5 Temmuz 2012 Perşembe
Bir ses vereyim dedim..
Yazmaz oldum pek farkındaysanız
İçimden gelmiyor düşünüyorum ne yazsam diye diyebilirim.
Kısa cümleler kuruyorum twitter hesabımda
Şu sıcak uzun yaz günlerinde serinlemek adına belki de..
-bunu yazarken mis gibi biber dolması koktu desem-
Buzdolabımda var dün yaptıydım yanına da cacık yapıvereyim
Ohhh bir de üzerine karpuz daha ne gerek ?
Hah güzel esintili bunaltmadan uyunabilecek bir gece..
Buralardayım aslında girip okuyorum blogları
Da
İşte yazasım gelmiyor..
Uğrarım yine...
4 Temmuz 2012 Çarşamba
9 Haziran 2012 Cumartesi
Annemin el işleri
Yine Didim'deyim.
Babaevinde yani..
Annemin yaptığı bereket kuşlarından
Bunlar siyah olduğu için
Karga bunlar diyor Annem..
Annemin işlerinden biri daha
Kot pantolondan çanta yapmış bana.
Sağolsun elleri dert görmesin inşallah..
Buda pantolondan bozma çanta
Hediye yapmış bunu bir akrabamızın kızına..
Şimdi de yukarıda bir iki eteğimin altını kısaltıyor,
Bir elbisemi de etek yapıyor
Makinası Köhler marka ayaklı makinalardan..
27 Mayıs 2012 Pazar
Tövbe ettim gene bozuldum
İzmir'in dağlarında bi iş görüşmesine gittim stop..
İğrenç bir yol yürüdüm
Yokuş çıktım topuklularla
Stop...
İş görüşmesinin ilk 5 dakikasından sonra
İşi almamak için elimden geleni yaptım stop....
Görüşme sonrası İzmir'in dağlarında
Oturdum kaldım stop..
Manzaraya karşı bir sigara yakıp
Keyfime baktım stop..
Sigaram bitince şirketi arayıp
İş için beni aramayın istemiyorum
Dedim stop...
Mutluyum stop..
Hala iş arıyorum stop...
25 Mayıs 2012 Cuma
Bir başka gece
Epeydir yazmıyorum boşladım buraları yine
Hani izlediğim blogları okumak için bile uğradığım yok pek
Farkında mısınız bilmiyorum.
Günler kimi zaman ağır geçerken bir de bakıyorum hafta sonu gelmiş
Baş döndürücü bir hızla.
Bunca koşturma arasında bir tek dışarıya çıktığımda
Metroda bişiler okumaya fırsat buluyorum desem inanır mısınız ?
Çok müzik dinliyorum bu günlerde ama dinlediklerimin ne olduğunu sorsanız
İnanın hiç biri hatırımda değil.
Muhasebe kursum devam hafta da 3 gün akşamları
Ama çok çabuk bitiyor keşke her akşam olsa hafta içi.
Şu an giriş yaptığımız yevmiye defteri tutmayı anlamasam da
Seviyorum işte..
Zayıfladığımı fark ettim bu günlerde tartı 51'ler de
Hiç hoş değil bu durum benim için
2 senedir accayip bir şekilde öğün bozukluğu yaşıyorum
Günde 2 kere yemek yiyorum
Yemek yapmıyorum geçiştiriyorum o an için bişiler
Hani o kurduğum sofralar falan sanmayın yiyorum
Yaparken doyuyorum zaten kokuyla
Diyetisyene gitsem diyorum kilo almak istiyorum desem
Kovar mı beni acaba ?
Buğday tanesi'nin düzenlediği kitaplaşma etkiliğini unutmuşum ben
Maillerimi karıştırırken fark ettim
Lale'nin bahçesinden özür dilerim
En kısa zamanda yerine getiricem bu etkinliğin şartını...
Hayır ayıp olan izlemiyormuşum da sayfasını
Neyse okudum biraz bakındım gezindim fikir edindim
Ne tür bişi yollayayım diye
Bir iki fikir çaktım da beynimde bakalım yerine getirelim.
21 Mayıs 2012 Pazartesi
Hafta sonundan
Cumartesi günü Kemalpaşa
Alaş Kazak Vadisine gittik
Yağmura rağmen gezdik, eğlendik
Atlara bindik
Nazar köy'e gittik
Nazar boncuğu nasıl yapılır izledik
Bol bol kiraz yedik.
17 Mayıs 2012 Perşembe
kısa kısa
Seviyorum oralara buralara takılıp olur olmaz şarkılar dinlerken
Birden kulağımda patlayan ezgiye sese kapılmayı.
Zeki Müren dinliyorum
İçim yıkanıyor, arınıyorum, kulağımın pası siliniyor
Bu dur diyorum bu onca dinlediğim arasında beni mest eden.
Bugün İzmir pek hırçın bir kadın kıvamında
Esiyor ama gürlemiyor
Zaten onca esmeye gürleyecek bulutlar da korkup kaçıveriyor bir acele
Bugün ve yarın sakın etekle çıkmayın derim dışarı
Millete göz banyosu yaptırmaya gelmez
Zaten mimli İzmirli kadınlar malum
Akşama Mehmet ali Birand'ın diline düşmeyelim
Kursa gidiyorum ben demiş miydim ?
2 hafta önce gittiğim bir iş görüşmesinde daha oturur oturmaz
Bismillah deyip netsis bilip bilmediğini sorduklarında anladım ki ben bu işi alamıycam
Çünki ben netsis kullanmayı bilmiyorum....
İşte bundan sebep kursa başladım
Muhasebe, netsis, eta öğrenmeye..
Şu an da teorik bilgiler kısmındayız
Fatura, muhasebe, çek, irsaliye nedirlerde.
Özlemişim eski işimi biliyor musunuz ?
Çalışmayı özlemişim daha doğrusu.
Bu yaştan sonra bakalım bari bu öğrendiklerimle bişi bulup
6,5 sene kalmış olan gün sayımı doldurabilirsem ne mutlu bana.
Şimdilik bunlar işte bu günlerde uğraşılarım.
15 Mayıs 2012 Salı
Ben bugün seni düşündüm evde
Ben bugün seni işe yolladıktan sonra geç kalktım biraz
Perdeler çekikti loş bir hal almıştı yatak odası
Uyuyakalmışım,
Kalktım çayı koydum ilk peşin daha yüzümü yıkamadan
Bilirsin çok çayda içmem ben ama pek içesim geldi bu sabah
Ekmek kızartmaya üşendim ama domateslerin kabuğunu soydum bilesin
Çay keyfi yaptım balkonda elimde bardak dolana dolana
Bir hurdacı geçti Sivas plakası yazıyordu el arabasında.
Sonra işe giriştim ev içinde
Ortalığı toparladım akşamdan kalan gazeteleri iyice dağıtmışız
Çamaşır yıkandı makinada onları astım.
Radyoda Safiye Ayla çalıyordu
Çiçekleri sularken seni düşündüm
Bir iki öpüşün, arkamdan usulca gelip sarılışın geldi aklıma
Tebessüm ettim kendi kendime..
İki kap yemek yaptım akşama buzdolabına kaldırdım
Akşama ben yokken geldiğinde ısıtıp yersin diye.
Çamaşırları toplarken fark ettim ki gömleğinin bir düğmesi kopmuş
Şimdi dikmezsem bir sabah aceleyle fırlarım yataktan
Sen işe geç kalmadan dikmek için
Dikiş kutusunu çıkardım camın kenarına oturdum
Dikiş kutusundaki düğmelerin arasından seçtim gömleğine uyacak düğmeyi
Radyoda hala Safiye Ayla çalıyordu
Bir kumru gelip balkon demirine kondu
Gözleriyle bir yandan kolaçan ederken etrafı ürkerek
Bir yandan da tatlı tatlı ötüyordu
Öğleden sonraydı sıcak basmıştı
Bir kadın sokaktaki çocuğunu öğle uykusuna çağırıyordu.
Radyoda Safiye Ayla şarkıları bitmişti.
Kapatıp radyoyu hazırlandım gitmek için.
Anahtarı paspasın altına koydum
Bakkaldan da bir ekmek ayırttım sana parasını ödedim
Akşama iş dönüşü ekmeksiz kalmayasın diye.
İşte yazıdaki o meşhur Safiye Ayla şarkıları bir tık lütfen
Perdeler çekikti loş bir hal almıştı yatak odası
Uyuyakalmışım,
Kalktım çayı koydum ilk peşin daha yüzümü yıkamadan
Bilirsin çok çayda içmem ben ama pek içesim geldi bu sabah
Ekmek kızartmaya üşendim ama domateslerin kabuğunu soydum bilesin
Çay keyfi yaptım balkonda elimde bardak dolana dolana
Bir hurdacı geçti Sivas plakası yazıyordu el arabasında.
Sonra işe giriştim ev içinde
Ortalığı toparladım akşamdan kalan gazeteleri iyice dağıtmışız
Çamaşır yıkandı makinada onları astım.
Radyoda Safiye Ayla çalıyordu
Çiçekleri sularken seni düşündüm
Bir iki öpüşün, arkamdan usulca gelip sarılışın geldi aklıma
Tebessüm ettim kendi kendime..
İki kap yemek yaptım akşama buzdolabına kaldırdım
Akşama ben yokken geldiğinde ısıtıp yersin diye.
Çamaşırları toplarken fark ettim ki gömleğinin bir düğmesi kopmuş
Şimdi dikmezsem bir sabah aceleyle fırlarım yataktan
Sen işe geç kalmadan dikmek için
Dikiş kutusunu çıkardım camın kenarına oturdum
Dikiş kutusundaki düğmelerin arasından seçtim gömleğine uyacak düğmeyi
Radyoda hala Safiye Ayla çalıyordu
Bir kumru gelip balkon demirine kondu
Gözleriyle bir yandan kolaçan ederken etrafı ürkerek
Bir yandan da tatlı tatlı ötüyordu
Öğleden sonraydı sıcak basmıştı
Bir kadın sokaktaki çocuğunu öğle uykusuna çağırıyordu.
Radyoda Safiye Ayla şarkıları bitmişti.
Kapatıp radyoyu hazırlandım gitmek için.
Anahtarı paspasın altına koydum
Bakkaldan da bir ekmek ayırttım sana parasını ödedim
Akşama iş dönüşü ekmeksiz kalmayasın diye.
İşte yazıdaki o meşhur Safiye Ayla şarkıları bir tık lütfen
14 Mayıs 2012 Pazartesi
Baharlık depresif hareketler
Yazıyı yazarken
Pink Floyd'dan eşlik etti bana
Tıklayın yaslanın arkanıza ellerinizi ensenize alın
Gözlerinizi kapatıp dinleyin derim
Alıp götürecek sizi eminim
Tıpkı beni alıp götürdüğü gibi
Havalarda bir kararsız ki
Hani yeni gelin gibi öylemi yapsam böylemi
Ordan mı tutsam şurdan mı kaldırsam ?
Oynarken kolumu kaldırsam mı kaldırmasam mı misali..
Gün içinde 4 mevsim birden yaşamak
Kaldıramıyorum...
Bahar mısın yaz mısın hani kış olsa bile ne fayda
Bişi değil vücut dengem bozuldu
Etkileniyorum ben yapma böyle lütfen
Zaten az aklım var bana yeten onuda harcatma bana
Dışarıda fırtına kopar benim beynim etkilenir
İçimde toz duman her yer
Yine girdim çıkmaz sokaklara
Bir kapı çalıp arka kapıdan çıkma gayretindeyim kendimi yitirmeden
Yardımcı ol bana
Hep günlük güneşlik ol
Baygın iğde kokuları, şakayıklar, güller, hanımelleri sarsın etrafı
Başım sarhoş hiç ayılmadan dolanayım ortalarda
Nasılsa kış gelince ilk sert rüzgarla gelirim kendime
O zamana kadar kim öle kim kala ?
13 Mayıs 2012 Pazar
Bir acı gelip boğazıma düğümleniverir kimi zaman....
Gece olup yastığa başını koyduğun anda gelip çörekleniverir mi bazı düşünceler aklına ?
Gün içinde lay lay lom geçerken hayatın ona buna gülüp laf yetiştirirken hayatı takmadan
Ya da takmaz görünüp itiverircesine beyninin en ücra köşelerine,
Sıkıştırırken kapanmayan valiz gibi bağlayıp
Gece olup yastığa koyuverdin mi başını hah işte o zaman meydan onlara kalmıştır
Çıkıverirler ortaya en acı, en yüksek çığlıklarıyla
Korkarsın aslında düşünmek istemezsin
Ama girdimi elma kurdu bırakır mı hiç seni kemirmeden ?
İçinde öten hiç bitmeyen ağustos ayına sahip cır cır böceği çalar da çalar
Bir sıkıntı önce kalbinde sanırsın maraton koşuyorsun
Boğazında düğümleniverir kimi duygular ne yenilir ne yutulur
Beynin bir makina hiç susmayan, yorulmayan, pas tutmayan
Geçer karşına bir sandalye atar ve başlar gün içinde beynine attıklarını ortaya çıkarmaya
İşte ne uyku kalır ne de hal...
Yüreğin sıkışır, beynin zonklar..
Yargılar seni..
Sen kendini...
Yapma böyle izin verme
Kalk ılık bir süt iç, bişiler oku...
Baktın olmuyor aynı hataları yapma, üzerinden geçme tekrar tekrar
Benden sana söylemesi
Yoksa sonun fena..
Nerden mi biliyorum ?
Çok zaman bende yaşıyorum
Gece olmasını istemiyorum,
Başımı yastığa koyup vicdanımı değil kendimi dinlemek istiyorum.
Yaptıklarım için tövbemin kabulunu diliyorum
Önce kendimden sonra da yaşattıklarımdan...
11 Mayıs 2012 Cuma
Hafta sonu İstanbul..
Hafta sonu bir kaçamak yapıp İstanbul'a gittik eşimle
Cumartesi sabahtan gittik pazar akşamı döndük.
Akşam Piyer Loti'de bir otelde kaldık
Zaten hemen Piyer Loti üzerinde.
Piyer Loti'ye bayıldım bayıldım...
Çektiğim fotoğraflardan anlatayım biraz
Bu grubu dinlemeyi severim
İstiklâl'de rastlayıp canlı dinleyince çok mutlu oldum.
Dinlemek isterseniz eğer,
Gece Piyer Loti Tepesi
Piyer Loti'ye çok dua ettim
Ne de güzel bir yere ismi verilmiş.
Eyüp Sultan'dan yayan olarak çıktık
Teleferiğe binecektik çok kalabalıktı
Ama o tepeden iniş çok güzeldi
Gecede geçtik ama manzaraya bakmaktan
Mezarlıkta olduğumuzu unuttuk
Gerçi ne farkı var
Dedem hep
"Ölülerden değil dirilerden kork" derdi.
Eminönü, Yeni Camii, Kuşlu camii
Hangisi gelirse aklınıza işte
Şu James Bond filmi çekimlerinden dolayı meydanda
Fotoğraf çekilemedik
Yalnız esnaf değil kuşlar bile dertliydi
Yeni Camiinin içi..
Ayasofya camiinde de bu levhalardan vardı
Hatırlıyorum
E o kadar gelipte bu sergiye gitmeden olmaz demi
İçeriye girdiğimizde ki o karanlık fonda klasik müzik
Ve birden karşımıza çıkan Van Gogh'un eserleri
Çok güzeldi.
O karanlıkta çekebildiklerimizden
Yerlere oturmuş zaten herkes izliyorlar
Geçen resimleri ve yanında beliren yazıları okuyup
Zaten sabah 5 te kalmışız havaalanına gitmek için
Oturduk yere bir ara içi geçmiş gibi olsa da eşimin :))
Demedim bişi artık
Sergi çıkışı Karaköy'de Topkapı sarayına karşı oturduk
Elimizde gevrek bakındık etrafa
Pazar günü Haydarpaşa Garı önünden geçerken
Pazar günü Bostancı'ya gittik
Bir arkadaşımla tanışmaya
Keyifli sohbetler ettik.
Güldük
Sağolsun Cadde'yi gezdirdi bize
Görmüş olduk işte.
Akşam yine havaalanına döndük..
3 Mayıs 2012 Perşembe
Anne evinden
Bu bereket kuşları anneme ait
Ben de görmüştü aldı evde artık kumaşlardan
Yapıvermiş.
Yeni uğraşısı bu son zamanlarda
Yapar artık sevdiklerine.
Bu etamin işini ben işlemiştim
Ortaokuldayken yaz tatilinde
Pano yaptık önce
Sonra da annem almış benden
Yastık yapmış.
Kırmızı yuvarlak yastık kumaşını ben almıştım
Ucuzluktan
Anneme verdim yastık yapmış.
Şimdi pek moda yuvarlak yastıklar malum.
Modaya uymuş annem.
not:
Mutfakta annem enginar pişiriyor
Bana özel...
30 Nisan 2012 Pazartesi
Deli Dumrul
Ne diyorsun ne söylüyorsun
Göz açıp da gördüğüm
Gönül verip sevdiğim
Koç yiğidim şah yiğidim
Tatlı damak verip öpüştüğüm
Bir yastıkta baş koyup emiştiğim
Karşı yatan kara dağları
Senden sonra ben neylerim
Yaylar olsam benim mezarım olsun
Soğuk soğuk sularını
içer olsam benim kanım olsun
Altın akçeni harcar olsam benim kefenim olsun
Tavla tavla koç atını
Biner olsam benim tabutum olsun
Senden sonra bir yiğidi
Sevip varsam beraber yatsam
Alaca yılan olup beni soksun
Senin o namert anan baban
Bir canda ne var ki sana kıyamamışlar
Arş şahit olsun sekizinci kat gök şahit olsun
Yer şahit olsun gök şahit olsun
Kadir Tanrı şahit olsun
Benim canım senin canına kurban olsun.
Deli Dumrul
Sesli kitaptan dinlemek ve daha nicelerine erişmek için
29 Nisan 2012 Pazar
Böylede bişi var...
Kayıtsız şartsız teslim olmak.
Aklın ve kalbin bir olup
Hiç muhalefet etmeden birbirine
Sessizlik yeminin suyundan içmesi.
Hangi şartlarda olur ?
Ne akıl kalbe akıl verecek
Ne de kalp aklı kandıracak ?
Bir atımda emir verdiği anda akıl
Kalbe giren kanı pompalamak için.
Kanın dolaşıp vücudu titrettiği anda
Şah damarında buluşmak.
Şu günlerde bunları düşünmekteyim
En çok da ayakta kaldığımda metroda
Başımı dayayıp kapıdaki cama...
26 Nisan 2012 Perşembe
Bugün
Bugün
Saçların çok güzel olmuştu
Sonra geçtiğin koridorlar çok güzel kokuyordu
Açtığın çekmeceler huzurluydu ses çıkarmamaya çalıştılar
Bugün
Mutfaktayken bir şeylere uzanmak için tezgaha dayandın
Yüzünü yıkarken su bütün yüzünü solaştı
Dudaklarından süzülüp çenenden düştü
Ne yapıyordun bilmiyorum
Elbisen kaydı vücudunda
İyice sarıldı sana
Bugün
Bir yere oturmuş dinlenmişsin,
Yumuşak bir koltuk sanırım.
Isınmış senle eşitlemiş sıcaklığını
Kokundan da çalmış biraz...
(Sahibinin sözlerinden...)
21 Nisan 2012 Cumartesi
Yazayım dedim işte
Çok tembelim bugünlerde biliyorum
Farkındayım.
Hatta bilgisayarı her açma tuşuna basışımda
"Bugün bişiler yazmak için zorlayacağım kendimi söz"
Diye içimden geçirsemde
O sözüme sadık kalamaıyorum bir türlü.
Birşeyleri değiştiriyim bari dedim
Gel gör sayfamın düzenine alışamayıp eski düzene geçmemi isteyen
Dostlarım sağolun
Demek ki dışta değil içte bişileri değiştirmem gerekiyormuş.
Demek ki dışta değil içte bişileri değiştirmem gerekiyormuş.
Baharın getirdiği o tatlı yorgunluk, rehavetlik sardı her yanımı.
Oysa Kitap fuarından aldığımkitapları yazacaktım ben.
Neyse fotoğraflarını çekemesemde yazı vereyim neler aldığımı.
Pazar günü gittim Füruzan "Benim sinemelarım" ı aldım imzalattım.
Bir de İskender Pala "Aşkname"yi alıp imzalattım ki zaten biliyorsunuz.
Salı günü yine gittim yalnız .
Yalnız gideceksin arkadaş kitap fuarına yanında biri oldumu onun takip ettiği kitaplar falan derken
Kendi alacağın kitaplar güme gidebiliyor.
Neler almışım o gün bi saniye
Bu kitabın filmini izlemiştim yıllar evvel
Animasyondu
Hatırımda kalmış
Can yayınlarında görünce hatırladım
Tabii hemen aldım.
Herman Hesse'yi nereden buldun çıkardın derseniz
Vereceğim cevap o kadar saçma gelir ki size anlatamam.
Okuduğum bir kitapta bahsedilen bir konuyu
Bu yazarın yazdığı kalmış aklımda
Ama tabii yanlış bilgiymiş.
Ama en azından bir yazar tanımış olucam okuyunca.
Aslında hangi kitabını okumaya başlasam
10 sayfa sonra verdiği sıkıntıyla atmak istesemde elimden
Daha sonra tekrar elime aldığımda
Her sayfayı çevirdiğimde kahroluyorum.
Niye böyle yapıyorum diye.
Dostoyevski'yi her okuduğumda
Önümde ufkumun açıldığını hissediyorum.
Dostoyevski ile aramızda
Nefret ve sevgi konulu bir aşk yaşıyoruz sanırım.
Sanırım bu kitabı alırken
Her çarşamba kayınvalidemde bana zorla izlettirilen
Muhteşem yüzyıl dizisinin bilinçaltıma yaydığı sinyallerden etkilendim.
Bu kitabı gördüğümde
Sevgili Leylak Abla'mın balkonundaki güvercinler geldi aklıma.
Hele bi okuyayım kendisine yollamayı düşünüyorum.
Buradan bi haber edeyim dedim.
Bunları aldım işte.
İyi okumalar bana...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

.jpg)
.jpg)







