANIZI ÖNÜNE ALIP DÜŞÜNMEK VAKTİDİR ASLINDA.
ÖN SAFLARDA YER ALAN GÜÇLÜ, KUVVETLİ OLANLARA KANIP SAVAŞ NARALARINA KAPILMAMAK LAZIM ASLINDA.
17 Haziran 2011 Cuma
Bazen,
Yazıyı yazarken dinlediğim müzik
Bazen
Konuşup, muhatap olduğum bazı bi takım kişiler için,
Daha sonra yalnız kaldığımda
"Neden sohbet ettim ki? Niye muhatap oldum ki?"
Gibi hayıflanmalarla kendi kendimi yiyip bitirdiğim oluyor.
Çoğunlukla o an için konuşmak, muhatap olmam gerektiği için
Her ne kadar isteksiz bi takım etkileşim, iletişim içinde olsam da
İçimden bi ses hep "Bitti, az kaldı, sabret" diyerek beni telkin etmeye çalışıyor.
Genellikle bu kişilerle
Takılmamaya, selamlaşmamaya, görsem de görmezlikten gelmeye çalışarak
Bi şekilde kendimce geçici çözümler yaratıyorum
Aslında, kendime çok haksızlık ediyorum bu şekilde
Biliyorum ki,
Başka bir sefer, başka bir yerde mutlaka karşılaşıcaz
En azından o karşılaşma anına kadar kendimi avutuyorum....
Bu yaptığım doğru mu?
Bunun cevabı bende...
Peki, bu kişiler nası şahsiyetler ?
Durumuna göre bulunduğu toplum içinde itibarı olan
Ama o itibarının ardında kendini belli eden,
Bir beden büyük gelmiş bir takım elbise gibi
Sırıtan,
Ya da, bulunduğu toplum dışında
Başka bi türlü gözüme ilişmiş bi takım hareketleriyle
Kafamda yarattığı imajını yerle bir eden,
Ama o yarattığı imajı ya da görüntüyü başkalarıyla paylaşamıyacağım kişiler.
Her gece yattığımda midemde bir bulantı bıraktıkları kesin.
Öğürtülerimle o an için yaşadıklarımı çıkarsam da
İnanıyorum ki uzun vadede kendimi suçlamak adına çok kozum olucak kendimde....
Mavi balon'un bi notu uçmadan yakalayın;
Hani geçen gün "sakinlik" isimli yazımda bir yastık resmi paylaşmıştım,
İşte o yastıkları nereden bulduğumu araştırdım buldum,
İnci çiçeği blogcudan almışım,
İşte linki de şu
değişik kırlentler ...
Bazen
Konuşup, muhatap olduğum bazı bi takım kişiler için,
Daha sonra yalnız kaldığımda
"Neden sohbet ettim ki? Niye muhatap oldum ki?"
Gibi hayıflanmalarla kendi kendimi yiyip bitirdiğim oluyor.
Çoğunlukla o an için konuşmak, muhatap olmam gerektiği için
Her ne kadar isteksiz bi takım etkileşim, iletişim içinde olsam da
İçimden bi ses hep "Bitti, az kaldı, sabret" diyerek beni telkin etmeye çalışıyor.
Genellikle bu kişilerle
Takılmamaya, selamlaşmamaya, görsem de görmezlikten gelmeye çalışarak
Bi şekilde kendimce geçici çözümler yaratıyorum
Aslında, kendime çok haksızlık ediyorum bu şekilde
Biliyorum ki,
Başka bir sefer, başka bir yerde mutlaka karşılaşıcaz
En azından o karşılaşma anına kadar kendimi avutuyorum....
Bu yaptığım doğru mu?
Bunun cevabı bende...
Peki, bu kişiler nası şahsiyetler ?
Durumuna göre bulunduğu toplum içinde itibarı olan
Ama o itibarının ardında kendini belli eden,
Bir beden büyük gelmiş bir takım elbise gibi
Sırıtan,
Ya da, bulunduğu toplum dışında
Başka bi türlü gözüme ilişmiş bi takım hareketleriyle
Kafamda yarattığı imajını yerle bir eden,
Ama o yarattığı imajı ya da görüntüyü başkalarıyla paylaşamıyacağım kişiler.
Her gece yattığımda midemde bir bulantı bıraktıkları kesin.
Öğürtülerimle o an için yaşadıklarımı çıkarsam da
İnanıyorum ki uzun vadede kendimi suçlamak adına çok kozum olucak kendimde....
Mavi balon'un bi notu uçmadan yakalayın;
Hani geçen gün "sakinlik" isimli yazımda bir yastık resmi paylaşmıştım,
İşte o yastıkları nereden bulduğumu araştırdım buldum,
İnci çiçeği blogcudan almışım,
İşte linki de şu
değişik kırlentler ...
16 Haziran 2011 Perşembe
Sokaktaki evlerin açık pencerelerinden
Bir heyecanla Fatmagül'ün suçu ne dizisi yankılanıyor
Son dakikalar ve ben Kerim'in yaptığı deliliklere pes edip bıraktım izlemeyi
Şimdi bir yaz boyu nasıl bekliycem ben yaa ?
Gerçi unuturum bi kaç gün sonra
Yaz, deniz, kum, güneş, gelen misafirler falan derken...
Bugün Konak tarafına giderken Atatürk il halk kütüphanesinin önünden geçerken
Aklıma geldi,
Bunca kitap okumayı seven ben neden bunca zamandır buraya üye olmadım ki?
Girdim içeri ödünç kitap almak için kayıt olmak istiyorum dedim
Nüfus cüzdanımın bilgilerini aldılar adres telefon giriş yaptılar bide kart verdiler bana
Hadi bakalım istediğin kitabı seç, 15 gün sonrada geri getir dediler
Gezdim dolandım, kitaplara baktım inceledim neler var diye
İngiliz edebiyatı bölümünden Henry James'ten "Yürek burgusu" adlı kitabı aldım.
Hadi bakalım 1 Temmuzda teslim edicem bitiririm o zamana kadar...
Not: Resim Leylak Dalı'nın sayfasından alıntı "Kitap okuyan kadınlar" köşesinden arakladım :)
Teşekkürler.....
15 Haziran 2011 Çarşamba
Sakinlik
Kimi zamanda lunaparktaki en hızlı oyuncağa binmişsin gibi
Bir koşturmacayla geçerken
Yoruluyor elbette bu mavi balon'cuk...
Zaten bir iki merdiven çıksa, biraz hızlı yürüse
Yerinden çıkacakmış gibi atan deli bir kalbe sahipken,
Hayat ağırmış, hızlıymış ne fark ediyor ki ?
Sakinlik mi istiyorsunuz
Önce soğuk bir limonata en nanelisinden
Yada bir Türk kahvesi, nescafe alıyor yapıyorsunuz
En sevdiğiniz kitabı ya da eski albümleri alıp
Kuruluyorsunuz bir koltuğa,
Şuraya da Bir tık lütfen,
Çok seveceksiniz eminim,
Kitabınızın sayfalarında kaybolmak,
Eski fotoğraflarda anılara dalmak,
En güzeli ....
Yeğenlerin dans gösterisi vardı
Konak Atatürk kültür Merkez'inde
2 gün üst üste gittik tüm aile
Anadolu Ateşi gösterisinin uyarlaması şeklinde
Yukarıdaki fotoğraftaki gölge oyunu harikaydı.
Fotoğrafta ön sırada yere eğilenlerden
Soldan 3. küçük yeğenim
Makyaj ve kostümle nasıl da büyümüş geldi gözümüze
Pek gururlandık kendisiyle.
Çıkışta Konak Halk Eğitim Merkezi'nin sergisi vardı.
Bu tablo kumaşla tamamlanmış.
Pek beğendik.
Çini ve keçe çalışmaları
19.yüzyıl varaklı necef ibrik :)
Tv'lere vermeli kesinti olduğunda falan ekrana getirsinler
Çaktırmadan bu kolyeyi de çektim diğerleri gibi
Dantelden yapılmış
Kopya edicem bakalım...
Bu yaşlılar pek yorulmuşlar
Oturup kalmışlar
Pek sevdim kendilerini
Sergide bir köşe
Hani Konak tarafına yolunuz düştüğünde görmek isterseniz
Konak Atatürk Kültür Merkezi girişte
İzmir
14 Haziran 2011 Salı
Hesap - kitap
Düşündüm akşam,
Biraz muhasebe yaptım falan,
Gerçi pek anlamam bu işlerden hani nasıldı ?
Giren borçlu, çıkan alacaklı....
Bir fatura kesmiş bize karşı taraf
Şimdi ben onu işlersem beynime, yüreğime
Borçlu oluyor bana
En azından uykusuz bıraktığı geceler,
İştaha mı kestiği yemeklerden...
Eğer ben kesersem fatura yaşadıklarım adına
Alacaklı oluyorum ondan bana yaşattıklarından...
Onca yaşanan sıkıntının sonunda defter-i kebire yazılınca bunlar
Tutuyor mu hesaplar ?
Elbet bir kayma oluyor hesaplarda...
En çok da küsurlar hanesinde.
Hadi bakalım akışına bıraktık bizde
Naylon fatura keseriz hayata
Çekler karşılıksız çıksa da...
Sütümü içtim bekliyorum
Var bir iki yazmak istediğim konu,
Belki hikaye, uydurmasyon, atmasyon
Ama daha çok çekiyor beni
Yatağa yeni serdiğim leopar desenli nevresimin yastık kılıfı...
Bir iki düşünce var kafamda
Evirip, çevirip, yontmak belkide kelime seçmek
Yatıp düşünmek için acele ediyorum
Ondandır kaçışım...
13 Haziran 2011 Pazartesi
Hiç hiç bişey bilmiyorlar, bilmek istemiyorlar...
Cahil olmak ister miydim ?
Evet,
Belki dünya çok daha farklı gelirdi gözüme,
Eğlenebilir, gülebilir, saçma bir heyecan duyabilirdim mesela....
12 Haziran 2011 Pazar
Her ok'a bir besmele
Bi de hatırlasam gece gördüğüm rüyaların konusunu
Öyle de güzel olucak ki
Hani anlatıcam burada illaki bi tabir getiren bulunacak.
Çok hareketli geldi pazar sabahı hemde sokağım
Ne oluyor ki ya diye kalktım
Sabaha karşı uzandığım koltuktan...
Millet kadın erkek sokakta
Sonra aklıma geldi seçim varya bugün
Kalktık bizde hazırlandık
Her ok'a bir besmele bi güzelce de taşırmadan damgayı hiç bi yere
Kullandım oycağızımızı....
Hayırlı olsun dedik içten içe güldürdük yüzünü sevgili liderimizin.
Denize gidelim bari dedik kahvaltı yaparken
Radyoda meteorolojinin yağmur, yıldırım, sel gibi uyarısıyla
Kalakaldık evde...
Bu pazarda böyle geçti işte
Hafta içi gözükür bana Didim yolları
Malum Babalar günü gelecek hafta....
Öyle de güzel olucak ki
Hani anlatıcam burada illaki bi tabir getiren bulunacak.
Çok hareketli geldi pazar sabahı hemde sokağım
Ne oluyor ki ya diye kalktım
Sabaha karşı uzandığım koltuktan...
Millet kadın erkek sokakta
Sonra aklıma geldi seçim varya bugün
Kalktık bizde hazırlandık
Her ok'a bir besmele bi güzelce de taşırmadan damgayı hiç bi yere
Kullandım oycağızımızı....
Hayırlı olsun dedik içten içe güldürdük yüzünü sevgili liderimizin.
Denize gidelim bari dedik kahvaltı yaparken
Radyoda meteorolojinin yağmur, yıldırım, sel gibi uyarısıyla
Kalakaldık evde...
Bu pazarda böyle geçti işte
Hafta içi gözükür bana Didim yolları
Malum Babalar günü gelecek hafta....
11 Haziran 2011 Cumartesi
Boncuk hanım
Bu şirinecik hanım "BONCUK" diyorum ben ona
Girmiş akşamüstü eşimin ayakkabısının içine
Bağrınıyor açım diye
Verdik Allah ne verdiyse sustu biraz
Ama hala ayakkabının içinde yatıyor öyle..
Komşu teyze komşu teyze
Ama karşı komşu teyzem iyice yedi kafayı
Sanırım sıcaklar bunalttı onu
Hani İzmir'in sıcağı benzemez İstanbulunkine
Çarpıverir adamı,
Ama imbat estimi rahatlatır da
Bugün giyinmişim iki dirhem bi çekirdek
Gün'e gidiyorum,
Sanırım giydiğim beyaz elbiseden kamaştı gözleri
Adımımı attım önünden geçtim
Genizde toplanıp okkalı bi şekilde atılıverdi sokağın ortasına
Tükürük sesi çınladı...
Bu kadarına dayanamam artık bana attı biliyorum
Ayıp yaptığın dedim,
Hem İzmir şöyle böyle hemde kirletirsin bi güzelce
Yakışmıyor hiç sana
Millete dedikoducu demişsin hakkımda herkes tanır beni burada
Bak bakalım kim yalnız sen mi ben mi?
Yaşına hürmet edip susuyorum şurada...
Akşamüstü eşimle geldik eve,
Ben bahçeye girdiğimde eşime şikayet ediyor beni
Eşimde "Bana değil eşime anlat beni ilgilendirmez" dedi...
Tamam evim varoşta dedim
Anlattım sokak halimizi de
Ama hiç sokak kavgası olmaz ki buralarda
İlk olmak istemiyorum
Hay teyze ben sana ne diyim,
Yeğenin olan komşumuzun hatırına susuyorum....
10 Haziran 2011 Cuma
Yaz favori parçam
Her yaz mutlaka bir iki favori şarkım olur benim
Tv'de ya da radyoda çıktığında mutlaka son ses açılır
Eğer akşam çıktıysa gece 11'e kadar müsade ederim kendime
Çalar, oynar, zıplar, tempo tutarım
Hatta çok zaman elimde kumanda arar dururum...
Karşı komşum da alıştı artık bana
Hatta kızına bile dermiş
"Şeniz ablanın şarkısı çıktı" diye....
İşte bu yazın en favori parçalarımdan
Çıktığında son ses
Deli gibi evin içinde kudurup hoplayıp zıpladığım şarkı bu...
Nakaratlardaki La lalalalaa bakalım ne hatırlatıcak size ?
Ha bişi daha,
Yalnız bu kadına hastayım ben
Hele o kalçasıyla yaptığı hareketler
Kıskanıyorum ne yapayım...
Manikür
Manikür yaptırdım bugün
Kadın törpüyle tırnağımı kesti
Evet makasla değil törpüyle !
Daha da gitmem oraya..
Bir de sakız ağzında
Ennn nefret ettiğim şeydir...
Cak cak sakız çiğnenmesi
Hani ancak yemek şişkinlik yaparsa çiğneyen
Çiğnediği şekerli sakızı da yutan benim gibi biri için
Hem çenem ağrıdı,
Hem de sesine sinir oldum
Karşımdaki çiğnerken...
Kuaförde ki genel muhabbet
Kadın-erkek ilişkileri
Hayatında ilk defa gördüğü birine
Hani fazla derine inmeden eski eşten neden ayrıldığı üzerine geçen sohbetler
Falan filan...
Daha önce saç boyatmaya gitmiştim
Boyama süresi bitene kadar elime kitabımı alıp çekilmiştim bi köşeye
Bu sefer olmadı tabii
Bu sohbetleri dinleme işkencesi yaşadım resmen.
Kuaförlerde dönen sohbetler bunun üstüne
Merak ediyorum
Neler konuşulur erkek berberlerinde ?
8 Haziran 2011 Çarşamba
Uykudan önce
Geceleri başınızı yastığa koydunuz da neler düşünürsünüz ?
Koyun mu sayarsınız çitleri atlayan ?
Yarın ne yapacağınız mı ?
Ya da sabah işe giderken ne giysem acaba üzerime deyip,
Elbise dolabını mı gözden geçirirsiniz beyninizde ?
Eskilere mi gidersiniz ?
Yeni hayaller mi kurarsınız sabaha çıkıp çıkmayacağınızı bile düşünmeden ?
Muhasebe yapar mısınız peki ?
Yastığımı çok severim ben
Elyaf olucak, yumuşak olucak
Birde dayandığı başka bir yastık ta olucak illaki
Tam yatırmam arkadaki yastığa yatay koyarım
Ve çoğu zaman gün içinde ne yaptım ?
Günah işledim mi?
Daha önceden yapmıyacağımı söz verdiğim ama yaptığım bişi oldu mu
Ya da, gün içinde oluşan olaylardan gelecekte başıma neler gelebilir
Diye düşünürüm, dua ederim çok zaman.
Ve şimdi bi size deyiveriyorum
Dua ederken kendimi çok zaman konuşurken ve ağlarken bulurum
Ya özür dilemek ya da tövbe ettiğim şeylerden ötürü
Tövbe etmekten çok,
Ettiğim tövbeyi devam ettirebilme gücü dilerim.
Çok zaman da dua ederken
Beni gerçekten dinleyen bir güç olduğunu hissediyorum
O an için sanki odam genişliyor,
Vücudumun içinde büyüyen kalbimin
İçine çok hoş manevi bir huzurun dolduğunu
Sırtımdan çok güçlü bir kol tarafından sarıldığımı
Kalbimin bu büyük gücü taşımak için daha çok çarptığını hissediyorum.
Ve içimden çok büyük güçlü serin tertemiz ferahlatıcı bir suyun akıp gittiğini hissediyorum.
Yok bi başlık
Bir dostla sohbet sırasında açılan "Abicim" kelimesinden geldi aklıma
Yıllar önce ilk çalıştığım şirkette pazarlamacı bir abimiz vardı
Enco derdik biz.
Hani olur bazıları piçin önde gideni bu laf tam ona göre
Ama dilinde hani bir kere bile olsa değse bi parmağıyla bize
Ha diliyle değiyor muydu?
O zaman 21 yaşındayım daha açılmamış gözüm
Yok ki bu zamanlar gibi internet, tvler, yayınlar falan
Ya da var biz onlardan habersiz
Ha poşet içinde satılan playboy dergisi vardı
Amblemi tavşan başı olan hani gümüş bi kolyem vardı pek severek takardım
Aklıma bile gelmezdi sonradan görünce hatırladım
Neyse,
Seyahate çıkacağı zaman yanında bi çantası olurdu Enco'nun
O ne yaa diye takılırdık serviste koltuğunun altında sanırsın milyarlar var içinde
"Bu çanta önemli benim için, karılarım var içinde" derdi.
Gülerdik, eğlenirdik severdik de kendisini.
Asansöre bineceğimiz zaman oda varsa şayet,
"Korkun benden benimle asansöre binmek cesaret ister" derdi
Biz de "Aman enco abicimmm" derdik
Hemen lafı yapıştırırdı,
"Şu abicim lafını kaldıralım aradan"
Zaten çıkacağımız kat sayısı 3 murdar olurdu hayali....
Kısa kısa
Balkonumda çilek yetiştiriyorum ben.
Bir arkadaşımız verdi bahçesinden
Toprağını da Didim'de eskiden keçi ağılı olan bi yerden aldım dı
Sanki gübresi az gibi geldi bana
Bi çaresine bakmalı
İşte geçen gün ayağımı mahveden ayakkabı
Arka kısmında üst taraf yara içinde iki ayağımda
Bu sene çok fena oldu ayaklarım
Bahçede sağda bir karartı var hani
Evimizin yeni misafiri
Yandaki boş binadan çıktı
Annesi yok ortalıkta
Süt verdik yeni yeni de yemek
Annesi sanıyor beni
Saçlarımın arasına girmek istiyor kucağıma gelince
Ve bahçede sürekli gözleri beni takipte
"Boncuk" koydum adını
Bazen öğlenleri işyerinden
Bana yemeğe gelen bir kuzenim var benim
Memur kendisi idare ediyorum işte
Bir sabah aradı yine
"Yemeğim yok sana gelicem öğlen"
dedi.
- Evi de yakın kendisine ama -
Kalktım buzluğa baktım
Geçen seneden kızartıp attığım patlıcanları gördüm.
Kıymayı da çözdürdüm mikrodalgada
Fırına vermeden,
Folyoyla kapayıp üzerini pişirdim ocakta
Tepsi küçük bişi eşim almış şambali
Tepsisi bana kaldı.
Pek seviyorum.
Ocağın yanındaki kavanozda duran
Şişe domatı
Geçen sene yaptıydım
4 kavanoz kaldı pek iyi bişi...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
































