25 Mayıs 2010 Salı

Zebani



Dün malum temizlikle geçti. 
Ben yokken ya mesai kalan ya da annesine yemeğe giden eşim mutfağa pek uğramamış diyebilirim. 
Yalnız kırıntıların genelde buzdolabının önündeki masada olduğundan yola çıkarsak ayak üstü bişiler atıştırdığını anlayabiliriz. 
İşte bundan sebep pek fazla yoğun bir temizlik olmadı.
Yalnız Sayın Marc ve klorakla işler hale sokuldu banyo.
Not: İzmir'ce klorak : Çamaşır suyu...
Didim'den gelen toprak gübre karışımı eski saksılardaki toprakla karıştırılıp, ayıklanıp yeniden saksılara dolduruldu, ekilecek bir iki çiçek ekildi.
en güzeli de mis gibi kokan fesleğen oldu...
Şimdi sehpanın üstünde gelip geçtikçe elimle okşayıp kokusunu alıyorum...
Dün saat 2'den sonra bir ani kararla Torbalı'ya gittim arkadaşıma.
Telefonda konuşurken kısır yapıyoruz deyince sanki komşu kapısı mübarek çıktım hemen evden.
Semt garajı bize yakın olduğu için dolmuşa atlayıp 40 dakika sonra Torbalı'ya vardım.
Bu arada hep Didim'de kullandığım şapkam arabada kalmış aklıma geldi yolda onu taktım.
Sayfiye yerde herkes şapka taktığı için garip olmuyor ama buralarda biri şapka taktığında kim bu turist diye bir düşünce oluşuyor. 
Şahsen benim görüşüm bu...
Akşam üstü yine eşimin işten geleceği saate denk getirerek dolmuşa bindim eşimde beni yolda karşıladı.
Yemek ne yaptın peki akşama diye sormayın eşim Nestle nesfit denemesinde o yüzden rahatım :)
Didim'deyken bir kitaba başladım Andrew Davidson Zebani. 578 sayfa ama sürükleyici...

3 yorum:

  1. Her an herşey olabiliyor. Gündem ne kadar da değişebiliyor. Takip edebildiniz mi izinde?

    YanıtlaSil
  2. Etmezmiyim sağolsun babam ajans dinlemeye bayılır son ses hemde :))))) taa 3.kata kadar geldi sesler

    YanıtlaSil
  3. Ben burada da hep klorak diyorum, bizimkiler öylece bakıyorlar bana:))Ama eşim alıştı Allah'tan , artık o ne diye sormuyor:)

    YanıtlaSil

Dilek ve eleştirileriniz için teşekkür ederim.