Bişiler yazmak istemiyor canım bugünlerde.
Ayrıca doğradığım soğanlar da akıtmıyor gözyaşlarımı. En çok neye kızıyorum, bir dalgınlıkla soğan doğradığım bıçakla ekmek hazırlarken kendime yağ, domat ve peynir koyarak ilk lokmayı ısırdım ki bir soğan tadı ağzımda ne yutabildim ne de geri çıkarabildim lokmayı.
Yok dedim yok bunu yaptıysan sonucuna katlanmalısın.
Önce kızdım sonra da güldüm kendime.
Hah aklıma gelmişken bir de tuz ruhu meselesi var. Nerede o canımm cam şişe içindeki tuz ruhu... Bir dökerdik ki afedersiniz 100 numaraya foss ederdi... Tertemiz pırıl pırıl olurdu sökülürdü kireç mireç kalmazdı. Ama şimdikiler plastiklerde. Neden cam şişedeymiş eskiden çünki o kadar güçlüydü ki eritirdi plastiği şimdikileri döküyorsun anca klorak eklersen aklına geliyor temizlemek görevi. Tuzları kalmış ruhları gitmiş hep....
Aklıma geldi yazmak istedim.




















