Küçükken rahmetli babaannemin yanında kaldığımızda
Sabah kalkar kalkmaz bahçedeki çeşmede yüzümüzü yıkamadan
Sokak kapısını açıp hangi arkadaşımız sokakta diye bakardık
Tabii her sabah aynı lafı yerdik Babaannemden
"Yüzünü yıkamadan sokağa bakılmaz"
Geçer çeşmenin başına yıkardık yüzümüzü yalapşap
Büyüdük değişen bişi yok
Rahmetli babaannecim dediği laflarla kaldı
Sabah kalkar kalkmaz lavaboya gitmeden ilk iş bilgisayarı açmak oluyor
Sonra tabii yüzümü yıkıyorum o zamana kadar da bilgisayar açılmış oluyor.
Bu sabah yine böyle yaptım sonrada oturdum netin başına
Daha kahvaltı bile etmeden
Bir arkadaşıma rastladım
"Vay niye kahvaltı yapmadın? hadi kalk da yap?
Çayda yap fotoğrafını çek yoksa inanmam"
dedi.
Kaktım hazırladım kahvaltımı fotosunuda çektim
Ve anladım ki arkadaşımın asıl derdi fotoğrafı görmek değil,
Benim kahvaltımı yapıp yapmadığımdan emin olmak.
Malum biraz düzensiz yemek yeme alışkanlığı olan ben için
Düşünceli bi arkadaşımdır,
Sağolsun var olsun...
Cep telefonumdan aktarırken fotoları bunları da fark ettim
Bu eldiven bi arkadaşımın kızının
Hazır aslında ama otobüs beklerken bir acele çekiverdim fotosunu
Bi eldivenim var ona yapıvereyim bari.
Bu da yine aynı arkadaşımın annesinin yaptığı kırkyama
Eşinin kravatlarından yapmış
Pek hoşuma gitti...
Tabii hemen eşimin evdeki eski kravatları geldi aklıma
Bi akşam dizi izlerken onlara el atmalı
Artık kırkyama mı olur ki bilmem ama öğreniveririz
Ya da makinada dikiveririz annemle.
Bu da bi blog sayfasından bulduğum kazak örneği
Sanırım örnek ağaç kökü denilen bi örnek
Ama düğmelerle süsleyip
Ne de güzel baykuş haline getirmişler ?
Gri ip alıp yapıvermeli.
Not :
İş bu blog yazısı Sevgili Leylak abla'mın hediyesi
Göksel Baktagir "Boğaziçi" cd'si dinlenerek yazılmıştır.
























