2 Mayıs 2011 Pazartesi
Leylek leylek havada
Leyleği havada gördüm tamam da
24 saat geçmeden yollara düşmek, gezmek
Bu kadar mı çabuk çıkar ortaya yaaa...
Cumartesi Didim'e giderken eşim gösterdi
Önümüzden uçarak sazlıklar arasına daldı bir leylek
"Hah tam da havada gördüm" dedim.
Eşim de "Daha havada görmeden bu kadar geziyon gördün ya bakalım neler olucak" dedi.
Dün de dönerken yine geçti önümüzden bir leylek
Ve ben bugün Didim'e geri gidiyorum.
Eşim arama anneni gelme der şimdi dedi.
Dayanamadım aradım,
Annem "Ay hadi gel yol paranı ben vericem, babanda sabah kahvaltıda seni çok zayıflamış bulduğundan dert yanıyordu"" dedi
Hadi bakalım size kolay gelsin buralara size emanet....
1 Mayıs 2011 Pazar
Akılsız başın cezasını...
Ya sanırım ben bi yanlış yaptım.
Hafta sonu Didim'e gittik Annem'le Babamın yanına.
Pek özlemiş Annem beni, babamda tabii :)
Pazar günü dönücem Eşimle dedim
Annem kalıcak mı kızın diyen komşulara
"Günü var mış kalamaz mış" dedi hep
Biraz burktum sanki onları :(
Yola çıktık bu akşam
Annecimin bi el sallayışı vardı kiiiiii
Yol boyunca içim acıdı
Acısı da İzmir'e girince arttı.
Ve bi karara vardım yarın atlıycam otobüse
Geri gidicem hafta sonuna kadar kalıcam.
Hay kafama benim dicem ama geç olmadan da dank etti ya
Hadi bakalım
Annem'le Babam çok şaşıracaklar beni görünce :)))
Resim; Didim Taşburun - Aydın
30 Nisan 2011 Cumartesi
Dile geldi mektup...
Şöyle izah edeyim ki en kalın kafalınız da anlasın.
Bir mektup diyeceğini yalnız yazıyla demez.
Mektup tıpkı kitap gibi, koklayarak, dokunarak, elleyerek de okunur.
Bu yüzden akıllı olanlar, oku bakalım, mektup ne diyor, derler.
Aptallar da, oku bakalım ne yazıyor, derler.
Hüner yalnız yazıyı değil, mektubun tümünü okumakta.
Benim Adım Kırmızı, syf;47-48 Orhan Pamuk
.................
Bir mektup aldım,
Topu topu iki satırlık bişi.
Önce bir acele okudu gözlerim,
Bir iki damla düştü.
Sonra tekrar okudum dilimle,
Sus pus oldu.
Kalbim okudu sonra çarpa çarpa,
Kırıldı.
En sona kalan beynim okudu,
Kelimeleri teker teker, üstünden tekrar tekrar geçerek.
Aceleyle başlamış yazmaya dedi,
Cümleyi tam kuramamış baştaki kelime sona konmuş
Yetişme telaşında, belki de birileri kovalıyor belli mi olur?
Noktalama işaretine bak dedi,
İki tane,
Biri sen diğeri de kendisi ayıramamış birbirinizi.
Sonuna da eklemiş işte,
"Ben haber vericem"
Merakta kalma iki gözüm, izle beni unutma, kopma benden.
Bu acele gidişim nasıl seninle benim içinse
Haber vericem sen haber kuşlarını dinle...
.........
Şimdi marifet buysa bende öyle yorumladım,
Lakin kalbime söz geçirmek ne mümkün
O'nun lisanı bambaşka,
Çözebilene aşkolsun
29 Nisan 2011 Cuma
Gelemeyen bahara...
Gök sanki eriyecek maviliktenÇimenler uykulu ve sıcakBir kadın geçiyorÇıplak ayaklarını kalbime basarak
Ataol Behramoğlu / 1972
27 Nisan 2011 Çarşamba
Yassah hemşehrim yassah
Adrianne, animal, baldiz, ciplak, erotic, escort, fire, firikik, free, gerdek, girl, gizli, haydar, hayvan, hikaye, homemade, hot, itiraf, kalca, nefes, olgun, sarisin, sicak, turbanli,
Kelimelerini anlamlı bir cümle içinde kullanınız....
*Adrianne baldiz, ciplak bir şekilde erotic firikik veriyordu.
*Gerdek, herkesten gizli olandır.
*Adrianne girl, free, turbanli, erotic escort hikaye ediyordu.
*İtiraf ediyorum, olgun armut her zaman için en iyi meyvedir.
*Hayvan hikaye edilecek olsaydı bunun gizli olmasını sağlardım.
*Kalca, sarisin, hot, escort gerdek sicak bastı de mi?
Aman sakın kullanırsanız yanarsınız internette bu kelimelerle domain almak, kullanmak yasaklanmış.
Yetmez ama EVET'çilere çok güzel cümleler kuruyorum içimden bu kelimelerle....
Haberin ayrıntısı için lütfen bir tık;
İşte Haber
Kapı önü muhabbeti
Nerenden uyduruyorsun kız sen bunları diye
Beni yerme çabasına girişmişken
Aslında için için
"Ben niye yaşamıyorum ki bunları" dercesine
Bir kıskançlık, bir üzülmüşlük içinde gidip geliyordu.
Yüzüne baktım, omuzumu silktim
"Uyduruyorum işte,
Ben senin içindeki yaşamayamadıklarını, kaçırdıklarını,
Düşünmeye bile korktuklarını dile getiriyorum
Fena mı işte, sende sebepleniyorsun
Gününü geçiriyor yaşama olan umudunu güçlendiriyorsun"
Dedim.
Yere baktı, elini kaldırdı, bişiler söyleyecek oldu
Tam o sırada çocuğu geldi ağlıyarak,
Düşmüş dizinde biraz kan,
Uzaklaştı evrenden....
23 Nisan 2011 Cumartesi
Yoruldum gezmekten...
Evet bugünde gezdim
Kıskanıyorsunuz biliyorum ama napayım
Bazen böyle denk gelir işte
Haa siz etmeden ben nazar edeyim kendime
Haftaya kıçımı kırıp oturucam evde
Hatta oturmuycam üst katı temizliycem
Malum yaz geliyor gibi olsa da artık üst kata çıkma vakti geldi..
Neyse Efendim bugünde kahretsin Ada'daydım namı diğer Kuşadası
Ada deriz ya biz ondan
Arkadaşımla beraber gittik
Bir arkadaşına gittik aslında biz ama evine gideceğimiz kişinin cebi kapalı olunca
Bize önceden denilen yere geldik ama ileriye gidecek adres olmadığından
Evin sahibinin de cebi kapalı olduğundan
Yol kenarında başladık beklemeye
Evin sahibi fark edipte bunlar nerede kaldı deyip cebini açıncaya kadar
Nerdeyse 45 dakika bekledik arabada ama nasıl
Arkadaşım direksiyona uzandı bende öndeki yere
Bir muhabbet bir muhabbet sanırsınız 40 yıldır görüşmüyoruz
Oysa en son bir gece öncesi görüşmüştük telefonda
Derin mevzular içinde çoğunlukla da bol kahkahalı
Ev sahibi fark etmiş olayı ve telefon çaldı
Bizimde muhabbetin en derin yeri kesildi kaldı
Neyse gittik oturduk yedik içtik muhabbet ettik
Dönüşte de tekrar derin mevzulara döndük.
Deniz kıyısında, kırlarda durup fotolar çekildik..
21 Nisan 2011 Perşembe
Müze bahane...
Ödev vermiş hoca yeğenime
İzmir'deki müzeleri fotoğraflaması için.
Bir iki arkadaşa sordum biri "Atatürk stadyumu" dedi...
Hadi ordan dedim...
Bugün yeğenimle çıktık,
Eşrefpaşa'da indik Varyant'tan aşağıya doğru yürüdük.
Çocuk müzesini görüntüledik
Hemen aşağıdaki Arkeoloji Müzesine girdik.
Müze 18 yaşa kadar olanlara bedava
18 yaş sonrasına ise 8-Lira
Müzenin en alt katını gezemedik tadilat vardı sanırım
Aslında orası daha güzeldi.
Oradan aynı bahçe içindeki etnografya müzesine girdik
Orası ücretsizdi
Yalnız biraz üzüldüm çünki çok bakımsız buldum ben
Vitrin içinde sergilenen eserlerde çok toz vardı
Genel bi temizlik şart bence.
Oradan Kemeraltı'na girdik yürüyerek Çankaya'ya çıktık.
Agora'ya gittik
Orada yine 18 yaş altı ücretsiz bize 3-Lira.
Bayağı bi resim çektik,
Yazıları okuduk
Yalnız kimsecikler yoktu diyebilirim
Toplam 7-8 kişi falandık.
Bir de işçiler çay molasına çıkınca aşağıdaki çarşıda gezmek çok güzeldi
Yapayalnız, kimseler olmadan...
16.İzmir Tüyap Kitap Fuarı
16.İzmir Kitap Fuarındaydım ben
Poşetteki 9.Bursa kitap fuarı reklamı yanıltmasın sizi
Ben de resme bakınca fark ettim...
Hahahaha
Salı günü sayer gün sakin olur dedim ama
Nerdeee...
İlkokul çocuklarıyla doluydu..
Gezdim tozdum,
Kimi eski kitapları kokladım
Sayfalarını çevirdim
Kimler çevirdi yapraklarını
Nasıl bi heyecanla okudular acaba dedim?
Yalnız anladım ki kitap fuarına önceden not alıp gidin,
Fuarın orta yerinde dikilip cepten nete girdim
Gogıl amcaya sordum kimi yazarların yayınevlerini
Ya da bir arkadaşımı aradım
Bir kitap adı içinde Sevgili Leylak Dalı'nı aradım
Sağolsun yardımcı oldu...
Teşekkür ederim..
Aslında fuarlarda kitapların daha ucuz olması taraftarıyım ben
Kimi kitaplar ucuzdu ama kimilerinin de
Fiyat yüksekliğinden, burnu büyüklüğünden sadece bakmakla
Ve yutkunmakla geçtim yanlarından...
Neler aldım peki,
Daha önce bir kitabını okuduğum -Nü peride-
Hakan Akdoğan'ın "Struma karanlıkta bir ninni"
Leylak Dalından bolca işittiğim
Haruki Murakami'nin "Sınırın güneyinde, güneşin batısında"
Hikmetleriyle Mesnevî'de geçen hikayeler
Henry James Hayalet hikayeleri
Japon yazarları severim
Kazuo İşiguro'nun "Değişen dünyada bir sanatçı"
Ve bir arkadaşım tarafından ısrarla okumam tavsiye edilen
Dostoyevski'nin "Beyaz geceler"
Bir de daha önce bahsettiğim
Yaprak sanatı ile ilgilenen ve stant açan
Ömür Köroğlu'nun yanına uğradım.
Fuar alanında 1A 222 nolu stantta
Kurumuş yaprak ve çiçeklerden oluşan eserlerini sergiliyor
Facebookta da sayfası var
Çalışmaları hakkında bilgiler vermekte,
Bu arada yine gidesim var fuara bakalım ....
19 Nisan 2011 Salı
Ordan oraya burdan nereye
Aman işte deriz ya hani,
Ortaya karışık...
Ne kadar alışmışız, kanıksamışız aslında karışık kuruşuk olmayı
Üzerine ölü toprağı sermiş, kapatmış yaşayıp gitmişiz işte
Sen osun ben buyum demezdik
Bu kadar kirlenmemişti mesela göz zevkimiz,
Şimdi nereye baksam
İç çamaşırı belli,
Yüzü bi kilo makyajlı
Ama Allah için kapalı !
Mesela bazende gözümüzün önünde olmuş bişiler
Aklımızın ucundan dahi geçmeyecek ken
Biri gelmiş kör gözün parmağına sokarak
Aklınca uyandırmaya,
Beynimizdeki ışığı çakmaya çalışmış...
Hatırlıyorum eskiden yaşadığım şehrin apartmanlarının arka cephesinde
Reklam amaçlı boydan boya ilanı olurdu...
Şimdiyse yavaş yavaş eski günlerde kalmış gibi yad edilir oluyo azar azar..
İki genç aşık otobüse bin MİŞ,
Elele, gözgöze belkide sınırını biraz aşmışlar MIŞ
Gözümle görmedim bilemiycem
Ama şöförün gözünden dersin porno oynuyor MUŞ
Hard MIŞ, soft MUŞ...
Kırmızı noktayı basMIŞ...
Mahalle baskısı denen bişi var MIŞ..
Ama gider dini nikahı basarsan
İstediğini kaldırabilirsin diye de bişi var MIŞ!
MIŞ, MİŞ, MUŞ muş....
Kitabına uydurusan heryer, herşey senin MİŞ!
Sen bunları boşver, kafanı karıştırma
Rabbim sana ne emretmiş,
5 tanecik şart bunları yerine getir önce sen
Bunları yaptıkça şekillenirsin
İnsan olursun
İnanan olursun
Müslüman olursun
Hemde çakma olmayanlarından...
18 Nisan 2011 Pazartesi
Foursqizmir
Foursqizmir dediler
Nedir o dedim ?
Mavi balon,
"Gel çamaşır makinası çıkacak çekilişle"
Dediler
Gittim...
Pek güzeldi...
firsat35.com teşekkürler
17 Nisan 2011 Pazar
Sonra...Sonrası.....
Kadın,
İçeri girmişti artık,
Göz göze geldiler erkekle
Zaman durmuştu sanki
Tüm evren susmuş onları dinliyordu şu anda
Nefes alışverişleri duyuluyordu,
Kadın kalbi çıkacak sandı
Erkeğin elleri terlemişti
Alt kattan derinden gelen bi telefon sesi
Dışarıdan martının sesi
Apartmandan asansörün boğuk sesi Bile bozamıyordu sessizliği...
Kadın ve erkekten bir ses bir hareket gelmiyordu...
Kelimeler seçilemeyecek kadar zor,
Dile getirilemeyecek kadar ağırdı.
Sessizlikte dile geliyordu çoğu hisler,
Sözler yetersiz kalıyor
Gözler çoğu şeyi dile getiriyordu...
..........!
"Gerçekten de aşk,
Karşılıklı oturmak,
Yüz yüze veya aynı noktaya bakmak,
Şiir okumak,
Sevgiliden utanacak kadar kadar terbiyeli davranmak,
Güzel şeylerden bahsedip gülmek
Ve asla iffet sınırının ötesine uzanmamaktır.
Çünki aşk,
Bakmakla güzelleşir,
Konuşmakla zenginleşir ama dokunmakla bozulur.
Sevgilinin yanında hem kendisine hemde ona ait hayâ elbisesini soymak konusunda şeytanın ayartmasına fırsat vermemek gerekir. "
Kadın sayfayı çevirdi, çayından bir yudum aldı
Ve
"Evet böyle bir aşk hikayesi yazılmak istense, bir buluşma ayarlansa hikayenin sonu ancak bu satırlara bağlanarak bitirilebilirdi "
Diye geçirdi içinden....
Yazı; Kitâb-ı Aşk - İskender Pala
16 Nisan 2011 Cumartesi
Bir buluşma....
Erkek çok ısrarcıydı buluşma konusunda
Her sohbetin bi yerinde sözü dönüp dolaştırıp buluşmaya getiriyordu
Aslında kadında istekliydi buluşmak, görüşmek konusunda
Ama işte sorun şu ki
Ne zaman, nerde, nasıl olacağıydı ?
Erkek ısrarcıydı düşündüğü bi yer vardı
Kadın ise tereddütlüydü yer konusunda
Korkaktı aslında kadın ya bişi olursa diye yiyip bitiriyordu kendisini.
Bir gün erkeğin yoğun ısrarı ve verdiği güvence ile kabul etti buluşmayı
Aslında kendisi bile şaştı kadın, nasıl birden "Tamam" dediğine...
Bir telaş çıktı evden,
Ne ne giydiğine baktı ne de saçını topladı
Yemeğin altını kapatmış mıydı ?
Hatırlamıyordu...
Yokuşun başına geldi ve bir an durdu
Bir nefes aldı
Deniz ayaklarının altındaydı
Bir vapur geçiyordu içinde ilkokul çocukları çığlık çığlığa
Bir martı dolanıyordu başında
Bir kedi bir arabanın üzerine kıvrılmış uyuyordu
Aşağıya inen yokuş dikti,
Gözlerini kapadı denizin kokusunu içine çekti
"Şimdi yapamazsan hiç yapamazsın" diye geçirdi içinden
Bir rüzgar esti saçlarını dağıttı düşünceleri kayboldu
Bıraktı kendini rüzgara
Ve
Kendini erkeğin evinin kapısında buldu...
Kalbi deli gibi atıyor, gözleri kararıyor, boğazı kuruyordu
Dudakları birbirine yapışmıştı,
Zile basmak istiyor ama elinde tonlarca yük vardı sanki
Kaldıramıyordu kolunu...
Zile ne zaman bastı,
Kapı ne zaman aralandı
İçeriden çıkan güçlü bir kol kendisini ne zaman içeri çekti
Hiç ama hiç hatırlamıyordu...
Sonrası....
Sonra....
14 Nisan 2011 Perşembe
Tire'de Salı pazarı...
Salı günü kalktım daha yüzümü yıkamamışım arkadaşım aradı Torbalı'dan
"Eşim İzmir'de geçerken seni alsın, Tire'ye gidelim pazara gezmeye" dedi.
Hadi dedim gidelim...
Öğlen yola çıktık ikimiz gezine gezine yollarda
Güle güle, konuşa konuşa vardık Tire'ye...
Salı pazarı, çok güzelmiş...
Çok güzel yeşillikler, sebzeler, meyveler
Ucuzdu da...
Tire'nin meşhur Çamur Peynir'inden aldık, tereyağ aldık,
Cibez, kuzukulağı, kekik aldım...
Bir de Tire gevreğinden aldık.
Gezine gezine Değirmen olan bi yere gittik.
Dere Kahve'de deniliyormuş.
Çınar ağaçları altında, yeşillikler içinde su akan, ördekler dolaşan çok hoş bi yerdi.
Sakin, sessiz...
Açtık peynirleri, tereyağlarını gevrekleri birde çay söyledik dublesinden...
Yedik içtik...
Tire pazarı Salı günleri tavsiye ederim...
"Eşim İzmir'de geçerken seni alsın, Tire'ye gidelim pazara gezmeye" dedi.
Hadi dedim gidelim...
Öğlen yola çıktık ikimiz gezine gezine yollarda
Güle güle, konuşa konuşa vardık Tire'ye...
Salı pazarı, çok güzelmiş...
Çok güzel yeşillikler, sebzeler, meyveler
Ucuzdu da...
Tire'nin meşhur Çamur Peynir'inden aldık, tereyağ aldık,
Cibez, kuzukulağı, kekik aldım...
Bir de Tire gevreğinden aldık.
Gezine gezine Değirmen olan bi yere gittik.
Dere Kahve'de deniliyormuş.
Çınar ağaçları altında, yeşillikler içinde su akan, ördekler dolaşan çok hoş bi yerdi.
Sakin, sessiz...
Açtık peynirleri, tereyağlarını gevrekleri birde çay söyledik dublesinden...
Yedik içtik...
Tire pazarı Salı günleri tavsiye ederim...
Cibez -Cibes Ege'ye özgü İzmir otu
Haşlanıp limon ve zeytin yağıyla servis ediliyor...
11 Nisan 2011 Pazartesi
Adam gibi adam ol
Allah aşkına adam ol karşımda
Dansöz gibi bel kırmak falan yakışmıyor zirâ sana
Bel yok ki bir kere sende
Gerisini var sen düşün yani...
Diyeceğin her ne ise kıvırmadan,
Eğilip bükülmeden de.
Gelmez bana türlü oyunlar
Benim bildiğim oyunlar saklambaç, sek sek, evcilik, beş taştır,
Hani nası derler bi takım ali cengiz oyunları sökmez bana.
Adam ol karşımda
Diyeceğin her neyse takır takır de
İstediğin neyse de
Bileyim.
Yok başkalarına varmış gibi gönlün fikrimi sorarken
Aslında anlıyorum ben senin benim niyetimin ne olduğunu,
İçimdeki kaleye sızmak için zayıf noktamı bulma çalışmalarını.
Çünki çok komik oluyorsun o zaman.
O tanıdığım, hayran olduğum
Her diyeceği sözde bir mana olan
Başım sıkıştığında anlatabileceğim, içimi dökebileceğim
Hani "suçlu sensin" desen de
Senin ağzından duyunca kabulleneceğim kişi yani
SEN,
İnandırıcılığını yitiriyorsun
Bambaşka biri oluveriyorsun...
Adam ol niyetini kıvırmadan dosdoğru bodoslama de bana
Bende ezileyim, sende ezil...
9 Nisan 2011 Cumartesi
Takıldığım bi yer...
Yaklaşık bir senedir buraya takılıyorum.
İlk başlarda biraz zorlandım
Yepyeni bi yer, yeni tanınacak kişiler
Bir kaç defa hesabımı kapatmayı düşündüysem de
Bir akşam şansım yaver gitti ve kapatmaktan vazgeçtim.
Her türden, her yaştan, her kesimden, her görüşten
Bir çok kişinin olduğu bir yer.
Genellikle eğlenmek için takılıyorum
Sanki bir çok arkadaşla aynı masada oturmuş sohbet ediyor muşuz
Gibi...
Twitter'in bi değişik hali
Ama daha canlı bi yer bence...
Hatta facebook hesabımı bile şu sıralar
İşte burayla aldatıyorum...
6 Nisan 2011 Çarşamba
Alma mazlumun ahını alma...
Kadın, 2 sene kadar önce kardeşinin yanına gider Merzifon'a
Bir akşam üstü eşini arar ama cepten sürekli meşgul sinyali alır
Hemen hemen 20 dakika bu şekilde devam eder
Kadını, uzakta olmanın verdiği sıkıntı
Kimle konuşuyor ki bu diye bir merakla da en çok
Asfalyaları atmaya başlar.
Telefon görüşmesi biten erkek nihayet kadına geri dönüş yapar.
Tabii kadının iflas etmiş asfalyalarının kıvılcımlarından kurtulması biraz geç olur.
Kimi aradın diye başlayan konuşma biraz hararetlenir
En son telefon şu cümlelerle kapatılır,
Kadın; Bak eğer yalan söylüyorsan ayağına dolansın
Erkek; Tamam ya yoksa ?
Kadın; O zaman tez vakitte benim ayağıma dolansın....
Bu konuşmaların geçtiği saat 20,00-
Daha sonra evdeki kardeş ortam yumuşasın diye dışarı çıkma teklifinde bulunur
Kardeş, gelin, yeğen ve kadın arabaya doluşurlar
Çarşıda bir mağazaya uğramak için park edilir
Saat: 20,45- olmuştur.
Kadın arka koltuktan çımaya çalışırken
Sağ ayağı sol ayağındaki eşofmanın paçasına girer
Ayağına dolanır veeee
O hay huy içerisinde kurtulmaya çalışırken de
Küt diye arabadan yere yuvarlanır.
Ve kahkahaları tüm çarşıyı inletir.
Neymiş, şüphecilik iyi değil miş,
Neymiş, alma mazlumun ahını çıkar aheste ahesteymiş,
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

























