6 Nisan 2009 Pazartesi

Salkım söğüt

Akıyordu su
gösterip aynasında söğüt ağaçlarını.
Salkımsöğütler yıkıyordu suda saçlarını!
Yanan yalın kılıçları çarparak söğütlere
koşuyordu kızıl atlılar güneşin battığı yere!
Birden
bire kuş gibi
vurulmuş gibi
kanadından
yaralı bir atlı yuvarlandı atından!
Bağırmadı,
gidenleri geri çağırmadı,
baktı yalnız dolu gözlerle
uzaklaşan atlıların parıldayan nallarına!

Ah ne yazık!
Ne yazık ki ona
dörtnal giden atların köpüklü boynuna bir daha yatmayacak,
beyaz orduların ardında kılıç oynatmayacak!

Nal sesleri sönüyor perde perde,
atlılar kayboluyor güneşin battığı yerde!

Atlılar atlılar kızıl atlılar,
atları rüzgâr kanatlılar!
Atları rüzgâr kanat...
Atları rüzgâr...
Atları...
At...
Nazım Hikmet.

Grup Baran yorumlamıştı bu şiiri Yediveren albümünde.
Akşam vakti nerden geldiyse aklıma bu şiir ve şarkı.
Lisedeyken bu kaseti çekmiştim bir arkadaşımdan.
O zamanlar şimdiki gibi internetten indirmek neyse kasete çekmekte oydu.
Varsa sevdiğiniz şarkılar birbirimizden çekerdik. Teybimiz çift kasetçalarsa nasıl mutlu olurduk. Hemen 60'lık veya 90'lık boş kaset alırdık. 90'lık kaset daha makbuldü. Daha fazla şarkı kayıt edilebilirdi. Ya da dinlemeyi sevmediğimiz bir kaset varsa alt tarafında bulunan boşluğa selobant yapıştırdıkmı kayıt yapılmaya hazırdı. Teybin bir tarafına kayıt yapılacak kaseti koyar, diğer tarafa da boş kaseti yerleştirirdik. Ve aynı anda da düğmeye bastığımızda kayıtta başlardı.
Bir şiirden nerelere geldim yaa.

1 yorum:

  1. Merhaba blogumla ilgili bu güzel yorumunuz için teşekkür ederim.Sevgiyle kalın.

    YanıtlaSil

Dilek ve eleştirileriniz için teşekkür ederim.