13 Kasım 2010 Cumartesi

Otuzsekiz




Yaş olmuş otuzsekiz !
Hadi otuzu gösteriyorum kabul ediyorum
Tevazununda böylesi
Sekize ne oluyor öyle ?
Bi dur demi
İki daire üst üste binmiş
Ortadan diklemesine bi indiricem
Olucak Üç.
Yani 33 !
( Hahaha Mhp'nin 40.yılı bahsi gibi oldu )
Geçmiş yanıma kasım kasım kasılıyor
Dicem ama Kasım'da doğdum ben.
Otuzbeşi geçmişim 
Hemde üç yılla,
Dante'de kimmiş ya ?
Az kaldı bana göre yokuşun başına
Kırk oldum mu 
İnerim artık aşağıya
Daha fazla çekmez sanırım 
Ya su kaynatırım göstergeler tansiyona vurur
Ya da motor gibi atan kalbim tekler.









12 Kasım 2010 Cuma

Sallandık bizzz..





İzmir hep sallanır zaten.
Beşik gibidir.
Küçüklüğümde ne zaman deprem olsa 
Annem divanın altındaki seleleri çıkarır bizi sokardı altına
Hani ev çökerse falan diye
Evde en az 80 yıllık duvarı kaz içinden saman falan çıkardı.


Ayrıca sayın haber kanalları 
Lütfen üniversitelerde öğretim görevlisi olmuş amcalarımızı
Gecenin şu saatinde uyandırıp 
İstanbul depremini tetikler mi gibisinden muhabbetlerle de çenenizi yormayın.
Bu İzmir'e özgüdür olur her zaman
Zaten bekliyorduk İzmirliler olarak
Şu pastırma sıcakları biraz uzayınca
Havada biraz sıkmaya başlayınca
Komşu kapısı muhabbetlerde dönmeye başlamıştı yavaş yavaş.
Hadi bakalım
İyi geceler olsun...

11 Kasım 2010 Perşembe

Rüya




Olur bazen rüyalarımızdan korkuyla sıçrayarak kalktığımız. Mesela yakın bir sevdiğimizin ölümünü görürüz, haberini alırız. Sıçrayıp kurtulmaya çalışırız. rüyamızda kendimizin öldüğünü görmeyiz mesela.
"Çünki demişti bir tanıdığım kendi ölümünü görmezsin o anda sen ölüyorsun gerçekte, ölüme yaklaşıyorsun. " İlginç geldi ama olasılığının az olduğunu düşündüm. Şimdi böyle bişi varsa hep uykumuzda ölümler atlatıyoruz demek ki. 
Sabah rüyamda bir akrabamın ölüm haberini aldığımı gördüm. Üstelik ölmeden önce de kendisine bayağı bi acı sözler ediyorum rüyamda O'da o acı sözlerimle binip bir arabaya bile bile ölüme gidiyor. Sıçradım bir an gerçek sandım. Sanki gerçekten olmuş da beni suçluyorlar oysa o sözleri ederken kimseler yoktu yanımızda. Gerçek hayatımda böyle acı sözler edebileceğim biri yok. Bu kadar kin ve nefret besleyebileceğim. 
Nefes alıp vermeye çalıştım beynime oksijen gitsin dedim. Kendime gelmeye başladım sonra bunun bir rüya olduğunu anladım. Sonra eşimin, düzenli bi nefesle uyuduğunu fark ettim, rahatladım. Tekrar uyudum. Gün boyu bırakmadı beni rüyanın tesiri. Rutin aradığımdan daha fazla eşimi aradım, akşam Halkapınar'dan banliyöye binip evime gitmeye çalışırken yolcuları süzdüm. Acaba benim durakta kimler inecek, 150 mt. mesafedeki otobüs aktarma durağına yalnız mı gidicem, karanlık ve akşam saatlerinde biraz ıssız olduğu söylenilen yerde başıma bişi gelmesinden korktum. Çok şükür ki, durağımda inince çoğu kişiyi geride bırakıp koşa koşa aktarma durağına yetiştim kapısı açık otobüse attım kendimi. 





10 Kasım 2010 Çarşamba

9 Kasım 2010 Salı

Rüzgar





Bu gün İzmir pek hırçın bir rüzgarla dolanıyor sokağımda
Geceden başladı aslında.
Elindeki  şeytan uçurtmasını peşine takıp koşturan bir çocuk gibi
Takmış peşine rüzgarı önüne de dökülmüş yaprakları
Koşturup duruyor sokağımda
Kimi kapı önlerini süpürüyor
Bazende şeytan gelin kaçırıyor dediğimiz şekilde
Kaldırıyor kucağındaki tüm yaprakları 
Kapı önlerine bırakıyor.
Ama ılık bir esinti bırakıyor yüzümde
Balkona yada bahçeye çıkışımda 
Saçlarımı dalgalandırıyor.
Ama bakmayın bu kadar çocuksu neşesine 
Biraz uslanmış sanki
Gece tüm elektrik tellerini, telefon tellerini oynattı
Ahşap penceremden rüzgarın sesini dinledim
Şimdi de kara kara bulutları getiriyor...


Hadi şimdi de sizin için seçtiğim şarkıyı dinleyin....
Yeni Türkü Rüzgar

8 Kasım 2010 Pazartesi

İşim çok



İşim çok ilişmeyin bana...
Pazartesi malum hafta sonu ev dağıtıldı
Eşime uyup bende dağıttım
Sanki hizmetçi gelip toplayacak pazartesi günü.
Çamaşırlar ayrıldı makinaya atıldı
Ne kadar da çokmuş yıkanacaklar 
Bunca çamaşıra rağmen 
Hala giyecek bir iki parçamız kaldığına sevindim doğrusu
Bir de alt kat var yakındır kışlığa geçmemiz
Temizlenip, derlenip toparlamalı
Bir de tesisatçı gelecek banyoya
Akşama ne yapsam olayı bambaşka bir gündem maddesi
Ağız tadlarının kutup ve ekvator kadar farklı olan 
Ama bu farklılığa rağmen bunca senedir hala geçinebilen
İki ayrı insan 
İyi dayandığımı düşünüyorum.
En basit bir örnek
Nohut yemeğini eşim salçalı ben ise beyaz severim.
Ayy unuttumm birde zeytin aldım ben pazardan
Aralarında koyu renk olanlar bir kavanozda 
Tuzla beraber çürümeye bırakıldı.
Kalanlarda tarafımdan taşla başları ezilmek suretiyle
Her gün suyu değiştirilip soframa konuk olacaklar.
Belirteyim Eşim siyah gemlik zeytini yer ben ise yeşil zeytin....
Bu kadar farklılık bizi daha çok çekiyor birbirimize
kimse kimsenin alanına müdahele etmediği sürece 
Evde ılıman bir iklim içinde yaşıyoruz....

Sahip çıkmalısın






Tanımlanmış bir ilişkin varsa şayet 
Sahip çıkmalı 
Yön tabelalarını kaldırmalısın beraber çıktığınız yoldan.
Evin her köşesine sindirmişken kokunu 
Tüm camları açıp çıkmasını beklemen 
Yalnızca  bir çocukluktur oysa.
Kapıyı çekip gidebiliyorsan 
Geçerli bir sebebi olmalı 
Her zaman kapı kolu eline kalmamalı
Unutma,
Başrol sadece sana biçilmiş değil bu ilişkide 
Gerektiğinde yardımcı oyuncu ödülüne de razı olmalısın.

6 Kasım 2010 Cumartesi

Bir garip kadınım ben



      

Bir garip kadınım ben kabul ediyorum.
Karışır aklım bazen 
Karşımdakinin kurduğu cümle yatmazsa kafama
Kelime kelime ayırıp
Özne, yüklem yapar o kelimeleri de birer cümle içinde kurup
Ona göre karşımdakine cevap verdiğim çok olmuştur.





Mesela garip bir kadınım dedim ya ben,
Konuşur konuşurum
İdikler, bidiklerim içimde bazı şeyleri
Sanırsın ki en cadı, en ateşli, en savunmacıyımdır.
Çoktur konuştuktan sonra bir alay kustuğum 
Kendime.



Açık saçık da konuşurum yeri gelince,
Yüzü kızarıp, başınızı eğip 
"Ay ne fena kadınsın sen öyle"
Demeyin varoş sokaklarında akşamı eden kadınlar gibi.
Kimileri düşlerinde, içlerinde konuşurken, yaşarken
Mahallenin bakkalını, manavını jön yapıp fantezilerinde  
Ayıp olmuyor da
Ben dile getirip, ortaya dökünce mi 
Ayıp oluyor.
Hey,
Sen beni gözlerinle soyarken 
Ben çoktan seni götürüp getiririm bile.

 

Ama genelde işte yukarıda ki hatun gibiyimdir.
Karşımdakinden aldığım sinyal parazit dolu olmazsa 
Beni tutabilene aşk olsun.
Her telden konuşur, şakır
Yeri geldiğinde de 
Dinleyici olurum.
Bir duvar sessizliğinde...








Hediye sepeti etkinliği





Yeni bir hediye sepeti etkinliğine daha katılmış bulunuyorum.
Kaç kere katıldım ama bir kere daha şeytanın bacağını kırmış değilim.
Sanırım bu tür etkinliklerde pek şansım yok.
Ama pes te etmiyorum yine katılıyorum.
Hadi bakalım.


Etkinlik bilgileri için lütfen BİR TIK ! 



Seyyan Hanım


Seyyan HanIm- Hasret
Yükleyen sifiti. - Yüksek çözünürlüklü video keyfini yaÅ�ayın!

Gönülçelen dizisini izlemem ama gezinirken kanallar arasında dün akşam bir sahnede kaldım.
Bir adam deniz kenarında fonda çok güzel bir şarkı.
Aldı götürdü beni.
Araştırdım nette ve buldum.
Seyyan Hanım terennüm ediyor Hasret eserin adı.
Dizideki başrol oyuncusunun da adı Hasret'miş.
Bana eski bir sevgiliyi, acı bir gönül macerasını  falan anımsatmadı.
Direkt gözümün önüne eski İzmir resimleri geldi.





Saat Kulesi - İzmir


Kordonboyu - İzmir


Asansör - İzmir


5 Kasım 2010 Cuma

Mekanın cennet olsun....


Kendisini blog sayfasından tanıyordum.
Çok mücadele etti o lanet hastalığa karşı.
Ne yazık ki kaybetmişiz.
Son yazısını yayınlamak istedim.
Çok üzüldüm...
Allah rahmet eylesin.
Mekanı cennet olsun inşallah...

Yarın hastaneye yatıyorum günlük... yapılacak tetkiklerden sonra ciddi bir ameliyat geçireceğim..

Hani olur da ameliyat masasında kalırsam, hakkını helal et olur mu?

bu işler böyledir be günlük, ölüm yakınına kadar sokulduğunda tuhaf bir soğukluk hissedersin bedeninde. eğer yaptıklarının doğru olduğundan da eminsen ölmekten de çok korkmazsın... korkmuyorum be günlük. sadece merak ediyorum... eğer ölürsem bir anlamda gerçekleri de görme fırsatım olacak.. bu hayatı o kadar da eğlenceli yaşayamadık, olsun... diğer taraf nasıl diye merak ediyorum...

iki ihtimal var,
*** ya gerçekten inandığımız gibi cennet ,cehennem falan olacak ve ben bu hastalıklı bedenimden kurtulup o tarafta bana ayrılan suit'de keyfime bakacağım...
*** diğer ihtimali düşünmek istemiyorum... toprak olup gitmek fikri hiç cazip gelmiyor...

Hoşçakalın, beni seven sevmeyen herkese...

Eğer hayattaysam bir zaman sonra yeniden yazmaya başlarım, görüşürüz gene! değilsem .. boşverin...
Etiketler: 

Aydınlığın şövalyeleri




Sevgili Leylak Dalı önermişti izlemem için
Şimdi bir eleştiri yapmak istemiyorum
Onun yerine
okumanızı tavsiye ederim.

Hem bu yazıyı okurken,
Hem de o filmi izlerken gözyaşlarımı tutamadım.




4 Kasım 2010 Perşembe

30 yaş üstü kadınlar



Andy Rooney demiş ki; 'Yaşım ilerledikçe en çok otuz yaşını aşmış bayanlara değer vermeye başladım.' 
İşte bunun sebeplerinden bazıları:

Otuz yaşını aşmış bir kadın, sizi gecenin bir yarısı uyandırıp, 'Ne düşünüyorsun?' diye sormaz

Otuz yaşını aşmış bir kadın TV'deki maçı seyretmek istemiyorsa söylene söylene yanınızda oturmaz. Yapmak istediği enteresan bir şeyi yapar.

Otuz yaşını aşmış bir kadın, kendini yeterince iyi tanır ve kendinden emindir. Ne olduğunu, kim olduğunu, ne istediğini, kimden istediğini iyi bilir. Otuz yaşını aşmış çok az kadın onun hakkında ya da yaptıkları hakkında ne düşündüğünüzü önemser. 



Otuz yaş üstü kadın, çoğunlukla, büyük aşklara, ömür boyu sürecek bağlılıklara doymuştur. Hayatında en son ihtiyacı olan şey, mızmız, devamlı söylenen, ne yapacağına karışan, yapışkan bir aşktır. 

Otuzunu aşmış bir kadın, övgüler yağdırmakta çok bonkördür; çoğu hak edilmemiş bile olsa. Çünkü takdir edilmenin ne olduğunu iyi bilir.

Otuzunu aşmış bir kadın, sizi bayan arkadaşlarıyla tanıştıracak kadar kendine güvenir. 

Kadınlar yaşı ilerledikçe medyumlaşır. Ona günah çıkartmanıza hiç gerek yoktur. Onlar her bir haltınızı bilirler.

Otuz yaş üstü kadınlar açıksözlü, doğrucu ve dürüsttür. Ne kadar gerizekalı olduğunuzu bir çırpıda açık açık yüzünüze söyleyiverirler. Eğer bir gerizekalı gibi davrandıysanız onun için ne anlam taşıdığınızı merak etmenize gerek yoktur.

Alıntı...

Masal için


Masal için...



Radio heat duymuştum daha önce bu grubu sevdiğini.


Bırak ruhun aşka dalsın.....

3 Kasım 2010 Çarşamba

Öneriler

Portekizli bir bayan
Uzun süredir takip ediyorum kendisini
Hatta Derya Baykal'a göndersem konuk eder mi kendisini.
Çok güzel el işleri var.
Merak ediyorsanız,
http://feiticeiradasagulhas.blogspot.com/





İçimiz açılsın derseniz eğer
İşte bir adres daha
Güzel broşlar yapıyor bu bayan,
http://beedeebabee.blogspot.com/



Bu adresten girerseniz eğer
Yaptığı bir kolye var 
Çok hoş olmuş.
http://www.flamingotoes.com/2010/08/anthro-necklace-day-2/






Hadi bakalım



Yok yok mehteran bölüğünü geçtik biz doğrusu
İki ileri on geri adım atıyoruz.
Hayırlı olsun 8 yılı kapsayan kesintisiz eğitim bölünüyor
Yine eski usule dönme çabaları hortlamaya başlamış
İlkokul 5 ve ortaokul da 3 sene olmak üzere ayrı olarak eğitim verilecekmiş
Bir ilk okul mezununun bile ehliyet alması kalkmışken
Neden böyle bir uygulama yapılır ki?
Zorunlu eğitim lise sona kadar olması gerekirken
Neden eğitim seviyesi düşürülmeye çalışılıyor.
Kafamda bir çok teori dönüyor aslında.
Mesela eskiden el yazısını biz güzel yazı yazma dersi olarak almıştık.
Özel defterlerimiz vardı, mürekkep hokkalarımız, divit uçlarımız vardı.
Zorunlu olarak el yazısı getirildiğinde ilk aklıma gelen yoksa 
Arap alfabesine hazırlık mı bu diye geçirmedim değil.
Okullarda  milli güvenlik derslerimize ordu mensubu gelir
Bayılırdık biz mesela kız okulu olarak üniformalılara
Ama onuda kaldıracaklarmış 
Neden?
"Öğretmen sınfta, hoca camide, asker kışlasında olmalıymış"
Mış, mış , mış....
Hele bir madde var ki,


"İlköğretim okullarında zorunlu eğitim kademeli olmalı, 
Öğrenciler fiziksel gelişim ve yaş farkı dikkate alınarak ayrı binalarda eğitim görmeli."


İşte ali cengiz oyunu yoksa, başka zeminlere ülkemizi hazırlamak değilse de nedir bu?
Amaç kuran kurslarına öğrenci sağlamak değil de nedir?
Yok daha fazla yazamıycam zaten sabahtan atmaya başladı asfalyalarım
Hani diyorum haberin ayrıntısı, 
Acaba sen mi yanlış anladın Balon'um diye düşünmemeniz için size 
Sayfanın linkini vereyim 
Eğitime 5 - 3 formülü

Kelimeler




Yaratılışın başından beri var
Kadın ve Erkek
Daldan dala konmak, sevişmek ister
Erkek
Tek bir gül olmak, sevilmek ister
Kadın
Her zaman olmuştur insanı içine çeken
Girdaplar
Yalnız güneş batınca kaplamaz her yeri
Karanlıklar
Acıtsa da bedeni, ruhu hep olmuştur bir sivri köşesi
Dönemeçlerin
Küçükken yağ satılır, bal satılır ama büyüyünce tehlikelidir
Oyunlar
Her zaman beyaz olmaz
Yalanlar
İstenilen alınamayınca can acıtır sarfedilen
Sözler
Onca uğraş boşa gider elde edilemeyince
İstekler
Her iyi niyet altında vardır bir 
Çıkar
Kötüye gidince tüm planlar bulunur hep bir 
Kaçak
Ve hep yeni bir yol açılır önüne temiz olur 
Başlangıçlar




1 Kasım 2010 Pazartesi

Pazar kokuları






Güne güzel başlamak için bir tık,
Fanfare ciocarlia - 007 (james bond theme)


Deniz, iyot, çim kokuları eşlik etti gün boyu
Ne o bana ağır gelen sucuk kokusunu
Ne de çamaşır, semt pazarındaki kokular
Hiçbirini yaşamadım bu pazar.
Deniz kenarında bir yere kahvaltıya gittik
Eşimin kuzeni ve eşiyle.
Erkekleri gazetelerle başbaşa bırakıp masada
Bol bol yürüdük sohbet ettik Berna'yla.
Ruh halimizi çözümlemekten, 
Aile dedikodularına
Hayata ve insanlara karşı kendimizi 
Nasıl korumaya çalıştığımız, nasıl yöntemler uyguladığımız üzerine
Sonra da Kordon'da güzel bir okey oyunundan sonra evlerimize döndük.
Güneşin gün içinde bizi güzel ısıtmasına rağmen
Bir gece önceki geç yatış, 
Hala niye yapılan ve bir insan olarak ilk günler 
Biyonik olarak dengemi bozduğuna inandığım 
İleri-geri saat uygulaması ile erkenden yatmaya karar verdik.
Bir ara uyandım hah dedim sabah oldu o kadar doymuşum uykuya
Kalktım dolandım evde
Saate baktım inanamadım başımı çevirdim ters mi astım yoksa dedim.
Saat daha 00,30- offf dedim.
Bir anda evin soğukluğu boynumdan geçti gitti
Ve sıcacık yatağıma geri döndüm.













29 Ekim 2010 Cuma

Bayramımız kutlu olsun....



Dün neydi öyle o yağmur aman Allah'ım.
Dizlerime kadar ıslanmış biri olarak
Ayaklarımı zor ısıttım.
Yazmıştım dün Gaziemir'e gidicem diye.
Yürüyerek gidecektim sonra hadi yeni metroyu kullanayım dedim.
Atladım bizim otobüsün son durak yönüne 
Teyzemin kızını da aradım çıkmadan bak çıkıyorum otobüse binince çağrı yapıcam
Çık evden aynı otobüse binelim dedim.
Benden önce gelen otobüse binmiş neyse son durakta buluştuk 
Metronun  Esbaş durağına geldik.
Sabah yağan şiddetli yağmurdan dolayı Şirinyer-Kemer arasındaki hat kötü olmuş
Metro tek yönde çalışacakmış gecikme olacak dediler
Amann dedik güneşte var sıcacık otobüsle gideceğimize bekleyelim dedik.
45 dakika beklemişiz ama sohbetten farkına bile varamadık.
Flaş flaş nitelendirilecek bi takım aile sohbetlerimizi yaptık
Onu çekiştirdik bunun boyunu uzattık 
Lc'ye vardık bi kalabalık bi kalabalık sanırsınız bedava dağıtım var bayram nedeniyle
Zar zor değişim için pantolon buldum kendime
Bi tanede her seferinde kendine alıyorsun ama bana almıyorsun  diyen eşime bi kazak aldım
Kasadayken dışarıya kaydı gözüm sandım saatlerdir buradayız akşam oldu.
Meğer saat 15,30 olmuş ama öyle bir bulut gelmiş ki kapkara
Lisedeyken katıldığım orotoryoda okuduğum ezberimde kalmış 
Şu dize döküldü hemen dudaklarımdan


"Gökyüzünde kara kara bulutlar,
Başımıza nerden geldiniz? 
Bizler konuk severiz ama,
Düşmanları sevmeyiz! ... "


Buca dolmuşuna atladım yağmurda başladı zaten
Şirinyer'den Annem'e giderken bekledim biraz Tansaş'ın önünde dinsin diye yağmur 
Baktım dinmiyor açtım şemsiyemi bide hava güzel diye spor ayakkabı giymiştim
Sokağa girdim bir su içinde kaldım ki ayakkabılarım, çoraplarım yıkandı resmen
Yapacak bişi yok dedim bu saatten sonra karnımda açtı böldüm ekmekten
Yavaş yavaş yürüyerek suların içine girerek hem kuru ekmek yedim hemde Annem'e gittim.



28 Ekim 2010 Perşembe

Dönük paça

Gözümü açtım yok dedim sabah olmamış daha.
Bi karanlık ki of of..
Baktım eşim giyiniyor 
hopp dedim noluyo daha erken değil mi?
Vardır böyle bazen acayipliklerimiz
Tatil günü işe geç kaldım diyip fırlamaklar yataktan
Gece vakti dürtüp beni hangi gündeyiz diye sormalar
Yok dedi saat 7 oldu işe gidicem baktım saate evet doğru
Ama hava hala karanlık
Bide yağmur ki aman aman sanki tüm musluklar açılmış
Havuz problemi yeniden yazılıyor
Sonra yine daldım uykuya
Ara ara gözümü açıyorum yok diyorum uyumuyorum ben galiba
Uykum kaçtı
Saate bakıyorum 10 olmuş.
Yağmur dindi ben kalkınca
Kahvaltı ettim doyurdum karnımı kaç günden sonra
Dışarı çıkıcam yine kapanmaya başladı hava
Yalnız yazmadan edemiycem
Ankara'da Optimum'da ki LCwaikiki mağazasından kot almıştım
Paçasını elimle kot dikişi kıvırmış hatta giymiş bir de yıkamıştım
Sonra fark ettim ki sol paça da dönüklük var
Buradaki mağazaya gittim incelediler fişini getirin değiştirelim dediler
İşte müşteri memnuniyeti budur.
Yürüyüşte yapıcaz umarım yağmaz hava
Gaziemir Outlete gidicez bakalım buluruz inşallah 
Dönük olmayan bi paça.





Bab-ı Esrar






Gecenin şarkısı da şu olsun
Bi tık lütfen...
Yeni Türkü - İstersen hiç başlamasın




Yağmur başlamış sesi geldi dışarıdan
Sakin ama hızlı yağıyor.
Blog sayfamın temasına son kez karar verdim 
Ve yine ilk yaptığım temaya döndüm.
Kapkara takılmak istiyorum bu sıralar
Ruh halim böyle değil bilginiz olsun.
Yaşayıp gidiyorum işte.
Gerçi bakıyorum da bazen etrafıma
Pek farkımız yok bitkilerden sadece yürüyebilme özelliğimizden başka.
Ama nedense bi gariplik te hasıl oldu bana bu günlerde
Aç dolanıyorum sürekli ortalarda.
Sanki rejim yapıyorum.
Yemiyorum.
Açım ama yemek yemiyorum.
Bi elma, bi poğaça bir iki lokum atıyorum ağzıma gün boyu.
Suda içmiyorum pek.
Öyle bi rahatsızlığımda yok aslında, sıkıntım falan
Ama yemek yemek istemiyorum.
Şu anda da mesela hala aynı durumdayım.
Ben şu saatte bile yarım ekmek götüren insandım
Bir iki lokum attım yine ağzıma tamam
Neyse yaa mevsim geçişi olur böyle bazı.
Açlıkta bi yere kadar eli mahkum yicem 
Hadi bakalım iyi geceler
Biraz kitap okuyayım
Ahmet Ümit Bab-ı esrar okuyorum
Başlardayım daha...