24 Temmuz 2010 Cumartesi

Yaz tatili

Get this widget | Track details | eSnips Social DNA

Şu sıcak yaz günlerinde hepimizin isteği tatile çıkmak değil mi?
MFÖ şarkısında çok güzel anlatmış yaz tatilini şarkıyı bulamadım
Sizin için seçtiğim bir MFÖ şarkısıyla idare edin artık....
İyi tatillerr...


Yaz tatili 
Paranın katili 

Biraz serinlemeye 
Kafamı dinlemeye 
Giderim ben tatile 
Ellibini, yüzbini 
Bikinisi, bluzu 
Pantolonu, mayosu 
para kalmaz 

Yaz tatili 
Paranın katili 

Bu şapka enfes 
Şu eteklik harika 
İpekli, çok güzel 
Ah bu şal 
Papeller eridikçe eridi 
Dilim damağım kurudu 
Beşyüzbini versene 
Milyonları versene 

Yaz tatili 
Paranın katili 

Mayomuzu giyelim 
Lokantaya gidelim 
Yedikçe kazığı eğlenelim 
Onbeş günlük dinlenme 
Birkaç kadeh demlenme 
Şarabı da kebabı da 
Kol gibi kazığı da 

Yaz tatili 

16 Temmuz 2010 Cuma

Dayanamıyorum...

    Get this widget |     Track details  | eSnips Social DNA    

Dayanamıyorum,
Sabah ekşi bir suratla kalkıp daha yüzünü yıkamadan fırça atanlara,


Dayanamıyorum,
Sabah sabah hayattan feleğin sillesini yemiş mutlu olmayı dahi beceremeyen kadınların feryat figan söyledikleri şarkılarıyla yataktan zıplamaya,


Dayanamıyorum,
Yolda terliğini yere sürüyerek yürüyenlere,


Dayanamıyorum,
Kendisi uyanacak diye tüm sokağı acayip seslere sahip alarmla uyandıranlara,


Dayanamıyorum,
Sabah işe giderken dünden kalma tişörtle ter kokulu bir vaziyette tüm otobüse koku salan kokarcalara,


Dayanamıyorum,
Bir de otobüslerde deodorantı geçtim hadi su ve sabun görmemiş koltuk altlarıyla yukarıdaki demiri tutup beni bayılmalardan bayılma beğendirenlere,


Dayanamıyorum,
Müzik zevki bi bokmuş gibi milleti cıstak cıstak sesleriyle daha afyonları patlamadan zıvanadan çıkartanlara,


Dayanamıyorum kardeşim napayım.
Şu eli yüzü düzgün, mis gibi parfüm kokulu insanlar saat kaçta işe giderler ?





14 Temmuz 2010 Çarşamba


Küçüklüğüm, İzmir Eşrafpaşa'da Yapıcıoğlu semtinde geçti.
Rakım Elkutlu Caddesi, eski Çiçek sineması karşısı

Sokakta oynamaya bayılırdık kardeşimle. Evimizin önü cadde üzeriydi. Bizde evimizin arka tarafındaki boş arsada oynardık. Acıkınca da evin arka bahçesinden Annem'e görünmeden eve girip mutfaktan domat ve ekmek alıp kaçardık. Mazallah yakalanırsak dışarı çıkamıyacağımız gibi uyumaya da zorlanırdık. Şayet yakalanmışsak da akşam üstü 5 gibi kalkıp gevrek alıp Annem'in demlediği çayla tarasamızda ikindi kahvaltısı yapmak süper olurdu.

Evimizin önü cadde demiştim ya. İşte o cadde Kadifekale'ye giden yol üstündeydi. Evimizin yanında bulunan caminin önündeki duvara oturup o yoldan Kadifekale'ye turist götüren otobüsleri beklerdik. Otobüsler geçerken el sallayıp arkadaşlarla birbirimize hava atardık.
Kime daha fazla el sallanmış muhabbeti yapardık. Aslında hepimize el sallardı turistler neyin kavgasını yapıyorsak ?

Akşam ezanı okunduğunda evde olman gerekirdi yoksa çok kızarlardı.
Gece vakti sokağa çıkmak mı ? Oda ne demek hayatta olmazdı yasaktı. Zaten bütün gün sokaklardasın. Hem evimiz cadde üstü nereye gideceksin derlerdi. O yüzden çocukluğumda evimizin sokak arasında olmasını çok isterdim.

Ama sokağa çıktığımız tek gece Hıdrellez akşamı olurdu. Yani 5 mayıs akşamı.
Zaten tüm İzmir sokakta olur o akşam. Ateşler yakılır, üstünden atlanır, gezilirdi.

Biz gündüzden hazırlanırdık arkadaşlarla Hıdrellez'e. Boş arsadan kopardığımız dikenleri uzun bir ipe bağlar sonrada arka sokakta yoldan geçecek arabaları beklemeye başlardık. İpi sokakta bir arkadaş ucundan diğer ucunuda ben tutardım bir araba göründümü ipi gerdirip arabayı durdurmaya çalışırdık. Ve arabayı süren kişiden yakılacak ateş için gaz parası isterdik. Eğer şoför para vermezse dikenlerin üstünden geçerken lastiğine dikenlerin batıp lastiğini patlatabileceğini iddia ederdik. Ne çocuk aklı be. Bir de o akşam en güzeli evlerin zillerini çalıp kaçma oyunu varki en güzelide oydu işte, bayılırdık.

Gece sokağa çıkışımız izinsiz de olurdu. O zamanlar Ramazan ayı yaz mevsimine denk geliyordu. Annemle babam camiye teraviye gittiklerinde bizide götürürlerdi. Biz çocuklar en arkada olurduk ve nedense hep kıkırdardık. Ara verildiğinde önce annelerimiz tarafından şöyleee bi güzel kaba etlerimizden çimdiklenir sonrada caminin bahçesine çıkmamız için yaşlı teyzelerden azar işitirdik. Tabii bizde ordan doğruca sokağa fırlardık. Gece saklambaç oynamak harika bir duyguydu. Şimdiki gibi korkularımız yoktu o zamanlar ya da çocuk aklı işte.

Şimdiki zamane çocuklarına bakıyorum da.
Bilgisayar başında o oyundan o oyuna geçiyorlar. Ya da televizyonda kendilerine yönelik bir kanalda çizgi film izlemekten sıkılmıyorlarmı diye düşünüyorum.



En dipteki not: Resimdekiler : Gelinlikli olan ben damat ise kuzenim. O resimde 5 yaşındaydık.

Sana

    Get this widget |     Track details  | eSnips Social DNA    

Gerçekten aradım durdum küçük bir armağan için
Ne sever biliyorum ama
Bakalım benim bulduğumu beğenecek mi korkusu
Biraz aksidir kendisi çünki
Ama yakışıyorda yaa...
O kendini beğenmişlik içindeki dudak büküşü
Aslında içinde bir yerlerde bastırdığı
O saf hali yok mu hele?
Yeminler eder inanırım çünki samimidir
İsimleri karıştırır dedim ya saftır.
Ama yine de korkuyorum ondan,
Nedenini de biliyorum ama itiraf edemiyorum.
Bu şarkı sana olsun.....

13 Temmuz 2010 Salı

Sevgili ADSIZ,

Şimdi sinirlendim mi gözüm hiç bişi görmez, 
Ağzım bi açıldı mı susmak bilmez
Küfür etmem ama ağzımdan çıkan cümlelere ben bile şaşırırım
Küfür etmem için çok ama çok zorlanmam lazım.
Zaten o küfrü de bana o küfürü ettirenin yüzüne edemem
Ama gel gör ki ettiğim küfürlere de şaşırırım
Ben bunu nerden duydum ki derim.


Sevgili ADSIZ,
Kalkmış sayfamı okumuş sonra da yorum bırakmışsın
Ve yayınlayıp yayınlamamak bana kalmış
Yayınlamıycam tamam mı?
Bu sayfa benim 
Git başka sayfada at, tut benim için.
Bu sayfada sana prim yapmıycam.


Sevgili ADSIZ,
Sana sadece acıyorum....
Kıskanç,
İçi haset dolu,
Ne yaptığını bilmeyen
Zavallı birisin sen...


Not; Benim Adım ŞENİZ. 
Senin Adın ne ?











12 Temmuz 2010 Pazartesi

Beyoğlu hatırası



Güzel geçen bir hafta sonundan geriye neler kaldı diye sorsanız,
Yorgunluk demem merak etmeyin.
Dinlendim gece geçti yorgunluğum.
Ama çok hoş bir hafta sonu yaşadım o anların tadı kaldı hafızamda.
Cumartesi sabahı uçağımız rötar yapınca hava muhalefetinden dolayı
Saat 12,00- de Kadıköy evlendirmedeki belediye nikahını kaçırdık. 
Rötar olmasaydı vaktinde orda olurduk ama üzülmedik...
Çünki kilise nikahına yetiştik...


Kadıköy'den Karaköy'e giden vapurlara atlayıp geçtik karşıya
İyi de oldu aslında vapur sefası yaptık.
Bi yandan gevrek, çayla karnımızı doyurduk bi yandan da yağmurdan ıslandık
Karaköy'de inip Taksim'e çıktık yürüyerek.
Bana aynı Konak'tan Damlacık'tan Bayramyeri'ne  yürümek gibi geldi bu...


İstiklal caddesinde yürüdük Eşimin tarafı arabayla karşıdan gelmişler ama kiliseden çıkmamışlar
İyi oldu aslında eğer nikaha yetişseydik onlara takılıp bu güzel gezintiyi yaşayamıyacaktık.
İstiklal'de eşimin en büyük abisiyle buluştuk onlar takılıp bişiler içerken ben caddedeki mehter sesine koştum.
Folklor gösterisi varmış bir çok yabancı folklorcü vardı yürüyüşte onları izledim.
Bu arada bişi yapmışlar Atm makinası gibi belediye hizmetlerini haber veren makina sandık önce birileri resim çekilince olayı anladık. 
Bizde foto makinası resmine basıp pozumuzu verdik, sonra da mail adresimize yolladık.
Ve sonra koşar adım Kiliseye koştuk.
Nikah çok güzel oldu...
Akşamada eğlence...
Hiç ama hiç oturmadık...
Giderken  valiz beklemeyelim diye çantamızı abimlerin arabasına koymuştuk.
Gecede çanta onların arabada kalınca  gelinin annesindeki kıyafetlerden giyip yattık.
Ertesi günde abimler bizden önce dönüşe geçince çantamızı alamadık yine.
Ve İzmir'den İstanbul'a giderken giydiğimiz kıyafetle yine İzmir'e döndük...

9 Temmuz 2010 Cuma

Gün'ü kap!

Ayaklarım sızlıyorrr,
Şimdi sabah eşim kapıdan ben bacadan misali çıktım evden.
İstikamet Torbalı.
Gün var malum liseden arkadaşlarla.
Hırslıyım bu defa önümüzdeki günü ben kapmalıyım.
Hazırlanmışım bulaşıkları makinaya yerleştirirken
Size de olur mu?
O an üstünde ince bir oya işçiliğinde düşünemediğim, yorumlayamadığım bi takım olayları arka bahçedeki limon ve mandalin ağaçlarına bakan lavabonun önünde bi yandan bulaşıkları yıkarken bi yandan da düşünürüm, yorumlarım.
Yine dün akşam böyle ama bu sefer bulaşıkları makinaya yerleştirirken sonradan yorumlamak üzere beynimin bi köşelerine tıkıştırdığım bu olayı aldım çıkardım..
Kaçtır almaya çalışıyorum günü ama bi türlü alamıyorum.
"Kızım dedim bu senin beceriksizliğin, ağlanıp sızlanmıyorsun, yok okul taksidimiz eksik kaldı, yok baza aldım ödeme yapıcam gibi sağlam bahanelerin, ödenmemiş senetlerin yok."
Aslında birazda belamı mı arıyorum ne ?
Şimdi kaç kişiyiz bi sayayım,
En az gelen gelmeyenle 15 kişiyiz eh bide 5 tanede çocuk say ettimi 20.
Kahvaltı yapıyoruz dayarım önlerine zeytin, peynir, domat, salatalık, gevrek ve çayı.
Tamam kızım oldu işte.
Bide tatlı yapıveririrm şöyle en hafifinden.
Ama bunu yapabilmek için günü almam şart.
Neyse yine bir sonraki günün nerede olması konusunda anlaşıldı.
Mesela bugünkü günü hazırlayan arkadaşım parayı başka bi arkadaşın sırasını alarak yaptığından para ev sahibinin değildi. Ama yine asıl kişi alamadı, önümüzdeki günü 
ne yazık ki KAPAN arkadaş aldı.
Evinde yapılan günde de parayı asıl kişiye verecek. 
Amaaa bi durum daha çıktı, belkide yeni doğum yapan arkadaşa oturmaya gidilip gün parasıda orda toplansın diyenlerde olmadı değil.
Karar 6 Ağustos'a kaldı.
Ramazan ayında ara veriliyor denirken ben çıktım ortaya herkesi susturdum veee
Ramazan bayramından sonraki ilk gün benim günüde yaparım, parasını da alırım kimseye de vermem bilginiz ola diyerek birazda anarşistlikle günü kaptım !
Not: Günde toplam 450,00- Lira toplanıyor....

6 Temmuz 2010 Salı

Düğün...

İşim çokk !
Cumartesi günü eşimin kuzenin düğünü için İstanbul'a uçuyoruz.
Program yoğun o gün.
Önce Anadolu yakasında Kadıköy Evlendirme Dairesinde nikah,
Ardından hopp Harbiye'ye Avrupa yakasına Notre Dame de Sion'a kiliseye
Akşama da eğlenceye..
İyi de öncesinde de var hazırlık,
Ne giyeyim telaşı..
Nikah ve akşam için ayrı kıyafetler seçildi oylama yapıldı
Sonra kuaföre gidilip saçlar boyanacak, kaş falan alınacak.
Ertesi günü döneceğimiz için yükümüz hafif olucak.
Belkide Eşimin abileri arabayla dönecekleri için valizi onlara paslayabiliriz.
En azından pazar günü uçak saatine kadar dolaşmayı düşündüğümüzden elimizde fazlalık olmaz...
İşim çok daha kuaföre gidicem...
Ayrıntılar nasipse dönünce...

4 Temmuz 2010 Pazar

İzmir'i inekler bastı...



Şöyleee uzunnnn, 
Bol pişi, sucuk, yumurta, salatalık, çay kokulu pazar kahvaltılarımızı Ramazan Bayramı sonrasına kadar erteledik. Eşimin bu sene 3 aylar orucu tutucam niyetiyle.. 
Şimdi Allah kabul etsin o oruç tutuyor ya ben tutamasam da sağolsun O'nun sayesinde tutuyorum.
Kahvaltı yapamıyorum, bir ekmekle en az 3 gün olmadı hadi küfleninceye kadar bazen ekmek geçinip gidiyoruz.
Bu hani ayağı kırık birine yardım etmek için koluna girdiğinizde sizde onun gibi aksarsınız ya yürürken aynı öyleyim işte.
Şimdi bu sıcakta kalkıp çukulatalı bisküvi ve sütle idare edeyim dedim ama sıcakta süt içmenin pek de iyi olmadığı kanaatine vardım. 
Midem daha fazla :)
Yarın benim için önemli diş dolgusu yaptırıcam ilk defa,
Yaşayanlar lütfen tecrübelerimizi dolgumdan sonra konuşalım, 
Öncesinde etkilenebilirim hoş olmayan anılardan :(


Bir de biliyormusunuz İzmir'i inekler bastı.
Şehrimizin muhtelif yerlerine inek heykelleri dikildi. 
Bununla ilgili ayrıntılı haber için  aşağıdaki linki tıklayabilirsiniz,
Resimdeki inek, Karşıyaka İskele önü..




İzmir inekleri..

İzmir'deki ineklerin adresleri..





2 Temmuz 2010 Cuma

Geçen hafta

Günler deli gibi
Ama gün içinde ki işler o kadar ağır ilerlerken fark ettim ki,
Bişi yazamamışım ne zamandır?


Şimdi düşünüyorum da geçen hafta içinde ben neler yaptım?
Pazartesi evdeydim hayal meyal hatırlıyorum,
Haa pazartesi günü İzsu'dan geldiler evimin önünde kanal açıp
Beni sinir etmişlerdi yaaa....
Salı yine gelip su kaçağını bulup kapatmışlardı
Tabii kapattırana kadar geçen sürede sıkıntıdan ölmüştüm.
Öğleden sonra da Kuzenime gitmiştik oturmaya ama daha yarım saat olmuşu ki
Bir telefon iş görüşmesi için Alsancağa gitmiştim.
İş olmadı ama üzülmedim de,
Nedense ortam beni biraz ürküttü
Öyle korku şakaları satan bi yer değildi de
Kızılay Kan bankasının bir ucunda
Kordon'a, Montrö'ye, Alsancağa yakın bir yerdeydi ama
Neyse üzülmedim boşverin..
Ama ordan çıkışta gittiğim Behçet uz Çocuk hastanesi arkasında ki Sevgi yolunda
Oturup buz gibi içtiğim turşu beni hasta etti.
Çarşamba yatmakla, öksürmekle, film kanallarında gezinmekle geçti.
Perşembe, kuzenim geldi kahvaltıya.
İşyerinde ki arkadaşlarına söz vermiş yeni ev aldı diye kek ikram etmek için
Islak kek istemişti benden onu yaptım, bir de dünden yaptığım kurabiyeler vardı
Onları da aldı götürdü.
Şimdi yine evdeyim, burnum akıyor, öksürüyorum :))

30 Haziran 2010 Çarşamba

Sertab ASLA









Ben michael fugain une bella historia adlı şarkının melodik olarak biraz daha hızlandırılmış haline benzettim. Belkide bilerek yapmıştır Sertab...
Ama harikaaa olmuş sabah, akşam, gün içi fark etmiyor dinliyorum her daim... 



Yağmur olup yağarsan sen üzerime

Hiçbir derdim kalmaz geriye


Sende olmayınca yalnızım bu şehirde

Gidersen yanına al benide benide



Sevince kalbim elbet acı duyar

Sende benim gibi seversen


hep yanımda olmak istersen

O zaman biter biter bu acılar



Kendimden emin olmadıkça

Sen benim olamazsın asla





Aslaaaaaaaa



Yağmur olup yağsan sen üzerime

Hiçbir derdim kalmaz ki geriye


Çünkü ne zaman ağlarsam kaderime

Kaderim beni alır alır içine içine



Sevince kalbim elbet acı duyar

Sende benim gibi seversen


Hep yanımda olmak istersen

O zaman biter biter bu acılar



Kendimde emin olmadıkça

Sen benim olamazsın asla







Aslaaaaaaaaaaa



Sevince kalbim elbet acı duyar

Sende benim gibi seversen


Hep yanımda olmak istersen

O zaman biter biter bu acılar



Kendimde emin olmadıkça

Sen benim olamazsın asla




Aslaaaaaaaaaaa




29 Haziran 2010 Salı

Havuz yaptırıyom evimin önüne...



Şu İZSU'nun taa neresine koysam acaba? 
( Bir bayan olarak beni nasıl konuşturuyorlar şimdii yaa )
Su borusu patlamış, bizim evin kaldırımından 15 cantim ileride,
Geldiler, kazdılar, kırdılar su boşalttılar 
16,30 da çekip gittiler mesai bitti dediler. 
Yarın da gelicez ama evinizle kaldırım arası için demir boru alın,
Eşiniz akşam şu parke taşları söksün takıversin dediler, 
Ulen dingiller elimde olsa o boruyu....
Faturanızda yeterince,
Yok Ağaç bedeli- ağaç da yok kapımızda yoksa bize kütük mü demek istiyonuz?
Yok Tamir bakım ücreti aldınız 
Almadınız mı zamanında?
Ya da almıyor musunuz hala....
Faturaya baktım her ne hikmetse 0- o haneler.


Almadım boru moru 
Akşam eşimle parke taşları söktük ama su doldu yine,
O bana pis pis bakan boru kılıklı herifi sokmayı düşünüyorum oraya.
Diğer amcamlara sözüm yok bayağı uğraştılar ama o dingil...
Çok kızgınım çokkkkk özür dilerim bu kadar küfrüm için.


Haa bide yaparlar, giderler
Arkalarında bıraktıkları pislikleri kapatmazlar,
Ulen kedilerden edep öğrenin yaa
Olan bana olur,
Arkasından mahalle muhtarına koştur dur günde 3 öğün
Asfalt yapılsın diye...


Yazarın 29/06/2010 st: 11:18 notu ;
Efenim geldiler sabah 9,30 gibi.
Nescafe , çay yaptım ikram ettim.
Boruyu aldım ama taktıracak tesisatçı bulamadığımdan
Rica ettim, küçük  emrah pozisyonu aldım taktılar.
Sonra da aldı beni bahşiş vermem gerekir mi telaşı.
Babacım Canım Babacımm aradı işçilerden biriyle konuşayım telefonu ver bakalım dedi,
En yakında da o dingil vardı neyse,
Konuşmaları bitince gerekli bilgiyi verdiler bana,
Şimdi İzsu her ay faturalarda tamir bakım ücreti adı altında haraç pardon ücret alıyorlardı
Birisi dava açmış, benim evim sıfır tamirim bakımı yok niye bu parayı ödüyorum diye.
Kazanmış....
Amaa benim burda  bir takım parçadan masraf alınacakmış.
Bu da su faturama gelicekmiş.
Gelsin dedim içimden her ay böyle para vereceğimize..
Neyse şükür bitti...







28 Haziran 2010 Pazartesi

Friend Feed sayfamdan

Frienfeed'den  özlü sözlerim var aşağıda hepside bizati kendi şahsıma ait olup
Resmen kıçımdan uydurduklarımdır....

Müstehcen fıkra anlattığımda yüzleri kızarıp, başlarını ellerindeki işe gömen menapozlu gün kokoşları, sizler namuslu ev karısı ben mahallenin fahriye ablası mı oluyorum o zaman? 


Hafta içi takım elbise giyen iş adamlarını hafta sonları bol cepli caprilerle gezinirken görünce ciddiyetim elden gidiyor.


Ben sevgilimi, karımı ordunun içine koysam beni aldatmaz bilirim diyen erkekler; Yanlış biliyonuz.


Menapozlu karıların hepsi mi inci kolye takar, yakın gözlüklerinde boncuklu ipler olur ya..


Şu inci kolye ve gözlükteki inci askı tespitimi onaylayan Ayşe Özgün'e teşekkürler. Show tv'de şu anda :))


Akşam son ses maç, gündüz son ses formula 1 sağır olmak istiyorummm..


Çocuğun yok dediler, iş vermediler...



36 yaşındayım,1992 yılından beri hep çalıştım, ön muhasebe bilirim, hamgi işe girsem önce telefona baktım sonrada bana iş öğrettiler, cıvıl cıvıl, insanı sıkmayan biriyim, gün içinde deli gibi çalışayım ama akşam çıkışım belli olsun mesai olmasın, İzmir'de Buca'da oturuyorum, İŞ ARIYORUMMMM

ja ja ja ja ja isimli arkadaşın nikini görünce feedlerde ha ha ha ha ha diye okuyom hahahaha

Cepten pek arayanım olmadığı için telefon melodimi hala ezber edemedim beynime :(

Sırf bana kitap okusun diye çocuk yapmaya karar verdim

Uçağa bineyim, çıkışta elinde isimim yazılı biri beni karşılasın isterdim...

Cep telefonuna şarkı ekleyenler kekodur dedi arkadaşım, telefonu çaldı melodi aynen şuydu "yeğen telefonun çalıyor" hey Allah'ım dedim....

Yatak odasındaki giysileri katlamak 15 dakika, yapmamak için harcanan süre 2 gün....

Evi bok götürüyo, vidanjör çağırıcam..

İş buldum ama 6 ay sigorta yapamıyacaklarmış, kendimi kaçak göçmen işçi gibi görüyorum.

27 Haziran 2010 Pazar

Mimlenmişim haberim yok ;)


1. Hangi işleri yarım bırakırsın ya da bıraktığın neler var?

Kendime başlayıp bir hevesle ördüğüm örgüleri hep yarım bırakırım Didim' gidince Annem'e paslarım. 
Birde Kolayı illaki yarım bırakırım, bitiremem..

2. Yakın zamanda kaybettiğin biri var mı?

Yok, Ama ülkemdeki şehitler sayılır mı acaba?
Bir de geçen sene oğluşum Lucky'i kaybettim.


3. En ağır bulduğun, sana dokunan bir yemek var mı?

Bollll yağlı köy düğünlerinde pişen tüm yemekler.....

4. Cinsellik ve aşk anlamında unutamadığın biri var mı?

Gerçekten unutamadığım biri varr......

5. Çocukken sevdiğin çizgi filmler?

Heidi, Şeker kız Candy....

6. Blogger'a ne zaman kayıt oldun? Kim vesile oldu? Nereden duydun?

2009 Nisan ayında başladım yazmaya. 
Ama 2005 yılından beri hala da düzenli okuduğum blog yazarlarına özenerek başladım.
Linkini şimdi veremesem de, 
Mutfak camı, Asortik krep, Bağdat cafe.....

7. Çok paran oldu neler yaparsın? 

Survivor adasını alıp, içindekileri de kovalayıp  çeker giderdim buralardan.


Bu mimi kabul buyururlarsa, Creep 'e yolluyorum....