Çelınç 6'da bugünkü sorumuz;
-Hatırladığın en eski anını anlatır mısın?
Hatırladığım en eski anım çocukluğumdan elbette ama bölük pörçük.
Hafif yokuşlu olan bir sokakta oturuyorduk. O zamanlar tv olmadığı için sokaktaki komşularımızla yazın kapı önünde oturmak her akşam rutindi. İçilen çaylar, yaşlı komşularımızın anlattıkları. Siyaset konuşurlar mıydı acaba? Hatırlamıyorum.
Belki de çocuk olduğum için anlamıyordum.
Sonra başka bir anı evimizin arka bahçesinden diğer sokağa çıkan kapının merdiveninde üzerimde annemin yerlerde sürünen tül sabahlığı elimde fırça mikrofon yapıp o merdivenlerden sahneden iniyormuş gibi bir edayla inip şarkı söylemem. Seyircilerim elbette annem, babam, dedem, babaannem ve halamlar.
Birde annemin köyüne gidip geldiğimiz bir gün akşam eve gelen babamı kardeşimle eve sokmayışımız. Babam biz yokken bıyıklarını kestirmiş ilk defa öyle görünce başka bir adam zannedip "Sen yabancısın babamız değilsin" diye ağlayıp durmamız. Hatta evimizin karşısındaki karakola doğru koşup kapıdaki polislere evimize girmeye çalışan yabancı bir adamı şikayet etmeye gidişimiz. Polisler bizi tanıdığı için gülmüşler sonra da eve yollamışlardı.
-Hatırladığın en eski anını anlatır mısın?
Hatırladığım en eski anım çocukluğumdan elbette ama bölük pörçük.
Hafif yokuşlu olan bir sokakta oturuyorduk. O zamanlar tv olmadığı için sokaktaki komşularımızla yazın kapı önünde oturmak her akşam rutindi. İçilen çaylar, yaşlı komşularımızın anlattıkları. Siyaset konuşurlar mıydı acaba? Hatırlamıyorum.
Belki de çocuk olduğum için anlamıyordum.
Sonra başka bir anı evimizin arka bahçesinden diğer sokağa çıkan kapının merdiveninde üzerimde annemin yerlerde sürünen tül sabahlığı elimde fırça mikrofon yapıp o merdivenlerden sahneden iniyormuş gibi bir edayla inip şarkı söylemem. Seyircilerim elbette annem, babam, dedem, babaannem ve halamlar.
Birde annemin köyüne gidip geldiğimiz bir gün akşam eve gelen babamı kardeşimle eve sokmayışımız. Babam biz yokken bıyıklarını kestirmiş ilk defa öyle görünce başka bir adam zannedip "Sen yabancısın babamız değilsin" diye ağlayıp durmamız. Hatta evimizin karşısındaki karakola doğru koşup kapıdaki polislere evimize girmeye çalışan yabancı bir adamı şikayet etmeye gidişimiz. Polisler bizi tanıdığı için gülmüşler sonra da eve yollamışlardı.
Kötü anılar var mıydı? Vardıysa bile hatırlayamıyorum?
Ah elbette vardı öğrenci olaylarının olduğu yıllarda üniversitede okuyan komşumuzun oğluna aşıktım. Adı Ahmet. Büyüyünce onunla evlenecektim öyle söylerdim hep. Evlerine gittiğimde o ders çalışırken ben de onun kalemleriyle verdiği kağıtlara resim çizerdim. Bir gün o öğrenci olaylarında içeri alındı Ahmet. Günlerce, aylarca evine gelemedi gözaltında olduğu için. Ama ben her akşam evlerinin kapısına gidip kapıyı çalardım. Bazen açmazlardı kapıyı eşiğe oturur ağlardım. Sonra dayanamaz açarlardı kapıyı odasına gidip yatağına oturup uyur kalırdım. Sonra oradan taşındığımız için ona ne olduğunu hatırlamıyorum.
Çocukluk anıları ne kadar da masum oluyor :)
YanıtlaSilBıyık meselesine oldukça güldüm yalnız :))) Ahhh çocukluk :)