29 Ocak 2017 Pazar

Çelınç 12

-Son 10 yılda hayatında neler değişti?

Al yine cevabını vermekte zorlandığım bir soru daha. 

Büyüdüm, geliştim kendimi tanıdım. 

6 yıl çalıştığım işimden ayrıldıktan sonra 6 yıl evde oturdum. 
Bir üniversite hastanesinde yerime alınan torpili sağlam birisi yüzünden son da memur olarak çalışma fırsatını kaçırdım.
Ama bu 10 yıllık sürenin son 3,5 yılında başka bir iş sahibi oldum ve hala çalışıyorum.

Blog sayfalarını keşfedip yazmaya başladım bu beni zaten sevdiğim okumaya daha çok yaklaştırdı bunu yaparken de yazmayı sevdiğimi anladım ve yazdım. Birde  bu sayede çok güzel dostluklar, arkadaşlıklar kazandım.

 Hiç düşünmediğim bir anda ev sahibi oldum.

Çok sevdiğim baba gibi gördüğüm eşimin abisini kaybettim bir trafik kazasında.
Evimiz, gönlümüz, soframız, eğlencelerimiz buruk bir tebessümle geçmekte artık.

Çok güzel yerler gezdim, yeni insanlar tanıdım. 
Kimilerinden kazık yedim kimilerinden de çok güzel şeyler öğrendim.

Aklıma gelenler bunlar oldu.



Çelınç 11

Dolabındaki en eski kıyafet ve anısı?


Oturdum elbise dolabımı göz önüme getirdim. 
Gelinliğim geldi aklıma  hatta 2 sene önce çıkarıp giymiştim ve hala içine sığabiliyordum!
 Ama şu an sandık içinde bir poşette buruşmuş bir halde olduğu için çıkarıp fotoğraflamak istemedim. 
Kına geceliğimi de daha sonra kısaltıp bir düğünde giymiştim onu çıkarayım dedim annemde olduğunu hatırladım.




 Sonra kına gecemde kına yakılırken giydiğim kıyafetim geldi aklıma.
 Annem  sarı renk bir şalvar dikmişti bana bir de siyah kadife yelek. 
Yeleğin kenarlarına bir yemeniden kestiği sarı baskıyı eklemişti. 



Başıma da yine şalvarımın kumaşından içine sünger koyup üzerine de pullar işleyip başlık hazırlamıştı. 
Onu giymiştim kına gecemde. 
Hem yelek hem şalvar hemde o başlık hala durur.










26 Ocak 2017 Perşembe

Çelınç 10

Çelınçımız da bugün 

Asla unutmak istemediğin anın?

Iyi bir an mı olmalı yoksa kötü mü? 

Karar veremedim açıkçası. Mutlu olduğumuz anları nedense o an yaşayıp bitiriyoruz da kötü anlarımızı unutamıyoruz. Ben öyleyim belkide. 

Güzel anlarımı ailemle, eşimle yaşıyorum mesela. Zaten ailem, ben ve kardeşim birbirimizden uzakta yaşıyoruz. Şu ana kadar bir kere annemle babamın evinin su basmasından dolayı kötü bir anda bir araya gelmiş olsak da genelde bayramlarda bir aradayız. Ve bu zamanlarda yaşadıklarımız hep gönlümde mutlulukla yer ediyor. 

Kötü anım ise, bundan bir kaç sene önce uyumak için aldığım hapın yanlış bir hap olmasından dolayı  sabah karşı acile zor yetiştiğim anım olabilir. 

Ah bir kerede Diyarbakır'da düşen bir helikopterde yanlışlıkla kardeşiminde olduğunu zanneden bir akrabamdan aldığım telefonda " Helikopter düşmüş kardeşinde o helikopter deymiş" dediği anda yaşadığım heyecan, panik, üzüntü ve yıkımı tarif etmem çok zor. Şu an hala yazarken o kısacık anda yaşadıklarımı hissedebiliyorum.

Soruyu gördüğümde aklıma gelenler bunlar oldu.


25 Ocak 2017 Çarşamba

Günün birbirine en yakışan çiftlerinde bugün








Birbirine yakışan çiftlerde bugün, 
Barbara Streisand ve Robert Redford. 

Dünya iki tip kadından oluşur basit kızlar ve Katie. 
Hubble Katie'ye deliler gibi aşıktır ama Katie'nin kafası karışıktır. 
Saçları da kıvırcık.
Ne sevgili olabilirler ne de dost kalabilirler. 
Ve Hubble, basit olan kızla evlenir. 

Sex and city dizisinde de işlenir bu.
Big dalgalı saçlı kızı yani Carrie yerine gidip basit olan Natasha ile nişanlanır. 







24 Ocak 2017 Salı

Çelınç 9


Göç etmek zorunda kalsan yaşamak için seçeceğin ülke?

İşte bu çelınçda en favori sorum buydu.. 

Elbette göç etmek kadar zor bir durum yoktur şu dünyada. Ama illa ki soru sorulmuş hele hele günümüz siyaseti malumken aklıma bazen şu ülkeden çekip gitsem mi sorusu gelmiyor değil.

Ama nereye gidebilirim?

Böyle bir hakkım olacak ve bana sorulacaksa şayet sınır kapısında benim gönlümde yatan elbetteki Yunanistan'ın bir adası. 

Neden?

Anne tarafım Boşnak olsa da neden Saraybosna değilde Yunanistan.

Çünkü küçüklükten beri tv'de onları seyreder, sahilde gece cızırtılar içinde de olsa yunan şarkıları dinlerdim. Ne de olsa suyun öte tarafı kardeşiz biz. Hatta o kadar sevdiğim ve hayran olduğum için Yunanca kursuna bile gittim. Yeniden alfabe öğrendim, yazdım, okudum. 

Olursa şayet böyle bir durum - ki dileğim asla olmaması- ama olursa işte beni oralara yollayabilirsiniz. 



Birbirine yakışan çiftlerde bugün








Çelınç 8



İzmir bugün yine yağmurlu.

Ben memnunum aslında.
Çalıştığım yerde masamda oturup iş arasında kafamı kaldırıp baktığımda hala yağdığını gördükçe seviniyorum. Evet kapalı, puslu havaları sevmiyorum ama yağmurun kardan daha güzel olduğunu düşünmekteyim. Ha buraya çok mu kar yağıyor yok ama geçen yağan kar sonrası olanlardan sonra ııhh ben karı sevemedim.

Gelelim bugünkü çelıncımıza;

Bir daha ki hayatında kim olmak isterdin?

Yine kendim olmak isterdim elbette. Aldığım kararlarla şekillenen hayatım bazen iyi bazen kötü olsa da ne edersem kendime ederim diyerek kabullensem de, daha kararlı bir insan olmaya gayret ederdim. Mesela neden hayır diyemediğimi, neden küs kalamadığımı çözer ona göre adımlar atardım. Aldığı kararlardan pişman olmayan - ki pişman olduklarımı neden pişman olduğumu düşündüğüm anda bana bu kararı almamı sağlayanların bana karşı olan hareketleri, sözleri gözümün önüne geldiğinde- aldığım kararların doğruluğunun sağlamasını yapıp " Önemli olan sensin sen mutlu olursan herkes mutlu olur" diyerek kendime ödül veriyorum.

Öyle bir meslek yada kişide gözüm yok. Şu kişi ben olsaydım ah falan diyecek. Herkesin hayatında zorluk var. Herkesin derdi kendine büyük. O kadar hayran olduğumuz insanların hayatlarında da bizim hayatımızdaki kadar zorluklar var.

Şu mevcut durumum içinde yine ben olmak isterdim...




23 Ocak 2017 Pazartesi

Çelınç 7

-Eğer bir hayvan olsaydın hangisi olurdun? 

Hayvan sevgisi olan bir insan olarak tanımlayabilirim kendimi. Yaşadığım şu dünyayı onlarla paylaşmasını bilen, Onların yaşamına müdahale etmeden, kısıtlamadan, yok etmeden elimden geldiğince yardım ederek yaşıyorum. 

Eğer bir hayvan olsaydım,

Martı olmak isterdim.

En büyük özelliği olarak, kuş türü olduğundan özgürce uçabildiği için. 

Çünkü uçmayı havada süzülmeyi o özgürlüğü yaşamak isterdim..

Şimdi şuraya sesli okumalar yapıp kaydettiklerimden Martı kitabından bir bölüm bırakıyorum. 

22 Ocak 2017 Pazar

Çelınç 6

Çelınç 6'da bugünkü sorumuz;

-Hatırladığın en eski anını anlatır mısın?

Hatırladığım en eski anım çocukluğumdan elbette ama bölük pörçük.

Hafif yokuşlu olan bir sokakta oturuyorduk. O zamanlar tv olmadığı için sokaktaki komşularımızla yazın kapı önünde oturmak her akşam rutindi. İçilen çaylar, yaşlı komşularımızın anlattıkları. Siyaset konuşurlar mıydı acaba? Hatırlamıyorum.
Belki de çocuk olduğum için anlamıyordum. 
Sonra başka bir anı evimizin arka bahçesinden diğer sokağa çıkan kapının merdiveninde üzerimde annemin yerlerde sürünen  tül sabahlığı elimde fırça mikrofon yapıp o merdivenlerden sahneden iniyormuş gibi bir edayla inip şarkı söylemem. Seyircilerim elbette annem, babam, dedem, babaannem ve halamlar. 

Birde annemin köyüne gidip geldiğimiz bir gün akşam eve gelen babamı kardeşimle eve sokmayışımız. Babam biz yokken bıyıklarını kestirmiş ilk defa öyle görünce başka bir adam zannedip "Sen yabancısın babamız değilsin" diye ağlayıp durmamız. Hatta evimizin karşısındaki karakola doğru koşup kapıdaki polislere evimize girmeye çalışan yabancı bir adamı şikayet etmeye gidişimiz. Polisler bizi tanıdığı için gülmüşler sonra da eve yollamışlardı. 

Kötü anılar var mıydı? Vardıysa bile hatırlayamıyorum? 

Ah elbette vardı öğrenci olaylarının olduğu yıllarda üniversitede okuyan komşumuzun oğluna aşıktım. Adı Ahmet. Büyüyünce onunla evlenecektim öyle söylerdim hep. Evlerine gittiğimde o ders çalışırken ben de onun kalemleriyle verdiği kağıtlara resim çizerdim. Bir gün o öğrenci olaylarında içeri alındı Ahmet. Günlerce, aylarca evine gelemedi gözaltında olduğu için. Ama ben her akşam evlerinin kapısına gidip kapıyı çalardım. Bazen açmazlardı kapıyı eşiğe oturur ağlardım. Sonra dayanamaz açarlardı kapıyı odasına gidip yatağına oturup uyur kalırdım. Sonra oradan taşındığımız için ona ne olduğunu hatırlamıyorum.  

21 Ocak 2017 Cumartesi

Çelınç 5


Her zaman ve bazen özlediğin iki şey;

Çocukluğumu çok özlüyorum mesela. 
Bir de huzuru özlüyorum.

Hadi çocukluğumu iyi kötü ama başka çocukların hayatlarıyla karşılaştırınca daha iyi yaşadığımın kararına vararak avunuyorum da huzur denilen insana güven veren, yaşama sevinci veren bu eksikliği arıyorum.

Ülke gündemi malum. Ülke olarak depresyondayız. Sürekli bir çekişme, birbirini yiyen, saygısızca davranan insanların bu hali beni şaşkınlığa götürüyor. 

Çelınç 4




Biraz zorlanmaya başladığımı belirtmem gerek. Sorulara verilen cevaplarla kendimizi mi övüyoruz acaba diye düşünmeye başlamadım dersem yalan olur. Ama girdik bir kere bir yola tamamlamadan bitirmeyi de yakıştıramıyorum kendime.

Bugünkü sorumuz,


Etrafındakiler hangi sorunun çözümü için sana gelirler:


Hemen her çeşit konuda yardım isteyen oluyor. Bilgisayar ve internet hakkında sorunu olanlar geliyor bazen bildiğimce cevaplıyorum ama ben de google soruyorum. Bazen o kadar çok oluyor ki googla sorabilirsiniz diyerek balık tutmayı öğretiyorum.

Film, kitap, müzik, saç rengi seçimi gibi konularda da çözüm isteyenlere iş hayatımda olan arkadaşlarımdan da iş ve müşteri ilişkileri hakkında çözüm arayanlarda yok değil. 

Bir de derdini anlatıp çözüm isteyip çözüm getirdiğimde yapmayanları nereye şikayet etsem bilemedim. 

19 Ocak 2017 Perşembe

Çelınç 3


3.günümüze geldik hoş geldik... 

Hayatın bir kitap/film olsa türü ve adı ne olurdu?

Bunca zamandır kitap okur film izlerim karakterlerle sevinir, üzülür, korkarım ama hiç bir zaman kendimi onların yerine koymak gibi bir düşüncem olmadı. Kendime yakın bulsam da sadece o yakın bulduğum yönü anlattılar.

Ama hayatım kitap ya da film olacaksa illa zorlu yollardan geçtikten sonra sonunda hak ettiğini alan şeklinde olmasını isterdim.

Buna örnek olarak verebileceğim kitaplar, Simyacı ve Bir geyşanın anıları geldi aklıma.. 








18 Ocak 2017 Çarşamba

Oyunda 2.gün



Şu çelınç maratonunda 2.günümüzdeyim. 

Soru şu;

Kalbini kazanmanın 5 yolu...

Öncelikle arkadaş kalbimi kırıp ayaklar altına almayacaksın. Sabırlı bir yapım var. Şahsıma yapılan küfür, bir takım ayak oyunu değilse şayet sabrederim. Ama küfür, hakaretse dün belirttiğim özelliklerimden biri olarak kafa göz dalabilirim..

Kırılan kalbimse eğer önce bi sabrederim ama aradaki muhabbeti de azaltırım. Uygun zamanı beklerim ama sabrımın tükendiği yerde  lafımı koyar arkama  bile bakmadan giderim.

Ha diyelim bu sabretme süremde pişman oldun, Hatanı anladın nelerle beni kazanabilirsin? 

1-Önce konuşmalısın benimle. İnsanlar konuşa konuşa anlaşır. Yüz yüze ya da telefonda. Ama aynı şehirdeysek yüz yüze konuşursak daha şık olur.

2-Küçük, minicik jestler, hediyeler -pahalı bişi olmasa da olur- eşek değilsin ya bilirsin benim neleri sevdiğimi ona göre davranırsın

3-Bir sürpriz yapabilirsin mesela çünkü sürprizlere b a y ı l ı r ı m....

4-Aklıma yine konuşmak geldi.

5-Ha diyelim kalbimi kırmadın niyetin benimle arkadaş, dost olmak o zaman beni hayatın getirdiği sıkıntılarla çok boğmayacak, her an şikayet etmeyecek yaşama sevincimi köreltmeyecek, hep eşinle, kayınvalidendenle, çocuğunun sıçamadığı kakası, komşunun dedikodusuyla -ÇOK FAZLA- boğmayacaksın. 
Beni bilgilendirecek şeylerden konuşacaksın. Kitap, film, müzik, dizi, gün içinde yaşadığın küçük mutluluklardan bahsedersen var ya ömür boyu dost kalmak için kalbimi çalmış olursun.



17 Ocak 2017 Salı

Bir oyun..

Madem Leylak Dalı'nın blog sayfasındaki bugünkü yazısını okudum üç kere Beter Böcek demiş de o lanete bende kapılmış gibi hissedip yazmaya kadar verdim. 

Şaka bir yana ne yazsam en etsem, şu kış tembelliğimi atsam diyordum yazısında belirttiği oyunu oynamaya karar verdim.. 

17 soru var ve bugünden başlayıp o soruları cevaplamaya niyet ettim..

 Soru 1- -Beş sözcükle kendini anlat:

Hadi bakalım.. 

1-Neşeli ve güler yüzlüyüm
2-Az biraz obsesifim
3-Sır tutmayı iyi beceririm
3-Kırılganım
4-İyimserim
5-Haksızlık karşısında gözümü karartıp kafa kol kavgaya dalarım.

Güzel bir şarkıyla kapatayım bugünü...
Şarkıcının müziğini az biraz Amy Winehouse'ye benzettim ben..
15 Nisan'da İzmir'e gelecekmiş belki giderim...




1 Ocak 2017 Pazar

Dün



Daha dün yeni bir sayfa açılıyor önümüzde güzel anılar biriktirelim diye dilemiştim. Ama yılın ilk gününe hem de gireli daha bir buçuk saat olmuşken meydana gelen o üzücü olay nasıl da yeni bir yılın güzelliğini, masumluğunu alıp götürdü.

Hani bir söz vardır "Bach dinlemek acılara iyi gelir" diye. Taktım kulaklığımı dinlemeye başladım oradan oraya dolanırken Handel'in Sarabande adlı  eserine denk geldim. 

Yaşadığımız şu karanlık günleri anlatan en iyi eser bu olmalı..

31 Aralık 2016 Cumartesi

İyi yıllar




Güzel kararlar aldım her sene olduğu gibi.
Ve her sene olduğu gibi yine o kararların çoğunu yapamıycam.
İşte hayata devam edebilmek için hedef belirlemek gibi.

Kısaca,

Yeni bir sayfa açılıyor önümüzde güzel anılarla doldurmak dileğimle.

26 Aralık 2016 Pazartesi

Yılın son hafta sonu




Yılın son hafta sonunu evde uzanıp mısır patlatıp bol bol film izlemeli geçirmek istedim.
Ama olmadı..
Biraz üşüttüm sanırım önce bir çay yapıp içimi ısıttım


Sonra da ön çizimini daha önce yaptığım bir tezhip çalışması geldi aklıma
Kalktım dosyamı açtım, boyalarımı hazırladım.
Ve ilk defa tezhipte çizip boyadığım çiçeklerden farklı olarak
Bu çizimi boyamaya çalıştım.
Maalesef hatalarım var. 
İlk önce anladım ki sulu boya ile boyama yapsam daha iyi olurmuş.
Hazırladığım karton pek uygun olmadı 
Çektiğim konturlarda da çizgilerim keskin olmadı.

Bu ilk çalışmaydı deyip daha sonrakilere bir tecrübe kazandım.



 Bunlarda daha önce çizip boyayıp konturlarını çektiğim kitap ayraçlarım.
Makasla kesip düzeltmelerini yaptım.
Bunlar içime sindi.

Bu hafta 2016'nın son günleri.
Bu sene çok üzdü beni, 
Dilerim şu son günlerde gider ayak tekrar üzmez.



19 Aralık 2016 Pazartesi

Kitap



2016 yılında 27 kitap okumuşum.

Allah bereket versin 
Seneye daha fazla okumayı nasip etsin.

Suzan defter - Ayfer Tunç 
Kapak kızı - Ayfer Tunç
Bitirgen - Figen Şakacı 
Pala hayriye - Figen Şakacı
Golem ve cin - Helene Wecker
Bir ses böler geceyi - Ahmet Ümit
Düş bahçelerinin uzağında - Lesley Kagen
Aşk yeniden - Robyn Carr
Garson ve mutlu - Fulsen Türker
Kırmızı saçlı kadın - Orhan Pamuk
Satranç - Stephen Zweig
Bana her şey seni hatırlatır - Beth Harbison
Hz.Muhammedin hayatı - Martin Lings
Yabancı - Diana Gabaldon
Kehribardaki yusufçuk - Diana Gabaldon
Kelile vedimme - Beydeba
Bülbülü öldürmek - Harper Lee
Klimananjaro'nun Karları - Hemingway
Suç uyanıyor - Sherlock Holmes
Mücellâ - Nazan Bekiroğlu
Bin muhteşem güneş - Khaled Hosseini
Eski İstanbul'da meyhaneler ve meyhane köçekleri - Reşad Ekrem Koçu
Aşk yolunda İstanbul'da neler olmuş - Reşad Ekrem Koçu
Binbirdirek batakhanesi Cevahirli Hanımsultan - Reşad Ekrem Koçu
Erkek kızlar - Reşad Ekrem Koçu
Britanya yolu - Amanda hodgkinson 
Bütün hikayeleri - Edgar Allan Poe



18 Aralık 2016 Pazar

Huzur





Bu fotoğrafa yakışacak en güzel kelime "Huzur" olurdu aslında.
Ama kalmadı ki o da.
Dünkü yaşanan gencecik askerlerimize yapılandan sonra.
Hele geçen hafta yaşananlardan sonra 
Daha 7 si olmadan..

Söylenecek sözümüz daha çok var ama yanacak yüreğimiz 
Kalmadı artık.
Her an ateşten bir gömlek sırtımızda sanki.
Bugün bu güzel güneşli günü kaçırmamak için
Urla'ya gittik yakın bir arkadaşımıza.
Dolaşıp biraz havamız değişsin dedik ama 
Aklımıza dünkü yaşananlar gelince 
Ne tadımız ne tuzumuz kalmadı.
Manzaraya karşı bir efkar sigarası yapıp sustuk.

Son olsun dedik son olmayacağını bile bile.

"Doğarken ağladı insan bu son olsun bu son"


Cem Karaca - Bu son olsun