24 Ağustos 2010 Salı

Tembellik


Yukarıdaki odada uzandım tembellik yapıyorum bugün.
Bazen bir kitap alıyorum elime,
Bazen de tüm kötü sesleri bastıran klasik müzik'le şekerleme yapıyorum biraz.
Aslında bırakıp tembelliği şu eteği dikmek istiyorum..


Sonra da şu  İrmikli meyveli pasta'yı yapıp
Eteğimi de giyerek Karşıyaka'daki arkadaşımın yanına gitmek istiyorum...





23 Ağustos 2010 Pazartesi

Küçük 100 kuruş - Büyük 100 kuruş

Nefes aldım, nefes verdim.
Tuvalete gittim hemde 2 kere...
Bilgisayarın başına çöreklendim sandalyeye bağdaş kurdum.
Dolaptaki Viennettayı yine unuttum yemeği,
Bi domat aldım onu yedim
Fırın tepsisi için alt kata indim bide tuvalete girdim.
Akşamki gideceğimiz yaş günü için kurabiye, poğaça yaptım
Bulaşık makinasını boşaltmaya üşenip bulaşık yıkadım
Bahçeyi sularken havaya hortumu tutup yağmur yaptım 
Buzdolabında sırf yer açılsın diye 2,5 lt kolanın gazı kaçmış yarısını
Bardak bulaşığı çıkmasın diye şişeden içtim
Tekrar tuvalete gittim
Akşam için hzırlandım
Evden çıkmadan tuvaleti yine ziyaret ettim
Yaşgününe katıldım
Yedim, içtim, bulaşık yıkadım,
Su sesiyle kendimi tuvalete zor attım
Anlatılan fıkralara gülmekten altıma kaçırmamaya dikkat ettim
Gece yaşgününden eve dönünce kendimi yine tuvalete zor attım...


Soru 1- Ben yaşgünü için ne yaptım?
Soru 2- Ben dün tuvalete kaç kere gittim?
soru 3 - Benim tuvalete kaç kere gittiğimi hesaplamak için bu yazıyı kaç kere okudunuz?

21 Ağustos 2010 Cumartesi

Yorum yok !



Referandum yaklaşırken şu kartı görüp de yayınlamadan edemedim.








20 Ağustos 2010 Cuma

Benim bi arkadaş.....

Sayın pippi haşmet yazar bazen  "Benim bi arkadaş....." yazısını 
Aklıma geldi zaten uyku da gitmiş kalktım
Arkadaşlarımı düşündüm bir karikatür yapar gibi
En komik, garip hallerini bulmaya çalıştım...
Bişiler yaptım bakalım nasıl oldu?


Benim bi arkadaş; Hep "Dünya dönüyo başım tuttu" esprisi yapar... 
Benim bi arkadaş; Araba delisi,  tuvalete bile arabayla gidebilir...
Benim bi arkadaş; Çok unutkan, çocuğunu sinemada unuttu....
Benim bi arkadaş; Sağlam pabuç değil...
Benim bi arkadaş; Hastalık hastası, her güne özel bir hastalığı var...
Benim bi arkadaş, Çok tembel, arabada vitesi yanındaki geçirir...
Benim bi arkadaş; Kafayı bana taktı...
Benim bi arkadaş; Sağır, kendi osuruğunu bile duymaz...
Benim bi arkadaş; Erkek delisi...
Benim bi arkadaş; Çenesi çok sağlam, akşama kadar sakız çiğner...
Benim bi arkadaş; Çantasında rüya tabirleri kitabı vardır...
Benim bi arkadaş; Manisa'dan tescilli accayip deli...
Benim bi arkadaş; Çok kasıntı, sıçarken bile kasar kendini...
Benim bi arkadaş; Dantel manyağı, klozete bile dantel ördü...
Benim bi arkadaş; Uçak delisi, Gaziemir'de ev tuttu...
Benim bi arkadaş; Ünlü dizilerde oynuyo...
Benim bi arkadaş; Ağzı çok küfürlü, ona günlük 3 küfür hakkı verdik...
Benim bi arkadaş; Çay bile yapamaz, kahvehaneden  söyler...
Benim bi arkadaş; Yarım akıllı, her işi yarım bırakır...
Benim bi arkadaş; Çok sakar, oksijen suyu, yara bandıyla dolaşır...
Benim bi arkadaş; Çok kıl, hep yemeğinden kıl çıkar...
Benim bi arkadaş; Burnu havada düşşe bile almaz yerden...
Benim bi arkadaş; Kendini bi bok sanıyo....
Benim bi arkadaş; Çok hamarat, mahallede parmakla gösteriliyo...
Benim bi arkadaş; Kendini hep salak yerine koyuyo...



19 Ağustos 2010 Perşembe

Uykum gitti.....



"Aradığınız uykuya şu anda ulaşılamıyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz"


Benim için sabahın körü sayılabilecek bir vakitte çaldı telefonum.
Allah'tan ben yetişene kadar sustu.
Numaraya baktım "Amannn" dedim...
Kendimi tekrar yaz başından beri ilk defa penceremden girmeye lütfeden
Serin esintiye bıraktım...
Yastığa başımı koydum yine çaldı telefon.
Hayır alarm olsa bir küfür edicem gözlerimi açmadan
Ama arayan kuzen olunca mecbur açtım.
Sabah sabah nedir derdin anlat dedim ama usul usul anlat uykum açılmasın.
Dert anlatıldı, dinlenildi, gerekli talimatlar, sırt sıvazlamalar, takma kafanalar denildi
Telefon kapatıldı.
İyi de uykuda o telefonla kaçtı gitti,
Aradım aradım kapsama alanı dışında olduğundan ulaşamadım.

18 Ağustos 2010 Çarşamba

Bir koku



Kokuşmuş her şey diyorum 
Televizyondaki yurdum kötü haberlerini izlerken.
Yahu diyorum bir bilim adamımız yeni bir keşif yapmadı hala ?
Güzellik olmuyor mu yurdumda mesela 
Karadeniz sınırından taa Antakya'ya kadar 
Bir sevgi çemberi oluşturulsa da haber olsa
Yüzümüz gülse 
Hava sıcak serinliyeyim diyorum açıyorum buzdolabını
Akşamdan kalan kavun kokusu sarmış
Sinmiş mesela güzelim pilakiye,
Ağzı açık kalmış yarım şişe suya.
Atıyorum kendimi koltuğa yeniden dönüyorum haberlere
Yine bir koku ki şüphe ediyorum kendimden
Altıma mı yaptım yoksa?
Banyoyu da yeni temizlemiştim oysa.
Hala çekiyorum o kokuyu nedir bu ?
Balkona çıkıyorum dışarı kusmuş komşunun lağımı
Bok götürüyor sokağı.

17 Ağustos 2010 Salı

Günün blog sayfası



www.bloxoo.com 


Blog yazarlarının buluştuğu bir sayfa.
Geçen sen üye olmuştum yeni blogları tanıma, farklı konularda yazan bloglara ulaşmak için.
Her gün bir blog sayfasını da günün blogu sayfası seçiyorlar, bilgiler veriyor, tanıtıyorlar.
16 Ağustos'ta da benim naçizane sayfam günün bloğu seçilmiş maille haber verdiler.
Çok mutlu oldum...
Sanki bir ödül almış gibi...

16 Ağustos 2010 Pazartesi

Alıntı

Dün "canım" olan yarın "düşmanım" olmaz benim...
Yaşananların hatırı hep saklı kalır Hatırları sorulur selamları hep alınır...

"SİLDİKLERİM" vardır bir de ! 

Onlar yanlışlarım ve pişmanlıklarımdır adları anılmaz hatırları sorulmaz sadece beddualarımdır...

Vicdanla birlikte... "ŞEREF" ararım ben sevdiklerimde;
Her zaman doğru değildir elbet seçimlerim...

Zaman gelir "ŞEREFSİZLERİ" de severim...

Her yerde gözüm kulağım vardır benim 

"Eksik söylemek yalan söylemek değildir !" 
Mantığındaki Beni değil kendini kandırır yalnızca...

Bilmezden gelişlerim aptala yatışlarım kaybetme korkumdan değil 

karşımdakilerin yalan söyleme potansiyellerine olan merakımdandır...

"inkar" olmaz benim hayatımda... 

Yaşananı "YAŞANMAMIŞ" saymam 
Sayanlarıda SAYMAM...

Kelimelere sığmaz SAYFALAR SÜRER BENİ ANLATMAK
Ama ne kadar anlatılırsa anlatılsın; 

YAŞAYAN BİLİR BENİ... YAŞAMAYAN ANLAMAZ...

Ağırdır sevmelerim Her "YÜREK" taşıyamaz... 

Büyüktür umutlarım Her "OMUZ" kaldıramaz...


Alıntı


Not: Kime ait bilmiyorum. Okuduğumda çok hoşuma gitti kendimden birşeyler buldum.

15 Ağustos 2010 Pazar

Mektup arkadaşları



Obez ve yaşlı ve  bir adam Max Newyork'ta yaşıyor.
Mary'de Avustralya'da yaşıyor 
İkisininde ortak özelliği arkadaşsız olmaları.
Mektup arkadaşı oluyorlar.
Birbirlerine iç dünyalarını açıyorlar. 
Basit sayılabilecek duygularımızın, unutulmaya yüz tutmuş yaşamların, anların
Aslında bizleri nasılda etkilediğini anlatmakta.
Sonunda biraz gözyaşı döksem de
Tavsiye ediyorum....

İçimdeki kıpırtı


incesaz - eylül
Yükleyen ebrinisan. - Video klipler, sanatçı röportajları, konserler ve çok daha fazlası.
İnce saz Eylül 


İçimde çok hoş adlandıramadığım
Mesela en alakasız yerlerde 
Buzdolabının kapısını açarken,
Yemeğe tat vermesi için tuzu atarken,
Sıcak pidenin kokusunu burnuma çekerken
Ya da gezinirken öyle sıcak bir yaz akşamı bir elinde kumanda bir elinde yelpaze
Sıkıcı televizyon kanalları arasında
Bir den kalıverdim bu ezgiyi duyduğumda
Hiç farkında olmadan bir tebessüm hissettim dudağımın kenarında
İçimdeki kıpırtı dile geldi sanki...


Tahammül




Keşke en azından birbirimize tahammül etmeyi öğrenebilseydik. 
O zaman daha mı düz olurdu ilişki çizelgelerimiz ?
Haftalık sevgi raporlarımızın okları yukarı aşağı değil de düz bir çizgide mi yol alırdı?
Belkide daha kötü olurduk bir süre sonra,
Mesela  ne sıkıcıdır Söke Ovası git git aynı yok bi atraksiyonu.
Hadi öğrendik tahammül etmeyi,
Senin tahammül sınırınla benimki ne boyutta mesela?
Bir yere kadar gider ama 18 vitesli bisikletle üç tekerlekli bisiklet 
Ne kadar hak içinde yarışabilirler ki 
Mesela çıkarken İkiçeşmelikten yukarıya ?

14 Ağustos 2010 Cumartesi

Manola Blahnik



Keşke yeniden yazılsa Kül kedisi masalı.
İnanın başrolünde olurdum.
Amacım yakışıklı prensi kapıp şatomuzda mutlu mesut yaşamak değil.
Aşk nasılsa bitiyor bir kaç sene sonra..
Derdim balodan kaçarken merdivenlerde bıraktığım ayakkabıyı
Hikayenin sonunda sonsuza kadar giyebilmek..
Bu günlerdeki yani takıntım bu..
Hayalimdeki ayakkabıyı bulmak...
Aslında var sevdiğim bir ayakkabı amaa
Onuda Sex and the city dizisindeki Carry giydi..
Bu yüzden çok kıskanıyorum o kadını...
Manolo Blahnik ayakkabı..
Hani arkadaşlarına gittiklerinde çıkarttığı ayakkabı başka biri tarafından giyilip
Carry'ninde ayakkabıları için verdiği mücadeleyi anlatan bölümdeki
Şimdi yıllardır seyredince diziyi ayrıntıları izlemeye başladım...
İşte ayakkabılar bu....

13 Ağustos 2010 Cuma

80'li yıllar







Ne zaman dinlesem  zamanda yolculuk yapar gibi hissederim kendimi.


80'li yıllar,


Kabarık permalı saçlar, kelebek tokalar, saç bantları, aerobik, renkli televizyon, vhs li betalı videolar, kasetçalar, vatkalar, commodore 64, Banu Alkan, Ahu Tuğba, Serpil Çakmaklı, Nuri Alço, Coşkun, Tolga Savacı, discoda kız tavlayan dans eden Yaşar Alptekin, Karate kursları, pembe ruj, kemerler, küpeler, beyaz spor ayakkabılar, büyük vatkalı ceketler, çizgili, desenli şalvarlar, Madonna, Boy George, Cindy Lauper, Europe, Modern Tolking, Ceylan, Küçük Emrah,  İbrahim Tatlıses, Müjde Ar, Şener Şen, Sulukule filmi serileri, Kara Şimşek, Dallas, Yalan Rüzgarı... 

Var mı dahası...







Sev diyemem...



Seviyorum bu adamı yaa....
Gerçi Çağla ile evlenip  çok şaşırttı beni ama diyebilecek bi sözüm yok
Gönül bu demiş atalarımız....


İş yerinde çalışırken kendisiyle beraber yunan adalarına kaçıp tatil yapma hayalleri kurduğumuz, sürekli yunan şarkıları dinleyip yunanca kelimeler öğrenmeye çalıştığımız, 
işten ayrılınca İzmir'de görüşemeyip Didim'de bizim evde görüştüğümüz çok sevdiğim bir arkadaşım sayesinde yeni keşfettim bu şarkıyı...
Çok güzelmiş....


Son 2 gündür hiç durmadan bıkıp usanmadan dinliyorum bu şarkıyı....
Şimdi benim youtubum yok bizim buralarda yasaklı diyenler için buyrunnn.....






12 Ağustos 2010 Perşembe

Sabah kuşu



Sabah kuşu öter.
Daha sabah olmadan ve ejder gece, 

Daha hala göğü soğuk, 

Halka halka bedeniyle sımsıkı tutarken, 

O nereden, sabahtan haber getirebilir?...
Söyle bana sabah kuşu, 

Göğün iki katlı gecesinden ve yapraklarından, 

O doğuya ulaşmayan haberci, 

Senin rüyalarına nasıl yol buldu da girdi?...
Sen, "Güneş yoldadır.. Ar
tık gece yoktur.." diye bağırdığın zaman dünya inanmadı sana...
Ey uyuyan, uyan. 

Işığın ilk kutsamasını bekleyerek, 

Alnını aç ve sevinçli bir imanla sabah kuşu ile birlikte şarkı söyle.

(Rabindranath Tagore Meyva Zamanı' ndan.)



Not: Yazı Sevgili İnsan olmak sayfasının sahibi Asuman Ablamdan....
Çok beğendim bu şiiri hatta bir kağıda yazıp buzdolabıma yapıştırdım....
Sizinle de paylaşmak istedim...
Resimde çok sevdiğim bir resimdir...

Yaprak sanatı



Kurumuş yapraklar, otlar, çiçekler bir araya gelmiş hünerli ellerin sayesinde birer sanat eserine dönüşmüş.
Tablolar, davetiyeler, kitap ayraçları....
Blog sayfamın başındaki resim bu sanatı icra eden Ömür Uçar Köroğlu isimli bir bayana ait.
Aşağıda linkini verdiğim sayfalarda maharetli ellerinden çıkmış olan eserlerine ve kendisine de ulaşabilirsiniz.
Ayrıca facebookta da YAPRAK SANATI diye arama yaptığınızda sayfasına üye olup çalışmalarını yakından takip edebilirsiniz....


www.artyaprak.com 
www.yapraksanati.com


Sokak



Sokak,
Sessiz gecenin koynuna gömmüş başını
Uyuyor mışıl mışıl...
Ara sıra uykunun derinliklerinde kaybolmuşların
Horultuları geliyor kulağıma.
Bir kedi miyavlıyor bir pencere altında
Bir yaprak uçuyor rüzgarın gücüyle.
Bir den  kıyamet koparcasına
Bir ses yükseliyor sokakta
Belli bir ritm tutturamayan
Acemi bir davulcunun tokmak sesi...







11 Ağustos 2010 Çarşamba

İşim çok...



İşim çok benim lütfen meşgul etmeyin beni.
3 tane çekmecem var.
O an için nereye konulacağı bilinmeyen, çöpe atmaya da kıyılamayan 
Bir telaş, bir acele eldekilerin tıkıştırıldığı çekmecelerden.
Biri yatak odasındaki tuvalet masasının üst çekmecesi
Biri girişte yer alan dolabın çekmecesi
Biri de konsolun üst çekmecesi
Aaa durun durun birde yemek takımının parçası kaşıklık var onunda çekmecesi dolu
Şimdi ortaya bir örtü serilecek ilk çekmece boşaltılacak
İşe yarar olanlar ayrılacak
sokaktaki çoluk çocuğu mutlu edecek cinsten oyuncaklar varsa bir poşete konulacak
Bazıları içinde hiç düşünülmeden, kıyas yapılmadan, yorum yapmadan çöp poşetine atılacak.
İşim çok benim dedim ya,
Meşgul etmeyin beni lütfen...


Not: Resim pek sevdiğim 10marifet sitesinden....

10 Ağustos 2010 Salı

Hoşgeldin Ramazan







Şimdi her sene Ramazan ayı geldiğinde sanki ilk defa oruç tutuluyormuş gibi sanılarak oruç nasıl tutulur, orucu bozanlar nelerdir diye yazılır, çizilir...
Geleneği bozmayayım, benimde çorbada biraz tuzum bulunsun istedim.
İşte oruçla ilgili bilinmesi gerekenler....


Soru: "Makyaj yapmak orucu bozar mı?".
Cevap: "Makyaj sadece deri üzerine temas ettiğinden ve yenilip içilmediğinden orucu bozmaz." 


Soru: "Oruçluyken unutarak yemek yedim, daha sonra hatırladım, fakat yine de yemeye devam ettim. Acaba orucum bozulur mu?".
Cevap: "Evet, bozulur." 



Soru: "Sabah imsak vaktinden sonra uyandım, yemek yedim ve oruç tutmak için niyet ederek tekrar uyudum. Acaba tutacağım oruç kabul olur mu?".
Cevap: "Hayır, kabul olmaz." 




Soru: "Göz damlası orucu bozar mı?".
Cevap: "Bozmaz."
Soru : "Kıza laf atarsam orucum bozulurmu acaba hocam ?"
Cevap : "Laf yemediğin sürece bozulmaz kardeşim"

Soru : "Hocam öpüşmek orucu bozar mı?"
Beyaz hoca: "Uzun sürerse bozar ; öpüşmenin arkasında bi art niyet yoksa bozmaz.

Soru : "Hocam denize girmek orucu bozar mı?"
Beyaz hoca: "Hayır denize girmekle banyo yapmakla oruç bozulmaz."
Soru: "Peki denizde bikinili bayanlara bakmak orucu bozar mı?"
Beyaz hoca: "Önemli olan nasıl baktığınızdır , 
boş boş bakarsanız bozulmaz"

Elbette bunlar işin şakası, Hayırlı Ramazanlar..



9 Ağustos 2010 Pazartesi

Diş ağrısı...



Aslında kendimi bugüne daha başka hazırlamıştım. Öyle kalkayım dolanayım biraz ne zamandır yıkanmış ama sıcaktan bir iki tanesi katlanmış sonra da sıcaktan bunalınca atılmış vaziyette bekleyen çamaşırları katlamak. Yatıp uzanıp yarım kalmış bir kitap okumak ya da öylee tembellik etmek falan.
Sabah teyzemin kızı uyandırdı beni "Hadi bugün dişlerimizin dolgusunu yaptıralım" dedi.
Haydaa dedim.. 
Ama ben kendimi bugüne böyle hazırlamadım ki?
Yaptırmaya karar verdik, kalktım erkenden...
Ama ben yıllardan beri sabah  birdenbire kalktığımda vücudumun pusulası şaşar.
Afedersiniz bir mide bulantısı, öğürme peşi sıra bu sıkıntılı süreci atlatmaya çalışırken gözlerden gelen yaşlar.
Yine peşi sıra yaşandı bu anlatılanlar.
Biraz kahvaltı yapıldı zar zor Teyzemin kızı zoruyla.
Bindik otobüse Eşrefpaşa'ya teyzeme gittik.
Teyzem biz gelmeden numara almış, bizde saat 1'de poliklinikte sıramızı beklemeye başladık.
Önce teyzemin kızı girdi 10 dakika sonra çıktı dolgu yaptırmış.
Aaa dedim bu kadar mı? Ne kolay oldu.
Sıra bana geldi. Girdim içeri. Doktor bey önce 2 tane iğne vurdu.
Ve birden garip bir şekilde dudaklarımı hissetmemeye başladım, ağzımın içinde bişiler oldu, sağ gözüm küçüldü sanki. Bir bayan daha vardı. Onada dolgu yapıldı 5 dakika bile sürmedi sanırım. Hah dedim benimde böyle olacak. Doktor geldi oturdu başıma. Bir makina ile dişime bişiler yaptı duman çıktı, kötü bi koku yayıldı. Sonra da dolgu yapıldı bir kıskaç gibi bişeyle dişim vidalanarak kıstırıldı. tak tak bişeyle vuruldu. 10 dakika sonra dolgu bitti. Ama dudağımı hissedemedim daha yeni yeni açıldı. Biraz ağrı var ama umarım geçicidir...

Evde yokuz

Bu gün biz evde yoktuk.
Hemde eve önemli bir misafir geleceği gün 
Biz evden kaçtıkkk....
Aman dedik bize ne.
Şimdi bir sürü tantana yapacak, atacak tutacak,
Ona sataşacak, buna heybetlenecek...
Hiçç çekemeyiz zaten hava da sıcak
Çay ister misin diye sorucaz evet diyecek,
Daha ikram alır mısın dicez evet diyecek,
Gitme otur dicez evet hatta yatıya da kalayım diyecek.
Türlü istekleri var, olucakta daha
Aman "HAYIR" dicez,
Anlamayacak...
Eşrefpaşalıyım ben, 
Anlamam İstanbul'un bi ilçesinden...


Kaçtık gittik bizde...
Eskiden çocukluğumuzun geçtiği mandalina bahçeleriyle dolu olan,
Ne yazık ki şimdi o bahçelerin yerini villaların aldığı
Öğleden sonra çıkan dalgarıyla pek bi meşhur
Uçsuz bucaksız bir sahile sahip olan
Gümüldür'e...
Yolda dua ettik yine dalga olsun diye...
Tavşan Adası'nı sol tarafımıza çarpraz alıp
Dalgalarla oynadık, 
Dalgalar bizi yendi,
Kimilerinin şortunu çekti, 
Kimilerinin bikinilerini çıkarmaya çalıştı,
Gülmekten ağzımız tuzlu suyla doldu,
Bu sıcakta çok iyi geldi....

6 Ağustos 2010 Cuma

Tozlu albümlerden..

Valla bu resimleri koyma nedenim şu,
Hava sıcak malum ve bu sıcaktan bişi yapasım yok.
Bari dedim eskileri karıştırayım
Sözler değil resimler konuşsun.
İşte benim küçüklükten bir iki resmim.

1.yaşgünümde bu resim...



Yine aynı gün Cumhuriyet Meydanında 
Eski Efes Oteli'nin önünde



Bu resimde elbiseli kısa saçlı kız çocuğu benim.
Bu elbisemi çok severdim her gün giymek isterdim.



İlkokul son sınıf mezuniyette..
Hadi bakalım hangisi benim?



Teyzemin oğlunun düğünü için annem dikmişti bu tuvaleti !
Tafta kumaştandı...
Bu resimde 11 yaşındayım.



15 yaşındayım bu resimde..



Bu da lisede bi şiir yarışmasında 1.olmuştum.
Müdür yardımcımızdan hediyemi alırken...


3 Ağustos 2010 Salı

Beni hatırla




Youtube açılmayanlar için link; Ayşegül Aldinç "Beni hatırla"
http://fizy.com/#s/1airpn




Bunca yıldan sonra hala her çaldığında
Beni her defasında vuran acımasız...
Elim ayağım hatta beynim bile bağlıdır karşısında
Hükmü geçmez hiçbir zaman kalbime
Söz geçmez, kelime haznesi sıfırdır.
Tek bildiği, 
Her telefon çalışında 
Güm eden yüreğimde duyduğum ses
Bir iki damla gözyaşım 
İçimden gelerek akıttığım...





Bitmeyen lanetim, sönmeyen sızım kalbimde
Tekrar o yollardan geçerken,
Son dönemeçte kalan şehir tabelası
Ne kadar yakınlaşsam da sana uzaklaştığım 
O bembeyaz tepeli şehrinden...


Mavi Balon...



2 Ağustos 2010 Pazartesi

Pazar...

Dışarıda sıcaklığın 35 olduğu, 
Klima sayesinde içeride bir serinlik,
Ve buna rağmen büyük bardaklarda tüketilen su, limonata, kola gibi içecekler..
Ve böyle bir günde tam 4 tane film izlemek...
Tek kelime ile harikaydı...
İlk film




 The Duchess ! 
18. yüzyıl İngiliz aristokratlarından Devonshire Düşesi Georgiana Cavendish hakkındaki biyografisinden uyarlanan 2008 yapımı film. Başrollerde Keira Knightley, Ralph Fiennes...
Çok beğendim, çok romantik harika bir aşk öyküsü...




Kitabını okumuştum daha önce ama pek de hoşlanmamıştım sıkıcı gelmişti. Ama filmini sevdim.


The x flıes - Gizli dosyalar Bir seri film ve daha sonrasında da dizisi olan bir yapımın ilk halkası. Sinemada izlemiştim ilk çok beğenmiştim. Daha sonra yayınlanan filmi ise izlemedim. Hele dizisini hiç. ama eşim severek izlerdi... Beni çekmemişti..



Bir alışverişkoliğin itirafları, bu kadar eğlenceli bir filmle günü kapamak çok güzel oldu doğrusu. Rebecca'nın halleri harikaydı..


Not: ne kadar uğraşsam da bazı yerlerdeki hataları düzeltemedim, sıcakta var sıkıldım öyle bıraktım..

 











30 Temmuz 2010 Cuma

Buz gibi limonata olmalı

İşte şimdi şöyle en büyük bardağından içinde de Reyhan otu, buzlu ev yapımı limonata....
Eh her isteğimiz madem olamıyor bir burun oynatmamızla, 
Bana limonata tadı veren sevdiklerimi yayınlayayım dedim...

http://feiticeiradasagulhas.blogspot.com/ 


Bu sayfayı seviyorum, içlerinden beğendiklerimi kaydedip masa üstündeki elişi dosyama...


http://www.kirikplaklar.com/


Bu adresteki müzikleri dinlemeyi çok seviyorum. Eskilerden çalıyorlar...


http://www.10marifet.org/


İşte bir el işi sitesi adresi daha....


http://endiseliperi.blogspot.com/


Yazılarını okumayı sevdiğim bir blogcu, Endişeli peri...


http://www.canliradyolar.gen.tr/klasik-muzik-dinle.html


Bu klasik müzik adreslerinin olduğu site beni her zaman dinlendiriyor...


http://fizy.com/


Bu adreste de sevdiğim müzikleri buluyorum..


http://portakalagaci.com/


Her daim tariflerinin tam tuttuğu, açık anlaşılır olduğu çok sevdiğim bir yer..