Şu son bir hafta içindeki bitmeyen telaşlar,
Aslında şöyle başladı.
"Dur bakalım ne kiralığı, ne atlıyorsun hemen ortaya, sanki çok zengin gibi,
Belki denk gelir kiralık ararken kendi evinin sahibi olursun" la....
Soğuk bir hafta içinde bi yandan satışta ama tapu dairesinin taşınmasından
Aksayan işlerden sıkılırken,
Soğuk, rüzgarlı, sıkıntılı, gerilmiş halde ev bakmalar
En fazla da neredeyse tüm Buca ilçesini yaya olarak tepinmek
Ama akşam olunca düşüncelerden tam dalınamayan uykular,
Sıkıntının vurduğu yaralar içindeki dudaklarla
Ne gülebilmek, ne yemek yiyebilmek, ne de gülebilmek,
Bir kelimden çıkan anlaşmaya varma yolunda ki tartışmalar,
Şöyle olsun, böyle olsun, yok o olmaz bu daha iyi
Aman O bunu duymasın, ay O orada ne demek istedi ki,
Sakın bir araya gelince şundan bahsetme tembihleri,
Şurdan şu kadar, burdan bu kadar, bankadan gelen de eklenirse şu kadar,
Hani gelmeme ihtimaline karşı kıyıdaki şu kadar,
Aman o kıyıdakini sakla daha neler çıkıcak eline yapışırlar,
Derken....
Tüm sıkıntılar dağılıvermeye başladı görünmez bi taraftan
Esmeye başlayan bir rüzgarla üzerimize çöreklenen sıkıntılı bulutlar,
Güneşi gördük,
Yıldızları saymaya başladık.
Şimdiki telaşlarımız,
O boya markası mı? Bu renk mi ? O eşya nereye bu halı hangi odaya ?
Bu perde eski mi ? Elbise dolabının eni kaç ?
O çekyatı kim alıcak, aman alt katta ki bulaşık makinası kime versem ?
Bu sorular şimdi mesul olduğumuz sınav...
"Bu da geçerrr sıkma canınııı" der Babacım uzata uzata..
Hadi bakalım yumuşamış 2HB kalem,
Akıllarda ki soruları silecek yumuşak bir silgi,
Gönüllerdeki sıkıntıları hafifletecek bir şişe su ile..
18 Kasım 2011 Cuma
17 Kasım 2011 Perşembe
Bir yola çıktık, çıktık.
Bir adım attım, attık.
Zorlu oldu tabii, içimin acısı, sıkıntısı dudaklarımı yara içinde bıraktı.
Şu zorlu haftanın sıkıntısının bedeli bu olsun inşallah.
Bi ruj sürerim geçer de
His, duygu, değer sınavlarımın sıkıntısı vurmasın bi taraflarımıza.
Az kaldı oluyo bişiler
Oturduğum eve 13 yaşımda geldim ben,
Babam yaptı evimizi,
Biz taşıdık tuğlalarını, taşlarını, kumunu.
Ve bu akşam onca seneden sonra bir başkasının çatısı altında uyuyacağız.
Satıldı evimiz.
Biz ?
Devamı haftaya....
Bir adım attım, attık.
Zorlu oldu tabii, içimin acısı, sıkıntısı dudaklarımı yara içinde bıraktı.
Şu zorlu haftanın sıkıntısının bedeli bu olsun inşallah.
Bi ruj sürerim geçer de
His, duygu, değer sınavlarımın sıkıntısı vurmasın bi taraflarımıza.
Az kaldı oluyo bişiler
Oturduğum eve 13 yaşımda geldim ben,
Babam yaptı evimizi,
Biz taşıdık tuğlalarını, taşlarını, kumunu.
Ve bu akşam onca seneden sonra bir başkasının çatısı altında uyuyacağız.
Satıldı evimiz.
Biz ?
Devamı haftaya....
15 Kasım 2011 Salı
Sebebi var
Günlerdir buraları boşluyor,
Uğrasam da okuyamıyor es geçiyorsam.
Yazmak isteyip de yazamıyorsam
Bilin ki
Sebebi var !
Güzel günlere erişebilmek, yaşayabilmek için
Biraz sıkılmak, oflamak, puflamak, bağrınmak, tartışmak
Sıkıntıdan dudaklarına acı biber sürülmüş gibi hisle
Yaralar içinde ortalıklarda dolanmak,
Ağlamak, gülmek bol bol dua etmek gerekiyor.
Yoksa bu sınavlar başka türlü verilemiyor,
Sözlüden geçilemiyor,
Hepsinin sonunda da sevinç gözyaşlarına karışan
Damlalar düşemiyor...
Uzun lafın kısası
Yazamıyorsam sebebi var !
13 Kasım 2011 Pazar
13 Kasım 1973
Konak Doğumevi hastanesi
Kuzenimin elinde kasımpat'lar
Soğuk bir kasım sabahı,
39 yıl geçmiş aradan
Yaşamın iyi, kötü anları
İz bıraksa da
Hepsi benim yaşanmışlıklarım...
12 Kasım 2011 Cumartesi
Her bitiş son olmaz
Bitişler daima üzer insanı.
Gülünmüş, ağlanmış, sevinmiş, üzülmüş, yaşanmış günler
Geri gelmez bir daha.
Noktayı koyduğun anda biter.
Hayat yeni bir cümle de başlar tekrar.
Yeni cümle hep güzel kelimelerle kurulsun istenir,
Kenarı çiçek böcek süslü ilkokul çocuğunun güzel yazı defterinde.
Geceler nice yeni umutla uyandıracak sabahlara gebedir daima.
Senindir sanırsın daima, hiç bitmeyecek, son bulmayacak,
Bir saniye önce senin iken, gelen telefonda numaran tuşlandığı anda yiter elinden.
Her bitiş belki de yeni bir hayatın başlangıcı,
Tazelenmek adına bir mola.
Şu kısacık hayatta görüp görmüşlük geçirmişlik adına
Yeni tecrübelere aday olmak,
Sınava tabii olmak,
Çok çalışmak ama kırmızı elmaya sahip olamamak
Hep bi tarafı yeşil kalmış elmayla avunabilmek....
Ben çayı iki şekerli içerim.
Bir dostla sohbet esnasında konu dönüp dolaşıp,
Hayatta yenilen darbelere, kazıklara, tekmelere ve bunun sonunda edinilen kazançlara, kayıplara, vicdan denilen mahkemenin adaletinden emin olup olmamaya varınca, bi kıyas, bi mahkeme yaptım içimde,
Sonra derin bir nefes alıp, şunları geçirdim beynimden, gönlümden sonra da dillendirdim karşımdakine,
Soğuk bir gecede sıcak bir sobanın başında çayımdan aldığım yudumla;
Soğuk bir gecede sıcak bir sobanın başında çayımdan aldığım yudumla;
Hayat bu yediğin darbelerle geçiyor işte..
Hala ayakta mısın herşeye rağmen vicdanın rahat mı ? Başını yastığa koyduğunda uyuyabiliyor musun ? Bunların cevabını bana değil en azından kendine verebiliyorsan at gitsin arkana.
İnan bunlar hep ileride ya bedensel ya da ruhsal sıkıntı olarak dönüyor insana.
Elbette hepimizin bilerek, bilmeyerek, isteyerek, istemeyerek te olsa yaptığımız hatalarımız mevcut.
Kimini bilmeden yapmışızdır sebep olmuşuzdur bi şekilde kimini de bilerek canımızın acısını hafifletmek için bir an da olsa.
Kimini isteyerek yapmışızdır "ben çektim sende çek" hesabına. Kimini de istemeyerek belkide farkında bile olmadan. Kiminin sonuçlarına biz mahkum olmuşuzdur çekeriz bir ömür boyu. En azından cesaretli olup "yaptım evet suçluyum pişman değilim" der sonucuna katlanırız.
Kiminin sonuçlarından kaçmışızdır ağır gelmiştir yükü taşımak, bu dünyada yerçekimiyle ağırlaşmış sırtımızda kamburlaşmış öte dünyada sırattan bu yükle nasıl geçeceğimizi düşünür hesap ederiz.
Kabul ederiz, kimi sırattan geçerken cehennem çukuruna düşmeye. Hani bilmeden cehennemde neler olduğunu kabul ederek.
Kimi de hafifletmeye çalışırız olanca gücümüzle gözyaşlarımıza veririz akıp gitsin diye, dilimizde yer ederiz tövbe eder af dileniriz her mübarek gecede, her secde de...
Sonra,
Sonra,
Şeker atmadığımı fark edip hem sözlerimden hem de dilimdeki acılıktan şekere uzandı elim,
"Ben çayı iki şekerli içerim" dedim.
Kayıp
Mağlubiyet tatmak,
Herşeyin en güzelini hak ettiğini düşünüp bir çırpıda yitirivermek.
Hani nasıl bir şımarıklıksa hepsine sahip olma isteği.
Olmayınca olmuyor işte.
Hani yere oturup tepinsen de, ellerini vursan da yerlere
Geri gelmiyor gidenler, yitenler..
Bir acı kalıyor geriye boğazında, göz kapaklarında şişlikler.
Geriye kalan anılar hafızalardan silinmesin istenen
Dünya gözüyle gördüklerini kıskanmak
Göz kapayınca kavuşabilmek sevdiğine...
Fakirsem sevemez miyim
Herşey zenginlere mi mahsus?
Yaşamdan zevk almak, hayatı dolu dolu yaşamak
Hiç hasta olmamak olunsa da hastalığının hemen duyulması,
Giyim, kuşam, yemek, içmek en güzelleri
Donatılmış sofralar, aydınlanmış şakır şakır geniş salonlar
Kış gününde kısa kollularla terleyip camları açmak
ellerde kadehler neşeli bi sesle "Şerefe" kalkan eller.
En son model arabalar altlarında yollar onlara mahsus
Son hızla giden arabanın arkasından bakarsın anca.
En güzel aşklar onların dersin,
Güzel kızlar, yakışıklı erkekler
Güzel mekanlar, hediyeler..
İyi de fakirsem sevemez miyim?
Bişiler yaşamak isteyip fakirlikten bükülmüş boynumu
Daha da yerin dibine batırmanın gereği ne?
10 Kasım 2011 Perşembe
Kelimeler yetersiz
Üretememenin verdiği sıkıntıyı yaşamışsınızdır az buçuk
Her şey olabilir bu,
Hani öyle bir ressam, şair, yazar, heykeltraş, besteci
Gelmesin aklınıza
Gündelik yaşamda bile yanıbaşımızda...
Aslında neler saçmalıyorum ki şu anda yaa...
Saat olmuş gecenin 1'i..
Birileri enkaz altında Van'da deprem olmuş
Bense bişiler üretememenin sıkıntısı içinde
Hay böyle hayatın
Neresine, ne koysam ki?
6 kişi daha enkaz altında
Aklım, yüreğim onlarda
Ne kim olduklarını bilirim ne de neci olduklarını
Değilmi ki şu anda bi sınavdan geçiyorlar
Can pazarlığı içinde
Değeri yok şu an bişeyin
Dua ediyorum sadece
Bir an önce sağ salim kurtulmaları için.
5 Kasım 2011 Cumartesi
Kurban bayramı geldi, hepimiz koyunuz !
Sayın sevgili kasap,
Kurban keserken dikkat edin
Lütfen,
Dinimize göre kurban için uygun olan
Koyundur, keçidir, sığırdır, mandadır, devedir
İnsan değildir.
Sayın sevgili kasap,
Kurbanlıklara da iyi davranın.
Sonuç kesmek, doğramak değil,
Dinen gerekeni yapmaktır.
Dinimiz böyle,
Bir matador gibi
Kurban peşinden koşulmayı,
Hayvana ölürken acı çektirmeyi emretmemiştir.
Sayın sevgili kasap,
Seni öyle al aşağı edip,
Zorbaca kesseler istermisin?
"Hayır"
Demi cevabın.
Ona göre dikkatli ol anlıyacağın.
Hadi bakalım şimdi
İyi bayramlar...
4 Kasım 2011 Cuma
Gece gece nerden geldiyse aklıma
Tıpır tıpır otobüsün camlarına vuru yağmur damlaları
Başını cama dayar hem o yağmuru görürken hemde yüzüne vurmaması
Islanmamış olmak ne tezattır oysa.
Severim otobüs yolculuklarını
Hele hele varacağım şehirde varsa beni bir bekleyen,
Otobüsten iner inmez alır bavulumu bagaja koyar,
Arabanın içini ısıtmıştır,
"emniyet kemerini tak" der seni düşünür sever seni.
Eve gidersiniz çayı demlemiştir,
Soyulmuş salatalık, haşlanmış yumurta kokar mutfak.
Ekmekler, gevrekler çıkar ortaya...
Yolculuk anlatılır
Nerede yol kötüydü, yağmur nerde bastırdı paylaşılır.
Uzar kahvaltı hasretlikle doğru orantılı..
Otobüs gecenin karanlığında birden bire çıkan bir dinlenme tesisine tıslayarak yaklaşır. Otobüsün ışıkları açılır uyuyan yüzler değişir,
muavin mikrofonda tok bi sesle
"Sayın yolcularımız ..dinlenme tesisinde mola vermiş bulunmaktayız, mola süremiz 20 dakikadır." der.
Kapı açılır aşağıya inersin,
tutulan ayaklarını açmaya çalışırken
Gecenin soğuk rüzgarı, ayazı çarpar yüzüne.
Yaşlı, kirli sakallı, ağzında sigarası, ayağında çizmeleri biri yaklaşır
Elinde hortum ve fırça otobüsün camlarını yıkamaya başlar.
Kimi sigara içer, kimi çay, bir anne çocuğuyla tuvaletlere koşturur..
Sıcaktır, bozkırdır, ıssızdır
Anadolu şehirlerine, kasabalarına, köylerine giden yollar.
Kimi uzundur sevgilin saçları gibi
Kimi kıvrım kıvrım bükülerek gider.
Bazen bir dönemeçten uçurum çıkar sağ tarafında.
Kimi kurumuş bir derenin yanından geçer
Simli çakıl taşları çıkmış ortaya kumu, çakılı kalmış bir ot bitmemiş.
Kimi zaman birhayrat belirir
Yyanında da kendi gibi yalnız bir ağaç
Belki yaban armudu belki badem ağacı.
Hayratın üzerindeki ruhuna fatiha okusan isim silinmiştir.
Tek tük evler görünür uzaklardan
bir iki kavak ağacı etrafında kuzular.
Yere çömelmiş bir adam kasketi arkaya yatmış
cigara sarar o kocaman nasırlı ellerine rağmen narince
Bir tükürükle kağıdı yapıştırıp cigaradan sararmış bıyıklarının altına yerleştiriverir
Bir duman savurur havaya
Belkide boşa geçen hayatına küfürdür,
O giden otobüste olamamanın verdiği üzüntü, pişmanlıkla.
Otobüs gecenin karanlığında birden bire çıkan bir dinlenme tesisine tıslayarak yaklaşır. Otobüsün ışıkları açılır uyuyan yüzler değişir,
muavin mikrofonda tok bi sesle
"Sayın yolcularımız ..dinlenme tesisinde mola vermiş bulunmaktayız, mola süremiz 20 dakikadır." der.
Kapı açılır aşağıya inersin,
tutulan ayaklarını açmaya çalışırken
Gecenin soğuk rüzgarı, ayazı çarpar yüzüne.
Yaşlı, kirli sakallı, ağzında sigarası, ayağında çizmeleri biri yaklaşır
Elinde hortum ve fırça otobüsün camlarını yıkamaya başlar.
Kimi sigara içer, kimi çay, bir anne çocuğuyla tuvaletlere koşturur..
Sıcaktır, bozkırdır, ıssızdır
Anadolu şehirlerine, kasabalarına, köylerine giden yollar.
Kimi uzundur sevgilin saçları gibi
Kimi kıvrım kıvrım bükülerek gider.
Bazen bir dönemeçten uçurum çıkar sağ tarafında.
Kimi kurumuş bir derenin yanından geçer
Simli çakıl taşları çıkmış ortaya kumu, çakılı kalmış bir ot bitmemiş.
Kimi zaman birhayrat belirir
Yyanında da kendi gibi yalnız bir ağaç
Belki yaban armudu belki badem ağacı.
Hayratın üzerindeki ruhuna fatiha okusan isim silinmiştir.
Tek tük evler görünür uzaklardan
bir iki kavak ağacı etrafında kuzular.
Yere çömelmiş bir adam kasketi arkaya yatmış
cigara sarar o kocaman nasırlı ellerine rağmen narince
Bir tükürükle kağıdı yapıştırıp cigaradan sararmış bıyıklarının altına yerleştiriverir
Bir duman savurur havaya
Belkide boşa geçen hayatına küfürdür,
O giden otobüste olamamanın verdiği üzüntü, pişmanlıkla.
1 Kasım 2011 Salı
Coca Cola Kırmızı kasa
Şu sayfadaki kız kadar mutluyum.
Coca Cola'nın Kırmızı kasa amblemli kutu kolalarda başlattığı
Açma halkalarındaki şifre hediye kampanyasından dolayı.
Bir arkadaşımın kızı için bizden kutu kolalardaki açma halkalarının şifrelerini istediydi
Eşimle Ekim ayının başında Didim'e gittiğimizde
Biraz can sıkıntımızdan, birazdan da dolaşıp hava almak için
Didim'de sahil kenarlarında yürümeye her çıkışımızda
Yol kenarındaki çalılıklarda falan gözümüze çarpmaya başladı
Başladık toplamaya
Hem gezmek bahanesiyle hemde toplama işiyle
Her bulduğumuzda eşimizle kapma yarışı yaparcasına eğlenmesi de cabası
Derken işi büyüttük ve eve her dönüşümüzde neredeyse
20-25 açma halkası oluyordu yanımızda.
İnternet sayfasına girip hediyeleri görünce
Arkadaşın kızını hatırlayan kim akan ağzımın suyuyla
Her açma halkası 3 puan
150 puan toplamışız biz.
Bu arada sağolsun internetten bir kaç arkadaşımında faydası olmadı değil
İçtikleri kutu kolaların şifrelerini yolladılar.
Bugün reklamdaki kızın kulağındaki kulaklık evime ulaştı.
Şu anda bilgisayara taktım güzel güzel dinliyorum.
Sallayın senora !
Son hızla giden hatta okul önlerindeki banketlerden
O hızla geçerken kafamızın neredeyse tavana çarpmasına sebep olan
Bi dolmuş şoförünün dikiz aynasındaki gözleriyle buluşup
Bir anda yüzüne çemkirebilme gücüm var benim.
Ama bunca hıza rağmen sesini çıkarmayıp tarafımdan
"Rallidemisiniz be, hani biriniz maykıl şumayer, raikonen, alonsomusunuz"
Diyebilecek kadar da yalnız
Ve bu espriyi anlayamayacak bir dolmuş dolusu da
Öküz, koyun karışımı mahlukatlarla yol alma cesaretiyle de dolu.
Hani şoförün olası bi cinnetinde, dolmuşu sağa çekse
Eline oturduğu yaylı koltuğunun altından aldığı demir parçasıyla
Beni indirip dövse sağ şeritte
Hani bunu kavrayamayıp seyredecek kadar
Moron, gerizekalı karışımı zeka seviyesi düşük insancık!larla
Yolculuk edebilecek kadar şanslı.
Yine bir ordu dolusu insan dolmuşun içinde,
Kulaklığını takıp üçyüzbeşyüz mübarek diskoda
Bu hayattan kopmuşlarla dolu,
Dolmuşa bindiğinde
Alacağın ve seçeceğin yeri pozisyonun çok önemli
Çünki inene kadar öyle kalacaksın.
Parayı binmeden hazırlarsan şayet en azından
Şoföre ulaştırıp bedava gitmeye çalışan kaçak, acınası yolcu olarak
Spot ışığı altında kalmaktan kurtulursun.
Onca erkeğin içinde bir bayan olarak şahsına yer verilmesini geçtim,
Bunu akıl edemeyen moron hani bi ani bir frende
Üzerine düşecek birinin fizik kurallarına göre hesaplama yetisine de sahiptirler.
Beyin işte nerede, nasıl çalıştığı hala çözülemedi.
31 Ekim 2011 Pazartesi
Kütüphaneden alınan kitaplar 8
Pazar günleri bi garip geçer bizim evimizde
Zaten öğlene kadar yatmaktan
Geriye alınan saatlerin de etkisiyle kalkınca 5'te kararan havanında etkisiyle
Topu topu 5 saat geçmek bilmez.
Zaten geç edilen kahvaltıdan dolayı akşam yemeği şaşar saati.
Yapıla da yemek illaki pazartesiye kalır.
Güneş vardı biraz kapı önünde oturdum rüzgar var diye arabanın arkasına geçtim.
Kucağıma da şu fotodaki bahçemizin yeni sahibesi
Boncuk Hanım'ı aldım
Mır mır sesler çıkardı uyudu, ben ısındım
Pek güzeldi.
Bu kadar yeter dedim yukarı çıktım mutfağa daldım
Hani sadece bulaşık makinasını boşaltıcaktım
Lâkin
Kendimi kaybettim
O plastik, bu tencere tava, ocak falan derken.
Kısır yapayım dedim
Yeşillikleri yıkadım süzülmeye bıraktım.
Bir tarif buldum yapayım dedim
Gerçi içine konulacak çikolatadan biraz tırtıklamıştım dün gece
Ama yinede tarifi tutturdum
Gayet de güzel oldu
Bir bardak sütle pek iyi gitti.
Sonra
Sonrası malum,
İlkokul yıllarından kalan bi alışkanlıkla
Yeşil Hamdi Dalan sabunuyla bir banyo
Sanki ertesi gün okula gidilecek miş gibi bi telaşla
Yeni bir işe başlıyacak olan eş için
Gömlek, pantolon ütüsü
Gezmeye gidecek olan evin hanımı için gömlek, pantolon ütüsü derken
Hani dedim birazda dinleneyim,
Geçtim elektrikli sobanın karşısına bir yumuk oluverdim
Açtım kitabımı okumaya daldım.
Kitap;
Jules Verne - İnatçı Keraban
Konusu Osmanlı zamanında geçen
Eskiye sıkı sıkıya bağlı, kendi bildiğinden şaşmaz
Yenilikleri kabul etmeyen bir Osmanlı beyzadesi.
Hollanda'dan gelmiş müşterisiyle
Tophane'den Üsküdar'daki evine gideceği bir akşam
Yeni konulmuş olan karşı kıyıya geliş ve gidişlerde alınacak vergiyi vermemek için
Tüm Karadeniz'i karadan geçerek evine varma ! fikrine kapılmış bir çılgın.
29 Ekim 2011 Cumartesi
27 Ekim 2011 Perşembe
Gizemli kelimeler
Böyle de bişi var sosyal medyada şu anda.
Takıldığım sayfada ingilizce olarak başladı
Sonra da Türkçesi geldi
Yazıya bakıyorsunuz ve gördüğünüz ilk beş kelime
Sizi ifade ediyor muş!
Benim ilk 5 kelimem;
Sebep, zevk, mucize, kahve ve yaz.
Bir cümle içinde kullandım;
Sebepsiz zevklerim var mucize kahvede mi saklı yoksa yaz mevsiminde mi?
Hadi sizde katılın :)
Kütüphaneden alınan kitaplar 7
İçimizdeki şeytan
Sabahattin Ali.
Sabahattin Ali serisine devam ettim bu kitapla
Genelde ruh tahlilleri yapan Sabahattin Ali bu kitapta da ödün vermemiş.
İlk başta sıkıcı gibi gelse de zamanla değişti.
Gerçi tam veremesem de bu sefer kendimi
Yurt ve ev gündemimin getirdiği
O
Üzüntülü, acılı, kederli, bol dualı, gözyaşlı
Ruh hallerimden dolayı bitirmeyi görev bildim kendime.
Hani tabakta yarım bırakılmaması gereken yemek gibi.
Sonuçta bir insan düşünmüş, yazmış emek vermiş falan.
25 Ekim 2011 Salı
Bişi sorucam
Bizi her dakika uyardılar deprem konusunda,
Bu kadarrr yardım toplanıyor herkes bi koşuşturmaca içinde de
Peki durup niye sormuyoruz;
" İyi de sayın devletlûm bu kadarrrrrr deprem vergisi toplandı nerede bu para?
Ak akçe kara gün için değil miydi ? "
Ne salak milletiz biz yaa...
Allah rahmet eylesin pek haklı Aziz Nesin....
Bu kadarrr yardım toplanıyor herkes bi koşuşturmaca içinde de
Peki durup niye sormuyoruz;
" İyi de sayın devletlûm bu kadarrrrrr deprem vergisi toplandı nerede bu para?
Ak akçe kara gün için değil miydi ? "
Ne salak milletiz biz yaa...
Allah rahmet eylesin pek haklı Aziz Nesin....
24 Ekim 2011 Pazartesi
Deprem
Hani her deprem ve sonrasın da yaşanan o
Kargaşa,
Cahillik,
Organize olamama,
Depreme karşı neler yapılır, neler yapılmaz bilmezlik,
Can kurtarırken insanlığını yitirmek,
Birilerini, kendini, birbirlerini, doğayı suçlamak,
Kaos,
Toz duman ortalıklar,
Karaborsa,
Adaletsiz yardımlar,
Kesilen vergilerden bile nemalanamamak
Falan filan uzar gider.
Bunların hepsi ne yazık ki benim ülkemde yaşanıyor.
Karar verdim yine bizim gibi 1.derecenin de 1.derecesi deprem kuşağı Japonya'ya taşınmaya...
Hani en azından depremde ölsem de!
İnsanlığımdan ve yukarıda saydıklarımdan ölmemeye !
Kargaşa,
Cahillik,
Organize olamama,
Depreme karşı neler yapılır, neler yapılmaz bilmezlik,
Can kurtarırken insanlığını yitirmek,
Birilerini, kendini, birbirlerini, doğayı suçlamak,
Kaos,
Toz duman ortalıklar,
Karaborsa,
Adaletsiz yardımlar,
Kesilen vergilerden bile nemalanamamak
Falan filan uzar gider.
Bunların hepsi ne yazık ki benim ülkemde yaşanıyor.
Karar verdim yine bizim gibi 1.derecenin de 1.derecesi deprem kuşağı Japonya'ya taşınmaya...
Hani en azından depremde ölsem de!
İnsanlığımdan ve yukarıda saydıklarımdan ölmemeye !
22 Ekim 2011 Cumartesi
Hallettim
Dünkü yaptığım işin bokunu temizledim
Sifonu çekmeye karar verdim.
Akıp giden suyun temizlediklerine baktım
Nasıl da suyun gücüne, akışına kapılıp gittiler
Anladım ki yapmam gereken bu
Akışına bırakmak....
O uçurumun kenarında durup atlasakta
O eli sıkı sıkı tutmaya karar verdim.
Sifonu çekmeye karar verdim.
Akıp giden suyun temizlediklerine baktım
Nasıl da suyun gücüne, akışına kapılıp gittiler
Anladım ki yapmam gereken bu
Akışına bırakmak....
O uçurumun kenarında durup atlasakta
O eli sıkı sıkı tutmaya karar verdim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









