10 Haziran 2011 Cuma

Manikür



Manikür yaptırdım bugün
Kadın törpüyle tırnağımı kesti
Evet makasla değil törpüyle !
Daha da gitmem oraya..
Bir de sakız ağzında
Ennn nefret ettiğim şeydir...
Cak cak sakız çiğnenmesi
Hani ancak yemek şişkinlik yaparsa çiğneyen
Çiğnediği şekerli sakızı da yutan benim gibi biri için
Hem çenem ağrıdı,
Hem de sesine sinir oldum
Karşımdaki çiğnerken...
Kuaförde ki genel muhabbet
Kadın-erkek ilişkileri
Hayatında ilk defa gördüğü birine
Hani fazla derine inmeden eski eşten neden ayrıldığı üzerine geçen sohbetler
Falan filan...
Daha önce saç boyatmaya gitmiştim
Boyama süresi bitene kadar elime kitabımı alıp çekilmiştim bi köşeye
Bu sefer olmadı tabii
Bu sohbetleri dinleme işkencesi yaşadım resmen.
Kuaförlerde dönen sohbetler bunun üstüne
Merak ediyorum 
Neler konuşulur erkek berberlerinde ?





8 Haziran 2011 Çarşamba

Uykudan önce



Geceleri başınızı yastığa koydunuz da neler düşünürsünüz ?
Koyun mu sayarsınız çitleri atlayan ?
Yarın ne yapacağınız mı ?
Ya da sabah işe giderken ne giysem acaba üzerime deyip,
Elbise dolabını mı gözden geçirirsiniz beyninizde ?
Eskilere mi gidersiniz ?
Yeni hayaller mi kurarsınız sabaha çıkıp çıkmayacağınızı bile düşünmeden ?
Muhasebe yapar mısınız peki ?


Yastığımı çok severim ben 
Elyaf olucak, yumuşak olucak
Birde dayandığı başka bir yastık ta olucak illaki
Tam yatırmam arkadaki yastığa yatay koyarım
Ve çoğu zaman gün içinde ne yaptım ?
Günah işledim mi?
Daha önceden yapmıyacağımı söz verdiğim ama yaptığım bişi oldu mu
Ya da, gün içinde oluşan olaylardan gelecekte başıma neler gelebilir
Diye düşünürüm, dua ederim çok zaman.
Ve şimdi bi size deyiveriyorum
Dua ederken kendimi çok zaman konuşurken ve ağlarken bulurum 
Ya özür dilemek ya da tövbe ettiğim şeylerden ötürü
Tövbe etmekten çok,
Ettiğim tövbeyi devam ettirebilme gücü dilerim.
Çok zaman da dua ederken 
Beni gerçekten dinleyen bir güç olduğunu hissediyorum
O an için sanki odam genişliyor,
Vücudumun içinde büyüyen kalbimin 
İçine çok hoş manevi bir huzurun dolduğunu
Sırtımdan çok güçlü bir kol tarafından sarıldığımı 
Kalbimin bu büyük gücü taşımak için daha çok çarptığını hissediyorum.
Ve içimden çok büyük güçlü serin tertemiz ferahlatıcı bir suyun akıp gittiğini hissediyorum.



Yok bi başlık



Bir dostla sohbet sırasında açılan "Abicim" kelimesinden geldi aklıma
Yıllar önce ilk çalıştığım şirkette pazarlamacı bir abimiz vardı
Enco derdik biz.
Hani olur bazıları piçin önde gideni bu laf tam ona göre
Ama dilinde hani bir kere bile olsa değse bi parmağıyla bize
Ha diliyle değiyor muydu?
O zaman 21 yaşındayım daha açılmamış gözüm
Yok ki bu zamanlar gibi internet, tvler, yayınlar falan
Ya da var biz onlardan habersiz
Ha poşet içinde satılan playboy dergisi vardı
Amblemi tavşan başı olan hani gümüş bi kolyem vardı pek severek takardım
Aklıma bile gelmezdi sonradan görünce hatırladım
Neyse,
Seyahate çıkacağı zaman yanında bi çantası olurdu Enco'nun
O ne yaa diye takılırdık serviste koltuğunun altında sanırsın milyarlar var içinde
"Bu çanta önemli benim için, karılarım var içinde" derdi.
Gülerdik, eğlenirdik severdik de kendisini.
Asansöre bineceğimiz zaman oda varsa şayet,
"Korkun benden benimle asansöre binmek cesaret ister" derdi
Biz de "Aman enco abicimmm" derdik
Hemen lafı yapıştırırdı,
"Şu abicim lafını kaldıralım aradan"
Zaten çıkacağımız kat sayısı 3 murdar olurdu hayali....

Kısa kısa


Balkonumda çilek yetiştiriyorum ben.
Bir arkadaşımız verdi bahçesinden 
Toprağını da Didim'de eskiden keçi ağılı olan bi yerden aldım dı
Sanki gübresi az gibi geldi bana
Bi çaresine bakmalı


İşte geçen gün ayağımı mahveden ayakkabı
Arka kısmında üst taraf yara içinde iki ayağımda
Bu sene çok fena oldu ayaklarım


Bahçede sağda bir karartı var hani
Evimizin yeni misafiri
Yandaki boş binadan çıktı
Annesi yok ortalıkta
Süt verdik yeni yeni de yemek 
Annesi sanıyor beni 
Saçlarımın arasına girmek istiyor kucağıma gelince
Ve bahçede sürekli gözleri beni takipte
"Boncuk" koydum adını


Bazen öğlenleri işyerinden 
Bana yemeğe gelen bir kuzenim var benim 
Memur kendisi idare ediyorum işte
Bir sabah aradı yine 
"Yemeğim yok sana gelicem öğlen"
dedi.
- Evi de yakın kendisine ama -
 Kalktım buzluğa baktım
Geçen seneden kızartıp attığım patlıcanları gördüm.
Kıymayı da çözdürdüm mikrodalgada


Fırına vermeden,
Folyoyla kapayıp üzerini pişirdim ocakta
Tepsi küçük bişi eşim almış şambali
Tepsisi bana kaldı.
Pek seviyorum.
Ocağın yanındaki kavanozda duran
Şişe domatı
Geçen sene yaptıydım 
4 kavanoz kaldı pek iyi bişi...



7 Haziran 2011 Salı

Bir husumetim var karşı komşu teyzemle



Daha önce bahsettim mi bilmiyorum
Bir karşı komşum var benim evlere şenlik
Bana değil ama :)
83 yaşında hiç evlenmemiş beyaz saçlı İzmir'li
Ama kendini yıllarca yaşadığı İstanbul'dan sayıyor
Karşı komşumuzun teyzesi şimdi alt katlarında oturuyor
Ah nerden başlasam bi bilsem teyzemi anlatmaya
Mesela, 
Hiç sevmez İzmir'i,
Çok pis, insanları ne biçim, 
İstanbul öyle mi?
Sokaklar temiz, insanları terbiyeli falan filan.
Hönk dedim kaldım 
İstanbul hangi İstanbul acaba?
Bu teyzem İstanbul diye başka bi ilde mi yaşadı acaba?
Hani dünya şehri derler Newyork oranın bile sokaklarının pisliğini anlatırlar
Bir de takık illaki günün 5 vakti karşılaşsan selam vericen hal hatır sorucan teyzeme
Kapı önüne çıkar oturur selam vericen
Cama çıkar balkondaysan eğer selam vericen
Sabah ilk gördüğünde versen akşama kadar idare et desen olmaz
Neyse bende alemim
Kimi zaman başımı öne eğer geçerim sokakta oturan komşularımın yanından
Bazende bi çökerim yanlarına bi saat kalkmam
Bende buyum sokaktakiler de tanıdı beni,
Neyse teyzem alınmış bana, kızmış şikayet etmiş hatta komşumuz yeğenine babam yaşında
Bi de etrafa konu komşuya, çocukluk arkadaşıma bile demiş benim için
Dedikoducu bu kız selam sabah yok.
Bir akşam üstü çağırdı pencere altına teyzem beni
"Sen nası bi kadınsın, selam vermiyorsun etmiyorsun ?"
"Ben hep böyleyim teyzecim bazen verir bazen vermem" gibi cümleler sıralıyacak oldum
Bi söylendi ki teyzem bende  de asfalyalar attı tabii
"Ee teyzecim bizde sana yaşlısın diye hürmet ediyoruz" 
Bir saat geçti aradan kapı önüne çıkarken cama geldi yine seslendi bana
Ve şöyle dedi,


"Senin tedaviye ihtiyacın var"


Diyemedim o anda kendisine


"Teyzecim sanırım sen bugün ilaçlarını almadın"



Hayal kurma saati



Yaz mavsiminin ne zaman gelicek, gelsin artık derken
Birden kendini hissettirmesiyle,
Kendinizi masmavi bir deniz kenarında
Palmiye ağaçları altında bembeyaz bir kumsalda
Ara ara esen rüzgarın serinliğiyle
Ve,
Eğer bir bayansanız
Başınızda büyük havalı bir şapka
Üzerinizde belden sıkmalı etekleri uçuşan çiçekli bir elbiseyle
Hayal edebiliyorsanız,


Eğer bir erkekseniz
Üzerinizde beyaz keten bir takım
Ve birazda dans eşinizi elinizle döndürüp
Ayaklarını yerden kesebilecek bir yeteneğe sahipseniz
Şu bağlantıya tıklayıp,
begonvilliev.blogspot.com
Oradaki güzel şarkıları dinlemenizi tavsiye ederim.


Not: 3 şarkı var her birini dinleyebilmek için her bitişinde F5 yapmalısınız bende öyle açıldı.
Hadi bakalım iyi dinlemeler,
Hayal etmeler..
Teşekkürler Begonvilli ev...

6 Haziran 2011 Pazartesi

Varoş'un sokakları



Gezinirken bloglarda rastladım bu resme aldığım yeri de aşağıda belirttim, 
Aklıma bizim sokak geldi yazıyı okuyunca
İşte buyrun bizim sokak işte böyle;


Değişik olur varoş sokakları
Çocuğu pek çoktur mesela
Hele akşam oldu mu say say bitmez
Ben diyim 20 siz diyin 30 
Koşturur dururlar sokağın bi ucundan öte yanına
Hele bide kandilse ve dağıtılıyorsa püskevit, 
Seyreyleyin manzarayı bi alay çocuk bir kutunun peşinde
Bir paket püskevit kapma telaşında.
Hep ıslak olur sokakları 
İlla kilim, halı, yorgan yünü yıkanır bir evde kapı önünde
Tulumbadan çekilen su temizliktir kapı önüne de
Sokağın sonuna kadar akıp suyun götürdüğü pisliğin
Komşu kapısında birikmesinden onlara ne.
Yaz günü balkonlarında çarşaf serili olur
Rengarenk, çiçek desenli biraz da rengi solmaya yüz tutmuş
Gündüzün sıcağından geceye kavuşurken yatılan balkonlardan
Sabah birer birer kalkar evin erkekleri, çoluk çocuğu.


Fotoğraf alıntı, çalıntı değil işte adresi;
filbahar.wordpress.com






5 Haziran 2011 Pazar

Kıymık batışı



Bazen bir gerçek çok acıtır insanın canını
Hani küçük bişidir kıymık batışı
Ama her bastığında döker içini, 
Acıtır yüreğini.
Bazen o gerçek ara ara vursa da yüzüne
Bunca sene dersin ne kıymeti var ?
Bunca senenin getirdiklerini, yaşanmışlıklarını alıp götürebilir mi?
Götürebilir,
Tıpkı kumsala vuran dalganın ayak izlerini silip götürdüğü gibi,
Kim iddia edebilir ki az önce orada birinin yürüdüğünü ?





4 Haziran 2011 Cumartesi

İşim çok benim meşgul etmeyin





Küçük küçük işlerim var benim
Bir araya gelse uçurtma uçuracak ip olur
Akşama bebek gezmesine gidicez düğme dikmem lazım
Benim başlayıp annemin bitirdiği bebek yeleğine
Yıkanmışlar çamaşırlar var ütülenip yerine yerleşmesi gereken
Bahanem daha çok aman sıcak, aman şöyle aman böyle
Otursam başına aslında yıkanacak daha çok çamaşır çıkıcak
Yerleştirirken elbise dolabını
Yüklük deriz biz battaniye, yorgan koyduğumuz
Gelinlik yorganım var orada sarı renk, çarşafı Ödemiş işi
Bi elden geçmeli  çıkarılıp havalandırılmalı hepsi
Bir de geçen sene örmeye başladığım bi yelek vardı
Tam yaz mevsimi işi bol delikli kaybettim bulamıyorum evde
İçimden bi ses o yüklükte olabileceğini söylüyor
Girmiştir bi yerlere....
Birde üst kata çıkan merdivenin altı var
Tıkarım bazen bişeyler oraya yer bulamayınca
Bi elden geçmesi lazım neler çıkıcak merak ediyorum.
Yok mu daha diye sorarsanız şayet, 
Bulurum istersem yapacak bişiler daha...





Küçüklük mimi


Bir mim daha varmış ortalıkta dolanan
Küçüklüğümüze inilmek isteniyor muş
Bu sayede bugünkü yaşadığımız korkularımızın, 
Yaşam sevinçlerimizin temeli bulunacak mış


İyi de geride kalmışsınız biraz cilalı taş mesela
Ben tee ne zaman cevaplamışım bunu
Hatta mim falan bile yokmuş ortalarda ben yazdığım zamanlarda
Tamam attım biraz ama sizde çekiverin anacım biraz
Ha mimlemişsiniz beni cevaplamışım 
Ha mimlenmedim diye atmışım kendimi yollara dolanıyorum
Link veriyorum 
Hadi bakalım tıklayıp okuyuverin 
Malum bende pek küçük değilim 
Daha önceden yazdığım küçüklüğümü iki ayrı yazı olmuş
İyi okumalarrrr


http://mvbln.blogspot.com/2009/10/biz-kucukken.html


http://mvbln.blogspot.com/2010/07/kucuklugum-izmir-esrafpasada-yapcoglu.html






3 Haziran 2011 Cuma

Kendimi mimliyorum



Millet bi alem mimliyorlar birbirlerini
Pek de meraklılar 
Kim neyi dinlerde güne başlarmış sabah sabah
Kim hangi dondurmayı sever miş de yalayıpta mı yoksa kaşıkla mı yermiş
Kim hangi kelimeden hangi durumu çıkarırmış da
Mış miş da muş müş


Tamam kabul bende kapılıveriyorum bu rüzgara bazı ?
Zaten burada belli değil mi 
Yazdıklarımızdan neyi sevdiğimiz, beğendiğimiz, ayılıp bayıldığımız
Tu kaka, iğrenç, tiksençlerimiz ?


Evet itiraf ediyorum beni mimlememişler 
Ben de çamur atıyorum işte
Mim cevaplarının sonunda acaba ben var mıyım diye merak edip
Sonunda da olmayınca üzülüp dudağı büzülen elinden oyuncağı alınmış çocuk gibi.

Kendi kendimi mimliyorum bende kimselerden beklemeden.

Efendim sabahları açılmak için öyle müzik falan dinlemem ben güne başlamak için.
Zaten kaçta olursa olsun kalkayım kendimdeyimdir 
Yalnız bir sıkıntım var 
Sabahları kalktığımda bir saat bi kendime gelme sürecim vardır
En azından kahvaltı yapabilmek için
Bir rahatsızlığımdan dolayı o sürede de beni güne hazırlayacak pek şarkı yoktur
Sadece başımda, evin içinde car car konuşup durmasın kimse bu bana yeter.

Ha bu arada kimseyi mimlemiyorum
Herkes kendi kendini mimlesin
Herkesin mimi kendine
Hadi eyvallah...







Ne edersem kendime ederim


Cevaplamam gereken sorularım yokken 
Aslında bi takım cevaplarım var verilmesi gereken
Ama cevaplarını vereceğim kişileri aramamak gibi bi durumum var ?
Aramak istememek gibi diyelim yada.


Okumam gereken kitaplarım var yatmadan evvel
Ama yatağın başındaki abajura ampül almaya üşenecek kadar da
Üşengeçliğim var.


Kabul olmasını istediğim dualarım var
Özel günleri sevmeyen biri olduğumu bildiğimden
Kandil olduğunu bile bile dua etmeyesim var
Yaradanıma karşı kendimi 
Fırsatçılığı sevmeyen bir kul olduğumu kanıtlamak istercesine


Kendime karşı mazoşistliğim var sanırım
Yine tutamayıp kendimi ayağıma vuracağını bile bile ayakkabı alasım vardı
Aldım, giydim, bir duraklık mesafede, olmadık bi yerden ayağıma su toplatasım geldi
Seviyorum sanırım yara bantlarını 
Bir de her kıyafete uygun
Yada çiçekli olanlarını bi bulabilsem ?


Manisa'ya gittim bugün
Sırf Manisa kebap yemek için
Bana  "Deli kızın türküsü" diyen arkadaşıma 
Gerçekten deli olduğumu bile bile ispatlamaya.


Uykum var hemde çok pek çok

Benim görmek istediğim güzel rüyalarım var
Burada işim ne ?



1 Haziran 2011 Çarşamba


Ne yazarsınız bu kadar
Ben yazamazken
Bi anlasam
Çözebilsem
Bişi gelmiyor aklıma yazacak
Hadi çiçek gibi günler dilerim 
Sizlere




30 Mayıs 2011 Pazartesi

Evimden ordu geçti

Evet evimden bir ordu insan geçti sanki
Ve ben çok yoruldum...
Son gaz giden bir otomobilde frenin olmaması mesela
Ancak gece olunca toslamak 
Yatağa ruhumdan önce bedenimin koşturması
Gözlerimin kapanmamasına çalışmak
Karşımdaki kişiyi çok sevdiğim halde 
Artık gitmesi için gözünün içine bakmak

Tadı olmayan bir şampiyonlar ligi maçının
Israrla ne diye izlenmesi mesela, kavrayamamak
Aynı masa etrafında herkesin bir ağızdan konuşup
Kimsenin kimseyi dinlememesi


Bunlar kalan aklımda son iki günden





Ha birde ilk akşam Annem'in yatağından kalkıp
"Kapattık şu bilgisayarı artık, yoksa gelip o klavyeyi kırıcam, şak şak şak ne bu be"
Deyip beni azarlaması :)))



Bu arada o orduya şunlar yapıldı,



Haşhaşlı açma





Patatesli, salatalıklı yoğurtlu salata


Didim'e gittiğimde annemle sardığımız yaprak sarma


İki tepsi haşhaşlı açmadan bişi kalmadı


Ege işi dere otlu, yeşillikli fırında biber dolma

Yaptığım tatlıyı ekleyemedim ama işte tarifi,
Şekerpare;
Evden çıkıp en yakın A101'e gidiyorsunuz
Tadal marka hazır pişmiş şerbetlenmeye hazır 
Şekerpare alıyorsunuz 2 paket
İçinde 15 tane var 2 paket 
15 x 2 = 30
5 bardak su
5 bardak şeker
Eşittirrrrrrrr
Mhp'nin meşhur 40 rakamı çıkarrrrr....







27 Mayıs 2011 Cuma

Akışına bırak gitsin...






Bir tesadüf dolanırken youtube'de buluverdim...
Pek sevdim...
Diğer önerilen videoları da dinledim az çok
Takılırım artık bi kaç gün...

26 Mayıs 2011 Perşembe

Bodrum bodrum




Yıllar önce Bodrum'da bir gece, 
Öğretmenevinin çatısında oturmuşuz dostlarla,
İlk soğuk biramı içiyorum o gece 
Püfür püfür rüzgar esiyor ara ara 
Bodrum Kale'sinden MFÖ konserinin sesi karışıyor
İki çift muhabbetimize
İki bira sonrası başım dönüyor yavaş yavaş
Babamı arıyorum 
"Babacım ben çok mutluyum, içtim biraz ama anneme deme aramızdaaa tamam mı" 
Diyorum..
Ve o "Aramızdaaa" sözü bir şifre gibi kalıyor ikimizin arasında
Ah ahh...




Bu arada Eşim tanıştıktan 10 gün sonra bana 
Gittiği Bodrum'dan mavi taşlı gümüş bir künye ve MFÖ kaseti almıştı...















25 Mayıs 2011 Çarşamba

Müşerref



Evde kendime kendime konuşurken yakalıyorum kendimi bazı,
Teyzemden mi geçmiş ne ?
Bir teyzem var benim ismi Müşerref,
Pek müşerref olursunuz tanışırsanız eğer
Hani İzmir'li beyaz saçları olan teyzeler gibi :)
Teyzem değil uzakta olan annemin yerine koyduğum annem gibidir.
Hatırlarım küçükken onlarda kaldığımda yatağıma gelip
Boğum boğum parmaklarımı yanağına sürtüp beni sevmesini
Büyürken hep tenkit etti beni 
"Dişlerini çok güzel bakımını ihmal etme fırçala.."
"Cildin çok taze daha sakın makyaj yapma"
Sağolsun O'nun sayesinde dişlerim gerçekten bakımlı
Makyaj yapmaya da 23 yaşımda başladım.
Çok merhametlidir çok...
Eğer ki sabah O'na görünmeden kaçarsanız evden
Durağa gelir peşinizden bir poşet içinde kek, poğaça bir de meyve suyu
Kaçış yok yani....
Konuşur teyzem kendi kendiyle iş yaparken, yolda yürürken
Bir de cevap verir kendine,
Biri geldi sanırsınız eve ama bi bakarsınız kimseler yok..
Bir ördeği var yumurta verir bazı,
Bir gün İzmir Fuar'ın da ki havuzlara bırakmak için ördeğini
Pazar çantasına koyup Fuara gider, 
Ama gelin görün ki o gün tüm havuzlar bakımda 
Bomboş...
Gerisin geriye getirdi ördeği İzmir turu attırarak...
Tatlı maya'sı vardır pek meşhurdur,
Eşrefpaşa'da bir fırından aldığı her gittiği gezmeye götürür mutlaka
"tatlı mayacı" teyze der kuzenlerin küçükler...


Canım teyzem bi tane belki 80'e yakın yaşı ama hala
Acımaz kendine,
Üzülür kendinden çok memleketine...






Kalleş terlik



Bir kaç gündür devam eden temizlik olayları 
Yarın son bulucak inşallah...
Kırklandım resmen,
Ama değdi çiçek gibi oldu evim...
Bugün bir ara aşağıya indim
Kemeralt'ına...
Kalleş bi terlik giydim yalnız
Giyerken hiç de göstermedi o çirkef yüzünü oysa
Geçtiğim yollarda bakarken vitrinlerde kendime
Pek de güzel duruyordu oysa ayağımda
Ama O kalleş yüzünü çok geçmeden gösterdi
Ve ben eve ayağımın kenarında iki toplamış sulu bi yaranın
Patlamış, terlik tarafından soyulmuş harap haliyle döndüm :(



Ha bu arada kış zamanı Gaziemir'de Cuma günleri kurulan sosyete pazarından
1 Lira'ya  yazlık bi tişört almıştım ama önündeki deliği bile bile
Attım bi kenara yaz geldi ihtiyaç doğdu
Deliği kapatmak içinde bugün Hisarönün'den 1,5 Liraya 5 mt. kurdele aldım
Metre işi satılmıyormuş, tamamını almak zorunda kaldım
Neyse bulurum gerisini yapacak bişi.
Kurdeleyi delik kısmını kapatacak şekilde ayarladım
Diktim elimde,
Sonra da bi kurdele falan süsledim...
Aman işte yaparım bende el işi anlıyacağınız :))

24 Mayıs 2011 Salı

4 koca, 4 karı



Kadının canı sıkılmış anlaşılan
Ne desem de dikkat çeksem acaba diye,
Hani bu seçim bitti sayılır 
2023'te aday olabilirim belki diye,


Ya da şu muhteşem süleyman dizisinden mi özendi acep
Haremde kadınlar bi işleri yok 
Temizlik, bulaşık, çamaşır, yemek derdi
Ohh gelsin yardımcılar
Her gece halvet ...


Ya da ortalıkta dolanan kasetlere özenmiş belki de
Ya da şu da olmuş olabilir
Kaset olayına çözüm getirme amacında
Hani kasetlerle hayatınızı karartmayın 
Makamınızdan olmayın diye
"4 tane yasal olsun "
Demiş
Hem o zaman "kız kuruları" lafı da ortadan kalkar
Evde kalmış kızlar bi kocaya kavuşur


Ay ne bu şimdi 
Azanı teneşir paklar derler,
Teneşir hak getire 4 kocaya vermeli anlasın hanyayı konyayı


İşte kadına darbe yine kadından geldi ne yazık ki
Hani erkekler dese anlıcam 
"Erkek işte napıcan böyle dir bunlar" deyip bide bi güzel küfür edicem de
Bozmayayım şimdi bayramlık ağzımı..
Olsun teyzem olsun dört , beş yetmez altı yedi sekiz olsun


Erkeğe 4 kadın olucaksa
Kadına da 4 erkek yasal olsun..









22 Mayıs 2011 Pazar

Yorgunum ben...



Yorgunum dostlarım yorgunum yorgun....
Bir sakız gibi yapıştı dilime durup durup tekrar ediyorum.
Malum yaz geldi,
Bizde de üst kata çıkma telaşı başladı
15 gündür bugün, yarın aman şuraya da gideyim buraya da uğrayayım derken
Tamam dedim yukarıya çıkmaya karar verdim.
Mutfak bi güzel temizlendi, domestoslandı
Ki ellerim, tırnaklarım nasıl görseniz bi,
Yarada varmış ara ara sızlanıyo işte.
Mutfak halloldu, yatak odası temizlendi
Koca 60 kilo 84 ekran tv'yi çıkarmak için adam bulamayınca
Yarına kalmıştı salonun temizlenmesi
Ancak balkondayken yoldan geçen komşu oğlu
"Merhaba" dedi hayatının hatasını yaptığını biraz geç anladı
Neyse tv yukarı çıktı salonun temizliği yine yarım kaldı diye hayıflanırken
Evde biri başladı söylenmeye,
Bende koca bi tabak dolusu patatesi dayadım önüne,
Tv'de de maç kanalını açtım sustu...


Yorgunum çok yorgun daha yarın salon, camlar, kapılar temizlenecek..
Marş marş...





Karayip korsanları


Muradıma erdim Jack sparrow'umun filmine gittim.
Şahsen bir Karayip korsanları delisi olarak 
Çok beğendim.
Gitmeden önce kimi eleştirileri okumuştum
Hak verdiklerim olduysa da dedim ya 
Kendi gözümden izledim ben.
Mesela serinin 3.filmini çok izledim hatta gün içinde 
Movimaxte 2 kere arka arkaya hemde son ses izlediğimi bilirim
Öyle seviyorum bunca tv de sesin çok yüksek olmasını sevmesem de.
Evet özellikle 3.filme göre temposu biraz düşük de olsa
Ekşını az mesaj kaygısı yüksek seriye yeni bir film daha ekleme ipucu verse de
Sevdim, bayıldım, bittim..
Jack Sparrow'a Kaptan Barbados'a
Keşke Mcdonalds yada Burger kingte oyuncakları çıksa...
Arayıpta bulamadığım soundtrackinide indirip cep telefonu melodim yaptım...


Bu arada Türk filmleri için bir iki çift lafım var;
Daha oo 40 fırın ekmek yemeniz lazım
Önce o bel altı esprileri bırakıp
Beyninizle espriler üretmelisiniz...
Karanlıklar içine dalıp güya sanat filmi yapanlar
Sizde güneşe çıkın biraz derim..


Önceki serideki filmden bi alıntıyla bitireyim yazımı..


Dürüst değilim. 
Dürüst olmayan birinin dürüst olmayacağına güvenebilirsin. 
Asıl dürüst olanlara dikkat etmek gerekir. 
Çünkü asla ne zaman aptalca bir şey yapacaklarını bilemezsin.