3 Mart 2011 Perşembe

Bloguma dokunma !



İzmir'de Fuar zamanı sular kesildi sık sık
Vay efendim Fuar'a gelen ziyaretçi çok
Su ihtiyacını karşılayabilmek adına.
Blog sayfama bir girebiliyorum bir giremiyorum
Gün içinde sabah giremiyorum ama akşama doğru açılıyor
Aynı su kesintisine benzedi.
Mahvettiler bizleri.
İki satır yazıp, okuyabildiğimiz bi burası vardı
Zaten kimseyle konuşulamıyor
Kimle biraz muhabbet etmeye kalksan
Geçim derdi, çoluk çocuğun okulu, yok çişini söylememesi
Yok kocanın derdi onu dedi bunu almadı
Kilo aldım ah nası versem derken ağıza atılan kekler, poğaçalar
Yok başka bişi.
Şurada iki satır muhabbet yapıyorduk,
Sabah elimde nescafem açıp okurdum en sevdiğim saatlerdi
Kim nereye gitmiş 
Kim ne sergi gezmiş
Kim ne okumuş, 
Kim ne dinlemiş.
Kimi ağzına sakız atar 
Kimi erken boşaldığından bahseder
Kimi toka yapmıştır mutfak poşetinden
Kimi sayfası hakkında fikir sorar
Biri hayvan hakları der
Bir diğeri siyasetten bahseder..
Ah ah yoksun kaldım bu muhabbetlerden
Çok özlüyorum sanki bir ordu dolusu arkadaşımı kaybettim.









2 Mart 2011 Çarşamba

Bir ileri iki geri...





Bu ne yaa...
Bir açılıyor blog bir kapanıyor.
Bir kumanda paneline giriyorsun,
Bir yorum yapamıyorsun.
Yeni yazı yayınlıyorsun
Okuyamıyorsun.
Bir ileri iki geri mehteran bölüğüne döndük...
Zaten bundan sebep alamadık Viyana'yı da
Bir ileri iki geri...
Nay nay nanay 
Ceddin dedin neslin baban...
Kim lan bu blog sayfasında maç linki veren 
Bre dümbük
Bre zındık
Tez buluna....
Kafası vurula....









Keşke bugün bayram olsaydı...



Muammer Sun "Cumhuriyet" adlı eserinden Soprano Hülya Kazan


Yaşam olarak çökmüş bir devletin insanları
Köy enstitüleri, fabrikalar, devrimler, 
Cumhuriyetçilik, halkçılık, milliyetçilik, devletçilik, laiklik, inkılapçılık, 
Harf devrimi, kılık-kıyafet devrimi, 
Tekke ve zaviyelerin kapatılması, 
Kadına seçme ve seçilme hakkı verilmesi.....
Her duruşunda ayrı bir asalet olan bir deha'nın yaptıkları...
Hep bunlar geldi aklıma bir gece vakti paylaşmış arkadaşım belki 10 kere dinledim arka arkaya...
Ve her dinlediğimde gözlerim tekrar tekrar doldu aklıma gelenlerle....













OH BEEE!!!!



Blog sayfam açılmış.
Blog sayfam açılmış.
Blog sayfam açılmış.
Blog sayfam açılmış.
Blog sayfam açılmış.
Blog sayfam açılmış.
Blog sayfam açılmış.
Blog sayfam açılmış.
Blog sayfam açılmış.
Blog sayfam açılmış.


OH BEEE!!!!!!

1 Mart 2011 Salı

Blogger kapanıyor mu?



Takıldığım bi yer var nette. 
Orada akşamdan beri Dijitürk'ün mahkeme kararıyla blogspotları kapattırma kararı aldırdığını okuyorum. 
Maç linki veren blogcular yüzünden olmuş sanırım. 
Aman Allah'ım blog sayfamı kapattırma yazıları aldı yürüdü. 
Bakıyorum benim blog okuduğum bloglar hep açık. 
Sonu nereye gidecek bakalım. 

28 Şubat 2011 Pazartesi

Bir ordayım bir burda...



Tam bu şarkı modundayım bu günlerde
Yatıyorum, kalkıyorum, yiyorum, içiyorum
İçimde biri tarafından yönetilir vaziyette
Yollara attım kendimi güzel geldi 
En azından sakinlik, dinginlik, karmaşa yok
Gözlerini acıtan uzun farların ışıkları, korna sesleri
Bir yerlere yetişme telaşı sıfır derecede
Acıkırsam yerim, istersem gülerim, istersem uyurum....







26 Şubat 2011 Cumartesi

Yolculuk...



Hava soğuyacak mış!
Bu havada ne gerek var mış!
Mış mış da mış !
Bir günlükte olsa gidiyoruz biz
Didim'e....









25 Şubat 2011 Cuma

Silgi misali



Bir defterden siler gibi mesela silinse de
Delete tuşuna basıp, 
Etiketi kaldırıp, engelleyerek, spam mesaj diye işaretleyerek mesela
Silinir mi ?
Silinir aslında.
Tam adımını atarken aslında ayağının altında koca bir çukur olduğunu fark edebilmek
Bir oyuna getirilişin kıyısından dönmek
Gözünü açmak mesela kamaştırsa da gözlerini ışığı
Silinir silinir...

24 Şubat 2011 Perşembe



İki gündür aralıksız yağan yağmurlar da neydi öyle.
Bir de fırtına ki aman Allah'ım arka bahçe limon ağacının yapraklarıyla dolmuş
Bahçeyi süpüreyim dedim salyangozlar çoğalmış pıtıraklar gibi
Güneş yüzünü gösterince pek mutlu oldum hemen makinaya çamaşırlar atıldı
Kavuşturuvermeli güneşle onları
Evdeki tüm camlar açık, sırtımda bir penye bir ince yelek, ayağımda çorap yok
Ama üşümüyorum ki...
Sanırım bahar geliyor yoksa neredeee böyle durmak.
Benim makina sıkma programına geçtiği sesinden belli birazdan havalanacak mübarek..

23 Şubat 2011 Çarşamba

Bu sokakta öldürülen kaçıncı kadın ?

Sokak ortasında eşi tarafından vurulan kadın Milliyet gazetesi


"Herkes kendi kapısının önünü temizlerse tüm sokak temiz olur"
Der Alman atasözüdür benim bildiğim.
Ama dünya atasözü olmaya adaydır benim için.
Anlayabilen, manasını çözebilen için gerçekten doğru bir sözdür.
Bize ne kardeşim, Mısır'dan, Tunus'tan
Tamam insanlık olayıdır amenna amaaa Filistinden bize ne 
Bir yere kadar.
Öncelikle sokaklarımızın temiz olması lazım.
Elini kolunu sallayan kocalar sokakta eski eşlerini öldürürken.
Hatta kimi de çocuğunun gözü önünde
Önce kendi sokaklarımızı temizlemeliyiz biz.
Teksas'a  döndük derdik eskiden orada bile koca adamlar vururdu birbirini
Bura da ise kadın öldürme derdindeler.
Sözün, gücün kadına mı geçiyor ?


Çok kızgınım çok!


Böyle kocalar için çok güzel bir işkence yöntemi vardır Annem'in
"Alacaksın cımbızı eline ..........." der.


Anlamışsınızdır az buçuk....


























26 kişinin 
"İyi hâl"
İndiriminden yararlandığı davada mahkeme,
Tecavüze uğrayan 13 yaşındaki kız çocuğu için
"İsteseydi karşı koyabilirdi"
Kararı verdi.


Adamlar indirdikleri pantolonları toparlamışlar
Çıkmışlar mahkemeye !



Ona göre !



Bir, çiğdem poşetinin ağzının açık kalmasından
Bir de kola şişesinin kapağının açık kalmasından 
Nefret ediyorum !
Evde biri var 
Belki 1000 kere 100.000 kere söylüyorum
Ama O !
Sıfırları yok sayıp 1 kere bile yapmıyor dediğimi
Belki buradan okur da! farkına varır
Her defasında çiğdemlerin yere saçıldığından
Kolanın yerlere döküldüğünden
Ohh beee....





22 Şubat 2011 Salı

Affetmemek



Hala konuşsamda kalbimde affedemediğim kişiler var
Rabbim için affetsem de ne yazık ki insan olarak 
Nefsime yenildiğim anlarda darıldığım, kırıldığım kişiler
Anlatsam hak verirsiniz aslında.
Mesela beni çok iyi tanıyan birine anlattığımda aldığım ilk cevap
"Affetmemekte yerden göğe haklısın" 

Bu kadar gerisi yok bana kalsın....













21 Şubat 2011 Pazartesi

Kırmızıııı !


Önce ilk çıktığından ilk göz ağrısı olduğundan gerek
Turkcell kullanıcısıydım.
Hatta 1998 yılında eşimin hediyesi Nokia 5110 telefonla
532-454'le başlayan numaramı çok severek kullandım.
Hatta Turkcel'in kazık bir hal aldığını düşünüp numaramı geri iade etsem de
Onca yıl sonra tekrar aynı numaramı geri alabildim.
Bu kadar da sadığım yani.
Sonra hayatıma Aycell, Telsim, Avea, Vodafone gibi numaralar da girdi.
En son 4 senedir Vodafoneyle güzel bir birlikteliğimiz vardı.
Ancak benden çok fazla maddi olarak bişiler götürdüğünü fark edince
Numaramı ve herşeyimi Avea'ya taşıyarak aldattım kendisini.
Ama Avea'ya geçtiğim akşam anladım ki Vodafone bin kat daha iyiymiş.
Bir kere Tamam Vodafone her ne kadar iddia etse de kutupta bile çekiyoruz diye
İnanmıyorum çünki bizim evimizde alt katta çekmiyor çekmiyor.
Hatta rakip hatlara ulaşıp gelin Vodafone'nin imajını bizim evde yıkan reklam çekin demeyi
Ama anladım ki Avea hiç çekmiyor evimizde.
Ben her konuşmada evden bahçeye oradan da artık sokağın köşesine kadar gidip
Konuşmak, mesajlaşmak zorunda olduğumu fark ettim.
Bir de bir de Avea'da ne yazık ki Lg telefonumda facebooka girişi desteklemediği için
Daha ilk günden elinden oyuncağı alınmış bir çocuk gibi
Çok ağladım, çok üzüldüm hatta beni Avea'ya geçmeyi öneren Eşime bol bol bağrındım.
Ve 3 gün sonra tekrar Vodafone bayisine gittim
İçeri girdiğim anda eski sevgilimin beni orada beklediğini, bana küsmediğini anladım.
Hemen geri geri numara taşıma işlemi için başvurdum.
Ve bugün hattım tekrar açıldı.
Çok mutluyum !













20 Şubat 2011 Pazar

Uçak delisi

Tamam itiraf ediyorum ben bir uçak delisiyim
Uçak, uçağa binmek, havaalanları benim en sevdiğim yerler.
Kardeşimin kayınpederi Samsun'da havaalanında beni yolcu ederken
Heyecanımı görüp ilk defa uçağa bindiğimi sanmıştı.
Oysa dedim çok bindim ve uçmayı çok seviyorum.
Hatta şöyle isterdim birini alayım havaalanına götüreyim
Biletini onaylatma işlemlerini yapayım
Uçağa yerleştirip kemerini bağlıyayım.
Sonra da iyi yolculuklar dileyip
Tekrar başka bir yolcuya yardım için
Giden yolcu kapısında yerimi alayım.
Gece Tarihin Arka Odası programını izlediğimden saat 02,30 da yatmama rağmen
Sabah 8'de kalktım.
Eşimle Annem'i (yani kayınvalidemi) Van'a yolcu etmek üzere hazırlandık.
Annemi alıp İzban'la havaalnına gittik.
Gerekli işlemleri yapıp sağ salim uçağa bindirdik ve yolcu ettik.
İşte bu süre içinde olan tüm işleri yaparken çok mutlu oldum.
Bir ay sonra tekrar orada olucam bu sefer kendim yolculuk için.
Seviyorum ben havaalanlarını....

19 Şubat 2011 Cumartesi

Kedi ve köpek





Onlar bile bir barış imzalamış
İzmir'in şu şakır şakır yağan yağmurunda
Yeşilyurt'taydım kuzenimin evinden bir çıktım
Bu harika yaratıklar çıktı karşıma
Hemen sessizce fotoğraflarını çektim
Bir yandan da eşim kornaya basıyor nerede kaldın dercesine
Arabaya binip bu resmi gösterdim
Öyle de beğendik ki..
Bayıldık...











18 Şubat 2011 Cuma

Ray Charles



Youtube'de oradan oraya gezinirken karşıma çıktı 
Ray Charles.
Ve aklıma bir anıyı getirdi bu şarkıyı dinlerken;


Sene 1998 Haziran'dı.
Yine olur olmaz bişileri sorun edip ayrılmıştık o zamanki çıktığım kişiyle.
Ayrılmadan önce İzmir'e gelen Ray Charles konseri için aldığımız biletler onda kaldığından 
Konsere gitmek için ne kadar istesem de burnumu yere düşürmemek için aramıyorum
Ama içimde accayip gidiyor Fuar'ın önünden geçerken gördüğüm ilanlara.
Konsere 2 gün kala aradı beni 
"Konser biletleri bende biliyorsun eğer gitmek istiyorsan biletleri sana getirebilirim gitmek istediğin biri varsa biletleri veririm sende gidersin" dedi
Bende "Evet gitmek istiyorum. Biletleri senden bir ara alırım " dedim.
Konser günü yine bir telefon 
"Ee noldu aramadın bulamadın sanırım birini istersen konser saatine yakın Fuar'ın önünde buluşalım en azından sen biletini al çok istiyordun gitmeyi konserden kalma" dedi.
Ben de "Evet bulamadım birini ama teklifin güzel kabul ediyorum" dedim.
Konser saatine yakın geldi elinde biletlerle ikisini de bana verdi.
Baktım "Sağol ama  istersen sen de gir konsere en azından bilet yanmasın" dedim.
Kabul etti 
Yan yana oturan ama birbirini hiç tanımayan birileri gibi hiç konuşmadan izledik konseri.
Sonra tekrar nasıl karar verdik çıkmaya hatırlamıyorum, bilemiyorum
Ama bildiğim şu şimdi şu klavyeden başımı kaldırdığımda O'nu kanapeye oturmuş
Hafif uyuklar vaziyette Türkmax'te "Bir kadın bir erkek" programını izlediği...









17 Şubat 2011 Perşembe

Saat yok


Ne de güzeldir saat gibi kurulu yaşamda ara sıra fire vermek mesela.
4 sene öncesine kadar çalışırken akşam 23,00-de yatmış olmam gerekirdi 
İstisnalar haricinde elbette
Yok eğer saat 00,30-olmuş ve ben hala uyumadıysam 
"Hiç uyumayayım daha iyi sabaha ne kaldı ki canım" derdim.
Uyanmak için yıllardır alarm kurmama gerek kalmasa da 
Kolumda saatsiz de dolaşamazdım.
Ama şimdi öylemi canım. 
Severim mesela acıktığım zaman yemek yemeyi zorlama saatlere uymadan.
Severim mesela uykum geldiğinde yatmayı sabah da istediğim zaman uyanmayı.
Mesela saat şu anda 01,50- 
Ve ben fırından çıkarıp şerbetlediğim revaninin kokusunu çekmekteyim içime.
Hadi iyi geceler sizlere...

16 Şubat 2011 Çarşamba

hu hu hup!




Unuturum ben bazen olaylardaki konuşmaları mesela.
O an oradayımdır, gözümün önünde yaşanmıştır
Daha sonrasında anlat bana orda değilmiş, yaşamamış gibi, 
İlk defa senin ağzından duyuyormuş gibi tepki verebilirim.
Sen bana hatırlatırsan şayet "yaa evet evet" derim
Ya da bazen öyle bi hatırlarım ki,
Orada kimin üzerinde ne vardı, 
Kim burnunu kaşıdı, kim saçına attı elini sayabilirim sana.
Bunu neden anlattım şimdi
Ha bilesin yani saf gibi görünebilirim bazen 
Ama salak değilim.
Anlarım bazı şeyleri hissederim
İster 6.his de, ister kadınlık hissi de sezerim
Ve hep doğru çıkar.
Ona göre yani ayağını denk al istedim.
Hadi şimdi balonları yakalayalım....









15 Şubat 2011 Salı

Kısa kısa



Gündeydim bugün. 
Nedense hepimiz pek acıkmışız kahvaltıda çok fazla yedik.
Yalnız arkadaşın sarmaları bi harikaydı sarma tabağı elden ele dolaştı.
Hani utanmasak tencereyi getir diyecektik.

Akşama yemek derdim yok bugün,
Dünden terbiyeli, ekşili köfte çorbası ve kış türlümüz var
Afiyet olsun...

Bu akşam "Öyle bir geçer zaman ki" dizisi var ki
Bayılıyorum, çok seviyorum ilgiyle izliyorum
En çok da Küçük Osman'ı...

Resimdeki büfe kayınvalidemin kayınvalidesinden
Yani eşimin babaannesinden.
Evlenirken bakım yaptırdı eşim tamir falan
Sonra bir ara ağaç kurtlarıyla savaş yaptık ve zaferle çıktık,
Sonra da Annem'lerin Didim'deki evinde 2 defa sel görmesine
Arkadan bir ayağını da fire vermesine rağmen 
Hala ayakta, sağlam ve her görenin bayıldığı bir kıymetlimiz oldu...








14 Şubat 2011 Pazartesi

Gün bitti



Ama ne sevgililer günü be.
Pazartesi sendromlarını yaşamıyorum artık o yüzden geç kalktım yine yataktan.
Annem evde olsaydı eminim "Sultann kokuştun artık kalk yataktan bak karnım acıktı benim" derdi eminim.
Sonrası hızla geçti zaten.
Evi toplamak, odayı temizlemek, çamaşırları asmak, kapı önünü temizlemekle geçti.
Bi sayfa kitap okuyamadım ya ona üzülüyorum artık akşama nasipse.
Sonra da akşam yemeği telaşı buzluktan çıkan kıymaya baktım hatta sordum
"Seni ne yapmamı istersin" dedim.
Kulağımı yaklaştırdım aldığım cevap çok hoşuma gitti
Ekşili köfte çorbası !
Ellerim unlu, kıymalı, soğanlı zar zor meşe büyüklüğünde yapıp kaynamış tencereye atıverdim.
Biraz önce de terbiyesini verdim.
Marulları yıkadım süzülüyorlar salata yapıcam.
Hah bide bide başım çok kötü kaşınıyor
Arkadaş geldi bir ara bugün bakıver Allahaşkına bitlendim mi yoksa dedim.
Beyazlarım çıkıyormuş zaten vardı da ama bu kadar kaşınmazdı hiç.
Öyle oldu ki ensem falan kaşıntıdan kıpkırmızı oldu.
Yemekten sonra yıkayayım da en azından bi rahatlama olsun bakalım..











Sevgililer günü



Sevgililer günü için eşim Ayhan Scimoğlu - hastasıyımm - konser bileti alıcam dedi.
Ne kadar dedim fiyatı öğrenince ver sen o parayı bana
Hafta sonu doluşalım arabaya  piknik yapalım dedim.
Mangal olsun, yalancı dolmalar, patates salatası, tüpün üstünde de çay demlensin
Ortaya büyük bi kilim serelim uzanalım 
Radyodan maç dinleyelim
Top oynayalım, ip atlayalım, salıncak kuralım.
Nasıl fikir ama?







13 Şubat 2011 Pazar

Kandil kutlaması

Şimdi yarın mevlid kandili ya kalkıp Mevlana'dan bir deyiş falan döşenmek istemiyorum.
Gerek facebook ta, gerekse de başka yerlerde okuya okuya
Kah oturmuş başı sağa hafif kayık kah semazenlerle süslü türlü resimlerle süslenip
Göre göre , okuya okuya kusura bakmayın ama biraz gına geldi. Ha seviyorum sözlerini, yaşantısını falan o ayrı. Ama nedense bir şey çok fazla gözüme sokulurcasına önüme gelince de bayıyor beni. O yüzden biraz ara vermeli diye düşündüm.

Yarın mevlid kandili malum Peygamber efendimizi anmak, düşünmek için bi fırsat.
Yarın mevlid dinleyip içimizi yıkamak bak Rabbim 364 gün şarkı, türkü dinledim şimdi de mevlid dinleyip gerekli olanı yapıyorum diyecekler, diyeceğiz, diyeceksin ha ben demiycem çünki ben o tv'lerde naklen verilen mevlitleri dinlemeyi de sevmiyorum. Ama iyi oluyor çünki inanıyorum ki o naklen mevlid yayını yapılan camiler başka türlü o kadar dolmaz. Sonra bu günde ölülerimizin ruhları için güllü kitaptan arapça bilenler  arapça, bilmeyenler de içinde türkçesinden yasini okuyup içimizi yıkamak, dua etmek için fırsat kollayacak.
Bir de pişi yapılacak, bisküi, lokum, kandil şekeri dağıtılacak sevap olsun günahlarımızı hafiflesin diye.
İyi de böyle zamanlar da günah çıkarır gibi olacaksa anma gününde anıp sonra unutulacak yada etkisi azalacaksa ben böyle samimiyetsizliği ne yapayım.

Ben dua etmiycem günahlarımın bağışlanması için. Tam tersi günah işlememek için kendi kendimi çimdikleyip, hizaya sokup olmadı küfür edicem  söz dinlemem için. Bunlar geçiyordu kafamdan mevlid kandili adına. Ne yapayım ben de böyleyim. Bak şimdiden başladım bu yazıyla ne yapmaya çalışıyosun sen, günaha gireceksin. Töbe töbe dercesine oramı buramı çimdiklemeye...

Hayır falan bırakmadım belki ama yine de hadi hayırlı kandiller olsun...






12 Şubat 2011 Cumartesi

Bim'de geçen bir aşk hikayesi...


Son patitoyu da attım ağzıma ve Bim'e doğru yola çıktım. Zaten iki adım ötesi Bim. Annemin terliklerini giyip çıkayım lan dedim, kim iki saat şimdi bağcık bağlayacak. Ama olgun bir erkek insanda eğreti duran şeylerin başında anne terliği geliyormuş canlar ben bunu anladım.


Bim her zamanki gibi sakindi. Klima çalışıyor ama soğutmuyordu. Nasıl bir klima lan bu diyerek incelemeye başladım. Ama görevli beni balici sandı, çünkü ayaklarımda da acayip terlikler altımda çamaşır suyu sıçrayıp da rengi atmış bir pijamayla pek de güzel bir gaspçı havası veriyordum.

"abi bu klima üflemiyor galiba" dedim. Ama cevap vermedi, işine döndü. Bende doğruca patitoların olduğu yere gittim. Aman Allah'ım bu ne güzellik. Bissürü patito yan yana. Gel de alma. Hemen iki paket aldım. Zaten sudan ucuz. Bir de le porta almak lazımdı. Gittim onu da aldım. Tam arkamı dönüp gidecekken tanıdık bir ses duydum. pek bir tanıdık. Sanki bir zamanlar kulağıma "aşkım" diye yankılanan bir ses şimdi "süt de alalım. dost süt olsun" diyordu. Bir zamanlar kulağıma "seni seviyorum" diye yankılanan bir ses şimdi "yok muratbey kaşar alalım o daha ucuz" diyordu. Yavaşça arkamı döndüm. Patitolar ve le porta elimden yere düştü. Evet, eski sevgilimdi bu.



Bir zamanlar sevdiğim kadındı. Bir zamanlar elele tutuşarak mal gibi gezdiğimiz kadın. Şimdi nişanlısıyla Bim'e gelmiş alışveriş yapıyordu. Bir zamanlar aşık olduğum kadındı bu.  Ve alışveriş arabasında le cola, blume, dost süt, dost peynir, muratbey kaşarları gibi birsürü ürün vardı. Evet bir zamanlar uğruna canımı verebileceğim kadındı bu.

Ben şaşkınlıktan elimdekileri yere düşürünce bunlar birden irkildi ve hemen arkasını döndü. Ben, beni görmesinler diye hızlıca aşağıya eğildim ama lanet olası bim'de raf diye bir şey yok ki. Tansaş olsa arkadaki adam seni göremez ama raf yerine kolilerde ürün sergileyen bim sayesinde saklanamadım.

Peki size sorarım. Siz arkanızı döndüğünüzde, devekuşu gibi saklandığını sanan ama ayağında ufak numara anne terlikleriyle sıçar gibi çömelmiş ve kıç çatalı gözüken bir adam görseniz ne yaparsanız? işte onlar da öyle yaptılar. Bastılar kahkahayı, yavaş ve gurur yıkılmışça ayağa kalktım. Le portam mahzunca yerden bana bakıyordu. Ben gibi yıkılmış, öylece yatıyordu.

Gözlerine baktım eski sevgilimin. Bana baktı, mahzun bir bakış görmek isterdim ama alay ediyordu resmen. Ayaklarıma bakıyordu anne terliği giymiş, parmakları ucundan çıkmış bir ayak. Buydum işte. Sen bu adamla bir zamanlar çıkmıştın. Şimdiki sevgilin çok iyi
giyinmiş ama bir bak bakayım ona. Bim'de bu şıklık? Sence de biraz samimiyetsiz değil mi? Ben en azından yakışıyorum buraya içimden geldiği gibiyim.

Böyle düşündüm ama sonra hassiktir dedim. Adam kapmış kızı, ben de lavuk gibi pijamayla terlikle geziyorum kim naapsın lan beni "nasılsın görüşmeyeli?" dedim. "iyiyim" dedi. "ne güzel" dedim. "hıhı" dedi. Gittikçe gerginleşiyordu ortam. Yeni sevgilisi kıllandı mı acaba diye aktım ama "nasıl olsa bu lavuktan bir zarar gelmez" düşüncesi hasıl olduğundan zerre sikinde değildim herifin adam en ucuz kangal sucuğu seçmekle meşguldu.

"niye böyle olduk biz?" der gibi baktım. "ne diyorsun?" der gibi baktı bana. "niye böyle olduk diyorum?" der gibi tekrar baktım. "ne diyorsun anlamıyorum" der gibi tekrar baktı bana. "neyse siktir et" der gibi baktım. Alışverişe devam etti bir güle güle demeden.

Gözyaşlarımı saklayarak iki poşet patitoyu ve le portamı yerden aldım ve kasaya gittim. Bir de blume peçete aldım yüzlük paket, gözyaşlarımı silmek için. Kasadaki görevli yine baliciymişim gibi baktı bana, "paran var mı" der gibi . Bana bakmasın artık kimse. Al lan paranı der gibi uzattım, para üstü beklemeden çıktım ama sonra hemen geri dönüp şahsiyetsizce aldım paranın üstünü. Tam çıkacakken fiş almayı unuttuğum aklıma geldi. Dönüp onu da aldım. Bir romantizm de yaşayamadık be.

Eve giderken Serkan geldi yavaşça yanıma. Tek dostum, yoldaşım, üzgün olduğumu anlayabilen tek insan.

"Abi bir şey diycem. Pijamanın kıçında delik var, kıçın gözüküyor, baya bir büyük"


O günden beri evdeyim. Bim'e de kapıcıyı yolluyorum....



Alıntı....







Biliyor ( du ) m !



Çok seviyorum bu iki kelimeyi biliyor musun?
BİLİYOR (du) M!
İstediğin kadar karşımda fark etmeyeceğimi sandığın 
Sana göre dağ bana göre aptalca çukura düşüşünü görüyorum ben.
Sen istediğin kadar at koştur gözümün önünde şaha kalka kalka
İstediğin kadar arkamdan dolanıp başımdan zafer işaretleriyle millete rezil etmeye çalış
Kralın sarayında ki soytarılar gibi.
İstediğin kadar aklımı çelmeye çalış at, tut, yerden yere çarp hatta olmadık hikayeler uydur,
Yüzüme gül arkamdan bağır
Elimi tut arkamdan tekmeyi atmaya çalış
Ve bunca ahlaksızlığın, terbiyesizliğin, saçmalığın art arta gittiği bi zamanda
Büyükkkkk bir ağırkanlılıkla 
Ben zaten BİLİYOR ( du ) M ! demek,
Aslında düşündüğüm, yapmak istediğim tüm
Bağırmak, aşağılamak, küfretmek, hatta dövmek gibi eylemlerin hepsini barındırıyor.
Ve sonrasında da bana sana acı acı gülümsemek kalıyor...

















11 Şubat 2011 Cuma

Tren kalktı...





Sen kalk,
Bunca zaman arama sorma,
Bir cevapsız çağrı bile bırakma.
Ne mektup ne de bir not 
Çok mu zor ?
Hani yapışkanlı kağıtlar var post-it diyorlar 
Yazıyorsun bi yapıştırıyorsun rüzgar esse çıkmıyor
Merhaba nasılsın de
Bir gülücük ekle  pek meşhur şimdi
Önce shifte basıp yanındaki iki nokta üst üste tuşuna 
Sonra yine shifte parmağın basılıyken 9 rakamına basınca yapıyorsun.
Sen,
Bunca zaman ses verme
Bir nefesten bile mahrum et kendini
Sonra kalk gelmeden bir gün önce ara
"Yarın İzmir'deyim hazırlan görüşelim" de.
Hadi be ordan 
Kalktı tren bu duraktan
İçinde de son yolcu 
Ben!
Sana yer kalmadı tıka basa dolu çünki hınca hınç.











....




Bi adam görürsün 
Kafayı ona takarsın ulaşırsın hevesin kaçar...
Bi adam görürsün 
Birileri aracı olur yine ulaşırsın hevesin kaçar...
Bi adam görürsün 
Çok beğenirsin hayalini kurarsın elde edersin hevesin kaçar...
Bi adam görürsün 
O da seni görür kolay ulaşırsın ağzına sıçar vazgeçemezsin...




Alıntı





10 Şubat 2011 Perşembe

Türk filmi...



Bayılıyorum bu filme.
Aslında isterdim ki,
Bu film müziği çalsın
İstanbul Büyükada'da hani o ağaçlar var ya
Koşayım ben ağır çekimde
Ardımdan da sevgilim koşsun yakalamaya çalışsın beni.

















Ne yazacaktım ben unuttum...










8 Şubat 2011 Salı

Sevmemin bahanesi




Birini, birine anlattıkça severim ben. 
Her defasında aynı şeyleri anlatsam da, 
Her seferinde yeniden keşfederim sanki. 
O yüzden kızma lütfen bana. 
Anlattıkça daha çok seviyorum aslında. 
Meyveli dondurmayı mesela 
Her yaladığımda başka bir meyveli tadı gelir beynime. 
"Ah kavun muş bu? "
"Ah, şundaki limon  tadına da bak hele ne kadar güzel ?" der 
Her defasında başka bir tadını keşfederim. 
Yeni bir yönünü görüp, farkına varırım.
Ya da ya da, karışık çerez yemek gibi mesela. 
Her elimi attığımda çerez tabağına elime geçen çerezin şekline göre 
Ne olduğunu düşünmeden atıveririm ağzıma.
İsterim ki, ağzımda dişlerimle, beynimle seviştirip öyle anlayayım ne olduğunu.
O yüzden kızma olur mu
Her defasında anlatırsam aynı şeyleri yeniden yeniden tekrar
Anla ki, seni sevmek için yeni bahaneler üretmekteyim.











7 Şubat 2011 Pazartesi

Çılgınlıklar



Binsem şuna
Salsam kendimi Varyant'tan aşağıya
Eminim böyle bağırırım
Aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa !!!!