8 Şubat 2011 Salı
Sevmemin bahanesi
Birini, birine anlattıkça severim ben.
Her defasında aynı şeyleri anlatsam da,
Her seferinde yeniden keşfederim sanki.
O yüzden kızma lütfen bana.
Anlattıkça daha çok seviyorum aslında.
Meyveli dondurmayı mesela
Her yaladığımda başka bir meyveli tadı gelir beynime.
"Ah kavun muş bu? "
"Ah, şundaki limon tadına da bak hele ne kadar güzel ?" der
Her defasında başka bir tadını keşfederim.
Yeni bir yönünü görüp, farkına varırım.
Ya da ya da, karışık çerez yemek gibi mesela.
Her elimi attığımda çerez tabağına elime geçen çerezin şekline göre
Ne olduğunu düşünmeden atıveririm ağzıma.
İsterim ki, ağzımda dişlerimle, beynimle seviştirip öyle anlayayım ne olduğunu.
O yüzden kızma olur mu
Her defasında anlatırsam aynı şeyleri yeniden yeniden tekrar
Anla ki, seni sevmek için yeni bahaneler üretmekteyim.
7 Şubat 2011 Pazartesi
6 Şubat 2011 Pazar
Sor annem sor
Bakıyorum ve okuyorum da yurdum insanı neler neler sormuş bloglara yaa?
Dur dedim benim kusur yanım ne ki?
Bakayım bakayım dedim bana neler sormuşlar diye.
Link açılırken neler hayal ettim neler ?
Mesela dedim şunu sormuş olsalar
Dur dedim benim kusur yanım ne ki?
Bakayım bakayım dedim bana neler sormuşlar diye.
Link açılırken neler hayal ettim neler ?
Mesela dedim şunu sormuş olsalar
"Nasıl yazıyorsun sen böyle yaa ?"
"Nerenden uyduruyorsun bunları ?"
Aa bide açtım ki ne göreyim benim kendime sorduğum soruları sormuşlar.
Ah dedim deli kız nesin sen Madam Curie'mi ? Ya da Halide Edip mi?
Sormuş biri mesela
"Akşama ne yemek yapsam ?"
El cevap:
Kelin ilacı olsa kendine sürer annem ben bu soruyu kendime, eşime, arkadaşıma, friend feed'tekilere her gün soruyorum zaten kendim ne yapayım diye düşünürken bi de sen sorup ta daha da strese sokma beni."
"Gülizar ile rasimi sormuşsun mesela bana"
El cevap; Gülizar ki kendisi rahmetli halamın kızıdır. 2 sene önce Beşiktaş'ta bir sabaha karşı oteldeki işine giderken kendisine yeşil ışık yanıp, yol hakkı kendisindeyken karşıdan karşıya geçerken orta şeritten alkol ve hız yükünü alıp gelen bir BMW'li rasim isimli kişinin çarpmasıyla kaybetti hayatını. Hadi yandık ona ağladık sızladık ne oldu sonra o mobese denilen kayıt verildi reyting yapsın diye haber kanalları her haber kanalında bir iftar vakti yıkıldık tekrar tekrar verilirken bir ileri bir geri o görüntülerle! Ha bu arada diyim o rasim isimli kişi hala dışarıda bir de kalkıp kan parası diye o arabayı teklif etti kızına!
Daha ne diyim tatmin etti mi seni bu cevap
Neyse diğerlerini yazmak gelmiyo içimden bu sorudan sonra kalmadı neşem falan....
Neyse diğerlerini yazmak gelmiyo içimden bu sorudan sonra kalmadı neşem falan....
5 Şubat 2011 Cumartesi
Yahşi Barış...
Anladım ki
Erkeğin güleni, güldüreni makbul.
Sakarlıklarıyla, mimikleriyle, pepelek konuşmalarıyla
Beni son zamanlarda
En çok güldüren erkek
Yahşi Cazibe'deki Barış karakteri Gökçe Özyol...
Her cumartesi gözlerimden yaşlar geliyor onu izlerken...
Belalı arkadaş...
Çok tehlikeli olabiliyorsun bazen dedi gözlerini pörtlek pörtlek açıp.
O kızgınlıkla ne diyeceğini bilemedi aklına ilk geleni söyleyiverdi.
Karşımda gözlerini belertme!
İşte işte bu kast ettiğim.
Öyle bişi diyorsun ki,
Küfür mü ettin,
Sevdin, okşadın mı
Anlayamıyorum.
4 Şubat 2011 Cuma
"Yaradandan ötürü sevdim" pehh...
Diriye saygısı kalmamış insanlardan, ölüye saygı beklemek çok aptalca geliyor bana.
Nasıl vefat ettiyse etti.
Sana ne ?
Hem nerden bilebilirsin ki kimin iman üzere öleceğini kimse bilemez.
Sen senelerce çıkma evinden tv izleme kimseyle konuşma günaha girmemek adına !
Namazlarını kıl, tespihini çek,
Ama son anda ölürken şehadet kelimesini yerine getirme.
Hah noldu bunca zaman yaptığın ?
Ben de bilemem bana da laf düşmez aslında.
Ayıptır ya son nefesinde birinin nasıl öldüğünü kurcalamak.
Senin nasıl öleceğini kim bilebilir ?
Hatırlıyorum mesela '99 depreminde çıkıp ta birileri ee oralarda bi takım içkili partiler veriliyordu, zina yapılıyordu işte bu yüzden deprem oldu deyip bir de ellerinde pankartlar "7,4 yetmedi mi" diye dolanmalar.
İşte benim gözümde sen de sıfırsın arkadaş.
Senin imanın orada gitti bence.
Hani senin "Yaradandan ötürü sevdim" lafını beğenmen nerede kaldı ?
Hadi be git işine cuma vakti günaha sokma beni...
3 Şubat 2011 Perşembe
Ojeler
Bayılıyorum renk renk ojelere. Hani şu makyaj malzemesi satan mağazalarda döküveriyorlar ya ojeleri ahh geçip başlarına karıştırıyorum da karıştırıyorum. Şu son günlerde mavi ve sarı renk favorim. Siyah renkte aklımı çelmiyor değil. Gerçi bana rock yapan simsiyah giyinen, gözlerinin altını siyah kalemle boyayan, siyah saçlı kızları anımsatsa da içimde kalmasın diye alıp sürmek niyetindeyim. Geçen mor renk bi oje aldım ama mor renkten çok uzaktaydı neredeyse lila renginde falan. Tırnağım da düşündüğüm gibi durmadı ne yaptım hemen koyu vişne renk bi ojeden ojeye biraz döküp karıştırdım ve çok güzel bir renk elde ettim. Vardır böyle yaparım karıştırırım renkleri. Mesela ojenin rengi koyumu geldi biraz beyaz renk karıştırdım mı açarım rengini. Ya da çok açık pembe içine biraz koyu renk ekledim mi al sana değişik bi pembe.
Geçti geçti...
Bir kırmızı şapkanın bana ettikleri....
Yok efendim yok eskiden gripte başkaydı. Yatardın ilaç almasan bir hafta, ilaç alsan yedi gün hani. Yok viks kokardı oda, sırtın. buğu yapılırdı soba üstüne konulan eski bi tencereye biraz da viks nefes açsın diye. Ihlamur kaynardı bi cezve içinde sürekli arada bir değiştirilerek. Sobanın yanında bir iki kat çamaşır olurdu. Terleme oldu mu hemen değiştiriliver di giysilerimiz. Kupa vurulurdu büyükler tarafından sırtlarımıza alkol pamuk kokardı. Gelen giden olur karşı divanda otururlar aman geçmesin hastalık diye. En çok sinirime dokunan da "Ama yemen lazım hap içeceksin bak olmaz öyle aç aç mideni hasta edersin" lafı. keyfim olsa yerim zaten de. İşte annelerimizin bakımı sanırım bizi ayağa kaldıran. Şimdiyse kendimizce görevlerimiz var. Kadınsak, ev işi yemek çoluk çocuk bulaşık çamaşır erkekse iş güç derken yatmak en son gelen aklımıza. Hayır şimdi ki gripte bi başka. Geçmek bilmiyor geçse de ara ara hissettiriyor yine kendini ufaktan ufaktan. Herkes de aynı durum gribim derken bi bakıyorsun geçti diyorlar bi bakıyorsun yine oldum demeler.
1 Şubat 2011 Salı
Soğan ve tuz ruhu..
Bişiler yazmak istemiyor canım bugünlerde.
Ayrıca doğradığım soğanlar da akıtmıyor gözyaşlarımı. En çok neye kızıyorum, bir dalgınlıkla soğan doğradığım bıçakla ekmek hazırlarken kendime yağ, domat ve peynir koyarak ilk lokmayı ısırdım ki bir soğan tadı ağzımda ne yutabildim ne de geri çıkarabildim lokmayı.
Yok dedim yok bunu yaptıysan sonucuna katlanmalısın.
Önce kızdım sonra da güldüm kendime.
Hah aklıma gelmişken bir de tuz ruhu meselesi var. Nerede o canımm cam şişe içindeki tuz ruhu... Bir dökerdik ki afedersiniz 100 numaraya foss ederdi... Tertemiz pırıl pırıl olurdu sökülürdü kireç mireç kalmazdı. Ama şimdikiler plastiklerde. Neden cam şişedeymiş eskiden çünki o kadar güçlüydü ki eritirdi plastiği şimdikileri döküyorsun anca klorak eklersen aklına geliyor temizlemek görevi. Tuzları kalmış ruhları gitmiş hep....
Aklıma geldi yazmak istedim.
31 Ocak 2011 Pazartesi
Yapışkan 20'lik...
İnadı tutuyor bazen benim bilgisayarın resim falan eklemek istiyorum yok yok sanki gavur inadı var ne ileri ne geri. Yüklenmiyor da yüklenmiyor resimler. Hay dedim şimdi varsın eklenmesin napalım. Hah sanki çok matah ta çektiğim resimler. Hani yüklesem bunlar mı denilecek cinsten. Biraz keyfim yerine geldi gibi ama yine gidecek eminim. Bir 20'lik le başım belada. Elime bi geçirebilsem öyle bi benzeticem ki ah ah... Bu gün ne durumda ne yapmak lazım diye gittim müdahale şart dediler. İyi de bende nerede o yürek. Dört attım resmen aman dedim kalsın. Pek mes'uduz biz kendisiyle göstermese de nemrut yüzünü. Geçinip gidiyoruz işte...
Ama inanıyorum ki bi cesaret toplasam gün yüzüne çıkartıcam ya kendisini bakalım ne zaman ?
Bakmayın böyle dediğime bu hafta olmadı öbür hafta müdahale şart yoksa başka türlü geçeceğe benzemiyor.
Eh hadi bakalım el mi yaman bey mi yaman sayın 20'lik.
Yenicem seni.
28 Ocak 2011 Cuma
Eski sevgililerim....
İlk sevgilim bir mankendi.
Çok cool'du.
Biraz gündemden düştüğü için bir mağazada
Kapı önünde mankenlik işi bulmuştu.
Bu halk içinde yaşamaya alışamadı.
2 ay içinde ayrıldık.
Ahh İtalyan asıllı
Bolu Mengen'li Aşçı sevgilim.
Beni yaptığı lezzetli İtalyan makarnalarıyla tavladı.
Yalnız 3 aydan sonra aldığım kilolar
Ayrılığımızı hızlandırdı.
Kızılderili
"Ay'ın üstündeki İri Boğa"
İsimli sevgilim.
Aslında tüm Amerika'nın kendisine ait olduğunu duyduğumda
Sevinçten havalara uçuyorken
Amerikalıların işgalinden dolayı buralarda
Kaçak yaşadığını
Buradan bi bayanla evlenip
Buranın yurttaşı olmak gibi
Kötü niyetini sezdiğimde
Kendisini
En yakın dolunay'da terk ettim.
Dünya çapında ünlü restoranlar zinciri sahibi
Ve çok yakışıklı son sevgilim.
Fark ettim ki
Gün boyu restoran önünde ki banka oturup
Bir çok güzel bayanla resim çekiliyor muş...
27 Ocak 2011 Perşembe
Yemek yerken ölmek
İnanıyorum ki ben yemek yerken ölücem
Çoğunlukla ve sıklıkla yemekte boğazımda kalanlarla uğraşıyorum.
Çok hızlı yemek yediğim söylenemez
Ama mutlaka bi lokmayı soluk boruma kaçırıyorum
Yamuk oturmam dik otururum mesela yemekte
Sonra da yanımdakinden sırtıma vurması için yaptığım garip hareketler
Öksürmeler, öğürmeler, boğazda accayip yanmalar
Yutulan lokmanın geriye çıkışı
Eşim alıştı ama eğer yabancı bi yerdeysem ve eşim yoksa
Yanımdakini uyarırım ben boğulursam sırtıma hızlıca vurun diye.
Biraz önce yine yaşadım mesela
Pek sevdiğim peynirden bir parça kesip yiyesim geldi
Koltuğa oturdum daha ikinci lokmada
Hızla ayağa kalktığımda eşim yetişti ve sırtıma kuvvetlice vurdu.
Yalnız olsaydım ne yapardım acaba ?
Çoğunlukla ve sıklıkla yemekte boğazımda kalanlarla uğraşıyorum.
Çok hızlı yemek yediğim söylenemez
Ama mutlaka bi lokmayı soluk boruma kaçırıyorum
Yamuk oturmam dik otururum mesela yemekte
Sonra da yanımdakinden sırtıma vurması için yaptığım garip hareketler
Öksürmeler, öğürmeler, boğazda accayip yanmalar
Yutulan lokmanın geriye çıkışı
Eşim alıştı ama eğer yabancı bi yerdeysem ve eşim yoksa
Yanımdakini uyarırım ben boğulursam sırtıma hızlıca vurun diye.
Biraz önce yine yaşadım mesela
Pek sevdiğim peynirden bir parça kesip yiyesim geldi
Koltuğa oturdum daha ikinci lokmada
Hızla ayağa kalktığımda eşim yetişti ve sırtıma kuvvetlice vurdu.
Yalnız olsaydım ne yapardım acaba ?
26 Ocak 2011 Çarşamba
Oh be !
Oh beee!
Fazlalıkları atınca insan üstünden
Nasıl da rahatlarmış.
Kuş gibi hafiflermiş.
Hani saçını kestirdiğinde bi hafifleme hissedersin
Yaz gelir kışlıkları atarsın omuzlarından
Evde fazla eşya vardır atarsın ev hafifler
Bi güzel keselenirsin hamamda kirlerini atarsın
Oh be!
25 Ocak 2011 Salı
Ben bilirim arkadaş !
Ben bilirim arkadaş !
Mesela nerede duracağımı
Ayağımı tüm olan kuvvetimle bassam da gaz pedalına.
Ben bilirim arkadaş !
Mini etek de giysem nasıl oturacağımı
Frikik vermeden,
V yaka tshırt de giysem
Hangi açıyla eğileceğimi,
Elimle yakamı kapatmaya gerek duymadan.
Ben bilirim arkadaş !
Neyi duymamam gerektiğini
Başımın belaya girmemesi için.
Ben bilirim arkadaş !
Nerde gözümü kapatmam gerektiğini
Nerede sonuna kadar açıp görmem gerektiğini....
Ben bilirim arkadaş !
Toplumda nasıl davranacağımı
Osurmamam gereken yeri,
"Bok" "Çiş" "Kaka" "....." "....."
Gibi laflar etmemem gereken yerleri.
Her ne kadar bu kelimelerin eylem karşılığını
Yapsam da, yapsan da, yapsak ta !
Eğer yapamazsak vücudumuza nasıl bir zarar vereceğini bile bile...
Neden ayıptır ki mesela de mi ?
Ben bilirim arkadaş !
Nerede nasıl konuşacağımı.
Yaşım değil başımdan geçenler kadar konuşacağımı.
Üst kattaki komşunun dediği alt kattaki komşuya ayıp geliyorsa
Bi zahmet tıkayıversin kulağını.
İşaret parmağını da ağzına götürüp
"Cıks cıks" sesiyle....
Hadi şimdi dağılabilirsiniz...
Mesela nerede duracağımı
Ayağımı tüm olan kuvvetimle bassam da gaz pedalına.
Ben bilirim arkadaş !
Mini etek de giysem nasıl oturacağımı
Frikik vermeden,
V yaka tshırt de giysem
Hangi açıyla eğileceğimi,
Elimle yakamı kapatmaya gerek duymadan.
Ben bilirim arkadaş !
Neyi duymamam gerektiğini
Başımın belaya girmemesi için.
Ben bilirim arkadaş !
Nerde gözümü kapatmam gerektiğini
Nerede sonuna kadar açıp görmem gerektiğini....
Ben bilirim arkadaş !
Toplumda nasıl davranacağımı
Osurmamam gereken yeri,
"Bok" "Çiş" "Kaka" "....." "....."
Gibi laflar etmemem gereken yerleri.
Her ne kadar bu kelimelerin eylem karşılığını
Yapsam da, yapsan da, yapsak ta !
Eğer yapamazsak vücudumuza nasıl bir zarar vereceğini bile bile...
Neden ayıptır ki mesela de mi ?
Ben bilirim arkadaş !
Nerede nasıl konuşacağımı.
Yaşım değil başımdan geçenler kadar konuşacağımı.
Üst kattaki komşunun dediği alt kattaki komşuya ayıp geliyorsa
Bi zahmet tıkayıversin kulağını.
İşaret parmağını da ağzına götürüp
"Cıks cıks" sesiyle....
Hadi şimdi dağılabilirsiniz...
Sigara içen kadınlar
Erkekleri yayınlamıştım
Kadınlar kusur kalmasın istedim
Bazı kadınlara da pek yakışır sigara...
İşte yakıştırdıklarım..
24 Ocak 2011 Pazartesi
Benim bi arkadaş,
Benim bi arkadaş, sürekli hasta oluyor demir eksikliği varmış.
Benim bi arkadaş, bazen beni zıvanadan çıkartıyor yaptığı cahilliklerle.
Benim bi arkadaş, kaç yaşında hala söze "abi" diyerek başlıyor.
Benim bi arkadaş, misafirlikte ne ikram yiyeceğini çok merak ediyor.
Benim bi arkadaş, nerelere gitti geldi ama şivesini bozmadı.
Benim bi arkadaş, habire erkek arkadaşlarını anlatır.
Benim bi arkadaş, çok zengin ama çok ağlaşıyor.
Benim bi arkadaş, çok kısık sesle konuşuyor anlamıyorum bazen kafa sallıyorum.
Benim bi arkadaş, sana başka ona başka bana başka anlatıyor hep atıyor biraz.
Benim bi arkadaş, ne zaman görse avon satmaya çalışıyor bana.
Benim bi arkadaş, telefonda hep görüşelim diyor randevu verince de yan çiziyor.
Benim bi arkadaş, adımla seslenmez hep "şekerûm" der bana.
Not: Yanlarına parantez içinde isimlerinin baş harfini koymayı düşündüm ama sonra okurlar da bu özelliklerinden men ederler beni diye vazgeçtim...
23 Ocak 2011 Pazar
Haydi bakalım...
Hop dingala dingala
Makinaya da attım perdeleri
Salıya da günüm var benim
Ütüle de ütüle durmadan....
Hop dingala dingala
Her yeri de temizledim ne güzel
Salıya da günüm var benim
Hadi yapalım bakalım börekleri, tatlıları...
Pazar pazar
Bazen semt pazarımızın evimize bu kadar yakın olduğuna sevinmiyor değilim.
Mesela üç kere gittim pazara bugün.
İlk gittiğimde bayağı yüklendiğimi düşünüp bir de elimde o poşetlerle ayva tatlısı için orta boy ayva aramak zor geldiğinden bi koşu eve gidip bahçede kapı önüne bırakıverdim herşeyi. Eşimi uyandırmak istemedim zaten gripten kırılıyor bide uykusuna kıymayayım dedim. Tekrar koştum pazara bu sefer ayva aramaya ne yazık ki pek de istediğim gibi değildi ayvalar. Topu topu üç yerde gördüm ayva satılan tezgahları ve oradakiler de ya çok küçük ya da çok serttiler. Ayva tatlısı yerine şekerpare yapayım bari diyerek zeytin tezgahlarına yanaştım. Öyle her zeytini tadanları hiç haz etmediğimden birini gözüme kestirdim ve tattım. Tam da benim aradığım zeytin çıktı. Tekrar eve koştum kapı önündeki poşetlerin yanına koyuverdim zeytinleri. Sobanın kovasını hazırladım, üst kattaki eve çıkıp makinaya çamaşır attım daha bir üst kata çıkıp banyo ışıklığına nereden su sızıyor diye araştırma yaptım. Yukarıdaki su borusunu bi şekilde kaplamam gerektiğine karar verdim yoksa ilk soğuklarda donup patlayabilir. Tekrar aşağıya inip kapıyı çaldım eşim kalktı ve pazar torbalarıyla beni görünce pek şaşırdı. Kahvaltıyı hazırladım yedik, bulaşık makinasını çalıştırdım sonra falan yukarıda makinadan çamaşırları alıp bahçeye asıverdim yağmurun dinip güneşin açtığı bi anda. Tekrar pazara çıktım bu sefer patates, yeşillik almak için. Tekrar eve koşturdum. Eşim rahatsız diye mercimek koydum düdüklüye pişince de süzgüden geçiriverdim.
Bir ara dışarı kaydı gözüm yağmur başlamış bi koşu bahçeye astığım çamaşırları toplayıp balkon altına çamaşırlığa astım. Pazarda cibez görmüştüm bi yerlerde aklımda kaldı gidip almak niyetim ama bu kadar işten sonra yoruldum artık Çarşamba günü Şirinyer pazarından alırım. Şimdi dinleneyim biraz, sobayı yakayım, kitap okuyayım...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




















