6 Nisan 2011 Çarşamba
Alma mazlumun ahını alma...
Kadın, 2 sene kadar önce kardeşinin yanına gider Merzifon'a
Bir akşam üstü eşini arar ama cepten sürekli meşgul sinyali alır
Hemen hemen 20 dakika bu şekilde devam eder
Kadını, uzakta olmanın verdiği sıkıntı
Kimle konuşuyor ki bu diye bir merakla da en çok
Asfalyaları atmaya başlar.
Telefon görüşmesi biten erkek nihayet kadına geri dönüş yapar.
Tabii kadının iflas etmiş asfalyalarının kıvılcımlarından kurtulması biraz geç olur.
Kimi aradın diye başlayan konuşma biraz hararetlenir
En son telefon şu cümlelerle kapatılır,
Kadın; Bak eğer yalan söylüyorsan ayağına dolansın
Erkek; Tamam ya yoksa ?
Kadın; O zaman tez vakitte benim ayağıma dolansın....
Bu konuşmaların geçtiği saat 20,00-
Daha sonra evdeki kardeş ortam yumuşasın diye dışarı çıkma teklifinde bulunur
Kardeş, gelin, yeğen ve kadın arabaya doluşurlar
Çarşıda bir mağazaya uğramak için park edilir
Saat: 20,45- olmuştur.
Kadın arka koltuktan çımaya çalışırken
Sağ ayağı sol ayağındaki eşofmanın paçasına girer
Ayağına dolanır veeee
O hay huy içerisinde kurtulmaya çalışırken de
Küt diye arabadan yere yuvarlanır.
Ve kahkahaları tüm çarşıyı inletir.
Neymiş, şüphecilik iyi değil miş,
Neymiş, alma mazlumun ahını çıkar aheste ahesteymiş,
3 Nisan 2011 Pazar
Kavala kurabiyesi
Aklıma girdi bir kere yapmadan için rahat etmezdi.
A101'de satılıyordu Osmanlı Kavala kurabiyesi bademli olanı ama özellikle
Çok severdim.
Cevizlisini denedim ama hiç beğenmedim.
Ama acı bademlisi bi başka.
Türk kahvesi ya da nescafe yanında iyi gidiyordu
Gerçi üzerindeki pudra şekerlerini yutarken kaçmasıyla boğazıma
Bir iki defa yine tehlike atlatsam da tekrar tekrar yemeğe değer.
Geçen hafta markete gittim alayım diye
Bi baktım yok meğer kaldırmışlar satmıyorlarmış artık.
Ama olur mu yaa..
Bi koşu döndüm eve malzemesine baktım netten tekrar yollandım aldım.
Ama benim bademler tatlıydı beklettim acı olanını buldum.
Sıcak su içinde bekletip kahverengi kabuğunu soydum.
A101'de satılıyordu Osmanlı Kavala kurabiyesi bademli olanı ama özellikle
Çok severdim.
Cevizlisini denedim ama hiç beğenmedim.
Ama acı bademlisi bi başka.
Türk kahvesi ya da nescafe yanında iyi gidiyordu
Gerçi üzerindeki pudra şekerlerini yutarken kaçmasıyla boğazıma
Bir iki defa yine tehlike atlatsam da tekrar tekrar yemeğe değer.
Geçen hafta markete gittim alayım diye
Bi baktım yok meğer kaldırmışlar satmıyorlarmış artık.
Ama olur mu yaa..
Bi koşu döndüm eve malzemesine baktım netten tekrar yollandım aldım.
Ama benim bademler tatlıydı beklettim acı olanını buldum.
Sıcak su içinde bekletip kahverengi kabuğunu soydum.
Önce bademleri kavurdum tavada bir kenarı ayırdım
Arkasından göz kararı artık sanırım 2 bardak unu kavurdum
Un, badem, 10 gram kabartma tozu, vanilya,
Göz kararı sanırım 1 su bardağı kadar tereyağı oda sıcaklığında
Ama yinede biraz çiçek yağı ekledim ben.
Bir de 1 su bardağı pudra şekeri
1 yumurta beyazı
Hatta bir ara cıvık geldi biraz daha un koydum.
Aslında ay şeklinde kalıp vardı bulamadım
Çay bardağıyla yapmak sıkıcı geldi
Şu üç taneden sonrasını köfte yapar gibi şekil vererek yaptım
180 derece önceden ısıtılmış fırında göz kararı pişirdim
Üzerine de pudra şekeri ektim.
Eh artık mastır şef yarışmasına girebilirim değil mi?
2 Nisan 2011 Cumartesi
Günlük işler
Bir bir devrilirken saatli maarif takviminden yapraklar
Nisan 1 geldi çattı yine.
Bir şaka hadisesi ile karşılaşmadım.
Zaten olsa da şöyle bayağı bi yüreğimi götürecek,
Donuma sıçtıracak cinsten olanı olsaydı bayağı bi makbule geçerdi sanırım.
Neyse aman kalsın böylesi düşman başına.
Bugün sadece çamaşır asmak istedim ben yapılacak bi iş göremiyordum
Ama bir ara kendime bi geldim ki aman Allah'ım ben ne yapıyorum böyle dedim.
Bir elimde süpürge bir elimde vileda yatak odasını dip temel temizlerken buldum kendimi
Mutfağa koştum aman bi su içeyim kendime geleyim diye
Mutfakta bir temizlik kokusu aa burayı ne zaman temizledim ki ben dedim.
Aman iyi de oldu aslında ailem oturduğumuz evi satılığa çıkardılar
Emlakçıya falan vermediler mahalle bakkalına, bir iki komşuya haber edildi
Şimdi gelen giden olur ele güne karşı tedbirli olmak lazım di mi ama ?
Okunacak iki kitabım var ikisi de İskender Pala'ya ait.
Kitâb-ı aşk ve Babilde ölüm İstanbul'da aşk.
Bakalım Kitâb-ı aşk iyi gidiyor şimdilik her ne kadar dili ağır deseler de
Edebiyat dersindeymiş gibi hissediyorum kendimi
Ha bir de ne yazık ki A101'de satılmayan Osmanlı Kavala kurabiyesini deniycem yarın
Sade türk kahvesinin yanında, nescafenin yanında iyi gidiyordu
Malzemelerini aldım baharatçı "Acı badem " demi dedi hani yanlış almıyorsunuz
Evet dedim kurabiye yapıcam şaşırdı kurabiyeye konulduğunu duymamış
Bakalım yarın yapıp sonucu bildiririm
Hadi iyi geceler....
31 Mart 2011 Perşembe
bi diyeceğim var
Paranoyak satırlar yazmış düşüncemi dile getirmiş sanki
Şu dijitürkün kapattırma kararından sonra anladım ki
Bu bir kapattırma değil yıldırma politikasıydı
Bizleri yazmaya karşı soğutmak adına.
Soğudum ya yazmak gelmiyo içimden.
Zaten bi oraya gittim bi şuraya
Oralarda da yapamadım bişi
Kaldım öyle.
İşin garibi yazacak konuda bırakmadı bende.
E be dijitürk ne diyim
Üye sayında azalma olsun len...
Şu dijitürkün kapattırma kararından sonra anladım ki
Bu bir kapattırma değil yıldırma politikasıydı
Bizleri yazmaya karşı soğutmak adına.
Soğudum ya yazmak gelmiyo içimden.
Zaten bi oraya gittim bi şuraya
Oralarda da yapamadım bişi
Kaldım öyle.
İşin garibi yazacak konuda bırakmadı bende.
E be dijitürk ne diyim
Üye sayında azalma olsun len...
28 Mart 2011 Pazartesi
temizlik
Bir bahar temizliği yapmam lazım aslında
Beynimde, ruhumda, bedenimde, blog sayfamda hatta evimde.
Bi takım düşüncelerim oluyor zaman zaman
Onları atlatmam lazım.
Fırtınalar kopuyor mesela bazı ruhumda
Bazen de öyle sessiz ki ruhum uçtu mu yoksa diyecek kadar.
Bedemim de bi değişiklik yok yazın verdiğim 4 kiloyu alamadığım için
Alyansım hala olmuyor parmağıma mesela.
Blog sayfam dijitürkün insafına geldiği anlarda açıldığında
Çok kalabalık geliyor gözüme, rahatsız eden bişiler var
Değişiklik, bakım şart oldu.
Evim desen alt kat temizlendi ama yazın üst katta oturduğumuzdan
Üst kata bi temizlik gerekiyor.
İş çok hadi bakalım....
Resim :
emsvizyon's Profile
http://www.flickr.com/photos/14454347%40N00/27 Mart 2011 Pazar
yazasım yok..
Herkes yazıyor bişiler harıl harıl,
Ben de tık yok.
Aslında yazasım varda
Nedense bi uyuşukluk var üzerimde.
Bahar falan değil
Kafam dağınık biraz toparlayamıyorum.
Neyse hadi iyi geceler...
Ben de tık yok.
Aslında yazasım varda
Nedense bi uyuşukluk var üzerimde.
Bahar falan değil
Kafam dağınık biraz toparlayamıyorum.
Neyse hadi iyi geceler...
25 Mart 2011 Cuma
Cep telefonumu tuvalete düşürdüm
Anladım ki insan şu hayatta ne kınarsa başına geliyor muş
Kınardım hep evin içinde cep telefonu cebinde tuvalete girenleri
Hah derdim mutlaka bi gizli işleri var tuvalette görücek işini
Ah ah demez olaydım
Sana ne kızım kim ne yapmak isterse yapsın tuvalette
Ne biliyon belki tuvalette ıkınırken ki resmini çekicek de mi
Yok yok illaki bişi arıyacak altında deli ben
Noldu sen de girdin tuvalete cep telefonunla
Ne yaptın peki de bakalım bana
Tuvalete düşürdün telefonunu
Yaaa sormayın yaaaaaaa
İlk aldığımda açılmadığı için duvara çarpmak istediğim
Sonradan elim kolum olduğunu anladığım telefonumu
Tam üstümü toparlarken tuvalete düşürdüm
Biliyorum merak ettiniz daha sifonu çekmemiştim
Hemen çıkardım sildim salladıkça ben su çıktı içinden
Saç kurutma makinasıyla kurutayım dedim tam açtım üflemeye başladı
Aklıma geldi içindeki leğimleri eritebilir dedim
Elektrik süpürgesiyle çektim biraz sonra sildim yarım poşet pirinç içine yatırdım
Pirinç nemi alır ya hani ondan
Cumartesi tamire gidecek..
Bu arada ne kadar telefon numaram varsa gitti
Sim kartta içti çünki suyu
Of of....
22 Mart 2011 Salı
ikinci rollerin adamları
Türk filmlerinde ikinci roldeki adam
Kimi zaman iyi kimi zaman kötü olurdu
Kimi kendi çıkarı için esas kadını tutardı elinde
Kimi de aşkı uğruna feda ederdi.
Kimi türlü oyunlarla aklını çelerken esas kadının
Kimi film boyunca kaçırırdı esas adamdan
İyi olanı hiç mi yok ?
Var elbette...
Selvi boylum al yazmalım'da
Sevginin emek olduğunu aklımıza yüreğimize kazıyan
Cemşit...
20 Mart 2011 Pazar
Ankara
Bakmayın öyle yok Ankara şöyle yok böyle dediğime
Bir şehirde sevdikleriniz, canlarınız varsa eğer
O şehri seversiniz..
Bende sevdim...
Bir hafta gibi kısa bir sürede olsa güzel geçen
Eğlenceli, koşturmalı, yeğenle hasret gidermeli
Gelinle mutfakta yapılan nescafe muhabbetleri
Kardeşle paylaşılan bir iki sıkıntı
Yeğenle bol oynamalı, çekişmeli, didişmeli
"Şeniz hala yaa" diye başlayan atışmalarla
Çok güzeldi...
Tabii Sevgili Leylak Dalı'nın dişine rağmen ;)
Yine başka bir blogcu Bilge ve Annesi ile yapılan Ankara Kalesi fethi harikaydı.
Öyle güzel dolaştık ki,
Akşam yattığım yeri beğendim vallaha....
Karlı, kışlı gittiğim Ankara'dan baharla dönmek çok güzel oldu...
Bir şehirde sevdikleriniz, canlarınız varsa eğer
O şehri seversiniz..
Bende sevdim...
Bir hafta gibi kısa bir sürede olsa güzel geçen
Eğlenceli, koşturmalı, yeğenle hasret gidermeli
Gelinle mutfakta yapılan nescafe muhabbetleri
Kardeşle paylaşılan bir iki sıkıntı
Yeğenle bol oynamalı, çekişmeli, didişmeli
"Şeniz hala yaa" diye başlayan atışmalarla
Çok güzeldi...
Tabii Sevgili Leylak Dalı'nın dişine rağmen ;)
Yine başka bir blogcu Bilge ve Annesi ile yapılan Ankara Kalesi fethi harikaydı.
Öyle güzel dolaştık ki,
Akşam yattığım yeri beğendim vallaha....
Karlı, kışlı gittiğim Ankara'dan baharla dönmek çok güzel oldu...
18 Mart 2011 Cuma
merhaba
her şeye rağmen herşey çok güzeldi.
artık eve gidince yazarım.
resimler falan eklerim.
yarın dönüyorum.
ay'a en yaklaştığımız gün olucakmış yarın.
hadi izmire gidince görüşürük.
byyy....
artık eve gidince yazarım.
resimler falan eklerim.
yarın dönüyorum.
ay'a en yaklaştığımız gün olucakmış yarın.
hadi izmire gidince görüşürük.
byyy....
16 Mart 2011 Çarşamba
sesimi duyan var mı?
Öncelikle klavye kaynaklı yaşabilecek yanlışlıklardan dolayı özür dilerim.
Yaban ellerdeyim ki gerçekten doğrudur.
şimdi daha iyi anlıyorum İzmir dışında yaşayanların İzmir hasretini
boyoz, gevrek, domat, çiğdem, midye, söğüş,asfalya, pasaport, kordon, kumru, boynuz
kelimeleriyle geçen cümlelerdekilerin ne olduğunu açıklamadan konuşabilmeyi
samimi, içten güle insanların olduğu
anladım ki ben şehir şehir gezen bir memur yada memur eşi olamaz mışım
kalsın yeterince işini bilen memurum var zaten.
ankara'dayım ya her şey bana yabancı, değişik, insanların davranışları, konuşmaları, bakışları
Hatta kardeşimin klavyesi bile bi garip bi gülücük şekli yapamıyorum
bu kadar yerden yere vurmakta olmaz canım demi ama
ama napayım bıktım istanbullu züppe, kendini beğenmişlerin
şehrimi küçük görmelerinden hıncımı ankaradan alıyorum.
11 Mart 2011 Cuma
Adnan'dan Esenboğa'ya...
Çantamı hazırladım
Yarın Ankara'ya gidiyorum.
Bir hafta yokum.
Oradan yazarım belki.
Hadi hoşca kalın....
Aman doktor
10 gündür sol sol kolumda ve omuzum da ağrı hissediyorum.
Nefes almak istediğimde sol göğüs kafesimi tutup almaya çalışıyorum
Yoksa batar giriyor ve kalbim acıyor.
Ha bugünde öksürük başladı...
10 Mart 2011 Perşembe
Sıkıyorsa
Şimdi aklıma gelmişken yazayım dedim.
Efendim ben blog sayfama dolaylı da olsa mahkeme kararı koydurttuğu için
Şunca zaman olduğu halde blog sayfama gündüz hala erişim yok yazısı görüp
Hesabıma giremesem de
Dijitürke kızgınım.
Ama kalkıp ta dijitürk üyeliğimi iptal ettirmek gibi bir davranışta bulunacak kadar da değil.
Dijitürk üyeliğimi iptal ettirirsem ne seyredicem ben ?
Uydu demeyin bana uymuyor ne yazık ki?
Her kanalın Türk ve avrupasını izlemekten,
Düğün tv'de tanımadıklarımın çektiği halaylara bakmaktan
Olur olmaz zamanlarda özellikle de misafirlerin yanında bir tuşa fazla basmakla çıkan
Arapça alt yazılı, hatunların yataktaki hallerinden
Hangi saatte, ne var diye düşünmekten
İstediğim bir programı okeyleyip istediğim saatte
O kanalda olmasam da beni o kanala atan bi sistem olmadığından
Ve yabancı dil bilmediğim için gereksiz yabancı tv kanallarına bakmaktan sıkılmaktan
Başka bi işime yaramıyor açıkçası.
Kablolu tv'de demeyin daha oturduğum semtte yokken sokağıma gelmesi hayal
Yer altından geldiği halde her yağmurda bozulmasından
Gereksiz yandaş medya tvleriyle dolu olmasından başka işime yaramaz
Geriye ne kaldı Dıjıtürk...
Canım ,cicim, herşeyimdir kendisi.
Burdan blog sayfasını maç linki iletme aracı olarak kullanan
Ve bunun sonucunda da amme hizmeti yaptığını sanan
Beyine sahip olduğunu düşünen blog sahibine diyorum ki;
Yapacaksan tam bir hayır yap
Blog sayfana girenlere Dijitürk aboneliği başlat ve lig tv paramızı yatır
Hı nasıl yiyor mu bunu ?
Efendim ben blog sayfama dolaylı da olsa mahkeme kararı koydurttuğu için
Şunca zaman olduğu halde blog sayfama gündüz hala erişim yok yazısı görüp
Hesabıma giremesem de
Dijitürke kızgınım.
Ama kalkıp ta dijitürk üyeliğimi iptal ettirmek gibi bir davranışta bulunacak kadar da değil.
Dijitürk üyeliğimi iptal ettirirsem ne seyredicem ben ?
Uydu demeyin bana uymuyor ne yazık ki?
Her kanalın Türk ve avrupasını izlemekten,
Düğün tv'de tanımadıklarımın çektiği halaylara bakmaktan
Olur olmaz zamanlarda özellikle de misafirlerin yanında bir tuşa fazla basmakla çıkan
Arapça alt yazılı, hatunların yataktaki hallerinden
Hangi saatte, ne var diye düşünmekten
İstediğim bir programı okeyleyip istediğim saatte
O kanalda olmasam da beni o kanala atan bi sistem olmadığından
Ve yabancı dil bilmediğim için gereksiz yabancı tv kanallarına bakmaktan sıkılmaktan
Başka bi işime yaramıyor açıkçası.
Kablolu tv'de demeyin daha oturduğum semtte yokken sokağıma gelmesi hayal
Yer altından geldiği halde her yağmurda bozulmasından
Gereksiz yandaş medya tvleriyle dolu olmasından başka işime yaramaz
Geriye ne kaldı Dıjıtürk...
Canım ,cicim, herşeyimdir kendisi.
Burdan blog sayfasını maç linki iletme aracı olarak kullanan
Ve bunun sonucunda da amme hizmeti yaptığını sanan
Beyine sahip olduğunu düşünen blog sahibine diyorum ki;
Yapacaksan tam bir hayır yap
Blog sayfana girenlere Dijitürk aboneliği başlat ve lig tv paramızı yatır
Hı nasıl yiyor mu bunu ?
Bir yavru köpüşümüz oldu yine
Sular kesik bugün İzmir'deki muhtelif yerlerde
Zaten havada soğuk bişi yapası gelmiyor insanın
Mesela yataktan çıkmak.
Ee sular kesilmeden yola çıkmadan
Yıkanıp kuruması gereken çamaşırlar çoğalınca
İki sefer yapıldı makinaya karşı
Ama en zoru o savaştan tertemiz çıkan çamaşırları asmak oldu.
Parmaklarım bi sür sonra hissetmez oldu
Mandalı açmak güç oldu
Kıpkırmızı eller koltuk altında ısınıp biraz tekrar işe koyuldu
Mutfak elden geçti "yıkanmak istemezük" diye tabak kaldıranlar
Hemen bulaşık makinasına atıldılar ki akılları başlarına gelsin.
Bu sırada bi ses duydum bahçeden yavru köpek havlaması
Bahçeye bir çıktım ki bir yavru 2 aylık sanırım
Çirkin mi çirkin, titrer bir halde
Geçen gün de görmüş karnını doyurmuştuk
Bir arkadaşım var sanırım o buldu koydu bahçeme
Neyse yemek olarak sadece tarhana çorbası vardı ekmekle beraber
Torba içinde koydum önüne ve açlığın bir canlıyı ne hale soktuğunu gördüm
Poşetin içine girdi resmen tutmama rağmen
Burun, yüz, ön patiler tüm tarhana oldu karnı şişti doydu
Ve titremesi geçti merdiven altında bir yer buldu kendine
Şimdi ona güzel bir yer yaptık havalar ısınana kadar bizde misafir olucak
Evet bahçeyi biraz pisleticek ama olsun varsın yaşam savaşını atlatsın da
Ben temizlerim geçen sen 4 yavru köpeğin ardından az temizlememiştim.
Resimdekiler, geçen seneki yavrularım Tontiş ve Pontiş.
Şu anda misafir olanı yakında çeker eklerim.
9 Mart 2011 Çarşamba
Secret !
Bi yerde birini izlemek, görmek, tanımak uğruna mesela.
Tanışmadığımız halde "Ya tanırsa" diye korkmaktan
Biliyorum ki daha çok dikkat çekmiş olabilirim.
En azından günün sonunda yastığa başını koyduğunda
Gözünün önüne gelip "Kim di bu " diye
Düşünmesine mahal vermiş olabilirim.
Devirdiğim bardakla, basmalı tükenmez kalemle uğraşırken masasına doğru fırlayan kalemin yayıyla...
Ama Allah'tan sandalye devirmedim ki böyle bişi yapmıştım vakti zamanında.
8 Mart 2011 Salı
Zeytinyağlı yerim ben amannn
Çok yoruldum ben bugün.
Zeytinyağlı yaprak sardım
Kimse yoktu yanımda iki çift sohbet edecek
Çalan telefonuma bakacak
Ne bileyim nescafe yapıp getirecek
Bi Esra Erol'la Evlen Benimle vardı.
Napayım takıldım kaldım
Limon dilimleriyle de süsledim
Ama güzel oldu
Yazın Gümüldür'e gittiğimizde
Deniz kenarından sırf sarma pişirmek için aldığım taşla da
Üzerine ağırlık yaptım.
7 Mart 2011 Pazartesi
Kim'dir ?
Devletin kanunlarının bile koruyamadığıdır.
Sokak ortasında eski eş tarafından öldürülendir.
Kuluçka makinasına benzetilmeye çalışılandır.
Sokakta bile dolaşması yasaklatılmaya çalışılandır.
Okutulmayan, çalıştırılmayandır.
Kuyruk sallayandır.
Protesto sırasında tekmelenendir.
Hakkında ayaklarının altında cennetin serildiği nakledilirken,
Hele bir de başı açıksa bazı geri zihniyetlere göre
Potansiyel orospu'dur.
Annelik dışında başka vasfı olmayandır.
Devletten para almak için işe yararken
Töre için öldürülendir.
Günümüz kutlu olsun...
Resim: Nuri İyem "Göreme kadınları"
Bir haftalık bişey miş
Tilkinin dönüp dolaşacağı yer yine kürkçü dükkanıdır misali
Kuyruğumu kıstırıp geldim buralara yine.
Yok yok bişi anlamadım oralardan
Ne gelen yorumları ekleyebildim
Ne istediğim resimleri yükleyebildim ne de müzikleri
Pek bi sevimsiz miş oralar
Ayrıca benim anladığım dilden de konuşmuyor
Ne dersem kendi bildiğini okuyor.
Bu yaştan sonra yeni bi iş içine girmek de ne zor muş ?
Kurallar ne de çok değiş miş ?
Değeri kalmamış hiç birşeyin.
5 Mart 2011 Cumartesi
Sebep
Ütü yapıcam
Tek gömlek sadece
Eşim gece üst kata çıkıp gömlek arattırdı bana
Sebep dedim;
Vesikalık çektiricem dedi
Sebep dedim;
Pasaport çıkartıcam dedi.
Durdum düşündüm ne den acaba ?
Sormadım ama
Diyorum ki
Mesela ütüyü unutsam mı gömleğin üstünde ?
4 Mart 2011 Cuma
şikayet ediyorum
02122166006 ve 02124729708 nolu telefonlar tarafından aranırsanız sakın açmayın !
Telefon çalıyor açıyorsunuz o anda sizi sanki dahili bir hatta direkt bağlamışlar gibi telefon çalıyor
İşte işin fenası orada başlıyor,
Siz onları aramış oluyorsunuz !
Artık hatlıysa telefonunuz yazıyor,
Kontürlüyse kontürünüz gidiyor !
Açmayın !
3 Mart 2011 Perşembe
Seni aldatıyorum
Evet evet doğru duydun
Seni aldatıyorum.
Bir kere sen değilsin sebep olay böyle gelişti
Bana bunu yaptıranlar utansın.
Ve biliyor musun
Onca geçen zamandan sonra öldü derken bişiler
Yeniden keşfetmek, canlanmak,
En çok da o yaşanılan heyecan !
İçim kıpır kıpır
Her dakika başka bişi bulup dakikalarca dalarcasına uçup gitmek
Kopmak şu andan.
Üzgünlük yok şu sıra çünki heyecanım dorukta
Pişmanlık da yok daha dur bakalım yeni başladık.
Ha sana tekrar dönünce içim acımıyor mu biraz
Acıyor evet
Ama affet ne olur serbest bırak
Tadını çıkarayım biraz...
Eğer çok istersen, dayanabilirsen gel
Ha gazmaskesi'ni tak da gel !
Bloguma dokunma !
İzmir'de Fuar zamanı sular kesildi sık sık
Vay efendim Fuar'a gelen ziyaretçi çok
Su ihtiyacını karşılayabilmek adına.
Blog sayfama bir girebiliyorum bir giremiyorum
Gün içinde sabah giremiyorum ama akşama doğru açılıyor
Aynı su kesintisine benzedi.
Mahvettiler bizleri.
İki satır yazıp, okuyabildiğimiz bi burası vardı
Zaten kimseyle konuşulamıyor
Kimle biraz muhabbet etmeye kalksan
Geçim derdi, çoluk çocuğun okulu, yok çişini söylememesi
Yok kocanın derdi onu dedi bunu almadı
Kilo aldım ah nası versem derken ağıza atılan kekler, poğaçalar
Yok başka bişi.
Şurada iki satır muhabbet yapıyorduk,
Sabah elimde nescafem açıp okurdum en sevdiğim saatlerdi
Kim nereye gitmiş
Kim ne sergi gezmiş
Kim ne okumuş,
Kim ne dinlemiş.
Kimi ağzına sakız atar
Kimi erken boşaldığından bahseder
Kimi toka yapmıştır mutfak poşetinden
Kimi sayfası hakkında fikir sorar
Biri hayvan hakları der
Bir diğeri siyasetten bahseder..
Ah ah yoksun kaldım bu muhabbetlerden
Çok özlüyorum sanki bir ordu dolusu arkadaşımı kaybettim.
2 Mart 2011 Çarşamba
Bir ileri iki geri...
Bu ne yaa...
Bir açılıyor blog bir kapanıyor.
Bir kumanda paneline giriyorsun,
Bir yorum yapamıyorsun.
Yeni yazı yayınlıyorsun
Okuyamıyorsun.
Bir ileri iki geri mehteran bölüğüne döndük...
Zaten bundan sebep alamadık Viyana'yı da
Bir ileri iki geri...
Nay nay nanay
Ceddin dedin neslin baban...
Kim lan bu blog sayfasında maç linki veren
Bre dümbük
Bre zındık
Tez buluna....
Kafası vurula....
Keşke bugün bayram olsaydı...
Muammer Sun "Cumhuriyet" adlı eserinden Soprano Hülya Kazan
Yaşam olarak çökmüş bir devletin insanları
Köy enstitüleri, fabrikalar, devrimler,
Cumhuriyetçilik, halkçılık, milliyetçilik, devletçilik, laiklik, inkılapçılık,
Harf devrimi, kılık-kıyafet devrimi,
Tekke ve zaviyelerin kapatılması,
Kadına seçme ve seçilme hakkı verilmesi.....
Her duruşunda ayrı bir asalet olan bir deha'nın yaptıkları...
Hep bunlar geldi aklıma bir gece vakti paylaşmış arkadaşım belki 10 kere dinledim arka arkaya...
Ve her dinlediğimde gözlerim tekrar tekrar doldu aklıma gelenlerle....
OH BEEE!!!!
Blog sayfam açılmış.
Blog sayfam açılmış.
Blog sayfam açılmış.
Blog sayfam açılmış.
Blog sayfam açılmış.
Blog sayfam açılmış.
Blog sayfam açılmış.
Blog sayfam açılmış.
Blog sayfam açılmış.
Blog sayfam açılmış.
OH BEEE!!!!!!
1 Mart 2011 Salı
Blogger kapanıyor mu?
Takıldığım bi yer var nette.
Orada akşamdan beri Dijitürk'ün mahkeme kararıyla blogspotları kapattırma kararı aldırdığını okuyorum.
Maç linki veren blogcular yüzünden olmuş sanırım.
Aman Allah'ım blog sayfamı kapattırma yazıları aldı yürüdü.
Bakıyorum benim blog okuduğum bloglar hep açık.
Sonu nereye gidecek bakalım.
28 Şubat 2011 Pazartesi
Bir ordayım bir burda...
Tam bu şarkı modundayım bu günlerde
Yatıyorum, kalkıyorum, yiyorum, içiyorum
İçimde biri tarafından yönetilir vaziyette
Yollara attım kendimi güzel geldi
En azından sakinlik, dinginlik, karmaşa yok
Gözlerini acıtan uzun farların ışıkları, korna sesleri
Bir yerlere yetişme telaşı sıfır derecede
Acıkırsam yerim, istersem gülerim, istersem uyurum....
26 Şubat 2011 Cumartesi
Yolculuk...
Hava soğuyacak mış!
Bu havada ne gerek var mış!
Mış mış da mış !
Bir günlükte olsa gidiyoruz biz
Didim'e....
25 Şubat 2011 Cuma
Silgi misali
Bir defterden siler gibi mesela silinse de
Delete tuşuna basıp,
Etiketi kaldırıp, engelleyerek, spam mesaj diye işaretleyerek mesela
Silinir mi ?
Silinir aslında.
Tam adımını atarken aslında ayağının altında koca bir çukur olduğunu fark edebilmek
Bir oyuna getirilişin kıyısından dönmek
Gözünü açmak mesela kamaştırsa da gözlerini ışığı
Silinir silinir...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
































