22 Ocak 2012 Pazar
Pazar kokuları
Hadi dedik bugünde pazar kahvaltımızı beleşe getirelim
Hem seyahatte olup yeni dönen kayınvalidemi de görmüş oluruz
Kalktık aradık annemi çayı koyuyorum ekmek alın gelin dedi.
Hava da bahardan çalınmış bir gündü sanki yürüdük gittik
Yolda Şirinyer pazarından dönenler vardı bi teyzeme az kalsın
"Pazar nasıldı teyzecim" diye soruyordum tuttum kendimi...
Kahvaltımızı yaptık dönüşte pazara uğradık
Yalnız karar verdim artık pazara çarşambaları gelicem tek başıma
Yanında adamla pazar olmuyor arkadaş.
Kereviz almak için canını dişine takan beni anlayamadı bi türlü..
Börek yapmak için balkabağı alıcam bana habire yeşil kabakları gösterip durdu.
Masus yapıyor sanırım hani bi daha onunla gelmiyeyim diye.
Eve geldik bi heves tariflere baktım şöylee portakal suyuyla zeytinyağlı kereviz yapmak için
O da ne ben adamla uğraşırken havuç almayı unutmuşum.
Aman dedim eksik kalsın olmayıversin napayım.
Pişirdim yemeğimi yanına dereotu, taze soğan ekleyip bi afiyetle yedim.
Hani laf aramızda parmaklarımı yiyecektim pek sevdim portakal soslu kerevizi.
Şimdi de Behzatçığımı bekliyorum.
Salamura yapraklarımı suya koydum hazırlıycam içini
Yayılıcam şöyle yere salonda sobanın yanına bi yandan yaprak sarıcam
Bi yandan da behzatçığımı izliycem hadi bakalım...
21 Ocak 2012 Cumartesi
Mutfağımdan...
Bu ahşap bardaklığı tee bekarken işyerimde yaşgünü hediyesi almıştı arkadaşlarım.
Kimi bardakları kırılsa da çoğu mevcut hala..
Bu hoş baharat takımını da eşim taa çıkarken almıştı bana hediye olarak
Küçük baharatlıkları da böyle birde tuz ve karabiberliği de var
Bu ferforjeyi yeni evliyken yaptırmıştım.
Ahşap tepsiyi eski çalıştığım yerde ticket kullanırdık bi mağazadan almıştım.
Sarı baharat takımı da İzmit'te yaşayan çok yakın bi arkadaşımın hediyesi
Yeşil kırmızı sarılmış tuzluklar eşim için
Kaf sin kaf !
Elma desenli süs Viyana'ya giden yakın bi arkadaşımın oradan hediyesi
Mor sarımsak torbası da Annemin yeni icadı.
Teyzemin kızı bi perdeciden numunelikleri almış dağıttı bizlere
Kimi örtü yaptık kimi fiskosa
Annem'de basit bi şekilde makinada geçti böyle sarımsak torbası yaptı.
Şimdi yapıp yapıp eşe dosta hediye ediyor içinde sarımsağıyla birlikte.
Ah bu arada iflah olmaz bir
National geographic dergisi okuruyum ben.
Bu seneki masa takvimini böyle asıverdim.
20 Ocak 2012 Cuma
Günün kırıntıları
Geçen günlere göre daha iyi bugün hava sanki.
Güneş var en azından kırıyor soğuğu.
Evi bi toparlamam gerekiyordu yaptım işlerimi hallettim.
Teyzemin eşi rahatsızdı kalktım onlara gittim oturdum biraz.
Dönüşte otobüsten inince parkta oturdum biraz güneşe karşı ısınayım dedim.
Çıkardım kitabımı okudum.
Şunu anladım ki Dostoyevski büyük bi yazardır eyvallah
Ama bana çok ağır geliyor yaa...
Beyaz Geceler kitabı güzeldi bak hoşuma gitmişti.
Ama "Yer altından Notlar" kitabı biraz ağır gidiyor.
Belki de okuduğum ortamlar sıkıcı olabilir o yüzden..
Parkta oturdum ve güneşe karşı iyi okudum ne zamandır
Sonra da aklıma kadınların her gün kendilerine sorduğu bi soruyu sordum
"Akşama ne yemek yapsam"
Evdeki malzemeleri geçirdim kafamdan ve
Hamur tutup kolay pişi yapmaya karar verdim.
Yanına da çay, zeytin, peynir sobayı a yakarım
Ohh....
Tarif için tık; kolay pişi
Güneş var en azından kırıyor soğuğu.
Evi bi toparlamam gerekiyordu yaptım işlerimi hallettim.
Teyzemin eşi rahatsızdı kalktım onlara gittim oturdum biraz.
Dönüşte otobüsten inince parkta oturdum biraz güneşe karşı ısınayım dedim.
Çıkardım kitabımı okudum.
Şunu anladım ki Dostoyevski büyük bi yazardır eyvallah
Ama bana çok ağır geliyor yaa...
Beyaz Geceler kitabı güzeldi bak hoşuma gitmişti.
Ama "Yer altından Notlar" kitabı biraz ağır gidiyor.
Belki de okuduğum ortamlar sıkıcı olabilir o yüzden..
Parkta oturdum ve güneşe karşı iyi okudum ne zamandır
Sonra da aklıma kadınların her gün kendilerine sorduğu bi soruyu sordum
"Akşama ne yemek yapsam"
Evdeki malzemeleri geçirdim kafamdan ve
Hamur tutup kolay pişi yapmaya karar verdim.
Yanına da çay, zeytin, peynir sobayı a yakarım
Ohh....
Tarif için tık; kolay pişi
17 Ocak 2012 Salı
Elektrik var bende çarpabilirim
Hep hastalık hep hastalık nereye kadar di mi?
Kalktım bugün...
Dün de kalkmıştım aslında tüm gün hastanedeydim eg çekimi reçete beklerken falan
Neredeyse tam gün çalışır gibiydim.
Allah'tan caanım arkadaşım orada çalışıyor da
Onun bölümündeki özel dinlenme odalarında oturdum.
Bugün de işim vardı dışarıda ama erteledim yarına.
E kadın kısmısı evde durur da temizlik yapmazsa olmaz di mi
Yok kızım yok kalk toparla biraz evini dedim.
Sildim, süpürdüm balkonu yıkadım.
Balkonun uç kısmına toplanan sular buz tutmuş.
Yıkandı balkon asıldı çamaşırlar akşam olmadan toparlamalı.
Eh bunca işe karında acıkır
İki tel pırasa ve havuçla yemek yaptım kendime
Yarım limonu da kabuğuyla beraber dilimleyip attım yemeğe
Aman yemesi pek güzeldi doğrusu.
Akşama Allah kerim....
Akşama adam mesai kalıcak mış o yüzden yemek derdim yok.
Evin sigortaları durup dururken atıyor elektrikçiye söz verdim bu gün ama
Kendisi henüz teşrif etmediler
Hani baktım gelmedi bugün başka elektrikçi mi yok
Elimi atsam 100 watlık enerjiyle çarpabilirim olmadı sigortaları attırırımm...
Kalktım bugün...
Dün de kalkmıştım aslında tüm gün hastanedeydim eg çekimi reçete beklerken falan
Neredeyse tam gün çalışır gibiydim.
Allah'tan caanım arkadaşım orada çalışıyor da
Onun bölümündeki özel dinlenme odalarında oturdum.
Bugün de işim vardı dışarıda ama erteledim yarına.
E kadın kısmısı evde durur da temizlik yapmazsa olmaz di mi
Yok kızım yok kalk toparla biraz evini dedim.
Sildim, süpürdüm balkonu yıkadım.
Balkonun uç kısmına toplanan sular buz tutmuş.
Yıkandı balkon asıldı çamaşırlar akşam olmadan toparlamalı.
Eh bunca işe karında acıkır
İki tel pırasa ve havuçla yemek yaptım kendime
Yarım limonu da kabuğuyla beraber dilimleyip attım yemeğe
Aman yemesi pek güzeldi doğrusu.
Akşama Allah kerim....
Akşama adam mesai kalıcak mış o yüzden yemek derdim yok.
Evin sigortaları durup dururken atıyor elektrikçiye söz verdim bu gün ama
Kendisi henüz teşrif etmediler
Hani baktım gelmedi bugün başka elektrikçi mi yok
Elimi atsam 100 watlık enerjiyle çarpabilirim olmadı sigortaları attırırımm...
14 Ocak 2012 Cumartesi
Hastayım demiş miydim
Salondaki sehpamın üzerini bi görseniz korkarsınız
Kabukları soyulmuş, dilimlenmiş ayva tabağı ve tuzluk
Su şişesi 2 boş su bardağı
Öksürüğüm için aldığım antibiyotik, vitamin hapları burun açıcılar
Sırtıma ve göğüs kafesime sürdüğümüz vicks ve havlu
Tansiyon ölçüm aleti ve ölçtüğüm tansiyonumu yazdığım doktorun verdiği kart
Burnumu silmek için tuvalet kağıdı hastane evrakları
Ne görecek gözüm var ne de kaldıracak gücüm.
Dün 9 Eylül Üniversite hastanesine gittim Allah'tan yakın arkadaşım orada çalışıyor
Bana randevu aldı, kan vereceğim zaman arkadaşına yolladı beklemeden yaptım işlerimi
Nöroloji doktoru 2 tahlil daha istedi ona da randevu aldı.
Başımdan eg çekeceklermiş pazartesi yapılacak saçım başım temiz olmalıymış
Bi de tekrar tomografi istedi.
Benim anlattıklarımdan çıkardığı pek iç açıcı değildi sanki
Şüphelendiği bişiler varmış beynimdeki bi damarda baloncuk olabilir miş
Tabii tahliller belirleyecek ne olduğunu gönlümüzü ferah tutmak lazım.
Ama bir de lanet bi öksürük bırakmıyor beni
Her öksürdüğüm de ciğerlerim yırtılıyor du sanki.
Dün mahallemizdeki sağlık ocağına gittim doktor çok güzel ilgilendi
Bayıldım kendisine.
Zaten herkes onu beğeniyormuş nasıl da kalabalıktı..
Verdiği antibiyotik sayesinde dünden şu saate kadar hep yattım.
Ne tv izledim, ne başka bişi.
Uyu uyu da bi yere kadar sırtım ağrıdı, başım ağrıdı.
Bir ara accayip terledim kalktım üzerimi değiştirdim.
Pek vicks kokuyor ortalık kusura bakmayın artık..
12 Ocak 2012 Perşembe
Yürüyüş esnasında
Antonio Vivaldi
Sabah akşam bıkmadan dinleyebileceğim klasik müzik üstatlarından..
Pîrî diyelim hatta....
Sabahları yürüyüş sırasında dinlerken özellikle de bu eserde
Görkemli bi şatoda sanki sosyete tanıtım balosunda gibi sanıp kendimi
Yolları seke seke gittiğimin farkına varıyorum...
Etrafıma bakıyorum
Herkes ellerini kaldırmış kültür fizik hareketleri içinde
Kimi kollarını sinirli sinirli kaldırıp indiriyor
Hani yürüyüş değil de yürüme savaşı yapıyor gibiler.
Oysa şu güzelim eserleri dinleseler
Ne dert kalır ne de tasa...
11 Ocak 2012 Çarşamba
kısa kısa
Hava soğuk ve benim ısınmam lazım.
Evet sokağımızdan geçmiş doğalgaz ama bizim apartmana uğramamış daha.
O yüzden kömür sobasını yakıp yanındaki pencere kenarına oturup
Sırtımın ısınmasını sağlarken dışarıyı seyretmeye bayılıyorum.
Hele bir de yağmur yağıyorsa of of değmeyin keyfime
Önceki yaşamımda bir kediydim belkide.
Sokak kedisi olamam soba yanlarını seviyorum
Eski bir konakta Madam Eleni'nin kıymetli kedisiydim belkide
Boynuma kırmızı kurdele bağlamış olabilir mesela.
Pazar günü yaşadığım rahatsızlığım geçti çok şükür
Bol sıvı tüket dediklerinden su, meyve suyu ne varsa içiyorum da
Özellikle bu soğuk havada sürekli ziyaret ettiğim klozetin
Oturma yerinin ısıtmalı olmasını istemem lüks'mü?
Yalnız bir öksürük başladı bu sabah
Hastaneden alamadığım randevuyu
Hastanede çalışan caaanımm bi arkadaşım sayesinde aldık.
Cuma sabahı saat 8'de burda ol dedi.
Bakalım onlar ne diyecek.
Isınmam lazım demiştim di mi?
Neredeyse 6 koli var açılmamış, içi kitap dolu
Küçük odaya kitaplık aldığımızda açılmak üzere bekliyor.
Annem bu kolilerde ne olduğu sorusuna kitap dediğimde
"Siz de yememiş içmemiş kitap almışsınız" diyince
"İyi de okuduk hepsini anne ne yapayım" dediydim.
Şimdi onları açıp hem aklıma gelen bişeyi aramam lazım
Hemde ısınmak için iş yarattım kendime.
Hadi bi nescafe yapın pencere yanına gidin yağan karı izleyip şu şarkımı dinleyin...
Evet sokağımızdan geçmiş doğalgaz ama bizim apartmana uğramamış daha.
O yüzden kömür sobasını yakıp yanındaki pencere kenarına oturup
Sırtımın ısınmasını sağlarken dışarıyı seyretmeye bayılıyorum.
Hele bir de yağmur yağıyorsa of of değmeyin keyfime
Önceki yaşamımda bir kediydim belkide.
Sokak kedisi olamam soba yanlarını seviyorum
Eski bir konakta Madam Eleni'nin kıymetli kedisiydim belkide
Boynuma kırmızı kurdele bağlamış olabilir mesela.
Pazar günü yaşadığım rahatsızlığım geçti çok şükür
Bol sıvı tüket dediklerinden su, meyve suyu ne varsa içiyorum da
Özellikle bu soğuk havada sürekli ziyaret ettiğim klozetin
Oturma yerinin ısıtmalı olmasını istemem lüks'mü?
Yalnız bir öksürük başladı bu sabah
Hastaneden alamadığım randevuyu
Hastanede çalışan caaanımm bi arkadaşım sayesinde aldık.
Cuma sabahı saat 8'de burda ol dedi.
Bakalım onlar ne diyecek.
Isınmam lazım demiştim di mi?
Neredeyse 6 koli var açılmamış, içi kitap dolu
Küçük odaya kitaplık aldığımızda açılmak üzere bekliyor.
Annem bu kolilerde ne olduğu sorusuna kitap dediğimde
"Siz de yememiş içmemiş kitap almışsınız" diyince
"İyi de okuduk hepsini anne ne yapayım" dediydim.
Şimdi onları açıp hem aklıma gelen bişeyi aramam lazım
Hemde ısınmak için iş yarattım kendime.
Hadi bi nescafe yapın pencere yanına gidin yağan karı izleyip şu şarkımı dinleyin...
10 Ocak 2012 Salı
havadis var havadis
Ay hep hastalık, hastalık nereye kadar
Neşelenelim birazda di mi ama şekerim
İi çift dedikodunun, muhabbetin belini kırıverelim.
Bu "Havadis" sözcüğü pek meşhurdur bizim ailede
Bunu duydun mu kulaklarını dikivereceksin dinleyeceksin ne olup bitiyo
Kim kime ne demiş neden demiş nerede nasıl demiş öğrenip diğerlerine aktarman lazım
Ha sakın öyle dedikoducu sanmayın bizim aileyi haa
Ay Allahaşkına ayrıca biz üstüne bişi ekleyip anlatmıyoruz ki
Bişeyi ailede herkes bilir ama kimse bilmiyor muş gibi davranır
Ortaya çıkınca da "Ay ben biliyordum" "Ay bende biliyordum ama kimseye deme dediler diye diyemedim" ler havada uçuşur.
Şimdi efendim ailemizde teyzelerimden birilerininoğlunun bebeği oldu erkek bebek
Malum isim tartışmaları aldı yürüdü.
Bebeğin baba tarafı yok eşimin ismi olsun dedi
Gelinin anne tarafı eşim vefat etti onun ismi olsunlar büyüdü büyüdü
Dede hastalar oldu, Babaanne sözünden dönmedi, anaanne kızımın sütleri kesildi derkennnn
İş eltilere, kadar sıçradı gitti....
Her dakka yeni bi havadis.
Paylaşılır ama kimselere demeler sonra da öğrenince hani demicektinler
Yok ben senden değil te öbür kişiden duydumlar
Ortalık pek şenlikli amma hani olan evlatlara, büyüklerin hasta olmasına kadar gidiyor.
Hani ortalığı yatıştırmak isteyenlerde suçlanıyor falan derken velhasıl yeni havadisleri duymak istemez olduk.
Suçlanan elti bana gelmek ister doya doya konuşmak istiyorum demek için
Gel gör dert yanacağı kişi teyzem anne yarım herşeyim.
Bide kendi şişliğini indiricek ben şişicem aman kalsın.
Kimseler gelmesin.
İyi oldu zaten bi yandan hastalığımı bahane edip kimseyi kaldıracak gücüm yok diyorum.
Annecimde "aman boşver çağırsan da yalnız çağırma illa birilerini daha çağır ki sen arada kayna" diyor.
Bizim aile pek şenlikli hep bişiler olur illa ki
Haber veririm yeni havadis olursa belki
Ama benden duymadınız ona göre...
Neşelenelim birazda di mi ama şekerim
İi çift dedikodunun, muhabbetin belini kırıverelim.
Bu "Havadis" sözcüğü pek meşhurdur bizim ailede
Bunu duydun mu kulaklarını dikivereceksin dinleyeceksin ne olup bitiyo
Kim kime ne demiş neden demiş nerede nasıl demiş öğrenip diğerlerine aktarman lazım
Ha sakın öyle dedikoducu sanmayın bizim aileyi haa
Ay Allahaşkına ayrıca biz üstüne bişi ekleyip anlatmıyoruz ki
Bişeyi ailede herkes bilir ama kimse bilmiyor muş gibi davranır
Ortaya çıkınca da "Ay ben biliyordum" "Ay bende biliyordum ama kimseye deme dediler diye diyemedim" ler havada uçuşur.
Şimdi efendim ailemizde teyzelerimden birilerininoğlunun bebeği oldu erkek bebek
Malum isim tartışmaları aldı yürüdü.
Bebeğin baba tarafı yok eşimin ismi olsun dedi
Gelinin anne tarafı eşim vefat etti onun ismi olsunlar büyüdü büyüdü
Dede hastalar oldu, Babaanne sözünden dönmedi, anaanne kızımın sütleri kesildi derkennnn
İş eltilere, kadar sıçradı gitti....
Her dakka yeni bi havadis.
Paylaşılır ama kimselere demeler sonra da öğrenince hani demicektinler
Yok ben senden değil te öbür kişiden duydumlar
Ortalık pek şenlikli amma hani olan evlatlara, büyüklerin hasta olmasına kadar gidiyor.
Hani ortalığı yatıştırmak isteyenlerde suçlanıyor falan derken velhasıl yeni havadisleri duymak istemez olduk.
Suçlanan elti bana gelmek ister doya doya konuşmak istiyorum demek için
Gel gör dert yanacağı kişi teyzem anne yarım herşeyim.
Bide kendi şişliğini indiricek ben şişicem aman kalsın.
Kimseler gelmesin.
İyi oldu zaten bi yandan hastalığımı bahane edip kimseyi kaldıracak gücüm yok diyorum.
Annecimde "aman boşver çağırsan da yalnız çağırma illa birilerini daha çağır ki sen arada kayna" diyor.
Bizim aile pek şenlikli hep bişiler olur illa ki
Haber veririm yeni havadis olursa belki
Ama benden duymadınız ona göre...
9 Ocak 2012 Pazartesi
İşin şakası hastayım
Küçük kız küçük kız söyle bana ne oldu?
Ne şarkıydı ama :)
Başımı sallaya sallaya söylerdim küçükken
Bi de yandan iki at kuyruğu yapıp saçımı.
Gerçi yazacaklarım biraz sıkıntılı da olsa
Aklıma geliverdi bu şarkı.
Hikaye şu;
Cumartesi günü malum gün'üm vardı.
Bir de hazır millet gelmişken okumada yapıverelim dedik hani yeni ev yeni hayat hayırlı olsun gibisinden.
Koşunduk annemle kendimizce adettir ya hani tavuk, nohutlu pilav irmik helvası aman çayın yanına ikramda olsun az olur dedik helva. Ev toparlandı temizlendi işte eni konu. Hani gelecekler kırk kat yabancı olsa. Teyzelerim, kızları, kayınvalidem, elticim arkadaşım falan filan. Akşama kaldı kayınvalidem yemek yedik turşu yedim malum nohut yemeği yanında. Hatta bir ara "Sanki kanımda, vücudumda çok fazla tuz var gibi geliyor " dedim bir ara.
Neyse gece oldu yattık. Ama bende bi sıkıntı. Hani midem desem değil, ama başım dönüyor şakaklarımdaki damarlarım çatlıycak sanki şişti.
Sabaha karşı kalktım su içeyim lavaboya gireyim dedim. Girdimde girdiğimi hatırlıyorum bir de "Kütt" diye bi sesi. Meğer kalkıp çıkınca banyonun eşiğine çarpmışım başımı annem duymuş kalktı beni koridorda upuzun yatarken bulmuş. Annemin sesini duydum "şenizz" diye bağırıyor. Eşim kalkmış sesine annemin ben duyuyorum ama ne gözlerimi açabiliyorum ne de cevap verebiliyorum onlara. Beni koltuğa yatırdılar kendime geldim biraz, annem acile gidicez dedi üstüme giymem için bişi veriyor kusmuşum o sırada yerde. Kalktık gittik sabah 4'de. Serum verdiler tansiyonumu ölçtüler kalbimi ölçtüler kan değerlerime baktılar kan şekerin biraz yüksek dediler falan. Ben kendime geldim hani yazında olmuştum ama o zaman başkaydı. Yattım acilde sabah 7'ye kadar. Sonra düzeldim saldılar bizi eve. Geldik yattık tekrar uykusuzdum çünki.
Sabah saat 10 gibi yine lavaboya kalktım bu sefer hissettim olacakları eşimi çağırdım beni kaldırması için o sırada ben yine gittim annem koştu yine ben sadece beni şuraya yatırın demişim koridoru gösterip. koltuğa yatırdılar yine hazırlık yaptık acile tekrar gittik. Bir de başımın arkasında geceki düşmeden ağrı kolumda sırtımda ağrılar hissetmeye başladım. Acile girdim sabah da geldiğim geri gönderildiğimi söyledim tomografi çektiler bu sefer bişi çıkmadı çok şükür. Yalnız tansiyonun düşmüş, vücudun susuz kalmış sıvı tüket dediler ve tekrar eve geldik. Beyin kanaması riskine karşı uyardılar gözlem yapın bişi olursa gelin dediler. Şükür dünden bu yana iyiyim. Uyudum fakat hep uyandırdı annemle eşim beni.
Rabbim kimselere nasip etmesin çok zormuş.
Şimdi tüm tahllil ve sonuçları alıp bide üniversite hastanesinde beyinle ilgili bölüme gidicem bakalım inşaallah bişi çıkmaz.
6 Ocak 2012 Cuma
İş görüşmesi
Bir garip iş görüşmesinden daha alnımın hakkıyla sıyrılmış bulunmaktayım.
İlk defa başıma geldi anlatırlardı da anlamaz abartıyorlar derdim
Doğruy muş!
Meğer çalıştırdıkları elemanları özellikle bayan olanları taciz etmeye meraklı ne patronlar varmış be.
Neyse görüşmede bunun farkına varıp ona göre cevaplarla işe alınmamak adına yaptığım anlatımlarla işi alamadığımı kesin alındın imasına rağmen aradan geçen zamandan sonra anladım. ayrıntı önemli değil görüşmenin eni konu çapı belli bu yazıyı okuyabilen herkes anlayabilir neler olduğunu. Ama asıl şaştığım o kişiyi düzeltmek yerine o hali içindeki konuşmalarına içimden gülerek, dışımdan cevaplarımla alay ederek seyretmenin ne de çok hoşuma gittiğiydi. Hani biri boğulsa gözüm önünde elimden geldiğince kurtarmaya çalışmaya çalışan ben çok hoşlandım o hal ve tavırdan. Zaten ben bişi desem anlayacak mı? Hayır. bırak dedim kendi pisliğinde boğulsun.
Evet hala iş arama çalışmaları içindeyim.
En azından ÇIKIŞ SAATİ BELLİ bir iş olursa çok mutlu olucam....
2 Ocak 2012 Pazartesi
Umutsuzluk elma kurdu gibi...
Her şeyim hazırdı oysa yazabilmek için. Masama ışık soldan vuruyor, kulağımda da; Vivaldi
Ama bunca umutsuzluğa yer olmamalı hayatımda varsın güneş ısıtmıyor olsun içimi bir kedi tembelliğinde penceremin kenarında uzanmış battaniye altında kitap okurken beni, varsın parmaklarım üşüdüğü için parmak ucu kesik eldiven takıyor olayım. ara sıra uzanıp yanımdaki sehpadaki kış çayına bir iki yudum aldığımda içim de ısınır. Isınmak iyidir insanı harekete geçirir.
Ev soğuk diye yataktan çıkmadığımı bilirim. Isınmak için de iş yapıp evimi çiçek gibi yaptığımı mesela.
Bir keresinde çok soğuktu tv'ler bangır bangır "İzmir soğuk olucak" diye bağrınmıştı. Bense ısınmak için evde iş yapıp çamaşır asmaya çıkmıştım. Asarken yanımda da şimdi kayıp olan köpeğimiz Lucky duruyor, bana mandal uzatıyor aslında bahçede olmaktan sıkıldığından, onu bulduğumuz sokaklara geri yollamamızı istediğinden bahsediyordu. Bir ara durdum sanki herşey durdu. Ağzımdan çıkan duman kristallere dönüştü, mandalı dahi hissedemeyen parmaklarımı burnuma götürdüğümde yerinde olmadığını fark ettim. Dönüp Lucky'ye baktım ıslak burnunun buz tuttuğunu düşündüm. "Hadi Lucky hadi bırak mandal vermeyi, hemen aşağıya inip sobayı yakalım. Seninde örtünü sereyim yanına bi güzel uzan uyu şu soğukta sokaklara dönme isteğini ertele yaz gelsin bakarız" dedim...
Koştur koştur indik merdivenleri yaktık sobamızı örtüyü serene kadar Lucky kapı önünde bekledi ben seslenince içeri doğğğruu yerine geçti kıvrıldı yattı burnundan sokağa çıkmasına izin verilmeyen çocukların oflayıp, puflamasını andırır bi sesle. Uzanıp çek yata kitap okudum ona Jane Austin'in "İkna" kitabını.
Bir yılbaşı daha geçti gitti ömrümüzden.
Bir hafta öncesinden ayırttık yerimizi eğlenceye gittik
Kadın kısmının derdi biter mi?
O elbise mi şu etek mi?
O çorap uyar mı saçlarımı boyasam mı?
Allah'tan aklımda kıyafetimi hazırladım rahat ettim.
Yoksa uyku falan kaçardı ne giysem diye düşünmekten.
Kalktık gittik ailecek..
Aman bi kalabalık millet saat daha 10 olmadan uçmuş
Eşim çok içti hani yeni yıla neredeyse yalnız girecektim.
Şunca yılda ilk defa bu kadar sarhoş gördüm eşimi
Koluna girip arabaya oturttum arka koltuğa uyudu gitti...
Ben de tekrar eğlenceye dönüp bol bol oynadım...
Zaten kalkıp hiç oynamayan eşimi fark eden olmadı
Gece bitip giderken vedalaşırken aradı gözler.
Velhasıl twitter'de de yazdığım gibi,
Gecenin sonu koca sarhoş olmuş arabada uyur,
Kadın kısmısı roman oynar 2012'ye hoşgeldikkkkk...
31 Aralık 2011 Cumartesi
Hoşgele 2012
Yeni yılın
Kellere saç, hastasına ilaç,
Züğürte para, sıvacıya mala, işsize iş, dişsize diş,
Olmayana çocuk, üşüyene gocuk,
Colaya buz, yemeğe tuz,
Nazar değmişe hoca, evde kalmışa koca,
Dırdırcıya akıl, onu çekene sabır,
Vermesini diliyor
Mutlu yıllar diliyorum..
29 Aralık 2011 Perşembe
İş görüşmesi
Bir garip iş görüşmesi yaşadım dün telefonda.
Bir iş için başvuruda bulundum bir otomobil satış firmasına
Ki ben kesinlikle otomobilden anlamam
Telefon geldi şaşırdım
Beni ... otomobil firmasından aradığını söyledi x bey
İnternet sitemizi gördünüz mü dedi .
İyi ki bakmışım hah dedim sınava çekiliyorum..
İşte efendim iş ön muhasebe değil miş oysa benim cv'imde daha önceki çalıştığım yerlerde ön muhasebe yaptığımdan işin farklı olduğunu söyledi telefondaki x bey,
Bende işin ne olduğunu sordum işte efendim excell biliyor muymuşum evet dedim o zaman işte gelen arabaların kaydının yapılacağını fotoğraflarının çekilip logo yapıştırılıp satış için şirket ve satış internet sitelerine ekleneceği falan filan mış.
Ay zaten ben excell biliyorum bide foto çekicem ki en sevdiğim iştir ben zaten evimde yaptığım yemekleri, el işlerini fotoğraflamıyom mu hah işte bak üstüne para alıcak tım burada....
Amma velakiniiii efendim x bey dedi ki birazda kırılaraktan hani beni kırmamak adına
"Yaşınız biraz büyük, hani burada muhasebede, satışta çalışanlar sizden yaşça küçük haa burada abi-kardeş ilişkisi vardır ama hani sizden evrak isteyecekler falan nasıl olur ki?"
Ah ben uçarı kaçana göçene lafını yapıştıran ben sustum diyemedim ki "Ne yani hem abi-kardeş ilişkisi var hemde nasıl hitap edecekleri konusunda daha büyümediler mi? Ayrıca madem yaşım sorun orada belirttiğinize rağmen -30 yaş altı diyordu- başvurmuşum da niye baştan beni elemeyip telefonla ararsınız ki?"
Diyemedim diyemedim...
Diyebildiğim "Ben hangi işe girsem önce telefon bakma diye alınıp daha sonra bende gördükleri merak ve ilgiyle, akılla bana iş öğretip beni başka bölümlere aldıkları oldu. Hah bide x beye kalkıp eski işyerimde ihrac edilecek tişörtler için tek tişörtün ağırlığını ölçüp gidecek adede göre koli siparişi verip konteynerde yer ayırtıp ihracat evraklarını hazırlama işini de yapan bendim dedim iyiki demişim anlasın yani ne işler yapmışım.
Acaba benden ben çalışırım her koşulda ne olucak ki dememi bekliyordu ki ?
Bilemedim...
Bu arada işi alamadım sanırım yaşımdan dolayı....
Bu ülkede 35 yaşını geçtiysen iş bulman çok zor kardeşim...
6,5 senem kalmış sigorta günümün dolmasına tekstile mi girsem ayakçı olarak acaba ?
Bir iş için başvuruda bulundum bir otomobil satış firmasına
Ki ben kesinlikle otomobilden anlamam
Telefon geldi şaşırdım
Beni ... otomobil firmasından aradığını söyledi x bey
İnternet sitemizi gördünüz mü dedi .
İyi ki bakmışım hah dedim sınava çekiliyorum..
İşte efendim iş ön muhasebe değil miş oysa benim cv'imde daha önceki çalıştığım yerlerde ön muhasebe yaptığımdan işin farklı olduğunu söyledi telefondaki x bey,
Bende işin ne olduğunu sordum işte efendim excell biliyor muymuşum evet dedim o zaman işte gelen arabaların kaydının yapılacağını fotoğraflarının çekilip logo yapıştırılıp satış için şirket ve satış internet sitelerine ekleneceği falan filan mış.
Ay zaten ben excell biliyorum bide foto çekicem ki en sevdiğim iştir ben zaten evimde yaptığım yemekleri, el işlerini fotoğraflamıyom mu hah işte bak üstüne para alıcak tım burada....
Amma velakiniiii efendim x bey dedi ki birazda kırılaraktan hani beni kırmamak adına
"Yaşınız biraz büyük, hani burada muhasebede, satışta çalışanlar sizden yaşça küçük haa burada abi-kardeş ilişkisi vardır ama hani sizden evrak isteyecekler falan nasıl olur ki?"
Ah ben uçarı kaçana göçene lafını yapıştıran ben sustum diyemedim ki "Ne yani hem abi-kardeş ilişkisi var hemde nasıl hitap edecekleri konusunda daha büyümediler mi? Ayrıca madem yaşım sorun orada belirttiğinize rağmen -30 yaş altı diyordu- başvurmuşum da niye baştan beni elemeyip telefonla ararsınız ki?"
Diyemedim diyemedim...
Diyebildiğim "Ben hangi işe girsem önce telefon bakma diye alınıp daha sonra bende gördükleri merak ve ilgiyle, akılla bana iş öğretip beni başka bölümlere aldıkları oldu. Hah bide x beye kalkıp eski işyerimde ihrac edilecek tişörtler için tek tişörtün ağırlığını ölçüp gidecek adede göre koli siparişi verip konteynerde yer ayırtıp ihracat evraklarını hazırlama işini de yapan bendim dedim iyiki demişim anlasın yani ne işler yapmışım.
Acaba benden ben çalışırım her koşulda ne olucak ki dememi bekliyordu ki ?
Bilemedim...
Bu arada işi alamadım sanırım yaşımdan dolayı....
Bu ülkede 35 yaşını geçtiysen iş bulman çok zor kardeşim...
6,5 senem kalmış sigorta günümün dolmasına tekstile mi girsem ayakçı olarak acaba ?
27 Aralık 2011 Salı
Günlük işler
Ah neler desem neler anlatsam ki?
Bu nası bi soğuktur arkadaş ? İzmir'in soğuğu da bi başka oluyo ya.
Yataktan çıkmak istemedim ama saat 8 gibi uyurken bi sallantıyla uyandım.
Deprem oldu.
Geçti gitti dedim, tekrar yattım 2 saat sonra yine bi sallantı.
Yok kızım yok bu tembellik yeter kalkman için oluyo bunlar dedim.
Kalktım.
İyi de soğuk hava ne yapıcam ki ?
Aslında niyetim kek yapıp eşimin işyerindeki arkadaşlarına götürmekti
Ama 3 yumurtayı çırpıp fırını açıp pişirmeyi geçtim
Giyinip dışarı çıkma fikri caydırdı beni.
Amann dedim kalsın cuma gününe.
Akşamdan kalan çamaşırları sıktırdım astım
Ha yeri gelmişken diyim akıllı saat elektrik için iyi hoş güzel
De
Apartmanlarda özellikle benim makina gibi ses çıkaran makinanız varsa
Akşam saat 22,00'den sonra kullanıma uygun olması ne saçma yaa...
Yıkamayı yapıyorum sıkmayı sabaha bırakıyorum.
Bide sıkmaya geçmesin diye makinanın başına gidip gelmekten yoruluyorum
Hani elde yıkasam daha az yorulucam.
Annem hep "Yemeğini sabahtan yapan kadın kadın'dır" der,
Sanki evin içinde sesi yankılandı
Akşam yemeğini yaptım yeşil mercimek yanına da bulgur yaptım mı akşama bide turşu oh..
Sobayı da hazırladım evet apartmanda biraz zor oluyo belki ama
Son katta olduğumuzdan çatı yakın bi sıkıntı olmuyor.
Yine de dışarı çıkıcam sanırım yılbaşına dışarıdayız saçlarımın dip boyası geldi
Boya almalıyım...
Hadi bana kolaylıklar gelsin..
21 Aralık 2011 Çarşamba
Bir hastalık halleri
Bir tas tavuk suyuna çorba ne kadar sürede iyileştirir bir insanı ?
Theraflu hapı ne süre uyutur bir hastayı ?
İnsan grip olunca neden tuvalet kağıdı kullanır akan burnuna ?
Bir battaniye bir yastık ne kadar çekebilir bizi ?
Hasta olunca neden çekilmez ! olur muş Kİ!
İnsanlar ?
Grip denilen illet neden ilaç alındığında bir hafta da
İlaç alınmadığında da yedi günde geçer ?
Bu kolay ama zor soruların cevabını verebilmek için
Grip mi olmak gerekir illa ?
Resim Vladimir Olenberg isminde bir ressama ait.
14 Aralık 2011 Çarşamba
Nohut oda bakla sofa
Bayağı bi uzun zaman olmuş yazmayalı
Yerleştim sonunda evime.
Eee 11 yıldır oturduğum yerden
Hele hele iki evden tek eve çıkınca zor oldu biraz
Üstüne üstlük iki çiviyle duran mutfağın değiştirilmesi için uğraşırken
Geç oldu biraz.
Yeni evimizin mutfağı ne yazık ki iki çiviyle duruyor muş!
Eşimin abileri yeni hazır mutfak alıp taşıma ve montaj işini üstlenince
Biraz uğraşlar oldu.
Nakliye ve montaj 200- Lirayı bulurmuş
Adamlar ehli keyif alır o parayla rakı içeriz dediler kendileri taktılar
Bir de dedim ya ehli keyifler öğleden sonra gelip gece gittiler
Eşimde çalıştığından çıraklıkta bana düştü.
Çay - nescafe yap, onu getir bunu götür, yerleri süpür, sil
Ara ara da laf da yedim :)
Ellerine sağlık olsun yalnız bayağı sağlam ve temiz güzel iş çıkardılar
Su ve elektrik tesisat işleri de ellerinden geldiğinden bayağı bi masraftan kurtulduk
Borcumuz ne diye sorduk
Cevap alamadık ama bakışlardan balık ve rakı istediklerini anladık.
Uğrarım yine...
Sayfamı süsleyen resim Ressam Füsun Ürkün Hanım'a ait.
Facebooktaki sayfasını, resimlerini beğenmeniz dileğimle...
Füsun Ürkün Sanatevi
1 Aralık 2011 Perşembe
buralardayım ben
Güzel günler getirecek yeni günler inşallah
Sağlıkla, sıhhatle, mutlulukla dolu
İnanıyorum.
Varsın daha mutfağım bitmemiş olsun,
Varsın küçük odam mutfak eşyalarıyla dolu olsun
Varsın evde yatak odası ve oturma odası hariç ayakkabıyla dolaşıyor olalım
İnanıyorum ki,
Bunlarda geçicek...
Az kaldı....
Sağlıkla, sıhhatle, mutlulukla dolu
İnanıyorum.
Varsın daha mutfağım bitmemiş olsun,
Varsın küçük odam mutfak eşyalarıyla dolu olsun
Varsın evde yatak odası ve oturma odası hariç ayakkabıyla dolaşıyor olalım
İnanıyorum ki,
Bunlarda geçicek...
Az kaldı....
22 Kasım 2011 Salı
Bugünlerde
Anladım ki ben zora gelemiyorum arkadaş, Bana lay lay lom, bol güneşli, gülmekli havalar lazım. Ağıra, zora gelemiyorum. Hemen bir mide bulantısı baş gösteriyor. Mesela savaş olsa ülkemde ben daha ilk anda mermiden değil, psikolojik bozukluktan ölürüm sanırım. Sıkıntı, dert, tasa, keder, hüzün yok yok kesinlikle bana göre değil. Ben çeksem vücudum çekemiyor. Beynim apayrı bir makina sanki durmadan çalışıyor, dur nedir bilmeksizin. Kalbimde bi sorun yok zaten O'da ayrı telden çalmaya kalkarsa halim nice olur ? Midemi hiç sormayın, sanki çok yemek yemişim gibi boğazıma kadar doluyum da öğütemiyorum, oysa yediğim bişi yok bu günlerde ama sıkıntılar öğütülemeyenler.
Aslında gelirim zora, dayanırım da yanımda bana destek olucak birileri olsa. Olmadı sorun anında ürettiğim çözümleri takan olsa DA! işte o yok.
Kaçtım ben, toplamam gereken bir iki çekmece var...
18 Kasım 2011 Cuma
Arkası yarının bugünü
Şu son bir hafta içindeki bitmeyen telaşlar,
Aslında şöyle başladı.
"Dur bakalım ne kiralığı, ne atlıyorsun hemen ortaya, sanki çok zengin gibi,
Belki denk gelir kiralık ararken kendi evinin sahibi olursun" la....
Soğuk bir hafta içinde bi yandan satışta ama tapu dairesinin taşınmasından
Aksayan işlerden sıkılırken,
Soğuk, rüzgarlı, sıkıntılı, gerilmiş halde ev bakmalar
En fazla da neredeyse tüm Buca ilçesini yaya olarak tepinmek
Ama akşam olunca düşüncelerden tam dalınamayan uykular,
Sıkıntının vurduğu yaralar içindeki dudaklarla
Ne gülebilmek, ne yemek yiyebilmek, ne de gülebilmek,
Bir kelimden çıkan anlaşmaya varma yolunda ki tartışmalar,
Şöyle olsun, böyle olsun, yok o olmaz bu daha iyi
Aman O bunu duymasın, ay O orada ne demek istedi ki,
Sakın bir araya gelince şundan bahsetme tembihleri,
Şurdan şu kadar, burdan bu kadar, bankadan gelen de eklenirse şu kadar,
Hani gelmeme ihtimaline karşı kıyıdaki şu kadar,
Aman o kıyıdakini sakla daha neler çıkıcak eline yapışırlar,
Derken....
Tüm sıkıntılar dağılıvermeye başladı görünmez bi taraftan
Esmeye başlayan bir rüzgarla üzerimize çöreklenen sıkıntılı bulutlar,
Güneşi gördük,
Yıldızları saymaya başladık.
Şimdiki telaşlarımız,
O boya markası mı? Bu renk mi ? O eşya nereye bu halı hangi odaya ?
Bu perde eski mi ? Elbise dolabının eni kaç ?
O çekyatı kim alıcak, aman alt katta ki bulaşık makinası kime versem ?
Bu sorular şimdi mesul olduğumuz sınav...
"Bu da geçerrr sıkma canınııı" der Babacım uzata uzata..
Hadi bakalım yumuşamış 2HB kalem,
Akıllarda ki soruları silecek yumuşak bir silgi,
Gönüllerdeki sıkıntıları hafifletecek bir şişe su ile..
Aslında şöyle başladı.
"Dur bakalım ne kiralığı, ne atlıyorsun hemen ortaya, sanki çok zengin gibi,
Belki denk gelir kiralık ararken kendi evinin sahibi olursun" la....
Soğuk bir hafta içinde bi yandan satışta ama tapu dairesinin taşınmasından
Aksayan işlerden sıkılırken,
Soğuk, rüzgarlı, sıkıntılı, gerilmiş halde ev bakmalar
En fazla da neredeyse tüm Buca ilçesini yaya olarak tepinmek
Ama akşam olunca düşüncelerden tam dalınamayan uykular,
Sıkıntının vurduğu yaralar içindeki dudaklarla
Ne gülebilmek, ne yemek yiyebilmek, ne de gülebilmek,
Bir kelimden çıkan anlaşmaya varma yolunda ki tartışmalar,
Şöyle olsun, böyle olsun, yok o olmaz bu daha iyi
Aman O bunu duymasın, ay O orada ne demek istedi ki,
Sakın bir araya gelince şundan bahsetme tembihleri,
Şurdan şu kadar, burdan bu kadar, bankadan gelen de eklenirse şu kadar,
Hani gelmeme ihtimaline karşı kıyıdaki şu kadar,
Aman o kıyıdakini sakla daha neler çıkıcak eline yapışırlar,
Derken....
Tüm sıkıntılar dağılıvermeye başladı görünmez bi taraftan
Esmeye başlayan bir rüzgarla üzerimize çöreklenen sıkıntılı bulutlar,
Güneşi gördük,
Yıldızları saymaya başladık.
Şimdiki telaşlarımız,
O boya markası mı? Bu renk mi ? O eşya nereye bu halı hangi odaya ?
Bu perde eski mi ? Elbise dolabının eni kaç ?
O çekyatı kim alıcak, aman alt katta ki bulaşık makinası kime versem ?
Bu sorular şimdi mesul olduğumuz sınav...
"Bu da geçerrr sıkma canınııı" der Babacım uzata uzata..
Hadi bakalım yumuşamış 2HB kalem,
Akıllarda ki soruları silecek yumuşak bir silgi,
Gönüllerdeki sıkıntıları hafifletecek bir şişe su ile..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









