
Adam yaşama sevinci içinde
Masaya anahtarlarını koydu
Bakır kâseye çiçekleri koydu
Sütünü yumurtasını koydu
Pencereden gelen ışığı koydu
Bisiklet sesini çıkrık sesini
Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu
Adam masaya
Aklında olup bitenleri koydu
Ne yapmak istiyordu hayatta
İşte onu koydu
Kimi seviyordu kimi sevmiyordu
Adam masaya onları da koydu
Üç kere üç dokuz ederdi
Adam koydu masaya dokuzu
Pencere yanındaydı gökyüzü yanında
Uzandı masaya sonsuzu koydu
Bir bira içmek istiyordu kaç gündür
Masaya biranın dökülüşünü koydu
Uykusunu koydu uyanıklığını koydu
Tokluğunu açlığını koydu
Masa da masaymış ha
Bana mısın demedi bu kadar yüke
Bir iki sallandı durdu
Adam ha babam koyuyordu.
Edip Cansever
Masalar neler taşır değil mi?
Benim de şu anda yazılarımı yazdığım masamın üstü dolu. Bilgisayarım var, ev telefonumuz, not defterim, mavi ve mor simli yazan tükenmez kalemlerim, intenette bir sitede gördüğüm eteğin ölçüsü için kullanıp masaya bıraktığım mezure, önce takıp sonrada sıkılıp çıkardığım kolyem, parmağıma o anda ağır gelen bir yüzük. Bazen su dolu bir bardak, yenilmek için bekleyen meyve dolu bir tabak, yine internette gördüğüm bir modeli çıkartmak için tığ, yün veya örgü şişi.
Resim : Şeker Ahmet Paşa - (1841-1907) Türk
Resim : Şeker Ahmet Paşa - (1841-1907) Türk
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Dilek ve eleştirileriniz için teşekkür ederim.