25 Mart 2011 Cuma

Cep telefonumu tuvalete düşürdüm



Anladım ki insan şu hayatta ne kınarsa başına geliyor muş
Kınardım hep evin içinde cep telefonu cebinde tuvalete girenleri
Hah derdim mutlaka bi gizli işleri var tuvalette görücek işini
Ah ah demez olaydım
Sana ne kızım kim ne yapmak isterse yapsın tuvalette
Ne biliyon belki tuvalette ıkınırken ki resmini çekicek de mi
Yok yok illaki bişi arıyacak altında deli ben
Noldu sen de girdin tuvalete cep telefonunla 
Ne yaptın peki de bakalım bana
Tuvalete düşürdün telefonunu
Yaaa sormayın yaaaaaaa
İlk aldığımda açılmadığı için duvara çarpmak istediğim
Sonradan elim kolum olduğunu anladığım telefonumu
Tam üstümü toparlarken tuvalete düşürdüm
Biliyorum merak ettiniz daha sifonu çekmemiştim
Hemen çıkardım sildim salladıkça ben su çıktı içinden 
Saç kurutma makinasıyla kurutayım dedim tam açtım üflemeye başladı
Aklıma geldi içindeki leğimleri eritebilir dedim
Elektrik süpürgesiyle çektim biraz sonra sildim yarım poşet pirinç içine yatırdım
Pirinç nemi alır ya hani ondan
Cumartesi tamire gidecek..
Bu arada ne kadar telefon numaram varsa gitti
Sim kartta içti çünki suyu
Of of....

22 Mart 2011 Salı

ikinci rollerin adamları



Türk filmlerinde ikinci roldeki adam 
Kimi zaman iyi kimi zaman kötü olurdu
Kimi kendi çıkarı için esas kadını tutardı elinde
Kimi de aşkı uğruna feda ederdi.
Kimi türlü oyunlarla aklını çelerken esas kadının
Kimi film boyunca kaçırırdı esas adamdan
İyi olanı hiç mi yok ?
Var elbette...
Selvi boylum al yazmalım'da 
Sevginin emek olduğunu aklımıza yüreğimize kazıyan
Cemşit...

20 Mart 2011 Pazar

Ankara

Bakmayın öyle yok Ankara şöyle yok böyle dediğime
Bir şehirde sevdikleriniz, canlarınız varsa eğer 
O şehri seversiniz..
Bende sevdim...
Bir hafta gibi kısa bir sürede olsa güzel geçen
Eğlenceli, koşturmalı, yeğenle hasret gidermeli
Gelinle mutfakta yapılan nescafe muhabbetleri
Kardeşle paylaşılan bir iki sıkıntı
Yeğenle bol oynamalı, çekişmeli, didişmeli
"Şeniz hala yaa" diye başlayan atışmalarla 
Çok güzeldi...
Tabii Sevgili Leylak Dalı'nın dişine rağmen ;)
Yine başka bir blogcu Bilge ve Annesi ile yapılan Ankara Kalesi fethi harikaydı.
Öyle güzel dolaştık ki,
Akşam yattığım yeri beğendim vallaha....
Karlı, kışlı gittiğim Ankara'dan baharla dönmek çok güzel oldu...
















18 Mart 2011 Cuma

merhaba

her şeye rağmen herşey çok güzeldi.
artık eve gidince yazarım.
resimler falan eklerim.
yarın dönüyorum.
ay'a en yaklaştığımız gün olucakmış yarın.
hadi izmire gidince görüşürük.
byyy....

16 Mart 2011 Çarşamba

sesimi duyan var mı?

Öncelikle klavye kaynaklı yaşabilecek yanlışlıklardan dolayı özür dilerim.
 Yaban ellerdeyim ki gerçekten doğrudur.
şimdi daha iyi anlıyorum İzmir dışında yaşayanların İzmir hasretini
boyoz, gevrek, domat, çiğdem, midye, söğüş,asfalya, pasaport, kordon, kumru, boynuz
kelimeleriyle geçen cümlelerdekilerin ne olduğunu açıklamadan konuşabilmeyi
samimi, içten güle insanların olduğu 
anladım ki ben şehir şehir gezen bir memur yada memur eşi olamaz mışım
kalsın yeterince işini bilen memurum var zaten.
ankara'dayım ya her şey bana yabancı, değişik, insanların davranışları, konuşmaları, bakışları 
Hatta kardeşimin klavyesi bile bi garip bi gülücük şekli yapamıyorum 
bu kadar yerden yere vurmakta olmaz canım demi ama
ama napayım bıktım istanbullu züppe, kendini beğenmişlerin 
şehrimi küçük görmelerinden hıncımı ankaradan alıyorum.





11 Mart 2011 Cuma

Adnan'dan Esenboğa'ya...


Çantamı hazırladım
Yarın Ankara'ya gidiyorum.
Bir hafta yokum.
Oradan yazarım belki.
Hadi hoşca kalın....






Aman doktor



10 gündür sol sol kolumda ve omuzum da ağrı hissediyorum.
Nefes almak istediğimde sol göğüs kafesimi tutup almaya çalışıyorum 
Yoksa  batar giriyor ve kalbim acıyor.
Ha bugünde öksürük başladı...







10 Mart 2011 Perşembe

Sıkıyorsa

Şimdi aklıma gelmişken yazayım dedim.
Efendim ben blog sayfama dolaylı da olsa mahkeme kararı koydurttuğu için 
Şunca zaman olduğu halde blog sayfama gündüz hala erişim yok yazısı görüp
Hesabıma giremesem de 
Dijitürke kızgınım.
Ama kalkıp ta dijitürk üyeliğimi iptal ettirmek gibi bir davranışta bulunacak kadar da değil.
Dijitürk üyeliğimi iptal ettirirsem ne seyredicem ben ?
Uydu demeyin bana uymuyor ne yazık ki?
Her kanalın Türk ve avrupasını izlemekten,
Düğün tv'de tanımadıklarımın çektiği halaylara bakmaktan
Olur olmaz zamanlarda özellikle de misafirlerin yanında bir tuşa fazla basmakla çıkan
Arapça alt yazılı, hatunların yataktaki hallerinden 
Hangi saatte, ne var diye düşünmekten
İstediğim bir programı okeyleyip istediğim saatte 
O kanalda olmasam da beni o kanala atan bi sistem olmadığından
Ve yabancı dil bilmediğim için gereksiz yabancı tv kanallarına bakmaktan sıkılmaktan
Başka bi işime yaramıyor açıkçası.
Kablolu tv'de demeyin daha oturduğum semtte yokken sokağıma gelmesi hayal
Yer altından geldiği halde her yağmurda bozulmasından
Gereksiz yandaş medya tvleriyle dolu olmasından başka işime yaramaz
Geriye ne kaldı Dıjıtürk...
Canım ,cicim, herşeyimdir kendisi.
Burdan blog sayfasını maç linki iletme aracı olarak kullanan 
Ve bunun sonucunda da amme hizmeti yaptığını sanan
Beyine sahip olduğunu düşünen blog sahibine diyorum ki;
Yapacaksan tam bir hayır yap
Blog sayfana girenlere Dijitürk aboneliği başlat ve lig tv paramızı yatır
Hı nasıl yiyor mu bunu ?





Bir yavru köpüşümüz oldu yine



Sular kesik bugün İzmir'deki muhtelif yerlerde
Zaten havada soğuk bişi yapası gelmiyor insanın 
Mesela yataktan çıkmak.
Ee sular kesilmeden yola çıkmadan 
Yıkanıp kuruması gereken çamaşırlar çoğalınca
İki sefer yapıldı makinaya karşı
Ama en zoru o savaştan tertemiz çıkan çamaşırları asmak oldu.
Parmaklarım bi sür sonra hissetmez oldu
Mandalı açmak güç oldu
Kıpkırmızı eller koltuk altında ısınıp biraz tekrar işe  koyuldu
Mutfak elden geçti "yıkanmak istemezük" diye tabak kaldıranlar 
Hemen bulaşık makinasına atıldılar ki akılları başlarına gelsin.
Bu sırada bi ses duydum bahçeden yavru köpek havlaması
Bahçeye bir çıktım ki bir yavru 2 aylık sanırım
Çirkin mi çirkin, titrer bir halde
Geçen gün de görmüş karnını doyurmuştuk
Bir arkadaşım var sanırım o buldu koydu bahçeme
Neyse yemek olarak sadece tarhana çorbası vardı ekmekle beraber
Torba içinde koydum önüne ve açlığın bir canlıyı ne hale soktuğunu gördüm
Poşetin içine girdi resmen tutmama rağmen 
Burun, yüz, ön patiler tüm tarhana oldu karnı şişti doydu
Ve titremesi geçti merdiven altında bir yer buldu kendine
Şimdi ona güzel bir yer yaptık havalar ısınana kadar bizde misafir olucak
Evet bahçeyi biraz pisleticek ama olsun varsın yaşam savaşını atlatsın da
Ben temizlerim geçen sen 4 yavru köpeğin ardından az temizlememiştim.


Resimdekiler, geçen seneki yavrularım Tontiş ve Pontiş. 
Şu anda misafir olanı yakında çeker eklerim.

9 Mart 2011 Çarşamba

Secret !



Dedektiflik ne zor iş yaa...
Bi yerde birini izlemek, görmek, tanımak uğruna mesela.
Tanışmadığımız halde "Ya tanırsa" diye korkmaktan
Biliyorum ki daha çok dikkat çekmiş olabilirim. 
En azından günün sonunda yastığa başını koyduğunda 
Gözünün önüne gelip "Kim di bu " diye
Düşünmesine mahal vermiş olabilirim. 
Devirdiğim bardakla, basmalı tükenmez kalemle uğraşırken masasına doğru fırlayan kalemin yayıyla...

Ama Allah'tan sandalye devirmedim ki böyle bişi yapmıştım vakti zamanında. 










8 Mart 2011 Salı

Zeytinyağlı yerim ben amannn

                                


Çok yoruldum ben bugün.
Zeytinyağlı yaprak sardım





Kimse yoktu yanımda iki çift sohbet edecek
Çalan telefonuma bakacak
Ne bileyim nescafe yapıp getirecek
Bi Esra Erol'la Evlen Benimle vardı.
Napayım takıldım kaldım




Limon dilimleriyle de süsledim
Ama güzel oldu




Yazın Gümüldür'e gittiğimizde 
Deniz kenarından sırf sarma pişirmek için aldığım taşla da
Üzerine ağırlık yaptım.








7 Mart 2011 Pazartesi

Kim'dir ?




2.sınıf vatandaştır.
Devletin kanunlarının bile koruyamadığıdır.
Sokak ortasında eski eş tarafından öldürülendir.
Kuluçka makinasına benzetilmeye çalışılandır.
Sokakta bile dolaşması yasaklatılmaya çalışılandır.
Okutulmayan, çalıştırılmayandır.
Kuyruk sallayandır.
Protesto sırasında tekmelenendir.
Hakkında ayaklarının altında cennetin serildiği nakledilirken,
Hele bir de başı açıksa bazı geri zihniyetlere göre
Potansiyel orospu'dur.
Annelik dışında başka vasfı olmayandır.
Devletten para almak için işe yararken
Töre için öldürülendir.


Günümüz kutlu olsun...



Resim: Nuri İyem "Göreme kadınları"







Bir haftalık bişey miş



Tilkinin dönüp dolaşacağı yer yine kürkçü dükkanıdır misali
Kuyruğumu kıstırıp geldim buralara yine.
Yok yok bişi anlamadım oralardan
Ne gelen yorumları ekleyebildim
Ne istediğim resimleri yükleyebildim ne de müzikleri
Pek bi sevimsiz miş oralar
Ayrıca benim anladığım dilden de konuşmuyor
Ne dersem kendi bildiğini okuyor.
Bu yaştan sonra yeni bi iş içine girmek de ne zor muş ?
Kurallar ne de çok değiş miş ?
Değeri kalmamış hiç birşeyin.













5 Mart 2011 Cumartesi

Sebep



Ütü yapıcam 
Tek gömlek sadece
Eşim gece üst kata çıkıp gömlek arattırdı bana
Sebep dedim; 
Vesikalık çektiricem dedi
Sebep dedim;
Pasaport çıkartıcam dedi.
Durdum düşündüm ne den acaba ?
Sormadım ama 
Diyorum ki 
Mesela ütüyü unutsam mı gömleğin üstünde ?



4 Mart 2011 Cuma

şikayet ediyorum


02122166006 ve 02124729708 nolu telefonlar tarafından aranırsanız sakın açmayın !
Telefon çalıyor açıyorsunuz o anda sizi sanki dahili bir hatta direkt bağlamışlar gibi telefon çalıyor 
İşte işin fenası orada başlıyor,
Siz onları aramış oluyorsunuz !
Artık hatlıysa telefonunuz yazıyor, 
Kontürlüyse kontürünüz gidiyor !
Açmayın !




3 Mart 2011 Perşembe

Seni aldatıyorum





Evet evet doğru duydun
Seni aldatıyorum.
Bir kere sen değilsin sebep olay böyle gelişti
Bana bunu yaptıranlar utansın.
Ve biliyor musun
Onca geçen zamandan sonra öldü derken bişiler
Yeniden keşfetmek, canlanmak, 
En çok da o yaşanılan heyecan !
İçim kıpır kıpır
Her dakika başka bişi bulup dakikalarca dalarcasına uçup gitmek
Kopmak şu andan. 
Üzgünlük yok şu sıra çünki heyecanım dorukta
Pişmanlık da yok daha dur bakalım yeni başladık.
Ha sana tekrar dönünce  içim acımıyor mu biraz
Acıyor evet 
Ama affet ne olur serbest bırak 
Tadını çıkarayım biraz...


Eğer çok istersen, dayanabilirsen gel
Ha gazmaskesi'ni tak da gel !







Bloguma dokunma !



İzmir'de Fuar zamanı sular kesildi sık sık
Vay efendim Fuar'a gelen ziyaretçi çok
Su ihtiyacını karşılayabilmek adına.
Blog sayfama bir girebiliyorum bir giremiyorum
Gün içinde sabah giremiyorum ama akşama doğru açılıyor
Aynı su kesintisine benzedi.
Mahvettiler bizleri.
İki satır yazıp, okuyabildiğimiz bi burası vardı
Zaten kimseyle konuşulamıyor
Kimle biraz muhabbet etmeye kalksan
Geçim derdi, çoluk çocuğun okulu, yok çişini söylememesi
Yok kocanın derdi onu dedi bunu almadı
Kilo aldım ah nası versem derken ağıza atılan kekler, poğaçalar
Yok başka bişi.
Şurada iki satır muhabbet yapıyorduk,
Sabah elimde nescafem açıp okurdum en sevdiğim saatlerdi
Kim nereye gitmiş 
Kim ne sergi gezmiş
Kim ne okumuş, 
Kim ne dinlemiş.
Kimi ağzına sakız atar 
Kimi erken boşaldığından bahseder
Kimi toka yapmıştır mutfak poşetinden
Kimi sayfası hakkında fikir sorar
Biri hayvan hakları der
Bir diğeri siyasetten bahseder..
Ah ah yoksun kaldım bu muhabbetlerden
Çok özlüyorum sanki bir ordu dolusu arkadaşımı kaybettim.









2 Mart 2011 Çarşamba

Bir ileri iki geri...





Bu ne yaa...
Bir açılıyor blog bir kapanıyor.
Bir kumanda paneline giriyorsun,
Bir yorum yapamıyorsun.
Yeni yazı yayınlıyorsun
Okuyamıyorsun.
Bir ileri iki geri mehteran bölüğüne döndük...
Zaten bundan sebep alamadık Viyana'yı da
Bir ileri iki geri...
Nay nay nanay 
Ceddin dedin neslin baban...
Kim lan bu blog sayfasında maç linki veren 
Bre dümbük
Bre zındık
Tez buluna....
Kafası vurula....









Keşke bugün bayram olsaydı...



Muammer Sun "Cumhuriyet" adlı eserinden Soprano Hülya Kazan


Yaşam olarak çökmüş bir devletin insanları
Köy enstitüleri, fabrikalar, devrimler, 
Cumhuriyetçilik, halkçılık, milliyetçilik, devletçilik, laiklik, inkılapçılık, 
Harf devrimi, kılık-kıyafet devrimi, 
Tekke ve zaviyelerin kapatılması, 
Kadına seçme ve seçilme hakkı verilmesi.....
Her duruşunda ayrı bir asalet olan bir deha'nın yaptıkları...
Hep bunlar geldi aklıma bir gece vakti paylaşmış arkadaşım belki 10 kere dinledim arka arkaya...
Ve her dinlediğimde gözlerim tekrar tekrar doldu aklıma gelenlerle....













OH BEEE!!!!



Blog sayfam açılmış.
Blog sayfam açılmış.
Blog sayfam açılmış.
Blog sayfam açılmış.
Blog sayfam açılmış.
Blog sayfam açılmış.
Blog sayfam açılmış.
Blog sayfam açılmış.
Blog sayfam açılmış.
Blog sayfam açılmış.


OH BEEE!!!!!!

1 Mart 2011 Salı

Blogger kapanıyor mu?



Takıldığım bi yer var nette. 
Orada akşamdan beri Dijitürk'ün mahkeme kararıyla blogspotları kapattırma kararı aldırdığını okuyorum. 
Maç linki veren blogcular yüzünden olmuş sanırım. 
Aman Allah'ım blog sayfamı kapattırma yazıları aldı yürüdü. 
Bakıyorum benim blog okuduğum bloglar hep açık. 
Sonu nereye gidecek bakalım. 

28 Şubat 2011 Pazartesi

Bir ordayım bir burda...



Tam bu şarkı modundayım bu günlerde
Yatıyorum, kalkıyorum, yiyorum, içiyorum
İçimde biri tarafından yönetilir vaziyette
Yollara attım kendimi güzel geldi 
En azından sakinlik, dinginlik, karmaşa yok
Gözlerini acıtan uzun farların ışıkları, korna sesleri
Bir yerlere yetişme telaşı sıfır derecede
Acıkırsam yerim, istersem gülerim, istersem uyurum....







26 Şubat 2011 Cumartesi

Yolculuk...



Hava soğuyacak mış!
Bu havada ne gerek var mış!
Mış mış da mış !
Bir günlükte olsa gidiyoruz biz
Didim'e....









25 Şubat 2011 Cuma

Silgi misali



Bir defterden siler gibi mesela silinse de
Delete tuşuna basıp, 
Etiketi kaldırıp, engelleyerek, spam mesaj diye işaretleyerek mesela
Silinir mi ?
Silinir aslında.
Tam adımını atarken aslında ayağının altında koca bir çukur olduğunu fark edebilmek
Bir oyuna getirilişin kıyısından dönmek
Gözünü açmak mesela kamaştırsa da gözlerini ışığı
Silinir silinir...

24 Şubat 2011 Perşembe



İki gündür aralıksız yağan yağmurlar da neydi öyle.
Bir de fırtına ki aman Allah'ım arka bahçe limon ağacının yapraklarıyla dolmuş
Bahçeyi süpüreyim dedim salyangozlar çoğalmış pıtıraklar gibi
Güneş yüzünü gösterince pek mutlu oldum hemen makinaya çamaşırlar atıldı
Kavuşturuvermeli güneşle onları
Evdeki tüm camlar açık, sırtımda bir penye bir ince yelek, ayağımda çorap yok
Ama üşümüyorum ki...
Sanırım bahar geliyor yoksa neredeee böyle durmak.
Benim makina sıkma programına geçtiği sesinden belli birazdan havalanacak mübarek..

23 Şubat 2011 Çarşamba

Bu sokakta öldürülen kaçıncı kadın ?

Sokak ortasında eşi tarafından vurulan kadın Milliyet gazetesi


"Herkes kendi kapısının önünü temizlerse tüm sokak temiz olur"
Der Alman atasözüdür benim bildiğim.
Ama dünya atasözü olmaya adaydır benim için.
Anlayabilen, manasını çözebilen için gerçekten doğru bir sözdür.
Bize ne kardeşim, Mısır'dan, Tunus'tan
Tamam insanlık olayıdır amenna amaaa Filistinden bize ne 
Bir yere kadar.
Öncelikle sokaklarımızın temiz olması lazım.
Elini kolunu sallayan kocalar sokakta eski eşlerini öldürürken.
Hatta kimi de çocuğunun gözü önünde
Önce kendi sokaklarımızı temizlemeliyiz biz.
Teksas'a  döndük derdik eskiden orada bile koca adamlar vururdu birbirini
Bura da ise kadın öldürme derdindeler.
Sözün, gücün kadına mı geçiyor ?


Çok kızgınım çok!


Böyle kocalar için çok güzel bir işkence yöntemi vardır Annem'in
"Alacaksın cımbızı eline ..........." der.


Anlamışsınızdır az buçuk....


























26 kişinin 
"İyi hâl"
İndiriminden yararlandığı davada mahkeme,
Tecavüze uğrayan 13 yaşındaki kız çocuğu için
"İsteseydi karşı koyabilirdi"
Kararı verdi.


Adamlar indirdikleri pantolonları toparlamışlar
Çıkmışlar mahkemeye !



Ona göre !



Bir, çiğdem poşetinin ağzının açık kalmasından
Bir de kola şişesinin kapağının açık kalmasından 
Nefret ediyorum !
Evde biri var 
Belki 1000 kere 100.000 kere söylüyorum
Ama O !
Sıfırları yok sayıp 1 kere bile yapmıyor dediğimi
Belki buradan okur da! farkına varır
Her defasında çiğdemlerin yere saçıldığından
Kolanın yerlere döküldüğünden
Ohh beee....





22 Şubat 2011 Salı

Affetmemek



Hala konuşsamda kalbimde affedemediğim kişiler var
Rabbim için affetsem de ne yazık ki insan olarak 
Nefsime yenildiğim anlarda darıldığım, kırıldığım kişiler
Anlatsam hak verirsiniz aslında.
Mesela beni çok iyi tanıyan birine anlattığımda aldığım ilk cevap
"Affetmemekte yerden göğe haklısın" 

Bu kadar gerisi yok bana kalsın....













21 Şubat 2011 Pazartesi

Kırmızıııı !


Önce ilk çıktığından ilk göz ağrısı olduğundan gerek
Turkcell kullanıcısıydım.
Hatta 1998 yılında eşimin hediyesi Nokia 5110 telefonla
532-454'le başlayan numaramı çok severek kullandım.
Hatta Turkcel'in kazık bir hal aldığını düşünüp numaramı geri iade etsem de
Onca yıl sonra tekrar aynı numaramı geri alabildim.
Bu kadar da sadığım yani.
Sonra hayatıma Aycell, Telsim, Avea, Vodafone gibi numaralar da girdi.
En son 4 senedir Vodafoneyle güzel bir birlikteliğimiz vardı.
Ancak benden çok fazla maddi olarak bişiler götürdüğünü fark edince
Numaramı ve herşeyimi Avea'ya taşıyarak aldattım kendisini.
Ama Avea'ya geçtiğim akşam anladım ki Vodafone bin kat daha iyiymiş.
Bir kere Tamam Vodafone her ne kadar iddia etse de kutupta bile çekiyoruz diye
İnanmıyorum çünki bizim evimizde alt katta çekmiyor çekmiyor.
Hatta rakip hatlara ulaşıp gelin Vodafone'nin imajını bizim evde yıkan reklam çekin demeyi
Ama anladım ki Avea hiç çekmiyor evimizde.
Ben her konuşmada evden bahçeye oradan da artık sokağın köşesine kadar gidip
Konuşmak, mesajlaşmak zorunda olduğumu fark ettim.
Bir de bir de Avea'da ne yazık ki Lg telefonumda facebooka girişi desteklemediği için
Daha ilk günden elinden oyuncağı alınmış bir çocuk gibi
Çok ağladım, çok üzüldüm hatta beni Avea'ya geçmeyi öneren Eşime bol bol bağrındım.
Ve 3 gün sonra tekrar Vodafone bayisine gittim
İçeri girdiğim anda eski sevgilimin beni orada beklediğini, bana küsmediğini anladım.
Hemen geri geri numara taşıma işlemi için başvurdum.
Ve bugün hattım tekrar açıldı.
Çok mutluyum !













20 Şubat 2011 Pazar

Uçak delisi

Tamam itiraf ediyorum ben bir uçak delisiyim
Uçak, uçağa binmek, havaalanları benim en sevdiğim yerler.
Kardeşimin kayınpederi Samsun'da havaalanında beni yolcu ederken
Heyecanımı görüp ilk defa uçağa bindiğimi sanmıştı.
Oysa dedim çok bindim ve uçmayı çok seviyorum.
Hatta şöyle isterdim birini alayım havaalanına götüreyim
Biletini onaylatma işlemlerini yapayım
Uçağa yerleştirip kemerini bağlıyayım.
Sonra da iyi yolculuklar dileyip
Tekrar başka bir yolcuya yardım için
Giden yolcu kapısında yerimi alayım.
Gece Tarihin Arka Odası programını izlediğimden saat 02,30 da yatmama rağmen
Sabah 8'de kalktım.
Eşimle Annem'i (yani kayınvalidemi) Van'a yolcu etmek üzere hazırlandık.
Annemi alıp İzban'la havaalnına gittik.
Gerekli işlemleri yapıp sağ salim uçağa bindirdik ve yolcu ettik.
İşte bu süre içinde olan tüm işleri yaparken çok mutlu oldum.
Bir ay sonra tekrar orada olucam bu sefer kendim yolculuk için.
Seviyorum ben havaalanlarını....

19 Şubat 2011 Cumartesi

Kedi ve köpek





Onlar bile bir barış imzalamış
İzmir'in şu şakır şakır yağan yağmurunda
Yeşilyurt'taydım kuzenimin evinden bir çıktım
Bu harika yaratıklar çıktı karşıma
Hemen sessizce fotoğraflarını çektim
Bir yandan da eşim kornaya basıyor nerede kaldın dercesine
Arabaya binip bu resmi gösterdim
Öyle de beğendik ki..
Bayıldık...











18 Şubat 2011 Cuma

Ray Charles



Youtube'de oradan oraya gezinirken karşıma çıktı 
Ray Charles.
Ve aklıma bir anıyı getirdi bu şarkıyı dinlerken;


Sene 1998 Haziran'dı.
Yine olur olmaz bişileri sorun edip ayrılmıştık o zamanki çıktığım kişiyle.
Ayrılmadan önce İzmir'e gelen Ray Charles konseri için aldığımız biletler onda kaldığından 
Konsere gitmek için ne kadar istesem de burnumu yere düşürmemek için aramıyorum
Ama içimde accayip gidiyor Fuar'ın önünden geçerken gördüğüm ilanlara.
Konsere 2 gün kala aradı beni 
"Konser biletleri bende biliyorsun eğer gitmek istiyorsan biletleri sana getirebilirim gitmek istediğin biri varsa biletleri veririm sende gidersin" dedi
Bende "Evet gitmek istiyorum. Biletleri senden bir ara alırım " dedim.
Konser günü yine bir telefon 
"Ee noldu aramadın bulamadın sanırım birini istersen konser saatine yakın Fuar'ın önünde buluşalım en azından sen biletini al çok istiyordun gitmeyi konserden kalma" dedi.
Ben de "Evet bulamadım birini ama teklifin güzel kabul ediyorum" dedim.
Konser saatine yakın geldi elinde biletlerle ikisini de bana verdi.
Baktım "Sağol ama  istersen sen de gir konsere en azından bilet yanmasın" dedim.
Kabul etti 
Yan yana oturan ama birbirini hiç tanımayan birileri gibi hiç konuşmadan izledik konseri.
Sonra tekrar nasıl karar verdik çıkmaya hatırlamıyorum, bilemiyorum
Ama bildiğim şu şimdi şu klavyeden başımı kaldırdığımda O'nu kanapeye oturmuş
Hafif uyuklar vaziyette Türkmax'te "Bir kadın bir erkek" programını izlediği...