Sevgili Çınar,
Sayfasında çocukluk şiirlerinden birini paylaşmış
Ben de ilkokul zamanlarından aklımda yarım yamalak kalan
Sevdiğim bir şiiri bulup paylaşmak istedim.
Behçet Necatigil'in.
Keyifle okuyup, çocukluk yıllarınıza dönmeniz dileğimle.
Kapı önünde Ayşe,
Hanım hanımcık iş gördü,
Sonunda kendine göre
Bir yuva kurdu.
İlk ben oldum misafiri,
Güle güle otur’a gittim.
Bir yüksük-fincanda getirdiği
Hayal kahveyi içtim.
Kibrit kutusu şeklinde
Oturmuştuk bahçeye karşı.
Ortada hokkadan bir masa,
Üstünde örtü yerine yaldızlı çikolata kağıtları.
Gözüm gazoz kapaklarına gitti,
Sorup öğrendim; kapkacakmış.
Toplamış sokaktan ucu yanmış kibritleri:
Bu kış odun yakacakmış.
Yangın yeri bir arsadan bulduğu
Cam kırıkları; para.
Ev çevirmek kolay, diyordu,
İş tutumlu olmakta.
Ayşe’yi o anda görmeliydiniz!
Eski kadınların kanıyla evcimen
Sisli geleceklere hazırlık
Çıkmış çocuk varlığından
Zamanların ötesine tertemiz.
Ayşe’m gibi, dünyada,
Ayşe’ler dolu.
Hepsi “evcik” oynar
Öteden beri.
Ayşe’ler büyür,
Günün birinde
Oyun-ev’leri
Sahici olur.
Ama hepsinin mi?
Hepsinin değil.
Ayşe’lerin kimisi
Yuvadan evden yoksun
Sert rüzgarlar önünde
Güz yaprakları gibi
Boşluklara savrulur.
Behçet Necatigil
Şiir çok güzell.
YanıtlaSilHerşey çocukluktaki gibi masum olsa keşke büyüyünce de. Tüm Ayşe'ler, kendi gerçek evlerinde 'evcilik' oynamaya devam edebilseler.
Oysa bazı Ayşe'ler Şiirdeki gibi;
Ayşe’lerin kimisi
Yuvadan evden yoksun
Sert rüzgarlar önünde
Güz yaprakları gibi
Boşluklara savrulur. :((
Sevgiler canım
Teşekkür ederim.
YanıtlaSilEvet kimi ayşelerin sırtına hayatın yükü biner, geçim derdi, koca dayağı...
Keşke herşey gazoz kapakları, hokkadan masa, yaldızlı kağıtlardan masa örtüleri gibi basit ve sade olabilse...
Çok hoş bir şiir. Allah herkese kendi yuvalarında mutluluklar nasip etsin. Bir evi yuva yapan orada yaşayanların yüreklerinde yaşattığı sevgidir. Yoksa gerçek anlamda "evcilik" olarak kalır.
YanıtlaSilSevgiler Şeniz' cim...