Hani ağlama nöbetlerim var ya benim, bugün fark ettim ki kendim için ağlıyamıyorum.
Zayıflık olarak görüyorum nedense.
İyi de etten püften şeylere niye ağlıyorum o zaman?
Epey bir sinir tahribatı içinde hissdiyorum kendimi.
Sanki sinir kablolarım uçları soyulmuş,
Beynime giden sinirler olur olmaz zamanlar da -gerçi çoğu yerinde zamanlar ya neyse- birbirine değipcızırttt cızırttt diye ses çıkarıyor.
Ama az kaldı inanıyorum tekrar iyileşicem.
Aslında böyle zamanlarda ne yapıyorum biliyormusunuz - sanki çok merak edenim var da ? - Hemen sokakta gördiğim bir köpeği seviyorum, ıslak burnunu okşuyorum.
Bir anda geçiveriyor sıkıntım.
Ah Lucky'cim ahh yanlış zamanda kayboldun, gittin sen...
Aralığın başından beri ben de öyleyim Şeniz' cim. Özellikle müzik dinlerken, güzel bir şey seyrederken
YanıtlaSilaslında hiç de duygusal olmayan şeylere bile göz yaşı döker oldum. Ben bendekinin sebebini biliyorum. Aralık sendromu. Yeni yıl öncesi duygusallığı. Ve evet bu ara köpeğime çok daha fazla sarılıyorum. Tek dost o geliyor bana.
Tabii geçecek inşallah.
Ne dersin! yeni bir sevgi yumağı bulmaya. Luck yerini tatmaz ama tesellisi olur, tabi bu arada gelen de çok şanlı olur.
YanıtlaSilSevgili Asuman'cım, sanırım benimki de kışın verdiği karanlıklar falan. yaz olsun isterim ben hep. sıcaktan şikayet etmem serin bir yer bulunur nasılsa. ama kış gelipte evlere kapanınca, b,de akşam olunca erkenden bir çöker ki yüreğime sanki 10 katlı bina yıkılmış altında kalmışım gibi.
YanıtlaSilahh yaşamın kıyısında, bende isterim aslında ama ne yazık ki çalşıyorum çok zor. lucky bahçede yaşıyordu şimdi onu bahçede bırakamam, evde de olmaz bütün gün . nasip bakalım belki onun yerine bir bebişim olur ;)
YanıtlaSilCanımm bunlar gelip geçici inan bana.kışın da ayrı bir güzelliği var:) inşallah hayırlı haberi duyurursun en kısa zamanda:)
YanıtlaSil